Bir bankanın zirai krediler bölümünde çalışan bir ziraat mühendisi, zirai kredi başvurularını yerinde incelemek için bir köye iş ziyaretinde bulunur. Akşam hava kararmak üzereyken köyden ayrılır. Yarı yolda arabası arızalanır ve inip baktığında tamirinin mümkün olmadığını görür. Bu gece burada bir başıma ne yapacağım diye kaygılanırken ileride bir ev olduğunu ve ışığının yandığını görür. Eve giderek kapıyı çalar. Kapıyı genç ve oldukça güzel bir bayan açar. Ve bayan şöyle der: – Buyrun beyefendi. Ben kocası askerde olan ve burada yanlız yaşayan bir bayanım. Size nasıl yardımcı olabilirim? Adam da: – Ben bir bankanın zirai krediler bölümünde çalışan bir Ziraat Mühendisiyim. Arabam bozuldu ve yolda kaldım. Geceyi burada geçirmem mümkün mü acaba? -Tabiki der kadın ve birlikte içeri girerler. Kadın adamın yanına gelerek:
- Bakın beyefendi ben kocası askerde olan ve bu evde tek başına yaşayan bir bayanım. Her hangi bir arzunuz var mı? diye sorar. Adam da acıkmış olduğunu ve mümkünse kadından yiyecek birşeyler hazırlamasını ister. Kadın adamın isteğini yerine getirir ve çok güzel bir sofra hazırlar. Yemekten sonra kadın adamın karşısına geçerek: – Beyefendi, ben kocası askerde olan ve bu evde tek başına yaşayan bir bayanım. Başka bir arzunuz var mıydı acaba? diye sorar. Adam yemek için teşekkür eder ve eğer mümkünse yemeğin üzerine çay içmek istediğini söyler. Kadın çayı demler ve birlikte çaylarını içerler. Çay faslından sonra kadın yatak odasına gidip en şuh ve seksi geceliğini giyerek adamın karşısına çıkar ve – Beyefendi, ben kocası askerde olan ve bu evde tek başına yaşayan bir bayanım. Başka bir arzunuz varsa çekinmeden söyleyin onu da yerine getireyim. der. Adam da artık uyku saatinin geldiğini ve kadının ona bir yatak hazırlaması halinde uyumak istediğini söyler. Kadın yatağı hazırlar ve Ziraat Mühendisi uyur. Sabah olup uyandığında adam kadını evin içinde göremez ve evin bahçesine çıkar. Kadın orada hayvanlara yem vermektedir. Fakat bir olay adamın tuhafına gider. Çünkü bahçede bir tavuk ve 5 horoz vardır. Adam kadına sorar:
- Hanımefendi,1 tavuğa 5 horoz fazla değil mi? Ben bu durumdan bir şey anlayamadım da…
Kadın bu soruya cevap verir:
- Anlamayacak birşey yok beyefendi. O horozlarin 4 tanesi ziraat mühendisi…
Usa ordusu afrikanın balta girmemiş ormanlarına gider.
Fıkra bu ya amaç hiçbir yerde bulunmayan bir maymun türünü silah zoruyla yakalamaktır.
Cia, fbi, sas komandoları, sniperlar dahil hiçbir kuvvet maymunları yakalayamaz.
Yapacak tek bir şey kalmıştır. usta avcı karadenizli temelden yardım istemek.
Hemen trabzona fax çekilir.
Durumun ehemmiyetini kavrayan temel, dededen kalma tek kırmayı ve uyuz köpeği kaptığı gibi ilk uçakla afrikanın yolunu tutar.
Tanklar uçaklar toplar askerler hepsi tek sıra halinde önlerinde komutanları efsane avcı temeli beklerler.
Temel ormana girer maymunlara bakar. komutanlar merak içerisinde bizim bunca teknoloji ile bir türlü yakalayamadığımız
Maymunları bu nasıl yakalayacak hem de bir uyuz it ve bir tek kırma tüfek ile diye düşünüp dururlar.
Temel ağacı sallar. maymun dalda, köpek aşağıda bekliyor. ağacı bir sallar maymun düşmez. bir daha sallar
Maymun düşer gibi olur. bir kez daha sallar maymun yere düşer. sotede bekleyen uyuz it hemen maymunun dübüre yanaşır.
