Kelime: Dip – Zıkkımın … neyi deriz?
- Zıkkımın kökü..
- Zıkkımın Kökünün kökünü al!
- Hıımm.. Zık!!?
- Hönk?!! (Topluluk Kopar) Kelime: Çiçek – Burnunla ne yaparsin?
- Karıştırırım – Puuahhaa Kelime: Gardiyan – Ya hani kapalı bi mekanda çalışıyorlar – Bekçi – Ya hayır ya, hani herkes korkar bunlardan – Patron, müfettiş – Ya geri zekalı mısınız bee,… Hani düdükleri vardır?
- Antrenor? Hakeemmm?
- Ulen öküz herifler – Sen kime öküz diyon ya…… Kelime: İstiklal Marşı Anlatan(kız):
- Yaaa.. hani bizim için çok önemli en önemli şeylerden biri..
Cevaplayan(erkek):
- Bekaret?!
Kelime : Sanatçı – Hani bööle Tarkan gibi bisi… – **** !!
- Ayy çok hayvansın murat..
Kelime: Kokteyl – Bazıları evlenmeden önce verir – ?!!!?
Kelime: Bodur – Akdeniz’in bitki örtüsü nasıldır?
- Maki – Peki nasıldır yani?
- Kışlar ılık ve yağmurlu… – Puhahaha…!?!
Kelime: Kafeinsiz Kahve (Son saniyeler) – Yuhhh be, bunu nasıl anlatacam. pas.
(Zaman biter) – Kelime neydi?
- Kefensiz kahpe… – Neeee?
- Pardon,.. kefensiz kahve… (Digerleri karta bakar, grup kopar) Kelime: Dergah – Hani böyle insanlar ulvi bir amaç için bir araya gelir aynı mekanda – Satanist ayinleri – Çarpılırsın valla – Ha tamam trafo – Ohaa.. ( Topluluk iptal ) Kelime: Telepati – Hepimizde var çalar ya da hani izleriz biz bunu, hatta aynı başlayan bi program var iğrenç falan…… – Telefon televizyon televole tele?
- Tamam, … bi de kedilerin ayağina ne denir; kes birleştir onları… – Volepati?
- Yuhhh!!
Kelime: Uçak – Havada uçar ya..
- Leylek – Yok bunun kanatları var – Ulen leyleğin yok mu?
Kelime: Kabarmak – Abi, şimdi maddeler ısınınca nolur – Genleşir – Ha tamam, şimdi pasta yapmak için ne lazım – Krema – Başka, pastanın eski hali ne oluyo – Kek – Tamam, simdi annen kek yapıyo, diyo ki bu kek artik "bisey oldu,…alıyım " diyo… Ne der orda, genleşme anlamına geliyo – Genleşti – Hayır lann,… Genleşti anlamına geliyo… – Eeee genleşti işte – Ulan senin anan bu kek genleşti artık alıp yiyelim mi diyo ?
5 sn sessizlik… – Eveet… – Ben oynamıyom bunla yaa… Kelime: Yoyo – Ya simdi hani böyle var ya… Hani böyle aşağı yukarı sallarlar… Bi dakka ya, ben burda anlatırken sen benim telefonumu mu karıştırıyosun!!!!!
- Yoooo – Hahhh şimdi alın bu heceyi ikiyle çarpın!
- Yo-yoooo!!!!!
- Aferim lannn… Kelime: Horoz – Hani abi gece yatarız, sonra dalarız… yaniiii, nasıl anlatsam… – Rüya mı abi?
- Yok değil… Hani sonra işe gitmeniz gerekir..
- Uyanırız..
- Hahhhh,… Nasıl uyanırız abi.?
- Telaşla uyanırız, geç kalmışızdır, alarmla uyanırız….. Sürer gider bu.
(Uzun sure sessiz kalır, kasılır eleman…..) – Amannnn ne kasıyorum ya,… Civcivin babası!!
. – Horozzzzz!.
- Tam isabet..
Kelime : Uyurgezer Kız : Bak hani ben gece yataktan kalkıyorum dolaşıyorum, yemek yiyorum, ama naap´tığımı bilmiyorum filan.
