if (!string.IsNullOrEmpty(Model.PrevPageFullUrl))
{
}
if (!string.IsNullOrEmpty(Model.NextPageFullUrl))
{
}
En son şakalar - Page 113
Skip to main content
Kadın kocasına:
- Bizim oğlan büyüdü artık. Ona bazı şeyleri anlatmalısın. Bu senin
Görevin.
- Yahu, ben nasıl anlatayım, utanırım.
- Kolayı var, bu işin arılar ve kuşlarda da aynı
Olduğunu söylersin.
Adam, oğlunu yanına çağırır ve anlatmaya başlar:
- Bak oğlum, geçenlerde annenle kavga etmiştim ya.
Annen eşyalarını toplayıp annesine gitmişti.
- Evet baba, hatırladım. Baba devam eder:
- O gün bu olayı kutlamak için seninle birlikte gece
Klubüne gittik. İçerken iki bayanla tanıştık. İşi ilerlettik.
- Evet baba, hatırladım.
- Sonra bayanları klüpten çıkartıp bir otele götürdük.
Sen seninkini, ben benimkini alıp odalarımıza çekildik.
- Evet baba, hatırladım.
- Hah, işte bu iş arılarda ve kuşlarda da böyledir.
Nasrettin Hocanın bir danası varmış. Bir grup uyanık bu danayı boğazlatmak için aralarında anlaşırlar. Hocanın yanına giderek, "Haberin var mı, yarın değil öbür gün kıyamet kopacak... Biz bir araya gelip eğleneceğiz, seni de meclisimize isteriz" derler. Hoca "baş üstüne" deyip cemiyete dahil olur. Adamlar, "Hoca danayı da götürelim" derler. Hoca da kabul eder. Seyir yerine vardıkları zaman Hoca'ya :
- "Nasıl olsa öbür gün kıyamet kopacak, gel bu danayı kesip yiyelim" derler. Hoca da aldanıp kabul edince, dana kesilir. Ateş yakılıp kazan kurulur. Uyanıklar Hocayı ateşin başında bırakıp oyun dalar ve biten odun ihtiyacında oyun bahanesiyle yanıtsız bırakınca Hoca bunların elbiselerini atar kazanın altına odun yerine yakar. Uyanıklar, Hoca'ya çıkışırlar. Hoca'da, "Nasıl olsa öbür gün kıyamet kopacak" diyerek onları teselli eder. İkna edemeyince de kendisine yapılanın iç yüzünü anlar,
- Maşallah kıyamet yalnız bizim dananın başına mı kopsun, cümle ile beraberiz
Nasrettin Hocanın pek güzel, haşarı bir kuzusu varmış. Komşusu, ikide birde "Hoca" dermiş, "ne olur, şu kuzuyu kes de bize bir ziyafet çek" Hoca "o benim eğlencem" der, ama bir türlü dediğini yapmazmış. Adam, Hoca'ya muziplik olsun diye bir gün kuzuyu keser. Hocayı da davet edip bir ziyafet çeker, sonradan da işi anlatır. Hoca, bu duruma çok üzülür. Komşusunun bir tiftik keçisi varmış. O da onu tutup keser ve afiyetle yer. Komşusu, keçisinin kaybolduğuna yanar yakılır, her mecliste, "tüyü şöyle uzundu, boyu böyle güzeldi" diye devamlı keçisinden bahsetmeye başlar. Bir yıl geçer, her sohbette keçi bahsi bir türlü tükenmez. Nihayet bir gün her şeyden bezmiş olan Hoca, dayanamaz ve oğluna şöyle der:
- Deli gönül diyor ki, çıkar şu keçinin postunu ortaya da keçi miydi, fil miydi, görsün herkes!
Afrikada bi colde fransiz lejyonerleri var. Neyse bu karargaha bi komutan atanmis.
Herif cevreyi gezerken falan bi bakmis bi deve.
Yanindaki askere sormus.
- "Bu deve ne ise yarar?"
Asker de.
- "Onu cinsel ihtiyaclarimizi gidermek icin kullaniyoruz "demis.
Komutan kizmis tabii. Kaldirin sunu ortadan cabuk. Bi askere yakisir mi hic boyle bisey. Kimse kullanmicak bu hayvani bi daha falan demis. Askerler kaldirmislar bi ahira hayvani. Gel zaman giт zaman, bir ay iki ay. Komutan tabii dayanamamaya baslamis. Bakmis olcak gibi diil, bi deneyeyim demis. Gitmis aksam vakti ahira.. Ama deve de сок yuksek..
