en iyi fıkralar

Büyük şirketlerden birinin patronu, bilgisayar sistemleriyle ilgili önemli bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden birinin evine telefon etmesi gerekir. Adamın evine telefon eder ve karşı taraftan fısıldayan bir çocuk sesi:
- "Alo" der.
Bu kadar önemli bir konuyu bir çocukla konuşmak istemeyen patron sorar:
-  "Baban evde mi?"
Çocuk fısıldayarak cevap verir:
- "Evet"
Patron sorar:
- "Onunla konuşabilir miyim?"
Çocuk fısıldayarak cevap verir:
- "Hayır"
Patron şaşırarak:
- "Peki annen evde mi?"
Çocuk fısıldayarak:
- "Evet"
Patron:
- "Peki onunla konuşabilir miyim?"
Çocuk yine fısıldayarak:
- "Hayır"
Patron çocuğun cevapları karşısında şaşırır ve en iyisinin bir büyükle konuşmak olacağını düşünerek sorar:
- "Orada başka kimse var mı?"
Çocuk fısıldayarak:
- "Evet bir polis memuru var"
Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna anlam veremeyen adam sorar:
- "Memur beyle konuşabilir miyim?"
Ufaklık:
- "Hayır şu anda meşgul"
İyice meraklanan patron:
- "Neyle meşgul?"
Çocuk fısıldayarak cevaplar:
- "Annemle, babamla ve itfaiyeci amcalarla konuşuyor"
Meraklanan ve endişelenen patron, telefondan gittikçe artan bir gürültü duyar:
- "Bu ses de ne? diye sorar.
Çocuk hala fısıldayarak:
- "Bir helikopter" der.
Panikleyen patron:
- "Neler oluyor orada" diye sorar.
Çocuk hala fısıldayarak:
- "Arama kurtarma timi geldi"
Patron endişeli ve neler olduğunu bilmemenin kızgınlığı içinde:
- "İyide neyi arıyorlar?"
Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak cevap verir:
- "Beni."
Orta ikideyken, büyüdügü zaman ne olmak ve ne yapmak istedigi konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası. Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftligine sahip olmayı hedefledigini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntısına kadar anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftligin krokisini de çizdi.
Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi. Ertesi gün hocasına sundugu 7 sayfalık ödev, tam anlamıyla kalbinin sesiydi. İki gün sonra ödevini geri aldı. Kagıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "0"ve " dersten sonra beni gör"uyarısı vardı. "Neden "0"aldım?" diye merakla sordu hocasına, çocuk. "Bu senin yaşındaki bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal"
Dedi, hocası. "Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun!Kaynagın yok.
At çiftligi kurmak büyük para ister. Önce araziyi satın alman gerekir.
Bunu başarman imkansız" dedi. " eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsın, notunu yeniden gözden geçiririm!
Dedi. Çocuuk eve döndü ve uzun uzun düşündü. Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir degişiklik yapmadan geri götürdü hocasına. "Siz verdiğiniz notu degiştirmeyin" dedi. "Bende hayallerimi".
O çocuk bugün 200 dönümlük arazisi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdıgı ödev ise şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı. aynı ögretmen geçen yaz 30 ögrencisini bu çiftlige kamp kurmaya getirdi. Ayrılırken eski ögrencisine "Bak" dedi, "Ben senin ögretmeninken, hayal hırsızındım. Ama sen hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın. "
Aşkın havlusu Orta yaşın üstünde bir italyan, genç ve güzel bir hanıma aşık olmuş. Kadın da bu aşka aşkla karşılık vermiş.
Birbirlerini çok sevmişler ve evlenmişler. kocası eşini hep mutlu etmek endişesi taşıyormuş. ancak yatakta mutlu edemediğini görüp karısına problemini açmış. "ne yapalım?papaza soralım. "kaçırını almışlar. olayı papaza açmışlar. papaz derhal bir tavsiyede bulunmuş:
" genç bir kişi sizin üzerinizden bir havlu ile, havluyu sağa sola sallayarak esinti yapsın! " Havluyu sallayacak Gençi bulmuşlar genç adam onlar sevişirken havluyu sallamış, sallamış. ancak sevgililer yine mutlu olİmamışlar.
Tekrar papaza gitmişler:
"Ne yapalım"
Demişler. papaz bir süre düşünmüş kocaya:
"Birde havluyu sen sallaşöyle deneyin" demiş. iki sevgili evlerine dönmüşler ve papazın tavsiyesine uymuşlar, havluyu koca sallamış, kocanın yerine genç adam geçmiş. tabii sonuç müthiş olmuş, yer gök inlemiş ve koca, karısını memnuniyetini ve mutluluğunu girerek, genç adama dönmüş. birazda küçümseyici bir tavırla " gördün mü koçum.
Havlu şöyle sallanır. "
Sağlık Sigortası Orta Yaşlı bir çift, doktora gitmişler; - " doktor sevişirken bizi izlermisiniz?" demişler.
Doktor şaşkın şaşkın bakmış demek bir sorunları var. Tıp adamı olarak yardım etmek zorunda; - "Peki" demiş. çift yatağa uzanmış doktor izlemiş ve teşhisi bildirmiş; - "
"İkiniz'de gayet sağlıklısınız, Sevişmeniz fevkalade merak edecek bir şey yok viziteniz 32 dolar bu'da fataranız".
Ertesi hafta çift yine gelmiş doktora sevişirken bizi izle diye. Gene izlemiş doktor. Gene sorun yok. Gene vizite 32 dolar. Her hafta çiftarandevu alıyor, geliyor, sevişiyor. parayı ödüyor, çıkıp gidiyor.
