Skip to main content

  • Home
  • Categories
  • Popular
  • Komik Resimler
  • en iyi fıkralar
  • En son şakalar
  • Sarışın fıkraları
  • Asker Fıkraları
  • Deli Fıkraları
  • Dini Fıkralar
  • Çorum Fıkraları
  • Doktor Fıkraları
  • Çocuk Fıkraları
  • Bayburt Fıkraları
  • Elazığ Fıkraları
  • Erzurum Fıkraları
  • Erkek Fıkraları
  • Evlilik Fıkraları
  • Nasrettin Hoca Fıkraları
  • Avcı Fıkraları
  • Bektaşi Fıkraları
  • Belaltı Fıkraları
  • Hayvan Fıkraları
  • İngiliz Alman Türk Fıkraları
  • Kadın Erkek Fıkraları
  • Kayseri Fıkraları
  • Kurban Fıkraları
  • Mühendis Fıkraları
  • Namık Kemal Fıkraları
  • Okul fıkraları
  • Politika Fıkraları
  • Ramazan Fıkraları
  • Seçim Fıkraları
  • Spor Fıkraları
  • Polis Fıkraları
  • Dursun Fıkraları
  • Trakya Fıkraları
  • Tarih Fıkraları
  • Soğuk Espriler
  • Sarhoş Fıkraları
  • Mardin Fıkraları
  • Komik Sözler
  • Komik Hikayeler
  • Karadeniz Fıkraları
  • Kamyon Yazıları
  • Kadın Fıkraları
  • Duvar Yazıları
  • Cimri Fıkraları
  • İngiliz Alman Türk Fıkraları
  • Fıkra Gibi Komik Olaylar
  • Kapak Edici Fıkralar
  • Karı Koca Fıkraları
  • Kısa Fıkralar
  • Köylü Fıkraları
  • Matematik Fıkraları
  • Meslek Fıkraları
  • Şoför Fıkraları
  • Ünlüler Fıkraları
  • Sekreter Fıkraları
  • +18 Fıkralar
  • Temel Fıkraları
  • Büyük Fıkraları
  • Kaynana fıkraları
  • Futbol fıkraları
  • Chuck Norris fıkraları
  • Yahudiler hakkında fıkralar
Български English Deutsch Español Русский Français Italiano Ελληνικά Македонски Kayseri Fıkraları Українська Português Polski Svenska Nederlands Dansk Norsk Suomi Magyar Româna Čeština Lietuvių Latviešu Hrvatski
My Jokes Edit Profile Logout
  1. Home
  2. Kayseri Fıkraları

Kayseri Fıkraları

Bu kategorideki en yeni fıkralar
İki tane çiftçi, biri Adanalı, diğeri Kayserili, sohbet ederken, tabi haliyle zenginlikleriyle övunecekler... Adanalı başlamış :
- Bizim orda sabah günes doğmadan biniyoruz arabaya, akşam oluyo biz hala çiftliğin öteki ucuna yetişemiyoz, demiş... Kayserili de demiş ki :
- Yav bizim de vardı öyle bir arabamız ama geçenlerde satıp yeni modelini aldık....
0 0
0
Öğretmen okula yeni gelen öğrencilerden memleketlerini sorarken
Sıra Kayseriliye gelince:
- Manisalıyım, diye atar...
Bu öğrencinin Kayserili olduğunu bilen arkadaşları gülüşürler.
Bunun sebebini soran öğretmene çocuklardan biri:
- Arkadaş yalan söyledi.
O Manisalı değil, Kayserili. Öğretmen Kayserili öğrenciye:
- Neden Manisalıyım diyorsun?
Kayserili öğrenci gayet ciddi cevabı kondurur:
- Övünmek gibi olmasın diye efendim.