Erkek : (Suratına bakarak) Ohaa! obez!!!
(Topluluk : mu-hah-ha-ha) Kız : İğrençsin,… konuşmuyorum..
Kelime : 1 Nisan – Abi, 31 Mart´tan sonra ne gelir ?
- 32 Mart – Harbiden bravo yani… Senin gibi lama´dan başka cevap beklenemezdi zaten..
Kelime : Cin Tonik – İnle kim top oynar?
- Ciinnn!
- Yanında ne iyi gider?
- Toniiik!
Kelime : Sümüklü Böcek – Hani bi hayvan var spiral şeklinde bi kabuğu var.
- Salyangoz – Hah ona сок benziyo. Ama sen nezle olunca ne akar burnundan – Sümük – Evet evet bu salyangoz benzeri hayvanda bundan var – Nası yani hayvanın sümüğü mü var?
- Evet. karafatma nedir?
- Hamamböceği – Hah 2. kelimeyi kes – Böc – Yok yok kelimenin tamamı – Hamamböc – Allah belanı… Kelime : Vazelin – Hani abi böle yüzüne de sürersin kıçına da sürersin?….
- Vazelin!!!!!! Holeeeeyyy Kelime : Beşik – Hani alttan titretiyosun yavruyu?
- ?!!!!
* 1911'de Fransız terzi Franz Reichelt kendi buluşunu test etmeye karar verdi. Kendi yaptığı elbise şeklindeki paraşütle Eyfel kulesinden atladı. Ama paraşüt açılmadı.
* Avusturyalı Hans Steininger 1.4 metrelik sakalı ile meşhur olmuştu. 1567 yılında Steininger, kasabasında çıkan yangına yardıma giderken yanlışlıkla sakalına takılıp düşerek, boynu kırılarak ölmüştü.
* Amerika'da bir hayvanat bahçesinde görevli olan fil bakıcısı rutin temizliğini yaparken filin dışkısı altında kalarak can vermiştir.
* 8. yüzyılda yaşadığı düşünülen Çinli şair Li Po, Ay'ın, Yangtze Nehri'ndeki yansımasını kucaklamaya çalışırken boğularak ölmüştü.
* Hindistanlı beyzbol oyuncusu Ray Chapman bir beyzbol maçında atış sırasında öldü. 1920'de oynanan bir maçta kafasına beyzbol topu gelmesi yüzünden öldü.
* İsveç Kralı Adolf Frederick yemeği çok severdi ve bu yüzdende öldü. 1771 de 61 yaşında bir sofrada etler, ıstakozlar, çorbalar, tütsülenmiş etler, şampanya ve en sevdiği tatlıdan 14 tane yedikten sonra ölmüştü.
* Sivil savaştan sonra politikacı Clement Vallandigham çok başarılı bir avukat olarak tanınmıştı. 1871 Thomas McGehan 'in mahkemede savunmasını yaparken jüriye tabancanın pozisyonunu göstermek isterken kaza ile kendisini vurdu. Teorisi doğruydu ve müvekkili suçsuzdu ama bunu ispatlamak için yaptığı gösteride yaşamını yitirdi.
* Allan Pinkerton (1819-1884) meşhur Pinkerton detektif ajansını yaratan kişiydi. Suç tahlil teknikleri konusunda çok önemli çalışmaları vardı. Böyle bir araştırma sırasında kaptığı enfeksiyon yüzünden yürürken öldü.