Bir türlü bir şey bulamayan doktor sonunda dayanamamış; - "Bana biraz yardımcı olun sıkıntınız ne söyleyin?". Adam cevap vermiş; - " Herhangi bir sıkıntımız yok birşey bulmanızı'da istemiyoruz. Bu kadın evli, onun evine gidemiyoruz ben'de evliyim benim eve'de gidemiyoruz. Hilton geceye 178 dolar istiyor. Sheraton 182 dolar. Buraya ise sadece 32 dolar ödüyoruz üstelik sğlık sigortamız bu 32 doların 26 dolarını bize fatura karşılığı geri ödüyor".
Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası. Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntısına kadar anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi.
Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam anlamıyla kalbinin sesiydi. İki gün sonra ödevini geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "0" ve:
- "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı.
Çocuk:
- "Neden "0" aldım?" diye merakla sordu hocasına.
Hocası:
- "Bu senin yaşındaki bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal. Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağın yok.
At çiftliği kurmak büyük para ister. Önce araziyi satın alman gerekir.
Bunu başarman imkansız. Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, notunu yeniden gözden geçiririm" dedi.
Çocuk eve döndü ve uzun uzun düşündü. Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına:
- "Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin. Bende hayallerimi." dedi.
O çocuk, bugün 200 dönümlük arazisi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev ise şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı. Aynı öğretmen, geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi. Ayrılırken eski öğrencisine:
- "Bak. Ben senin öğretmeninken, hayal hırsızındım. Ama sen hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın."
Kadın 27 yaşında. Yüregi, kaç beyaz soguklara terkedilmiş ama inat bu ya hala sımsıcak. Elinde samur fırçası, geçmişi karalayıp bugünü renklendiriyor hiç durmadan. Renkler kıpır kıpır, içindeki çocuk haşarı mı haşarı. Gözleri ise bugulu bakmakta hüzünlere yenik. Hayatı sorgulamaktan çoktan caymış. Arayışları var kendinden bile sakladıgı.
Bela da geliyorum demez ya. İşte şöyle bir anda; ruhu sanal dünyanın kapısından sızıverir içeri sessiz, habersiz. Hani şu chat canavarı var ya bu günlerin belalısı. Orada kendisi gibi şaşkın yüreklerin arasında bulur kendini. Ve. olanlar olur o zaman. Hiç beklenmeyen anda buzdan kayar gibi " HOOOp" Havada bulur duygularını darmadagınık. Sanki başında deli rüzgarlar hiç esmiyormuş, esenlerde yetmiyormuş gibi. Erkegin yaşı 30. Hırslı, kendinden emin. Kendisiyle barışık ve yaşadıgına memnun.
Kahkahası earandan yüreklere taşan, mutlu ve duygu dolu bir bulut adam.
Eşi ve çocugu için yaşamakta olduğunu saklamadan kadını daver eder sanal dünyanın sanal aşk oyununa. Acemidir kadın. Belki genç adam daşöyle.
Oynadıkları oyunun tehlikesinden habersiz bir masalı yaşamaya başlarlar.
Earanın karşısında nefeslerini tutup beklerler sevdalısının gelmesini.
Zamanın koordinatları buluşmadıgında, birbirlerine teget geçtiklerinde hüzün yayılır gecelere. Sabah yeni umutlara gebe başlar. Ve earanda dogarlar her buluşmaya yeniden. Duyguların en fırtınalısına yakalanırlar. Birbirlerini gerçekten merak ederler. Bulut adam kadının açlıgında, üşümesinden bile sorumlu tutar kendini. Kadınsa adamın yorgun hallerine dayanamaz. Elleri dokunmasa da ellerindedir artık. Günler aylar geçer. Hayaller earana sıgmaz olur. Artık görmek isterler birbirlerini. Dokunmak, sarılmak isterler. Hatta çılgınca sevişmek.
Kadın kıaranır onsuzlugun acılarında. Özlem şiddete dönüşür. Acıtır.
Oyun degildir artık bu. AŞK earanda degil hayatın ta içinde yaşamaktır.
Bulut adam sorar durmadan; - N'olacak şimdi. Kadın, adam kadar cevapsız.
"Bilmiyorum" der. "Bilmiyorum"Artık sorgulamalar başlar duyguları. "Bu nedir?. Bunun adı ne?"Yaşananlardır gerçek olan. Hissedilendir. her sevdanın başını bir karabasan bekler ya. Beklemese sevda denen şey olmaz zaten. Artık her şeye gözlerindeki buguların ardından bakmaktadır. Ve earana şunları; buzların arasından aldıgı yüreginin kaleşöyle yazar.
Yüregini buzlara iade etmek üzere. "Beni ignore et. ne olur bunu yap.
"Bulut adam şaşkındır belki ama adı gibi bilir. Dogru olan budur.
Düşünür bir süre. Susar earan. Susar kadının yüregi. Ölüm anıdır bu.
Verilen son nefestir sanki. "Sevdam Hayır dese"
"Sensiz yapamam dese"
Diye bekler nefes almka için. Bulut adam suskunlugunu bozdugu yerde ölecektir kadın. Bunu ikiside bilirler. Bir yazı belirir earanda çaresizce okunan; "Netten çıkıyorum o zaman " Hoşçakal"Mavi üzerine siyah yazılmış sözcükler kararlı ve kesindir. Titreyen ve cansızlaşan parmakları son bir kez tuşları gezinir kadının " Hoşçakal" düşer bulut adamın gülen yüzü earandan. Ve KADIN ÖLÜR.