En son şakalar

Adamın biri tıraş olmak için berbere gider. Berber kalabalıktır ve sıra vardır. Oturmuş beklerken, kendisinden önceki birinin, sakal tıraşı olmak için koltuğa oturduğunu görür. Berber suyu, sabunu hazırlarken adam itiraz eder ve:
- "Ben susuz ve sabunsuz tıraş olacağım" der.
Berber ve orada bulunanlar hayret içinde kalırlar. Bunun üzerine berber usturayı eline alıp adamı tıraş eder. Bir yandan da takdirini belirtmekten kaçınmaz ve adama:
- "Nerelisin?" diye sorar.
Adam da:
- "Erzurumluyum" der.
Tıraş bitip de adam çıkınca, berber arkasından konuşur ve:
- "Vay be arkadaş. Ne babayiğit, ne cesaretli adammış. Helal olsun, susuz sabunsuz tıraş oldu. Tam bir dadaş. Bravo doğrusu! Ben ömrümde böyle birini daha görmedim." der.
Biraz sonra başka bir Erzurumlu daha koltuğa oturur ve:
- "Sakal tıraşı olacağım" der.
Berber yine suyu sabunu hazırlarken, genç eliyle:
- "Istemez" diye işaret yapar.
Berber şaşkındır:
- "Abi yoksa siz de mi Erzurumlu'sunuz?" diye sorar.
Genç başıyla tasdik eder. Berber biraz sonra usturayı adamın yüzünde kaydırınca, hafif hafif kan akmaya, yaralar oluşmaya başlar. Ömründe hiç sabunsuz tıraş olmamış gencin yüzünden kanlar damlamaya başlar. Genç şiddetli acı çekmektedir. Ama erkekliğe laf ettirmemek için de dişini sıkmaktadır. Ancak adam, en sonunda acılara dayanamaz ve berbere yalvarırcasına:
- "Ağabey sen sabunu sür, sabunu. Ben Erzurum’un içinden değil, köyündenim." der.
Adamın biri çok zenginmiş ve hayatta her istediğini yapmış. Bir şeyi çok merak ediyormuş. O da doğum sancısıymış. Bir gün aile doktorunun yanına gitmiş ve:
- "Doktor, ben hayatta her türlü zevki tattım. Bir tek şey içimde uhde kaldı, o da doğum sancısı. Çok merak ediyorum, nasıl duygudur bu. Sana 20 milyar lira. Bana bu duyguyu tattırırsan, sana bu para helal olsun." demiş.
Doktor:
- "Aman beyefendi bu imkansız bir şey, siz kadın değilsiniz ki. Bu kadınlara mahsus bir şey." demiş.
Fakat doktor, bir yandan, bu servet denecek parayı da kaçırmak istememiş. Aklına samimi olduğu, biraz da cin gibi olan, başka bir doktor arkadaşı gelmiş. Adama dönüp:
- "Bey efendi, ben bu işi beceremem. Ama çok samimi olduğum iyi bir doktor arkadaşım var. Ona bir telefon edeyim, bakalım o ne diyecek." demiş.
Adam:
- "Ne yaparsan yap, bana bu duyguyu tattır." demiş.
Doktor hemen arkadaşını aramış ve durumu anlatmış. İşin içinde büyük para olduğunu söylemiş. Doktor Arkadaşı da:
- "Hemen bana gönder o adamı" demiş.
Doktor, adama, diğer doktor arkadaşının muayenehanesinin adresini vermiş ve oraya göndermiş. Aradan zaman geçmiş. 3 saat sonra doktorun telefonu çalmış. Doktor telefonu açtığında, karşısında adamı gönderdiği doktor arkadaşı:
- "Hemşerim hemen arabana atla, muayenehaneme gel. İşi hallettim. Payına düşen 10 milyarı al. Çünkü bu salağı bana sen gönderdin." demiş.
Doktor arabasına binip, doğru arkadaşının muayenehanesine gitmiş. Arkadaşı içeride, adam görünürlerde yok. Doktor, arkadaşına:
- "Yahu nasıl hallettin bu işi, bu imkansız bir olay" diye sormuş.
Arkadaşı:
- "Çok kolay oldu. Zaten gönderdiğin adam yan odada. İnanmazsan nasıl kıvranıyor, aç kapıyı, gör istersen." demiş.
Doktor, yavaşça yan odanın kapısını aralamış. Gerçekten de adam içeride, kendini yerlere atıyor, bağırıyor inliyor.
Doktor, arkadaşına:
- "Arkadaş iyi de bunu nasıl yaptın? Bana anlatır mısın?" diye sormuş.
Arkadaşı cevap vermiş:
- "Çok kolay. Adama iki şişe müshil ilacı içirdim. Poposuna da iki dikiş attım. Hadi bakalım çıkarabilirse çıkarsın."