* 2 Şubat 1959'da Rusya'nın Ural Dağları'nda yaşanan olay, ülkenin en ünlü çözülememiş gizemi oldu. 28 Ocak' ta Ural Politeknik Enstitüsü'nden on öğrenci kış yürüyüşü ve kısa süreli kamp için yola çıktı. Bir öğrenci kendini kötü hissedince dağda uygun bir bölgede kendini toparlayabilmek için kaldı. Diğer dokuzu ise ormanda bulundu. Terk ettikleri çadırları içeriden yırtılmış bir şekilde bulundu. İlk iki ceset ormanın içinde yalınayak ve sadece iç çamaşırları ile, sonraki üç ceset ise benzer bir durumda yakın bir yerde bulundu. Bundan iki ay sonra ise, son kurbanlar 75 metre uzaklıkta kar altında gömülü bulundu. Dört öğrencide büyük iç yaralanmalar, kırık kaburgalar ve ezilmiş kafatasları vardı. Birinin dili yoktu. Gerçek şu ki müfettişler saldırıya benzer herhangi bir bulgu bulamadı. Son dört kurbanın da başkalarına ait olduğu düşünülen ve radyasyon içeren kıyafet giydikleri belirtildi. Çığ, uzaylılar ve askeri test ölüm olaylarıyla ilgili olarak ortaya atılan teorilerden birkaçı.
* 1998'de bir Fransız oldukça karmaşık bir intihar girişiminde bulundu. Bir deniz kıyısında yüksek bir yamacın tepesine çıkıp boynuna bir ip bağladı, ipi de büyük bir kayaya bağladı. Sonra zehir içti ve kendini ateşe verdi. Uçurumdan atlarken de tabancayla kafasına ateş etti! Ama devamı daha ilginç. Çünkü kurşun onu ıskalayıp ipi kesti, böylece adam suya düştüğünde asılı kalmadı. Soğuk su yanan elbiselerini söndürmekle kalmadı aynı zamanda onu şoka sokarak yuttuğu zehri kusmasını sağladı. Sudan bir balıkçı tarafından çıkarılıp hastaneye götürülen adam orada hipotermi (vücut ısısının aşırı düşmesi)den dolayı öldü.
* Meşhur viski tadımcısı Jack Daniel 1911 de bir sabah iş yerine erken geldi. Kasasını açmak istedi fakat şifreyi hatırlayamadı. Kızgınlıkla kasaya tekme attı ve ayak başparmağı yaralandı. Buradan kaptığı enfeksiyonla da öldü.
* Bobby Leach Niagara şelalelerinden bir fıçı içinde atlayan dünyadaki ikinci kişi. Bu atlayıştan başka ölüme meydan okuyan başka girişimleri de bulunuyor. Bu kadar cesur birisinin ölümü ise oldukça ironik. Leach, bir gün bir Yeni Zelanda sokağında yürürken bir portakal kabuğuna basınca kayarak düştü ve bacağını kırdı. Öylesine kötü bir kırıktı ki bacağın kesilmesi gerekiyordu. Cesur adam bir süre sonra kırıkta oluşan hastalıklar yüzünden öldü.
* I. Dünya Savaşı sırasında alınan yenilgilerle beraber Çarlık rejiminin içine girdiği kriz derinleşir. Sarayda önemli bir etkiye sahip olan Rasputin, Çariçe Alexandra Fyodorovna aracılığıyla devlet ve ordu yönetimine karışır, uzmanların önerilerinin aksine kararlar alınmasına yol açar. Zamanla rejimdeki başarısızlıkların nedeni olarak görülür. II. Nikolay' ında sırdaşı olması, kimi çevrelerce Alman yanlısı ve vatan haini olarak damgalanır. Monarşinin devamını isteyenler arasında Rasputin'in ortadan kaldırılmasıyla beraber yönetimin düzeleceğine inananlar suikast planlamaya girişir. Suikastçilerin önde gelen ismi Prens Feliks Yusupov'dur. Sarayda verilen bir yemek davetinde Rasputin'e zehir verilir. Pastalara ve kadehine siyanürün tozlaşmış hali konulur fakat Rasputin pastaları yemesine rağmen zehirlenmeyince silahla vurulur ve öldü zannedilir; ancak Rasputin ayağa kalkarak Prens'in yakasına yapışır. Sonrasında ise bahçeye kaçarken zorlukla bir kez daha vurularak karların üzerine düşer. Buzlu bir nehire atılan Rasputin, köprüden 140 metre uzakta ölü olarak bulunduğunda otopsi yapılır. Yapılan otopsi raporuna göre Rasputin kurşunlardan değil ciğerine dolan sudan, yani boğularak ölmüştür.
