en iyi fıkralar

- Uyuyor musun?
- Yoo.. uyumuyorum, amuda kalkıyorum.
- Uyuyor musun?
- Yoo .. oturuyorum.
- Uyuyor musun?
- Cevabını bildiğin soruları neden sorarsın anlamam ki?
- Uyuyor musun?
- Sence?
- Uyuyor musun?
- Hatta horluyorum.
- Uyuyor musun?
- Yok gözlerimi dinlendiriyorum. (klasik cevap) - Uyuyor musun?
- Hayır çalışıyorum - Canım oğlum ders mi çalışıyorsun?
- Yok yaa uyumaya çalışıyorum.
- Uyuyor musun?
- Bi rahat bırakırsan uyuyacam inşAllah.
- Uyuyor musun?
- Asıl sen uyuyosun kocan seni aldatıyo (oh be artık gider).
- Uyuyormusun?
- ....
- Uyuyor musun ismail?
- ....
- Ya ismail uyuyor musun? ses ver.
- ....
- İsmail sen beni artık sevmiyorsun.
- Uyuyor musun?
- Evet.
- Nasıl konuşuyosun o zaman?
- Uyur konuşurum ben.
- Oha.
- Uyuyor musun?
- Uyumak ya da uyutmamak işte bütün mesele bu.
- Ha !
- Giт başımdan başlatma belana.
- Uyuyor musun?
- Hayır, sen?
- Uyuyor musun?
- Hemen hemen her gün.
- Uyuyor musun?
- Dum, buyur?
- Uyuyor musun?
- Yok çay demliyom sende istermisin?
- Uyuyor musun?
- Hayır bulaşıkları yıkıyorum.
- Uyuyor musun?
- Sen uyandırmadan önce evetti ama artık uyumuyorum.
- Uyuyor musun?
- Hayır yeni bir seneryo geldi ona çalışıyorum.
- Aa ne güzel konusu ne?
- Uyurgezer bir canlının anıları.
- Hadi ya ilginç e sen uyuyarak nasıl çalışıyorsun?
- Uyumuyorum dedim ya.
- He tamam role çalışıyon ee sen hep uyucan mı böle?
- Hayır birazdan kalkıp kesip biçmeye başlıcam.
- Nasıl yani?
- Dur bi bekle göstercem.
- Nere gidiyon?
- Mutfağa.
- Niye?
- Bıçaklar orda da.
Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Feyzullah Arslan "Polisin Hatıra Defterinden" kitabından.
Heyecanlı bir ses:
"Merkez tarandık".
Merkez:
"Hayır efendim aranmadınız."
4512:
"Merkez! Alet kontrol"
Merkez:
"Elinizdeki alet değil, cihaz".
4512:
"Aletin cihaz olduğu anlaşıldı merkez"
Şöför:
"Müdürüm, araç intikal etsin mi?"
Müdür:
"Etsin, ama içinde şöförüde olsun".
Merkez:
"Camide son durum nedir?"
5436:
"Cenazeler mezarlığa seyir halindeler"
4536:
"Merkez, orta kilolu, kara renkli, boynuzlu bir tosun kaybolmuş".
Merkez:
"Anlaşıldı. Istasyonlar not alın. Kaybolan tosun eşkali veriyorum."
3370:
"Bir minibüs at arabasına çarpmış, at vefat etmiş".
Merkez:
"Başın sağ olsun evladım."
Merkez:
"*****n Yeri'nde "lokanta kavga ihbarı var. Ekip intikal etsin".
7443:
"Anlaşıldı Merkez"
"*****n Yeri'ne ekibimle seyir halindeyiz".
5690:
"Burada çekilmesi gereken bir araç var".
5491:
"Efendim, ben sahilden intikal ediyorum".
Merkez:
"91, sen bulunduğun yerde kal, 31 çeksin"
7553:
"Kaçan aracı takip halindeyiz".
Merkez:
"Anlaşıldı. Mevkiiniz?"
7553:
"Kaybolduk Merkez"
Merkez:
"Mevkiiniz?"
4566:
"Cumhuriyet caddesi".
Merkez:
"Tam mevkiiniz?"
4566:
"Arabadayız Merkez"
5452:
"Bahse konu aracı aldık, inceliyoruz, tamam"
Merkez:
"Araç alkollü mü?"
5452:
"Olumsuz efendim, araç dizelmiş"
4512:
"Merkez, hırsız kaçıyor!"
Merkez:
"Anlaşıldı, nereden nereye kaçıyor?"
4512:
"Şuraya doğru kaçıyor".
Merkez:
"Biri 4512'den telsizi alsın, adam gibi tarif etsin."
3345:
"Yonca Evcimik konserindeki son durum nedir?"
6220:
"Henüz Abone'yi söylemedi amirim"
5433:
"Caddede şüpheli bir paket var."
Merkez:
"Anlaşıldı, çevre güvenliğini alın, pakete dokunmayın. Uzman ekip seyir halinde"
5433:
3 dakika sonra:
"Uzman ekibe gerek yok. Paket boş".