0 0
0
Rahmetlidir, Cadalın Şambal Emmi derlerdi. Şakacı bir insandı. Bir gün misafirliğe gitmek üzere yola çıkarlar. Şambal Emmi, abasının (annesinin) kolundan tutar, yavaş yavaş yürürler. Yaşlılarımız büyük motorlu vasıtaları hiç görmemişlerdir. Yeşilhisar’a o tarihlerde yeni yeni kamyon girmektedir. Yol kenarına bir Man kamyon durmuş.
Ön kaputu kaldırılmış, şoför arabanın önünde arabanın arızasını gidermektedir. Gazına basılmış, yüksek sesle çalışmaktadır.
Şambal Emminin abası ürperir, sorar:Gadasını aldığım, kölesi olduğum Şambalım, hayvanın ağzını aşmışlar neydiyorlar?
Şambal Emmi bu ya hemen başlar: Aba aba dişi ağrıyormuş, dişini çekiyorlar.
Hele Şambalım, kölesi olduğum, hele nasıl bağırıyordu hayvan.
0 0
0
Çanakkale Muharebesinde Kayserili bir nefer topunun başına nöbete gelmiş. Muharebenin şiddetli bir zamanı değilmiş, şurada bir abdest tazeleyim demiş. Tüfeğini de topun üzerine bırakmış.
- Topum, tüfeğimin emaneti sana, diyerek ilerideki çukura gitmiş. Bu sırada komutan gelmiş, bakmış ki topun başında kimse yok, bir de nefer tüfeğini topun namlusuna asmış. Çok hiddetlenmiş, şu tüfeğini alayım da hesabını versin bakalım diye kızıp köpürmüş ama tüfeği de topun namlusundan bir türlü sökemiyormuş. Komutan:
- Ulan uyanık Kayserili bu tüfeğe ne yaptı da sökülmüyor böyle diye düşünürken Kayserili de çıkagelmiş. Komutan açmış ağzını yummuş gözünü, demediğini bırakmamış. -Şu tüfeği de nasıl yapıştırdıysan sök yerinden demiş. Nefer:
- Yapıştırmadım komutanım demiş. Тора yaklaşmış:
- Topum tüfeğimi geri ver demiş ve komutanın şaşkın bakışları arasında tüfeği almış. Komutanın gözleri yaşarmış, askeri kucaklamış ve onunla helalleşip yanından ayrılmış.
0 0
0
Kayseri ilköğretimine yeni tayin olan öğretmen sınıftaki çocuklara basit sorular sorup çocuklara ısınmaya çalışıyormuş. Birkaç öğrenciye sorduktan sonra babası tüccar olan birisine sıra gelmiş . Söyle bakalım Mustafa ;iki kere iki kaç eder, Mustafa düşünmüş ,düşünmüş, tamam demiş. Öğretmenim bunu; alaceez mi? yoksa satacaz mı?
0 0
0
Kayserilinin biri hemşehrisi olan pastırmacının dükkanına gider:
- Bu akşam misafirim gelecek, iyi yerinden biraz pastırma ver.
- Misafirin gelecekse pastırmadan vazgeç, sana hindi sucuğu vereyim.
- Hem lezzetli hem daha ucuz.
- Neden?
- Pastırma accuk karışık. Sen beni dinle., hindi sucuğu al.
- Hindi sucuğuna bir şey karıştırmadın inşallah.
- Sen yabancı değilsin. Doğrusunu söylemek gerek. Biraz eşek eti var.
- Ne kadar? - Çok değil. Bir hindiye, bir eşek...
0 0
0
Taksinin yokuşta frenleri patlamış,müthiş bir hızla aşağıya iniyor. Kayserili müşteri bağırmış;
- "Durdur şu arabayı"!..
Şofür panik içinde haykırmış;
- "Durduramıyorum"!..
- "O zaman taksimetreyi durdur hiçdeğilse" demiş Kayserili..
0 0
0
Kayseri'de yol çalışması yapılıyomuş. Köylüler eşeğin birini salıp geçtiği yerden yolu geçiriyolarmış. O sırada oradan geçmekte olan Amerikalı bir mühendis görmüş bunları. Merak etmiş gitmiş.
