Bir gün adamin biri telekiz ile besyüz dolara anlasir. ve geceyi beraber geçirirler. ancak sabah olup sira parayi ödemeye gelince, adam cebinde yeteri kadar para olmadigini anlar. telekiza parasi olmadigini, isyerine vardiktan sonra parayi zarfla gönderecegini söyler. kiz da kabul eder.
Adam zarfin üzerine daire kirasi yazacagini söyler. adam isyerine vardiktan sonra parayi hazirlarken aslinda gecenin o kadar da iyi geçmedigini, bekledigi kadar da eglenmedigini düsünür. ve kadina besyüz dolar yerine ikiyüzelli dolar göndermeye karar verir. zarfin üzerine daire kirasi oldugunu belirttikten sonra içine de söyle bir not ilistirir.
- ‘Hanimefendi size besyüz yerine ikiyüzelli dolar yolluyorum. çünkü ben; dairenizin daha önce hiç kullanilmamis oldugunu düsünmüstüm ve dairenizin daha küçük oldugunu saniyordum… ayrica dairenizin isitma sistemini de hiç begenmedim. daha sicak olmasini bekliyordum’ ve zarfi kurye ile yollar.
Kadin zarfi açtiginda paranin eksik oldugunu ve yanina bir not ilistirilmis oldugunu görür. notu okudugunda hemen cevap olarak sunu yazar;
- ‘Beyefendi böylesi güzel bir dairenin daha önce kullanilmamis olabilecegini nasil düsünürsünüz. aslinda daire hiç de büyük degil. sizin, dairenin içini dolduracak kadar esyaniz olmadigi için size büyük gözükmüs olabilir. ayrica isitma sistemi de iyidir ancak siz ateslemeyi beceremediyseniz ben ne yapabilirim.
Not: zaten siz uyurken daire depozitosu olan 1000 dolari cebinizden ödünç almistim. kira tam ödenmediginde depozito ev sahibinde kalir.
Iyi günler’ *
Kadının biri kocasını devamlı aldatıyormuş.
Evde sevgilisiyle yatakta oynaşırken, aniden evin giriş kapısının Açıldığını duymuş, panik içinde erken dönen kocasının içeri girdiğini ve Yatak odasına doğru adımlarının yaklaştığını duymuş…
- Allah’ım ne olur beni kurtar! yatağımdaki sevgilimi yoket, sonra Dile benden ne dilersen, yapacağım… …… …… Bir ömür gibi gelen bir aradan sonra, allah’ın sesi duyulmuş:
- Ey günahkar evladım, bu arzunu gerçekleştirirsem karşılığı çok ağır Olur. -sevgilini şu an yatağından yok edersem, tam üç yıl sonra öleceksin Demiş!
Kadın düşünmüş, kocam beni yakalarsa nasıl olsa üç dakikalık ömrüm Var, üç yılda kim ölür-kim kalır, kabul ediyorum demiş.
…der demez, kadının kocası odaya girmeden sevgilisi yokolmuş, kadın Paçayı kurtarmış!
…… …… Aradan üç yıla yakın zaman geçmiş, kocası günün birinde sürpriz Yapmış! -karıcığım demiş, bak sana muhteşem lüks bir gemide tur bileti Aldım. gemide sadece kadınlar olacak, bildiğim kadarıyla tüm kadın Arkadaşların tura katılacak, bol bol eğlenir hoşça zaman geçirirsiniz.
Kadının gemiye bindiği gün, allah’ın sevgilisini yokettiğinin tam Üçüncü yılına rast gelmiş.
Gemi açık denize iyice açıldığında korkunç bir fırtına patlamış, gemi Su almaya başlamış, battı batacak… Kadın vaktinin geldiğini anlamış!
- Allah’ım tamam anlaştığımız gibi benim sonum geldi, ama diğerlerine Yazık günah değil mi?
…… …… Aniden gür bir ses duyulmuş:
- Orospular !!! hepinizi ayni gemiye toplamak tam üç yilimi aldi….
Kasabanın birisinde çapkınlıklarıyla ünlü imam ve bekçi varmış. O kadar zampara imişler ki, uçan dişi sineği bile götürüyorlarmış. bir gün kasabaya, mesleğinin baharında genç, idealist bir doktor bey atanmış. Genç doktor, hem yakışıklı hem de çok parlak kız gibi bir şeymiş.
Doktoru gören bekçi ile imam, birbirleriyle iddiaya girmişler. Doktoru önce kim götürürse iddiayı o kazanacakmış. Günlerden bir gün, akşam üzeri kasabanın bekçisi doktorun muayenehanesine gitmiş. Doktora rahatsızlığını söylemiş. Doktor, bekçinin üzerini çıkartıp, sedyeye uzanmasını söylemiş. Bekçiyi muyene etmeye başlamış. Elini bekçinin kırtına ve göğsüne sürerken bekçi doktorun elini nazikçe tutmuş;
Bekçi:
- "Doktor bey sana bir şey söylemek istiyorum."
Doktor:
- "Söyle bakalım!!"
Bekçi:
- "Ben senden hoşlanıyorum. Mümkünse seni bir kere yapmak istiyorum."
Doktor:
- "Hay hay neden olmasın, biz hastalarımızın her türlü ihtiyacını karşılamak için görev yapıyoruz."
Doktor:
- "Yalnız, şimdi akşam üzeridir, insanlar işten çıkmıştır, muayenehaneme uğrayabilirler, sen şu pencereden bir bak bakayim sokak sakin mi, yakalanmayalım." der.
Pencereler yukarıya doğru açılıp altan mandallanan pencerelerdenmiş. Bekçi pencereyi yukarıya doğru kaldırıp başını dışarı çıkartıp sokağa bakmaya başlamış. tam bu sırada doktor pencerenin mandalını çevirerek pencereyi kapatmiş ve bekçinin başı dışarıda kalacak şekilde bekçi sıkışmış. Doktor bekçinin arkasına geçip pantolonunu indirmiş ve başlamış gidip gelmeye. Doktor gidip geldikçe bekçinin ağzındaki düdük "düüürt düüürt" diye ötüyormuş. tam bu sırada sokaktan geçmekte olan imam efendi;
- "Hayırdır bekçi efendi, o pencerede ne işin var."
Bekçi:
- "Bakıyorum asayiş berkemal mi?"
İmam:
- "Sen onu benim külahıma anlat. ben dün gece sabaha kadar o pencerede ezan okudum" demiş.