if (!string.IsNullOrEmpty(Model.PrevPageFullUrl))
{
}
if (!string.IsNullOrEmpty(Model.NextPageFullUrl))
{
}
En İyi Fıkralar - Page 424
Skip to main content
Hoca'nın gölge kadılığı yaptığı sıralarda karşısına birbirinden şikayetçi iki adam çıkagelir. Davacı olan adam, Nasrettin Hoca'ya dert yanmaya başlar. -Hocam, bu adam beş ton odun kırdı. O her baltayı vurduğunda, ben de "hınk" diyerek ona destek verdim. Kendisi paraları aldı ama bana hakkımı vermedi. Hoca davayı dinledikten sonra, davacıya dönerek:
- Evet haklısın. Sen karşısında dur, ona o kadar destek ol, bütün parayı odunu kıran alsın, olmaz öyle şey, der. Odunu kıran davalı karşı çıkar:
- Ama Hocam, bütün odunu ben kırdım, karşımda seyretmekle nasıl benim kazancıma ortak olurı Nasreddin Hoca:
- Sen karışma orasına, sana verilen para kesesini getir pakalım. Tüm odunu kıran davalı adam, istemeyerek de olsa para kesesini getirir ve Hoca'ye uzatır. Hoca para kesesini eline alıp sallar. Şıngır mıngır para sesi duyulur. Bunun üzerine Hoca davacıya döner ve:
- Haydi şimdi paraların sesini al giт; hınk deyiçinin ücreti ancak bu kadar olur...
Hoca'nın çok sevdiği hanımı vefat eder. Bu durum Hoca'da büyük üzüntü meydana getirir. Herkes bu üzüntülü durumun uzun süre devam edeceğini zanneder eme hiç de öyle olmaz. Hoca bir hafta sonra eski haline döner. Eskisi gibi neşeli görünmeye başlar. Bir müddet sonra, Hoca'nın eşeği ölür. Bu sefer dünya Hoca'ya zindan olur. Yemeden içmeden kesilir. Bunu görenler, Hoca'nın hanımına vefasızlık ettiğini düşünür ve toplanıp Hoca'yı ziyaret ederler. -Hocam, hanımın vefat etteğinde bu kadar üzülmemiştin, oysa ki eşeğin öldüğünde yemeden içmeden kesildin, hala kendine gelemedin, nedir bunun sebebi, diye sorarlar. Hoca kaşlarını çatar ve ciddi bir tavırla:
- Hanım vefat etteğinde, daha cenazeden dönerken eş dost,"Üzülme Hoca, biz sana daha iyisini buluruz, seni evlendiririz" dediler. Halbuki eşeğim öleli bir hafta oluyor, kimse çıkıp ta "Hocam sana daha iyi bir eşek alırız" demediği gibi daha önce verdikleri sözü de tutmadılar. Böyle sahte dostluklar, yalancı teselliler karşısında ben üzülmeyim de kimler üzülsünı
Temel'le Dursun yolda karşılaşmışlar. Temel'in yüzü asık ve morali de çok bozukmuş.
Dursun sormuş:
- "Hayırdır Temel ne oldu?"
Temel cevap vermiş:
- "Ula uşağım, babam öldü, acımız büyüktür."
- "Yapma ya, pederin genç idi, çok üzüldüm, nasıl öldü?"
- "Apartmanın sekizinci katının balkonundan düştü."
- "Yapma ya demek yere düştü öldü?"
- "Yok, girişteki bakkalın tentesine düşünce, oradan havalanıp karşı apartmana yöneldi."
- "Apartmana mı çarptı, nasıl öldü?"
- "Yok, karşı apartmanın balkonunda çamaşırlar asılı idi. Çamaşır ipine vurup havalandı, yay fabrikasının bahçesine düştü."
- "Vah yazık, bahçede mi öldü?"
- "Yok, bahçedeki yayların üzerine düşüp yeniden havalandı. Yukarıdaki elektrik tellerine düştü."
- "Amanın elektriğe mi çarpıldı da öldü?"
- "Yok, oradan da zıpladı."
- "Eee, nasıl öldü o zaman?"
- "Baktık, babamın yere ineceği yok, biz de tüfekle vurduk onu."
Çok zengin bir adam, evindeki havuzun kenarında verdiği meşhur sosyete partilerinden birinde, partiye heyecan katmak için, bir yarışma düzenlemeye karar vermiş. Bunun için akvaryumundaki pirana balıklarını havuza atmış ve mikrofonu eline alıp:
- "Kim içinde pirana balıklarının bulunduğu bu havuza atlayıp, karşıdan karşıya yüzerek geçerse, sarışın bir bayanla sabaha kadar eğlenecek." demiş. Kalabalıktan ses seda çıkmamış.
