En son şakalar

* Yukarıdaki şiirin ölçüsü nedir? Cevap: Yaklaşık dokuz santimetredir. (Lise 1) * Kimlere zekat verilmez? Cevap: Şeytana. (İlkokul 5) * Demokrasilerde kuvvetler ayrılığı kaça ayrılır? Cevap: Üçe. Kara, deniz, hava kuvvetleri. (Orta 3) * İneğin midesi kaç bölümdür? Cevap: İki oda, bir salon, bir mutfak (Ortaokul 1) * Servet-i Fünun edebiyatı hangi edebi akımlardan etkilenmiştir? Cevap: Elektrik akımından (Yaşar/Lise 3) * Üremeyi açıklayınız. Cevap: Anne ve babanın gece yaptığı işe üreme denir. (Gül şah/Lise 1) * Canlıların ortak özellikleri nelerdir? Cevap: Yol, su, cami, mezarlık.
* Orta Asya’dan göçün sebepleri nelerdir? Cevap: Elektrik kesintisi (Gülümser/6) * Türkiye'nin geçitlerini yazınız. Cevap: Alt geçit, Üst geçit, yaya geçidi (Serkan/7) * Kanuni Fransa'ya neden kapitülasyon tanımıştır? Cevap: Bir kadına yardım etmek için (Berat/İlkokul) * Güneydoğu Anadolu bölgesinde petrol nerelerden çıkartılır? Cevap: Petrol, Raman ve Gazman’dan çıkartılır. (Filiz/Ortaokul 2) * Mondros'u açıklayınız. Cevap: Mondros kimdir bilmiyor (Orhan/8) * İzmir'i kim işgal etti? Cevap: Gazeteci Hasan Tahsin (Barış/Orta 3) * Ailenin reisi kimdir? Cevap: Anam (Sabri/İlkokul 3) * Koşma nedir? Cevap: Yürümenin hızlı şekline koşma denir. (Samet/Lise 1) * Canlıların en küçüğüne ne ad verilir? Cevap: Bebek * Kasabayı kim yönetir? Cevap: Şerif ve adamları (Kamil/İlkokul 5) * Mübarek geceler hangileridir, yazınız. Cevap: Kına, gerdek ve dolunay gecesi (Hatice/İlkokul 5)
ABD’de bir askeri okulda ders olarak anlatılan Horoz ve Tilki Hikayesi!
Dershanede, hocayı beklerken ışıklar kapanmış ve bir çizgi film gösterilmeye başlanmış.
Filmin adı:
"Küçük Tavuk."
Filmde, bir kümes var. Kümeste bir çok tavuk ile genç ve küçük horozlar, bir de kümesin yaşlı ve büyük horozu bulunuyor. Kümesin etrafında da bir tilki dolaşıyor. Yaşlı ve büyük horoz, tilki içeri girmesin diye kümesin kapısını sıkı sıkıya kapatmış, tavukları dışarı bırakmıyor. Tabii dışarı çıkamadıkları için doğru dürüst beslenemeyen tavuklar da zayıf ve küçük. Yaşlı ve büyük horoz ise dışarı bırakmadığı tavuklara, ölmeyecek kadar mısır tanesi dağıtarak, yaşamalarını sağlıyor. Kümese giremeyen tilki, bunun üzerine kümesin tellerinde küçük bir delik açarak, küçük ve genç bir horoza sesleniyor ve ona biraz mısır veriyor. Mısırı yiyen küçük ve genç horoz, her gün gelip tilkiden mısır alıyor. Bir süre sonra tilki küçük ve genç horoza tek başına yiyebileceğinden fazla mısır verince, genç horoz hem kendisi yiyor, hem de diğer tavuklara mısır dağıtıyor. Böylece, yavaş yavaş yaşlı ve büyük horozun kümesteki gücü kırılıyor. Horozun etrafındaki tavuklar azalmaya başlıyorlar. Tavuklar, artık popüler olan genç ve irileşmiş horozun etrafında toplanıyorlar. Bu aşamada tilki, kümesin kapısının önüne mısır bırakıyor. Kümeste:
- "Kapıyı açalım mı? açmayalım mı?" diye bir tartışma çıkıyor.
Sonunda korkarak kapıyı açıyorlar ve kafalarını dışarı uzatıp yemlenip hemen geri çekiyorlar. Bir süre böyle devam ediyor. Hiçbir şey olmuyor. Kümesteki tavuklar rahatlıyor. Korkuları azalıyor. Nihayet bir gece tilki, kümesin önündeki avluya mısır döküyor. Artık korkusuz olan tavuklar, genç ve güçlü horozun öncülüğünde dışarı çıkıyor ve rahat rahat yemleniyorlar. Kümesteki her tavuk semiriyor. Tilki bir süre sonra, gece, kümesin kapısından kendi mağarasına kadar mısır tanelerini döküyor. Sabah kümesten çıkan ve korkusuzca yemlenen tavuklar, yemlene yemlene mağaraya kadar gidiyorlar. Sonra mağaraya giriyorlar. Onları içeride bekleyen tilki bütün kümes mağaraya girince, mağaranın kapısını kapatıyor."
Çizgi film burada bitmiş. Işıklar yanmış ve dersin hocası kürsüye çıkarak:
- "İşte, Üçüncü Dünya ülkeleri böyle yönetilir." demiş ve derse başlamış.
Nasrettin Hoca, dalgın dalgın yolda yürüyormuş. Şakacı birisi, arkadan yaklaşıp Hocanın ensesine kuvvetli bir tokat patlatmış. Hoca, neredeyse yere düşecek gibi olmuş. Hiddetle arkasına dönerek adama sormuş:
- "Bana ne cüretle vurdun?"
Adam, ukala bir tavırla cevap vermiş:
- "Kusura bakmayın efendim! Ben sizi arkanızdan, çok samimi bir dostuma benzettim."
Hoca, adamın bu sözüne kanmamış ve adama:
- "Olmaz öyle şey, yürü kadıya gidiyoruz!" diyerek adamı mahkemeye götürmüş.
Hoca, kadıya olayı anlatmış. Adam Kadı'nın yakın arkadaşıymış. Kadı, arkadaşını bu zor durumdan kurtarmak için Hocaya demiş:
- "Sen de ona bir tokat at ve ödeşin."
Hoca, bu şekilde ödeşmeyi kabul etmemiş ve kadıya demiş:
- "Mahkeme yapılsın."
Bunun üzerine kadı Hocaya demiş:
- "Bir tokadın hakkı 5 akçedir. O halde davalı bu parayı versin sana!"
Hoca, bu karara razı olmuş.
Dava edilen adam:
- "Yanımda hiç para yok, hemen gidip getireyim." diyerek izin istemiş. Kadı da adama izin vermiş.
Hoca, adamın dönmesini beklemeye başlamış. Aradan epey zaman geçtiği halde, adam bir türlü gelmemiş. Beklemekten sıkılan Hoca, hiddetle yerinden kalkmış ve kadının yanına gitmiş. Birden Kadı Efendinin ensesine okkalı bir tokat patlatmış ve eklemiş:
- "Kusura bakma Kadı Efendi, daha fazla bekleyemeyeceğim. Madem ki bir tokadın diyeti beş akçedir. Adam gelirse söyle ona, 5 akçeyi sana versin."