- Merhaba dayı ne yapıyosunuz böyle? demiş.
Köylü:
- Yol yapıyoz diye cevap vermiş.
- "E bu eşek ne" diye devam etmiş mühendis. Köylü genel prosedürü şöyle bir anlatmış. Eşeğin yolun nerden geçeceğine karar verdiğini söylemiş.
Bizim Amerikalı mühendis yerlere yatmış gülmekten, öyle şey mi olur diye.
Alaycı bir tonla:
- "Eee demiş, eşek bulamıyınca napıyonuz?"
Köylü:
- "O zaman Amerika'dan mühendis getirtiyoz.
0 0
0
Kayserilinin biri kumarbazmış, bir gün her şeyini kaybetmiş, elinde bir eşek kalmış... Önce sol ön, sonra sağ ön, daha sonra, arka sol, her üc ayağa da zar atmış, kaybetmiş, sıra dördüncü ayağa gelmiş, tam o sırada eşek hazin hazin anırmaya baslayınca, Kayserili :
- Vah karagözlüm vah!, demiş.
- Sana da mı malum oldu!
0 0
0
Yine bir büyük şehirde bir Kayserili ile karşılaşan adamın birisi muhatabına takılır:
- Yakında Kayseri’ye gideceğim. Orada eşek etinden pastırma yapıyorlarmış. Bunun aslı var mı? Kayserili buna öfkelenir, ama hiç çaktırmadan cevabın verir:
- Vallahi eşek etinden pastırma yapıp yapmadıklarını bilmiyorum. Öyle de olsa sen giderken korkma sana ilişmez, senden pastırma yapmazlar
0 0
0
Kayserilinin biri berbere gitmiş. Sırtını aynaya dönerek berber sandalyesine ters oturmuş.
Berber :
- Efendim niçin ters oturuyorsunuz? diye sorunca şu cevabı vermiş :
- Zabah zabah Gayserili yüzü görmeğ istemem de!
0 0
0
Küçük Kayseriliye hocasi sormus :
- Alti kere alti?
- Otuz dokuz.
- Otur, sifir.
Arkadasi sorar :
- Bildigin halde neden otuz dokuz dedin?
- Pazarlik edecektim, anlamadi...
0 0
0
Kayseri Karpuzatan’da pastırmacıların olduğu yerde; bir pastırmacı, pastırmaları kuruturken bir köpek büyük bir parça pastırmayı kaptığı gibi koşmaya başlamış. Bunu gören pastırmacı köpeği kovalamaya başlamış ve bütün Yeşil Mahalleyi dolaşmışlar. Epey bir kovalamadan sonra köpek ve pastırmacı bayağı yorulmuşlar. Köpek son bir gayretle Keykubat Tepelerine doğru koşmaya başlamış. Pastırma sahibi de tepenin eteğinde soluksuz ve nefes nefese kalmış, giden köpeğin arkasından bakarken, ardından bağırmış:
- Tamam, tamam, bu da babamın hayrına olsun demiş.
0 0
0
Kayserili iki kardeş yaz sezonunda haki renginin moda dünyasını kasıp kavuracağı haberini alırlar. Bunun üzerine piyasada ne kadar haki renk kumaş varsa hepsini satın alırlar.
Sezon geldiğinde, satış yapmayı beklerlerken bir parça bile kumaş satamazlar, batmak üzeredirler, bunun üzerine bölgedeki askeriye için bir komutan üniforma diktirmek ister bunun içinde haki renk kumaş gerekir, anlaşırlar. Komutan der ki;
- Yarın size saat 12:30'a kadar telgraf çekmezsem siparişleri hazırlayın.
Saat 12:29'da kardeşlere bir telgraf gelir. Bunun üzerine diğer kardeş zarfı telaşla açar ve sevinçle haykırır;
- Müjde kardeşim baban ölmüş!
0 0
0
Kayseri'de bir çocuk sokakta altın top ile oynuyormuş.