* "Modern dansın annesi" sayılan Isadora Duncan eşarp takmayı çok severdi. New York Times gazetesinde yazılan bir yazıda anlatıldığı şekliyle 1927 de çok hızlı bir otomobille giderken güçlü bir ipekten yapılan eşarbı rüzgar yüzünden direksiyona dolaştı. Korkunç bir güçle boğazını sıkan eşarbını viyolonselcisi ve kuaförü çıkartmaya çalışsalar da başarılı olamadılar. Araba durduktan sonra hemen ilk yardım yapılmasına rağmen bayan Duncan'ı kurtaramadılar.
* Homer ve Langley Collyer obsesyon derecesinde biriktirme hastalarıydılar. İki kardeş gazete ve bir sürü şeyi evlerinde biriktiriyorlardı. Evin koridorları, odaları, her yeri bunlarla doluydu. 1947'de evlerinde öldüler. Evlerinden 100 ton çöp çıktı. Kardeşler evde birbirlerinden 15 metre uzaklıkta bulunmuşlardı. Beslenebilmek için gazetelerin arasında tünel yapıp öyle hareket ediyorlardı.
* Jerome Irving Rodale sağlıklı yiyecek konusunda bir uzmandı. Organik tarımda bir öncüydü. Organik tarım ve bahçecilik konusunda bir dergi ve gazete çıkarıyordu. Büyük bir övünçle en az 100 yaşına yaşayacağını söylerdi. Rodale 1971'de Diск Cavett Show'da bir röportaj sırasında kalp krizi geçirip öldü. Show sırasında uyuduğunu sanan sunucu hatta şaka yaparak sıkıldınız mı diye sormuştu. Öldüğünde 72 yaşındaydı. Bu röportaj hiç yayınlanmadı.
* Christine Chubbuck televizyonda intihar eden ilk ve tek haber spikeridir. 1974 de TV programının başlamasından 8 dakika sonra sunucu depresyona girip şunları söyler. "Kanalın 40 yılında polisin son haberlerini, son kanlı cinayetleri ve renkli yaşamları aktardık. Şimdi bir tanesini daha göreceksiniz.' dedikten sonra tabancasını çıkartıp başına dayadı ve ateşledi.
* Tuvalette ölüme birçok örnek verebiliriz. Ancak Elvis Presley (1935 - 1977) bunların en meşhuru. Rock 'n Roll kralı Graceland'da bir pansiyonda tuvalette oturur vaziyette ölü bulundu. Doktorların söylediğine göre kalp krizi geçirmişti. Öldüğünde çok şişmandı ve çok fazla uyuşturucu kullanıyordu.
* Robert Williams bir robot tarafından öldürülen ilk kişidir. 1979'da Williams Ford Motor da depoda malzeme katlarına tırmanırken birden bire robotun çalışmasıyla hızlıca kafasına çarpması sonucu öldü. İkinci ölüm 1981 de Kawasaki de gerçekleşti. Kenji Urada 37 yaşında bir mühendisti. Çalışırken kırılan robotun kolu aniden dönerek Urada'ya çarptı ve ölümüne neden oldu.
* Aktör Vic Morrow Alacakaranlık kuşağı dizisinin çekimleri sırasında sette öldü. Bir helikopter patlama sahnesinde fırlayan pervane aktörün kafasını kopartarak ölümüne neden oldu. İki çocuk aktörde bu sebepten öldüler. Bu olaylardan sonra Amerika'da film setlerindeki güvenlik şartları ve kanunlar çok ağır koşullar getirilerek yenilendi.
* 1982 de 27 yaşındaki David Grundman Kaktüs reklamları için çöl bitkilerine tabancasıyla atışlar yapıyordu. Fakat bir atışı sırasında kaktüsten fırlayan bir parça ona çarparak ölümüne sebep oldu. Günümüzde bir bitki yüzünden ölen tek kişi olarak biliniyor.
