if (!string.IsNullOrEmpty(Model.PrevPageFullUrl))
{
}
if (!string.IsNullOrEmpty(Model.NextPageFullUrl))
{
}
En İyi Fıkralar - Page 399
Skip to main content
Tipik bir maço adam, çok hoş bir sarışınla evlenir ve nikahın hemen ardından,kurallarını ortaya koyar :
"Eve ne zaman istersem, saat kacta istersem, ki herseyden önce eger istersem, o zaman gelirim ve senden bu konuyla ilgili bir tartışma istemiyorum. Ben başka bir sey söylemedikce, her akşam yemek masasini kusursuz istiyorum. Istediğim zaman eski kız arkadaşlarımla içmeye ve kağıt oynamaya giderim ve bana bu konuda güçlük çıkarma sakın. Bunlar benim kurallarım. Yorumun var mi?"
Kadın:
"Hayır, benim için sakıncasi yok. Yalnız şunu bil ki, burada her gece saat 7 de sеx yapılacak, sen olsan da, olmasan da...
Temel, trafik polisi olarak, bir kasabaya atanmış. Kasabada her gün, gelene geçene sürekli ceza yazıyormuş. Sonunda kasaba halkının canına tak etmiş ve Temel'i şikayet etmişler. Şikayet üzerine Temel, ıssız bir köy yolunda görevlendirilmiş. Fakat bu ıssız yolda ne gelen varmış ne de giden. Temel sıkıntıdan akşamı zor etmiş. Tam görev yerini terk edecekken, bisikleti ile gelmekte olan bir papaz görmüş. Hemen papazı durdurup yanına yaklaşmış ve sormuş:
- "Papaz efendi, bu ıssız yolda tek başınıza gitmekten korkmuyor musunuz?"
Papaz kendinden emin, Temel'e cevap vermiş:
- "Niye korkayım ki memur bey, ben yalnız değilim ki. Sağımda İsa, solumda Meryem Ana var."
Bunun üzerine Temel, hemen ceza makbuzunu çıkarmış ve papaza demiş:
- "Papaz efendi, size üç kişi ile bisiklete binmekten ceza yazıyorum."
Temel, bir gün hastalanmış ve hastaneye gitmiş. Muayene sırası gelince içeri girmiş ve doktora şikayetini söylemiş:
- "Doktor Bey, kalbim çok hızlı atıyor."
Doktor Temel'in kalbini dinledikten sonra demiş:
- "Efendim, sizin kalbiniz çok hızlı atıyor. Atmaması lazım."
Bunun üzerine Temel koşa koşa eczaneye gitmiş ve eczacıya demiş:
- "Sizde at maması var mı?"
Eczacı cevap vermiş:
- "At maması bizde olmaz, karşıdaki veterinere soracaksınız."
Bunun üzerine Temel eczaneden ayrılmış ve veterinere gelmiş. Temel, veterinerden 5 kutu at maması almış ve çıkmış. Temel, bunları bir ay kullanmış. Bir ay sonra, Temel yeniden muayeneye gitmiş. Doktor Temel'in kalbini tekrar dinledikten sonra demiş:
- "Maalesef kalbinizin atışı neredeyse bitecek kadara azalmış. Bitmemesi lazım."
Bunun üzerine Temel, kızgın bir şekilde doktora sitem etmiş:
- "Yahu doktor bey, siz de çok masraflı oluyorsunuz. Hadi At mamasını buldum da, bit memesini nereden bulacağım şimdi?"
Orta yaşın üstünde bir İtalyan, genç ve güzel bir hanıma aşık olmuş. Kadın da bu aşka, aşkla karşılık vermiş. Birbirlerini çok sevmişler ve evlenmişler. Kocası, eşini hep mutlu etmek endişesi taşıyormuş. Ancak, yatakta mutlu edemediğini görüp, karısına problemini açmış:
- "Ne yapalım? Papaza soralım." kararını almışlar. Olayı papaza açmışlar. Papaz derhal bir tavsiyede bulunmuş:
- "Genç bir kişi, sizin üzerinizden bir havlu ile, havluyu sağa sola sallayarak esinti yapsın."
Havluyu sallayacak genci bulmuşlar. Genç adam onlar sevişirken havluyu sallamış, sallamış. Ancak sevgililer yine mutlu olamamışlar. Tekrar papaza gitmişler:
- "Ne yapalım?" demişler. Papaz bir süre düşünmüş kocaya:
- "Bir de havluyu sen salla, öyle deneyin" demiş. İki sevgili evlerine dönmüşler ve papazın tavsiyesine uymuşlar. Havluyu koca sallamış, kocanın yerine genç adam geçmiş. Tabii sonuç müthiş olmuş, yer gök inlemiş. Koca, karısının memnuniyetini ve mutluluğunu görerek, genç adama dönmüş. Birazda küçümseyici bir tavırla:
- "Gördün mü koçum. Havlu böyle sallanır." demiş.