Bunu gören Yahudi nasıl etsem de bu topu alsam diye hesaplar içine girmiş.
Çocuğa yaklaşmış; "Bu topu bana sat" demiş. Çocuk parayı ne yapayım bir kere "Eşek gibi anırırsan sana veririm" demiş.
Yahudi sağa sola bakmış kimseler yok gören olmaz diye anırmış. Sonra çocuğa "Ver bakalım topu" demiş.
Çocuk; "Sen eşekliğinle bu topun ne olduğunu biliyorsun da ben bilmiyor muyum!" der.
Yahudi ben burada para kazanamam diye Kayseri'yi terk etmiş.
0 0
0
Bölük komutanı Ali okulunu denetliyordu. Hasan'a sordu:
- Oğlum, dünya kaç parçadır?
- Beş parçadır komutanım.
- Say bakalım.
- Avrupa, Asya, Amasya, Tosya, Okyanusya.
- Sen nerelisin?
- Kayseriliyim, komutanım.
- Su haritada Kayseri'yi göster bakalım.
Hasan Kastamonu'yu işaret edince:
- Oğlum, orası Kastamonu.
- Kayseri'nin bir mahallesi sayılır, komutanım, der.
0 0
0
Köyden Kayseri'ye gelen köylü sabah kahvaltısı için bir lokantaya gider. Sabahın erken saatleri olduğu için oldukça kalabalık olan lokantada yer bulamayan köylü kasiyerin yanındaki küçük bir masaya oturur, garson gelince mercimek çorbası ister, fakat bizim köylü çorba gelene kadar bir sepet ekmeği yer. Çorba gelir onu da içer giderken kasada oturan hacıya borcunu sorduğunda hacı:
- Ekmeğin parasını ver de çorba bizden olsun, der.
0 0
0
Emekli öğretmen yolda giderken, yanına son model bir araba durmuş. İçinden çıkan bir genç:
- Hocam, sizi gideceğiniz yere kadar götüreyim.
Öğretmen genci tanımamış. Genç:
- Benim hocam Hacı Bekir, tanımadınız mı? Kayseri Lisesi'nden.
- Öğretmen biraz hafızasını yoklayınca genci tanımış.
- Oğlum Hacı Bekir seni tanıdım ama bu ne zenginlik, sen fakir bir öğrenciydin. Hacı Bekir anlatır:
- Öyleydim hocam ama, okuldan sonra ticarete başladım. Kısa zamanda biraz para kazandık. Bunu duyan öğretmen iyice şaşırır:
- Oğlum ticaret hesap işidir. Ben seni matematikten sınıfta bırakmamış mıydım, sen nasıl ticaret yapıyorsun?
- Valla hocam matematik falan bilmem. 1'e alıp 4'e satıyorum. Aradaki 3'le de geçinip gidiyoruz…
0 0
0
Kayserili bir çocuk annesiyle kuru yemişçinin önünden geçerken çocuk:
- "Leblebi istiyorum" diye annesine söyler.
Bunu işiten kuru yemişçi çocuğa:
- "Oradan bir avuç alabilirsin evladım" der.
Çocuk:
- "Hayır! Sen verirsen alırım" der.
Kuruyemişçi çocuğa bir avuç leblebi verir ve sonra sorar:
- "Neden kendin almadın da benim vermemi istedin."
Çocuk da:
- "Senin avucun daha büyük de ondan" der.
0 0
0
İki Kayserili maç sahasının önünde köfte satarken birisi diğerine şöyle der.
- Ula Ehmet bir bilet al maçı öğren gel, der.
Ehmet gider ve maçı öğrerüp gelir durumu Arkadaşına anlatır:
- 2 direk dikiyler, ortaya bir kabak koyiyler. 21 avanak peşinde koşiyler. 2 direğin arasına girince gool diye bağriyler, birde utanmadan kısa don giyiyler.
0 0
0
  • Önceki Sayfa
  • Sonraki Sayfa
Privacy and Policy Contact Us