* Amerikalı oyun yazarı Tennessee Williams 1983'de otel odasında şişe kapağıyla boğulmuş olarak bulundu. Bulunduğunda çok sarhoş olduğu anlaşıldı.
* 1983 de Cankurtaranlar partisi kutlamalarında sezonun ilk boğulması yaşanmış. Parti sona erdiğinde 31 yaşındaki Jerome Moody rekreasyon bölümünün havuzunda ölü bulundu. Acıdır ki cankurtaranlar cankurtaranı kurtaramadılar.
* Diск Shawn (1924-1987) bir komedyendi. Sahnede bir showu sırasında geçirdiği kalp krizi sonunda öldü. Diск Shawn politikacılar ve onların seçim kampanyaları ile dalga geçen komedi programları yapıyordu. Bir gösteri sırasında şakalarını yaparken kalp krizi geçirip sahnede bayıldı. Eve götürülen komedyen öldü.
* İngiliz 'king Kong' lakaplı güreşçi Kirk 1987 de final maçında 'Belly-Splash' yaparken yani zıplayıp rakibinin üstüne düşme hareketini denerken kalp krizi geçirdi. Maçtan önce Kirk arkadaşına bir gün öleceğini ve bu ölümün ringde olmasını umut ettiğini söylemişti.
* 1991 yılında artist Christo ve Jeanne-Claude bir instalasyonlarında binlerce büyük şemsiye kullandılar. Bu şemsiyeler sarı ve mavi renklerdeydi. Bu büyük şemsiyeler 6 metre yüksekliğinde ve 8.7 metre genişliğindeydi. İki ay hazırlıktan sonra instalasyon sergilenmeye başlandı. Sergiyi gezen yaşlı bayan, çıkan bir rüzgar yüzünden üstüne düşen şemsiyenin altında kalarak öldü.
* 1991'de 57 yaşındaki Taylandlı kadın Yooket Paen çiftliğinde yürürken bir inek pisliğine basıp düştü. Düşerken tellere tutunmaya çalışırken elektrik çarpması sonucu öldü. Kısa bir süre sonra kardeşi 52 yaşındaki Yooket Pan komşusunu olay yerine göstermek için götürdü. Fakat ne şanssızlıktır ki o da aynı yerde inek pisliğine basıp aynı şekilde elektrik çarpması sonucu öldü.
* 1999'da 67 yaşındaki Betty Stobbs İngiltere'de motorunun arkasına bir koyun aldı. Fakat koyun çok açtı. Sahibin arkasında karnını doyurmak isterken dengeleri bozuldu ve 100 metreden düşerek öldüler.
* 2006 da Avustralyalı vahşi yaşam uzmanı ve TV programcısı Steve "Timsah avcısı" Irwin kalbine saplanan bir vatoz balığı iğnesi sonucu öldü.
* Mariesa Weber iki hafta ailesinden haber alamadı. Onları yatak odasında kitaplığın altında ölü buldu.
* Marko ve Roberto de Solisa adlı iki kardeş, birbirleriyle pek iyi geçinemiyorlardı. Roberto'nun sık sık kendisiyle alay etmesine dayanamayan Marko, kardeşini, kafasına sıktığı tek kurşunla öldürdü. Buraya dek her şey normal sayılabilir. Anormal olan, Marko ile Roberto'nun yapışık ikiz olması ve aynı dolaşım sistemini paylaşması. Roberto'nun ölümünden 5 dakika sonra, kan dolaşımının durması sonucu Marko da yaşamını yitirdi. Böylece işlediği cinayet, intihara dönüşmüş oldu.
* Kamboçya'da iki asker, patlamamış mayınla futbol oynamaya kalkınca mayın patladı ve yaşamlarını kaybettiler. Olayı ilginç kılan bir başka nokta, parçalanarak can veren iki askerin, Kamboçya ordusunun en iyi mayın uzmanları olmalarıydı.
* ABD'nin Alabama eyaletinde 25 yaşındaki bir asker, tükürme alışkanlığının kurbanı oldu. Pencerenin kenarına oturarak, tükürüğünü büyük bir tencere biçimindeki sokak lambasına isabet ettirmeye çalışan asker, dengesini kaybedip 11'inci kattan düştü.
