Skip to main content
Avukat jüri üyelerinin oturduğu bölüme doğru ilerleyip "Sayın jüri üyeleri.." demiş, "Müvekkilim anne ve babasına son derece saygılı, küçükleri seven, hayatta hiçbir kötülük yapmamış, altın kurallarla yaşamış, bir onur, bir dürüstlük ve centilmenlik abidesidir.. Onu herkes sever ve..."
Sanık, yanındaki diğer sanığın kulağına eğilip,
"Rezaleti görüyor musun?.." demiş,
"Adama çuvalla para verdik, herif gidip bir başkasını savunmaya başladı!.."
Bir gün aslann birinin canı çok sıkılmış,şöyle bir ormanı gezeyim tebamla eğleneyim biraz demiş... Ormanda gezerken bir devekuşu görmüş,yakalamış devekuşunu boynundan öteki pençesiyle de "Şak, Şak, Şak" diye üç tokat atmış hayvana,
"Söyle LAN!"demiş "Kim bu ormanın kralı?", devekuşu ürkekce
"Sensin aslan abiyyy"demiş,"Tabi lan benim" demiş aslan ve
"Şak, Şak, Şak" diye üç tokat daha atıp firlatmış hayvanı.
Derken aslanın karşısına bi kurt çıkmış, tutmuş kurdu boynundan;
"Şak, Şak, Şak" diye atmış tokadı, "Söyle lan" demiş "kim bu ormanın kralı",kurt da ürkek
"Sensin aslan abi" demiş, Aslan da
"Tabi lan benim" demiş,
"Şak, Şak, Şak" diye üç tokat daha atmış fırlatmış bi kenara. Derken bu defa aslanın karşısına bi fil çıkmış, tam tırsık tırsık kenardan sıyırtcağı sırada kurtla devekuşu gelip -sen bu ormanın kralı değil misin aslan abi? koş yakala su hayvanı demişler. Bu gazı yiyen aslan koşmus tutmuş fili "Şak, Şak, Şak" diye patlatmış tokadı ve hemen sormuş "Söyle lan; kim bu ormanın kralı?"... Filin kafası bir atmış, tutmuş hortumuyla bunu "Pat, Pat, Pat" diye üç kere yere carptırıp firlatmış atmış... Aslan yerden zorlukla kalkıp elleriyle üstünü silkerken file dönmüş ve şöyle demiş.
- Bilmiyosan bilmiyom de kardeşim....
Amerikalı bir antikacının yolu Türkiye'ye düşmüş, hayvan pazarının birinde geziyormuş. Birden, önünde ihtiyarca bir adamın durduğu, zayıf mı zayıf, hasta bir eşek görmüş; ancak dikkatini çeken, bu zavallı eşeğin üzerinde gördüğü, oldukça eski ve son derece değerli semermiş.
Antika kültürü olmayan bu zavall ihtiyardan semeri son derece ucuza satın alabileceğini düşünerek pazarlığa başlamış. Sıkı bir pazarlıktan sonra, eşeği normal fiyatinin 4-5 katına satın almak üzere anlaşmış milyonlarca dolar değerinde semeri, 4-5 eşek parasına aldığı için sevinmeye tam başlamışken, ihtiyar oradaki bir çocuğa seslenmiş:
- "Oğlum, kalk da ahırdan yeni bir semer getir beyefendi için, bu eski semerle göndermeyelim onu!"
Amerikalı tutuşmuş haliyle:
- "Benim için sorun degil, zahmet etmeyin..." filan derken bayağı bir dil dökmüş. En son bizim ihtiyar dayanamamış:
- "Boşuna uğraşma beyim, biz o semerle çok eşekler sattık!"
Afrika'da, çok geri kalmış olan bir köye gelen bir papaz, yerlileri eğitmeye çalışıyormuş. Her sabah insanların iyilik yapmalarını, birbirlerine karsı iyi davranmalarını vaaz ederken, öğleden sonraları da kabilenin reisine, İngilizce öğretmeye çalışırmış.
Bir gün papaz yanına kabile reisini alıp dolaşmaya başlamış. Bu arada gördükleri şeylerin ingilizcelerini de söyleyerek şefin İngilizce bilgisini arttırmaya çalışıyormuş.
Bir kayanın önünde papaz "Kaya" demiş, şef de "Kaya" diye tekrar etmiş. Bir göle gelmişler, papaz "Göl" demiş, şef de "Göl" deyince Papaz sevinip "Aferin" demiş. Biraz sonra çalılıkların arasında sevişmenin son aşamasında olan bir çifte rastlamışlar.
Papaz: biraz kızarmış ve yutkunarak,
"Bisiklete binmek" demiş.
Yerlilerin şefi oynaşanlara söyle bir bakmış ve tüfeği ile ateş ederek her ikisini de öldürmüş. Papaz şaşkınlık içinde bağırmış "Ne yapıyorsun, bunca zamandır sizi medenileştirmek için uğraşıyorum, insanlara karşı iyi davranmanızın lâzım olduğunu, bunu tanrının istediğini anlatıyorum. Şu yaptığın ise bak!
Şef parmağı ile ölü kadını göstermiş,
"Ama bisiklet benim bisiklet"