Tak tak tak tak . maymun bayılır. askerler hemen hayvanı çuvala koyarlar.
Ileride bir ağaç daha. hemen temel ağaca yaklaşır. ağacı sallar maymun düşmez tekrar sallar düşmez. yine sallar maymun yere
Düşer. uyuz it hemen tak tak tak tak tak. işini bitirir. maymun bayılır. anında çuvala.
Komutanlar şaşkın gözlerle izlerler. herif tek kurşun bile harcamadan maymunları topluyor.
Bir ağaca daha yaklaşır. temel ağacı sallar maymun düşmez tekrar sallar yine düşmez . bir daha bir daha bir daha. yok maymun düşmüyor.
Komutana yaklaşır. efendim şu tüfeği bide şu kurşunu alın. ben ağaca çıkacağım. maymunu düşürmeye çalışacağım. eğer
Maymun düşerse sorun yok. ama olur da ben düşersem gözünüzü bile kırpmadan köpeği vurun.
Dünyanın bir yerinde bir lejyoner kampında 15 tane asker ve bu askerlerin basinda yerli bir komutan vardir. Bu 15 tane askerlerden 14 tanesi her hafta sonu kerhaneye giderler ama nedense; o bir asker gitmezmis.
Bir hafta boyle; iki hafta boyle sonunda bu durumu anlayan komutan o gitmeyen askere sorar. Oglum bak ne guzel arkadaslarin her hafta sonu kerhaneye gidiyorlar peki sen niye gitmiyorsun diye sorar.
Asker : komitanim ben boyle seyleri sevmem,hoslanmam falan der.
Komutan : Eger oglum bak paran falan yoksa ben vereyim dedikten sonra cebinden para cikarir ve askere hadi sende giт bakayim der ve asker yola koyulur.
Aradan yarim saat falan gectikten sonra karsisina 18-20 yaslarinda bomba gibi bir kiz cikar ve onu ayarlayip si.. R ve tekrar yola koyulur derken yine yarim saat sonra karsisina 40-45 yaslarinda bir kadin
Cikar ve onuda ne yapar yapar si.. R ve tam asker geri donerken bu sefer 85-90 yaslarindabir kadin cikar ve onuda si.. R.
Neyseki sonunda asker сок yorulur ve herkesten once geri doner ve dogru komutanin yanina gider ve verdigi parayi iade eder. Komutan sorar…
- Ne oldu oglum gitmedinmi?
Asker : Gittim.
Komutan : Eeee gittiysen bu para ne?
Asker : Komutanim ben o isi belese yaptim der.
Komutan : Nasil yaptin oglum birde bana anlatta bende yapayim der
Ve asker baslar basindan gecenleri anlatmaya iste giderken 18-20 yasinda kiz denk geldi onu yaptim, 40-45 yaslarinda bir kadin geldi
Onu da yaptim, en son 85-90 yaslarinda kadin geldi onu da yaptim der ve bizim komutan baslar soyunmaya…
Asker : Komutan ne yapiyprsunuz ayip degilmi?
Komutan : Baslatma lan ayipindan kizimi si.. Kmissin,karimi si.. Kmissin, anami si.. Kmissin gel birde beni s.. K der.
Askerlik anıları V. 2011 * Sabah 07:30 da kalktım ( bu askerlik işi hiç güzel değil sabahın bu saatinde kalkılır mı) babam geceden tembihlemişti traş ol diye (baktım sakallar tam kirli sakal kıvamında dokunmadım) Annemi askere gidişimi görmek ister diye uyandırayım dedim hıı tamam oğlum güle güle kapıyı çekersin dedi gözlerim doldu
Evden çıktım arabaya binecektim ki Apartman görevlisi Hikmet efendi ile karşılaştım sabah sabah hayırdır dedi Askere gidiyorum dedim Gözleri doldu, benim oğlumda Hakkari ‘de, 6 ayı kaldı, nereye düştün dedi Aksaray ‘a gidiyorum dedim Allah´a emanet ol dedi gözleri doldu, biran sarılmak istedim ama sonra vazgeçtim otoparktan çıkarken arabanın arkasından su döküyordu herhalde çamur kalmış tamponda, sağ olasın Hikmet efendi
Sabah trafiğinde askerlik şubesine gitmek epey zamanımı aldı yolda çok sıkıldım, bu saatte uyanık arkadaşım olmadığı için telefonla da konuşamadım her giden söylüyordu telefon yasak diye demek böyle oluyormuş.