* New Hempshere eyaletinde on yaşındaki bir çocuk, kolasını çiviyle açmaya çalışırken yaşamını yitirdi. Kolanın içindeki gaz basıncıyla fırlayan çivi, çocuğun boğazına saplandı ve çocuk yaşamını yitirdi.
* Japon bilim adamları, 1971 yılında bir tepelik araziyi yangın hortumları ile bol miktarda suladılar. Amaç, toprak kayması ve yağmur fırtınası efekti yaratmaktı. Tepenin aniden çökmesi ile 4 bilim adamı ve 11 izleyici kişi hayatını kaybetti. Sonuçta bilim adamı olsanız bile tedbirli olmak gereklidir.
* 1983 yılında San Diego'da bir kadın, bir alışveriş merkezinde hırsızlık yaparken polislerce yakalandı. Polislere eğer onu bırakmazlarsa nefesini tutacağını ve kendini öldüreceğini söyleyen kadın, ölünceye kadar nefesini tutarak hayatını kaybetti.
* Allan Pinkerton, 1884 yılında bir kaldırımda yürürken kayarak dilini ısırmıştı. Bu talihsiz ısırık daha sonra enfeksiyona dönüştü ve Pinkerton'ın hayatına maloldu.
* Danimarkalı astronom Tycho Brahe, 1601 yılında düzenlenen ve çok uzun süren bir ziyafette çişini tutmak zorunda kalmıştı. (Yemeğin ortasında kalkmak çok kaba bir hareket olarak yorumlanıyordu) Mesanesi gereğinden fazla dolan Brahe, bu sebeple ortaya çıkan enfeksiyon yüzünden hayatını kaybetmişti.
* Amerika'da 1995 yılında bir kola makinesinden bedava içecek almaya çalışan adam makineden fırlayan kutu kolanın kafasına isabet etmesi sonu hayatını kaybetti.
* Arjantin Buenos Aires'te gerçekleşen ölüm olayında karısını öldürmeye çalışan adam karısını, kaldıkları otelin 23. katında aşağıya atar. Kadın aşağı düşerken elektrik tellerine takılır. Karısının ölüp ölmediğinden emin olmak isteyen adam kendisini de aşağı atar, tellere tutunamaması sonucu yere çakılarak hayata veda eder.
* İtalya'da gerçekleşen bir ölüm olayında Pisa kentinde oturan Romollo Ribaldo isimli adam işsiz olduğu için intihar etmeye karar verir. 42 yaşındaki Romollo Ribaldo'ya eşi intihar etmemesi için dil döktü. İkna olan Romollo ağlamaya başladı ve elindeki silahı yere fırlattı ve kötü sürpriz! Yere düşen silah ateş aldı. Silahtan çıkan kurşun Romollo'nun eşine isabet etti ve kadın öldü.
* Khay Rahnajet isimli Iraklı bir terörist içinde bomba düzeneği olan bir paketi posta ile suikast adresine gönderdi. Paketin üzerinde yeteri kadar pul olmadığı için posta servisi paketi geri postalar. Paketi alan acemi terörist pakete bomba düzeneği kurduğunu unutarak paketi açar, bombanın patlaması sonu parçalanarak ölür.
* Eşine şaka yapmak isteyen Jake Fen isimli bir adam kendisini asmış süsü verir. Eve gelen eşi kocasının kendisini astığını görünce bayılır. Bu sırada kapıyı açık gören komşuları olan kadın içeri girer. Jake ve eşinin öldüğü zanneden kadın evi soymaya karar verir ve ne varsa toplar. Evden topladıkları ile dışarı çıkmak üzere olan kadına Jake tekme atar. Kadın cesedin canlandığını zannederek korkudan ölür.
* New York'un işlek caddelerinin birinde bir otomobil yürüyen bir yaya hafifçe çarptı. Yaya tam yerden kalkacağı sırada yoldan geçen birisi kalkmazsa sigortadan yüklü miktarda para alabileceğini söyler. Yayada yola tekrar yatar. Otomobil sürücüsü ise yayanın yerden kalktığını düşünerek gaza basar ve yaya otomobilin altında ezilerek can verir.
