Skip to main content
Askerde kamuflaj yarışması vardır. Herkes çuvallara girecek, komutan gelip tekme atacak; onlar da hayvan sesleri çıkaracaklardır; komutan da beğenirse onaylayacaktır. Komutan birinci çuvala vurur. "Hav hav hav", komutan "aferin" der, "köpek çuvalı". İkinci çuvala vurur, "miyav miyav". Komutan gene beğenir. Böyle on on beş çuval gezer... Hepsi çok iyi taklit yapıyorlardır. En son çuvala vurur ses yok. Daha sert vurur gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok. Askerlere emir verir iyicene tekmeleyin diye. Çuvaldan kan sızmaya başlıyor. Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses:
- Patateeeees, vurmayın, patateeeeeeeees
Bir eczacı, yandaki bakkalın çırağını çağırıp “5 dakika dükkana göz kulak ol, hemen döneceğim” der ve çıkar. 5 dakika sonra döndüğünde, “Gelen giden oldu mu?” diye sorar. Çırak, “Bir adam geldi ve öksürük ilacı istedi, ben de şu kırmızı kutulardan verdim.” deyince eczacı telaş eder “Büyük kırmızı kutular müshil, küçük kırmızı kutular öksürük şurubu, hangisinden verdin?” der. Çocuk hatırlamayınca, eczacı adamın ne tarafa gittiğini sorar ve dükkandan fırlar. Az ileride bir ağaca sarılmış, tarife uygun bir adam görünce yaklaşıp sorar.
- Beyefendi, az önce eczaneden öksürük ilacı aldınız mı?
- Evet...
- Peki öksürüğünüz devam ediyor mu?
- Cesaretimi toplayabilsem öksüreceğim ama...