Bunun üzerine zengin adam ödülü artırmaya karar vermiş ve:
- "Kim havuzu yüzerek karşıdan karşıya geçerse, bir sarışın ve bir de esmer kadınla beraber eğlenecek." demiş. Yine kimseden ses çıkmamış.
Bunun üzerine zengin adam:
- "Ödül, bir sarışın kadın, bir esmer kadın ve yanında da bir tane ibne." deyince "şlaaps" diye bir ses duyulmuş. Bir de bakmışlar ki bizim Temel, havuzda çırpına çırpına yüzerek, karşı taraftan çıkmış. Temel havuzdan çıkar çıkmaz hemen koşarak, tekrar havuzun öbür kenarına gelmiş ve:
- "Nerede o ibne?" diye bağırmış.
Bunun üzerine ev sahibi:
- "Beyefendi ne kadar sabırsızsınız, sarışın ve esmer kadınlar varken, ibneyi ne yapacaksınız?" diye sormuş:
Bunun üzerine Temel cevabı yapıştırmış:
- "Sizin vereceğiniz İbne değil, beni havuza iten ibne nerede?"
Temel, şehirler arası seyahatinde treni tercih etmiş ve yataklı olan kompartımana yerleşmiş. Az sonra kompartımana çok güzel bir kadın gelmiş ve tanışmışlar. Kadın İş Bankasında çalışıyormuş.
Uzun bir sohbetten sonra gece olmuş ve yatmak üzere kompartımandaki ranzayı açmışlar. Kadın üst kata, Temel de alt kata yerleşmiş.
Yatmalarından 10 dakika sonra, kadın pijamasının üstünü çıkartıp yere atmış. Temel bunu görünce, kadının kendisinden bir şeyler beklediğini düşünerek kadının yatağına alttan hafifçe vurmuş:
- "Handan Hanım."
- "Buyrun Temel Bey."
- "İş Bankasının kapıları açıldı mı acaba?"
- "Ne münasebet Temel Bey. Teessüf ederim, bu davranışınız çok çirkin."
- "Özür dilerim Handan Hanım. Ben sanmıştım ki !!!"
Yaklaşık on dakika sonra, kadın pijamasının altını çıkarmış ve yere atmış. Temel bunu görünce çıldıracak gibi olmuş ve kendini tutamayarak yeniden kadının yatağına hafifçe vurmuş:
- "Handan Hanım."
- "Buyrun Temel Bey."
- "İş Bankasının kapıları açıldı mı acaba?"
- "Temel Bey, lütfen kendinize gelin, çok ayıp."
Temel, olanlar karşısında çok zor durumdaymış ama dayanacak durumda da değilmiş. Yine de sabretmiş. Ancak 5 dakika sonra kadın bu defa çamaşırının üstünü çıkarmış ve atmış. Sabredemeyecek durumda olan Temel yeniden ranzaya vurmuş:
- "Handan Hanım."
- "Buyrun Temel Bey."
- "İş Bankasının kapıları açıldı mı acaba?"
- "Temel Bey, bu son olsun lütfen, bir daha aynı şey olursa güvenliği çağıracağım."
Temel büyük bir hayal kırıklığı ile yeniden yatmış. 5 dakika sonra kadın çamaşırının altını çıkartıp yere atmış. Bu defa kadın da istekliymiş. Aradan 10 dakika geçmesine rağmen Temelden ses gelmeyince kadın Temel'in uyuduğunu sanarak endişelenmiş ve dayanamayarak seslenmiş:
- "Temel Bey."
- "Buyrun Handan Hanım."
- "Temel Bey, İş Bankasının kapıları açıldı da !!"
- "Gerek kalmadı Handan Hanım, biz çeki elden bozdurduk !!"
Temel, İstanbul'daki arkadaşı Dursun'un yanına gider.
Yerler içerler vakit iyice geç olunca Dursun, Temel'e;
- "Ula Temel bilirsin helanın yolu bizim yatak odasından geçiyor, eğer bir ihtiyacın varsa şimdiden hallet." der.
Temel de kendinden emin:
- "Hayır yok." der.
Lakin gece yatınca, Temel çok sıkışır, bir saksının içindeki çiçeği çıkartıp işini görür.
Ertesi gün Temel, Dursun'la vedalaşıp memleketine gider.
Aradan üç beş ay geçer ve Temel, Dursun'a telefon açar.
Telefondaki sesin Temel'e ait olduğunu duyan Dursun, kızgın bir şekilde sorar:
- "Ula Temel, nereye sıçtıysan öyle, 3 aydır 4 ev değiştirdim, hala koku gitmedi."