Merkez:
"Nereden anladınız, 'Çevre güvenliğini alın' demiştik".
5433:
"Üzerinden kamyon geçti efendim"
Merkez:
"İskeledeki aracın belgelerini alın".
5426:
"Araç feribota binmekte..."
Merkez:
"Belgeleri muhakkak alın".
5426:
"Doğrudur Merkez, ben de feribota biniyorum".
5426:
5 dakika sonra:
"Aracın belgelerini aldım".
Merkez:
"Derhal merkez karakoluna intikal edin".
5426:
"Olumsuz Merkez. Feribot hareket etti. Ben karşıya geçiyorum. 17.00 feribotu ile dönerim."
- Aç lan duvarı dışardan örmüşüz. Biz nasıl gircez lan içeri.
- Abi biz bu seddi yaptık ama Türkler göç etmiş be abi..
- Hasssssss...
- Korktuğumuz çok belli oluyor mudur acaba?
- Oluyor canım, uzaydan görünüyor.
- İmparatorum bu seddi yapacağımıza barış yapsaydık daha kolay olmaz mıydı?
- Gel bakayım sen şöyle!
- Çin seddini yapanlardan birinin annesi:
- Oğlum bak sen gerizekalı değilsin demek ki çalışınca oluyomuş.
- İmparatorum emriniz Üzerine Çin seddini bitirdik efendim.
- Ulan manyak mısınız. Ben sizinle dalga geçmiştim o kadar duvar örülür mü hiç denyolar.
- Güzel oldu ama şimdi ilerde birileri çıkıp bunu uzaylılar yaptı derler.
- Ben sana set yapamazsın demedim , duvarcı ustası olamazsın dedim.
- Oh hele şükür bitti Çing.
- Ne bitti Çang?
- Çin seddi mi Çang!
- Sana kim yap dedi ki Çang?
- .......
- Oha felan oldum abi ya.
- Anaaa dalmışız örmeye kaç metre olmuş bu be?
- Yanlış olmuş yıkın!
- Ne ne neeyyy?
- Ehuhehe şaka lan şaka.
- Ulan imparator diye başımıza getirdiğimiz adama bak. ne pis bi insanmış bu ya.
- Fazla mı? gaza geldik lan, uzun oldu sanki..?!?
- Ustabaşı : Yüce imparatorum dünyanın en uzun duvarının yapımını tamamladık.
- İmparator : Aslında işlevi önemli.
- Abi o kadar yaptık acaba uzaydan görünür mü?
- O ne ki?
- Bilmem içimden geldi öyle.
- Keşke daha derli toplu bir şey yapsaydık. Fotoğraf makinesine sığmaz bu.
- Oğlum ilerde taklit etmesinler bunu?
- Oha, yok daha neler?
- Berlin'e de duvar falan yaparlarsa ya?
- Berlin neresi be?
- Ne bilim budha söğletti heralde...
Öğretmen, öğrencilerinden Hasan'ın her gün derse gelirken bir yerlerinin kanadığını, kızardığını fark eder. Öğrencinin yaramaz olduğunu düşünerek üzerinde durmaz. Fakat biraz daha yakından tanıyınca, Hasan'ın hiç de yaramaz biri olmadığını fark eder. Yaralarının sebebini sorunca Hasan şöyle anlatır:
- "Hocam, bizim evimiz tek odalı. Bu yüzden annem, babam ve kardeşlerimle aynı odada yatmak zorundayız. Gece geç vakitlerde babam uyanıyor:
- "Hasan uyudun mu?" diye soruyor. Ben de:
- "Uyumadım baba deyince, kalkıp beni bir güzel dövüyor. Bu yüzden her tarafım yara bere içinde."
Bunu duyan öğretmen işin özünü anlar. Çocuğa öğüt vermeye başlar:
- "Bak oğlum, gece yatınca baban "Uyudun mu?" diye sorunca, uyumamış olsan bile hiç ses çıkarma. O zaman seni dövmezler." Hasan:
- "Tamam, öyle yapacağım" der ve evine gider. Ertesi gün olunca okula gelmez, iki gün sonra alçılı koluyla sınıfa gelir. Öğretmen bunu görünce çok şaşırır. Hasan'a ne olup bittiğini sorar. Hasan anlatır:
- "Hocam, sizin dediğiniz gibi gece yattık. Zaman geçmişti ki babam "Hasan uyudun mu?" diye sordu. Ben hiç ses çıkartmadım. Bir daha sordu, yine ses çıkartmadım. Anama bir şeyler söyledikten sonra garip garip sesler çıkarmaya başladılar. Biraz sonra annem "Ben geliyorum" dedi. Ardından babam  "ben de geliyorum" dedi. Bunu duyunca ben kafamı kaldırdım ve "nereye gidiyorsanız, ben de geliyorum" dedim. Bunu der demez, ikisi bir oldu benim üzerime çullandılar ve beni bir güzel dövdüler. Kolum kırıldı, kafama da iki dikiş atıldı. Bu yüzden okula gelemedim" der.