Joe, yatak kariyeri başarılarla dolu bir insandır. Ancak yaşlandıkça bu meziyeti inanılmaz bir baş ağrısı yüzünden durmuştur. Sağlığı ve aşk hayatı çekilmez bir hal aldığında, tıbbı bir yardıma ihtiyacı olduğunu fark eder. Kapı kapı, doktor doktor gezdikten sonra problemini çözebilecek bir uzman hekim bulur kendine:
- "Size bir iyi, bir de kötü bir haberim var." der doktor.
- "Doktor, önce iyi haberi duymak istiyorum."
- "Sizi baş ağrınızdan kurtarabilirim."
- "Peki, kötü haber nedir doktor bey?"
- "Çok nadir görülen bir durumdur. Söylemesi zor ama hadım edilmeniz gerekiyor. Cinsel organınız, omurganızın alt kısmına baskı yapıyor ve bu baskı sizde dayanılmaz bir baş ağrısı yaratıyor. Bu baskıdan kurtulmanın tek yolu erkeklik organınızı almak." Joe, bu haber karşısında şok olur ve morali çok bozulur. Kendi kendine sorar:
- "Ne yapsam acaba. Erkeklik organım alınırsa ben nasıl yaşarım. Kimin için yaşarım. El içine nasıl çıkarım!" Cevap vermek için fazla düşünmez ve başka bir şansı olmadığı için bıçak altına yatmaya karar verir. Hastaneden taburcu olduğunda:
- "Oh be! Dünya varmış. Kurtuldum şu lanet ağrıdan" diye derin bir nefes alır, ancak üstünde önemli bir parçasının eksik olduğunu hisseder. Caddede yürürken farklı bir kişi olduğunu sezinler. Yeni bir başlangıç yapmaya ve yeni bir hayata başlamaya karar verir. Bir erkek giyim mağazasının önünden geçerken vitrinde duran bir takım elbiseye takılır gözleri.
- "İşte tam aradığım takım elbise!" der ve dükkana girer. Tezgahtara:
- "Yeni bir takım elbise istiyorum" der. Tezgahtar Joe"yu söyle tepeden tırnağa bir süzer ve:
- "Bir bakalım. 44 beden!" der. Joe gülerek:
- "Kesinlikle doğru, nereden anladınız?"
- "Bu benim işim." Joe takım elbiseyi dener. Üstüne cuk diye oturur. Joe aynada kendisine hayran hayran bakarken, tezgahtar sorar:
- "Yeni bir gömlek de ister misiniz?" Joe, bir kaç saniye düşündükten sonra:
- "Elbette" der. Tezgahtar Joe'ya şöyle bir bakar:
- "Kol numarası 34 ve 16 numara yarım yaka." Joe şaşırır:
- "Kesinlikle doğru nereden anladınız?"
- "Bu benim işim!" Joe gömleği giydi. Evet, gömlek süper olmuştur. Yakasını aynada düzeltirken tezgahtar sorar:
- "Yeni ayakkabıya ne dersiniz?"
- "Evet lütfen. Bir de ayakkabılarınıza bakayım" Tezgahtar Joe'nun ayaklarına bakarak:
- "Evet. 9-1/2 E." Joe iyiden iyiye afallar:
- "İnanamıyorum, bir bakışta kaç numara ayakkabı giydiğimi nasıl anladınız? Vallahi bravo!" Tezgahtar:
- "Efendim. Bu benim işim." Joe, ayakkabıları da giyer. Gerçekten de ayakkabılar cillop gibi oturur ayaklarına. Şöyle dükkan içerisinde bir tur atarken tezgahtar sorar:
- "Beyefendi vallahi jilet gibi oldunuz! Size bir tane de şapka veriyim ben!" Joe aynaya bakarak:
- "Heyt ulan be façayı o biçim düzdüm." diye içinden geçirir ve:
- "Evet bir de şapka bakayım kendime!" der tezgahtara. Tezgahtar Joe'nun kafasına bakarak:
- "Eveeeeet. 7-5/8." Joe dumur üstüne dumur yaşamış bir şekilde tezgahtara:
- "Evet doğru, nereden bildiniz?" diye sorar. Tezgahtar iyiden iyiye havaya girmiş bir şekilde:
- "Bu benim işim efendim" der. Şapka da süper oturmuştur kafasına.
- "Vayyy beee, ulan ben neymişim beee. Ulan ben var ya ben..." diye düşünürken tezgahtar yine sorar:
- "Size bir tane de don verelim efendim." Joe bir kaç saniye düşünür ve:
- "Tamam! Hemen bana en fiyakalı donlarınızdan getirin!" der. Tezgahtar geri adım atarak:
- "Eveeeeet. 36 beden!" der. Joe gülerek:
- "İlk defa yanıldınız. Ben 18 yaşımdan beri 34 beden giyiyorum!" der. Tezgahtar kafasını sallayarak:
- "Hayır size 34 olmaz. Erkeklik organınızı sıkıştırır ve omurganıza basınç yapar, bu da dayanılması güç bir baş ağrısı çekmenize sebep olur!"