Alttan almis olmamis, ustune cikmis, yavas yavas kayayim demis olmamis,oyle denemis olmamis boyle olmamis.. En sonunda zorla bi pozisyon bulmus ve becermis. Ama icinden de bu is boyle olmuyodur, mutlaka bi teknigi vardir demis. Ertesi gun bi askeri cagirmis ve sormus:
- "Ya, siz bu deveyi nasil kullaniyordunuz cinsel ihtiyaclarinizi karsilamak icin?"
Asker cevap vermis:
- "Çok kolay komutanim, burdan 10 mil otede bi genelev var,azinca atliyoz deveye oraya gidiyoz,isimizi gorup geri donuyoruz!!"
Pek saf olan genç kiz yanliz olarak tren ile yolculuk yaparken , oturdugu koltugun karsisina , bitirim ve uyanik bir genç oturur.
Selam faslindan sonra ;
- "Dikkat ettimde sayin bayan , otururken sürekli ayak ayak üstüne atip ellerinide dizlerinde tutuyorsun. Bir sebebimi var acaba…" der..
Genç kiz,
- "Benim bacaklarimin arasinda bir kesik var. Ayaklarimi açarsam belki bu yirtilip , canim aciyabilir deyince…"
- "Neden üzülüyorsun bende ignesi var. gel hemen dikelim de iyilessin" der ve hemen o tren odasinda kizin isini bitirir.
Fakat bir ,iki derken kizin çok hosuna gider.
- "Hadi bir daha dik"
- "Hadi bir daha dik"
Delikanli kan ter içinde , artik yorgunluktan bitap halde,
- "Ip bitti artik dikemem!" deyince,
Kiz gözlerini yumurtalara dikip,
- "Vallahi inanmam , bak orada iki yumak daha ip var.."
Nasrettin Hocanın ahbapları toplanıp, Hocaya bir oyun oynamaya karar vermişler. Her şeyi önceden hazırladıkları gibi yapmak için de anlaşmışlar.
Bu sırada Hoca olacaklardan habersiz bir şekilde dostlarını görünce sevinmiş; "Çok şükür, sohbet edecek birkaç dost var" deyip tespihini sallaya sallaya yanlarına gitmiş.
Dostları, "Hoca Efendi, Hoca Efendi, temizlik imandan gelir derler. Biz hamama gidiyoruz, sen de gelir misin?" dediklerinde Hoca, "Tabii gelirim, hemen gidelim" deyip onlara katılmış.
Hamamın önüne gelmişler:
"İşte, bu civarın en güzel hamamı... Ne dersiniz Hoca Efendi, girelim mi?" diye sormuşlar. Hoca da "Hay hay!" deyip kabul etmiş.
Hamamda güzel güzel yıkandıktan sonra, havadan sudan konuşurlarken biri, "Bir teklifim var. Hepimiz yumurtlayalım. Kim yumurtlayamazsa hamam paralarını o ödesin" demiş.
Biraz sonra hepsi, "Gıt gıt gıdaaak... Gıt gıt gıdaaak..." diye gıdaklamaya başlamışlar. Sonra da daha önce sakladıkları yumurtaları birer birer çıkarıp ortaya koymuşlar. Hoca bir oyuna geldiğini hemen anlamış.
İçinden "şimdi gösteririm ben size" diyerek "Kukurikuuuuuu, kukurikuuu!" diye ötmeye başlamış. Dostları hayretler içinde, "Hoca Efendi, aklını mı oynattın. Neden durmadan ötüp duruyorsun?.." diye sormuşlar. Hoca da:
- "Be yumurtacılar, bu kadar tavuğa bir de horoz lazım değil mi?" diye cevap vermiş.
Genç mühendis, İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından, çiftçileri bilinçledirmek amacıyla, kahvehane toplantılaarı yapmakla görevlendirilmişti. İlk toplantısını da Yumurtalık-Hamzalı köyünde yapmıştı.
Köylüler etrafına toplanmışlar merakla dinliyorlardı. Mühendis, toprak tahlilinin önemi, dekara atılacak gübre miktarı, kullanılan gübre çeşidi filan derken baktı ki; ilgi iyi , geriye doğru kasılıp heyecanla anlatmaya devam etti. Bu kasılma Musa dayının gözünden kaçmadı.
Mühendis çayından bir yudum almak için durakladı. Musa dayının elini kaldırdığını gördü:
- Buyur amca , anlamadığın bir yer mi var?
- Evet yavrum. Kendini boşa yorma. Zahmet edip gelmişsin. Hoş geldin. Ancak çayını, ayranını iç seni uğurlayalım.
- Musa dayının bu çıkışı mühendisin pek hoşuna gitmedi. Yüzü değişti.
- Niye amca anlattığım şeyler yararlı olmuyor mu?
- Bre oğul, bacının .. Mını eniştenden iyi mi bilecen? deyiverdi Musa dayı.