Askerlik şubesine geldim kapıda elinde silah tutan askere müracaatı nereye yapacağımı sordum, cevap vermedi yanında ondan daha büyük olan üniformalı bir abi vardı bu sefer ona sordum, gel bakalım böyle dedi, sert birine denk geldim herhalde üzerimi aradılar sonra eliyle bir yeri gösterdi benim gibi 3-5 kişi bekliyordu arkalarına takıldım. Aradan 25-30 dakika geçti hala bekliyordum demek askerlikte zaman hiç geçmiyormuş önümdekilerle konuşayım dedim tam önümde hafifi uzun saçlı eleman gazeteciymiş ülke sorunlarından bahsetmeye başladı çok vatansever birine benziyor, bu kadar ilgili olduğuna göre tamam dedim ÇOK memnun oldum tanıştığıma telefonlarımızı verdik birbirimize, askerden sonrada görüşelim istedim nede olsa askerde en yakın arkadaşımdı sıra ilerlemeye başlamıştı, tam bana geliyordu ki iri yapı sert görünümlü biri bunlar ne yapıyor burada diye çıkıştı müracaatı bekliyorlar komutanım cevabı geldi bankodaki askerden burada gürültü yapmasınlar çıksınlar dışarıda beklesinler diye çıkıştı işte dedim komutan bize taktı ah ah sivilde karşıma çıkarsın elbet ben bunun intikamını almaz mıyım diye içimden söylendim
Saat 12ye geliyordu evraklarımı verdiler banka dekontunu getirmemi istediler binadan dışarıya çıktım yemek saatiymiş orada duran askerlere midpoint var mı diye sordum, acıkmıştım yine cevap vermediler, bu üst devreler yeni askerleri çok eziyorlar
Her neyse açlığa biraz daha dayanabilirdim zaten havada serindi bir an önce banka işini halletmeliydim şafak sıkıştırmaya başlamıştı bankada sıra beklerken, sevgilimi aradım onu çok özlediğimden buradaki zorlu koşullardan bahsettim esneyerek sonra konuşalım dedi, beni unutmaya mı başlamıştı ne yine gözlerim doldu, ağlamamak için başımı yukarılara çeviriyordum ki buyurun işlem nedir diye veznedar sordu Hesabımdan vatan borcu ödeyeceğim dedim işlemi yaptı, dekontu verdi vatan sağ olsun dedim, cevap vermedi
Tekrar şubeye gittim artık ayaklarıma kara sular inmişti, 5 saattir askerliğin kralını yapıyordum oradan oraya koştur, aç kaldım zaten bir de hava soğuk bankodaki askere dekontu verdim 5 dakika bekle teskereni vereceğiz dedi şafak 5 dedim gülerek, o gülmedi komutanın odasına çağırdı beni komutan al bakalım teskeren dedi yarım ağızla vatan size minnettar diye söylendi yine gözlerim doldu, vatan sağ olsun diyecektim ki, çıkabilirsin dedi
Bankonun önünden yavaş yavaş dışarı doğru yürümeye başladım artık zaman geçmiyordu, avludan geçip kapıdan dışarı çıkarken son bir kez dönüp arkama baktım ne anılarım vardı bu koca nizamiyede artık hür generaldim koşa koşa evime gitmek istiyordum arabama atladım ki telefonum çaldı, benim kanka derse gelip gelmeyeceğimi soruyordu nasıl unutmuştum bunu üniversitemin 8. Senesindeydim dersler bitmek bilmiyordu her ne kadar zorlu bir askerlikten yeni çıkmış olsam da hayata devam etmeliydim direksiyonu Yeditepe ye doğru kırdım ve hayatın zorlu basamaklarını tırmanmak için kaldığım yerden devam etmeye yola koyuldum..