En son şakalar

Kadının bir kızı varmış. Kadın kızına temizlik yaptırmak ve düzenli olabilmesi için her zaman temizlikten sonra süpürgeyi yerine koymasını söylermiş. Ama kız aksine temizlikten sonra süpürgeyi kapının arkasına koyarmış. Annesi de ona "Süpergeyi kapının arkasına koyma, yoksa *mında kıllar çıkar" dermiş. Kız buna aldırmadan her temizlikten sonra süpürgeyi, kapının arkasına koyarmış. Gel zaman, giт zaman kız ergenlik çağına gelmiş ve *mında kıllar çıkmaya başlamış. Kız korkmaya başlamış. "Amannn, ben süpürgeyi kapının arkasına koydum. Onun için *mımda kıllar çıkmaya başladı" demiş. Annesine "Anne, benim *mımda kıllar çıkıyor" diye söylemiş. Annesi, kızına "Kızım, ergenlik çağına giren herkezde olur" demiş ama kız buna inanmamış ve "Hayırrrrr, ben süpürgeyi kapının arkasına koydum, onun için" demiş. Annesi anlatmaya çalışsa da kızı bir türlü inandıramamış. En sonunda bir psikoloğa götürmeye karar vermiş. Psikolk da aynı şeyleri söylemiş ama kız hala inanmamakta direnmiş ve "Hayır Doktor Bey, ben süpürgeyi kapının arkasına koydum, onun için oldu" demiş. Doktor da artık defalarca anlatmaktan bıkmış. Kız bir türlü inanmıyor. Doktor "Bak kızım, bende de aynısı var" demiş. Kız "İnanmam Doktor Bey, beni kandırmak için öyle söylüyorsunuz" demiş. Sonunda doktor artık dayanamamış, açmış penisini göstermiş ve "Bak, bende de var o kıllardan" demiş. Kız şaşırmış:
- Aaaaaaaa Doktor Bey, sizde süpürgenin sapı bile çıkmış!…
Adamın birisi şehirlerarası yolcu taşımacılığında kullanmak üzere Ford minibüs satın alır. İlk sefere çıkacağı gün çok heyecanlıdır. Yolcuları tepelemeye doldurur ve yola çıkar. Fakat minibüsü öyle hızlı kullanmaktadır ki minibüsün en arka koltuğunda oturan 60 yaşlanrında bir ihtiyar amca şoföre :
- “Yavrum biraz yavaş gitsene kaza yapacaksın.” deyince şoför heyecanla,
- “Beybaba, sen Ford minibüsü bilir misin” der.
İhtiyar adam :
- “Hayır, bilmiyorum” deyince şoför.
- “O zaman, otur yerine bir daha işime karışma” der.
Neyse seyahat bu şekilde devam eder. İleride keskin bir virajdan 120 Km hızla dönünce uçuruma yuvarlanmaktan son anda kurtulurlar. Bu arada minibüsteki yolculardan orta sıralarda oturmakta olan orta yaşlı bir kadın:
- “şoför Bey, rica ederim yavaş giт,evde çoluk çocuğumuz bekliyor” deyince.
Şoför kadına:
- “abla sen Ford minibüsü bilir misin?” deyince
Kadın.
- “Hayır, nereden bileyim” der.
Şoför bunun üzerine.
- “O zaman sus, bana müdahale etme” der.
Yola devam ederler. Artık minibüs öyle süratli gitmektedir ki herkesin yüreği ağzında şoförün insafa gelmesini bekler. Şoförün sağında oturan adam dayanamayıp:
- “şoför bey, yavaş gitsene canına mı susadın” deyince
Şoför:
- “Abi sen Ford minibüsü bilir misin?” deyince,
Adam:
- “evet, ulan biliyorum!” der.
Bunun üzerine şoför heyecan içerisinde:
- “iyi o zaman çabuk söyle abi freni nerde bunun ?”
Kuru fasulyeye bayılan bir adam, bir kıza aşık olmuş. evlenmeleri kesinleştiğinde "karım benim bu halime katlanamaz" deyip fasulye yemekten vazgeçmiş. evlendikten bir kaç ay sonra işten eve gelirken yolda arabası arızalanmış. kasabada yaşadıkları için evi arayıp yürümek zorunda olduğunu ve geç gelebileceğini söyleyip telefonu kapatmış.
Yolun üzerinde bulunan bir lokantanın yanından geçerken fırında fasulye kokusu etrafını sarmış. yolunun uzun olduğunu ve fasulye yese bile etkisinin eve varıncaya kadar
Geçeceğini düşünmüş. içeri girmiş çıkana kadar üç büyük porsiyon yemiş.
Tüm yol boyunca "patada-putada" eve gelmiş. karısı onu kapıda karşılamış ve heyecanla "sevgilim sana akşam yemeğine en güzel sürprizi hazırladım" demiş ve gözlerini bağlamış. adamı masanın başına oturtup bandı açmaması için söz almış. bu sırada adam içinden bir tane daha geldiğini fark etmiş. tam karısı gözündeki bandı çıkaracakmış ki telefon çalmış.
Kadın gidip telefona bakmış. karısı gittiği için adam fırsat bu fırsat deyip ağırlığını bir bacağına verip salmış. sadece gürültülü çıktığı ile kalmamış, bozuk yumurta gibi de kokmuş. adam bir süre nefes alma zorluğu çekmiş ve etrafındaki havayı dağıtmak için peçeteyi kullanmış. tam rahatladım derken yeni bir tane daha gelmiş. ayağını kaldırıp "rriiiipppp" diye salmış. bu seferki hakikaten kocaman bir şeymiş. camlar zıngırdayıp, masadaki tabaklar yerinden oynamış ve bir dakika sonra masadaki çiçekler solmuş. karısının hala telefonla konuşup konuşmadığına kulak kabartmış ve söz verdiği üzere gözündeki bandı hiç çıkarmamış.
Neyse ki karısı konuşmaya devam ediyormuş. adam on dakika boyunca hep böyle salıp peçeteyle kokuyu uzaklaştırmış. telefondaki "bye-bye" lardan konuşmanın bitmeye yakın olduğunu anlayınca peçeteyi düzgün bir şekilde dürüp kucağına bırakmış ve ellerini üzerine koymuş. karısı geri döndüğünde tam bir masumiyet tablosu çizip memnun bir şekilde gülümsüyormuş. karısı uzun konuşmadan ötürü özür dilemiş ve gözündeki bandı açıp açmadığını sormuş. açmadığına dair söz alınca "sürpriz" diye haykırmış ve adamın gözlerini açmış..
Adam dehşetle doğum günü partisi için masanın etrafına oturmuş olan oniki kişiyi görmüş.