* Mısır'da bir çiftçilik yapan bir adam tavuklarından birinin Nil nehrine düştüğünü farkeder ve tavuğunu kurtarmak için nehre atlar. Fakat girdaba yakalanınca kıyıya dönemez ve yardım ister. Adamın yardımına yetişen oğlu başarılı olmaz ve o da girdaba kapılır. Baba oğul kurtarılmak için yardım istemeye başlarlar. Adamın karısı kızları ve diğer oğlu yardım etmek isterler fakat onlarda başarılı olmazlar. 6 kişilik aile boğularak can verir fakat tavuk kurtulur.
* Hampshire'dan Michael Toye yakın bir dostuna beyaz ispirtonun yanıcı bir madde olduğunu kanıtlamak için kendini bir bagajın içine hapsederek üstüne beyaz ispirto döktü. Şaşkın adamın bedeni bir anda alev alınca yanarak can verdi.
* Gökyüzü dalışı yapan tecrübeli hava akrobatı Ivan McGuire 1988 yılında Kuzey Carolina'da 3 bin metreden yapacağı atlayışı görüntülemek için harekete geçti. 3 bin metre yükseklikten kendini boşluğa bırakan McGuire. Kamerasını unutmamıştı ama maalesef paraşütünü unutmuştu. Doğal olarak yere çakılarak öldü.
* Kurutma makinesinin azizliğine uğrayan Ray Washbrook makinenin içine sıkışmış pamukları temizlemek için sanayi tipi kurutma makinesinin içine girdi. Yaklaşık 20 dakika 110 derece ısıda dönen zavallı adam hemen oracıkta can verdi.
* 50 yaşındaki Alex Mitchell, BBC'de yayınlanan komedi dizisine gülerken kalp krizi geçirerek öldü. 'Gülmekten öldü' deyiminin karşılığını tam olarak sergileyen Mitchell, 'Goodies' dizisinin kurbanı oldu.
* 59 yaşındaki Kaliforniyalı, havuzun drenaj borusuna kapılınca canından oldu. Havuzun boşaltım kanalındaki 300 lbs’lik çekim gücüyle bir anda neye uğradığını şaşıran talihsiz adamın ince bağırsakları dışarı fırlamış bile olabilir.
* Henri M’Bongo isimli tavuk hırsızı Kamerun’daki bir vukuatında çaldığı tavukları çiğ çiğ yemesi için zorlandı. Tavukların tüyünden ve kemiklerinden dolayı boğulan hırsız çiğ tavuktan öldü.
* Fransa’da cenaze görevlisi olan Marc Bourjade, tabutların tepesine düşmesiyle can verdi. 1982 yılında gerçekleşen olay sonrasında Bourjade’ın ölü bedeni de üzerine düşen tabutlardan birine konarak toprağa verildi.
* Hampshire’da kronik horlama sorunu yaşayan Mark Gleeson, bu kronik rahatsızlığından kurtulmak için bir gece kadın pedlerini burnuna tıkadı. Gleeson uykusunda boğularak öldü.
* Belçika’da bir hava gücü, Sudan’da yiyecek yardımı yaptığı sırada yiyecek kasalarını üç Sudanlı’nın üzerine düşürerek, 3 adamın ölmesine neden oldu. İyilik için yapılan girişim ölümle sonuçlandı.
* İran’da araba içindeki iki adam havada uçan kartalın azizliğine uğradı. Gagasındaki kobra yılanı bir anda düşünce olanlar oldu. Aracın içine düşen kobra tarafında ısırılan adamlar kartalın kurbanı oldu.
TÜRKİYE'NİN EN İLGİNÇ ÖLÜMLERİ * Erzurum'da rahatlatır düşüncesiyle müşterisine masaj yapan berber adamın boynunu aniden sağa sola çevirirken boynunu kırar ve adam oracıkta hayatını kaybeder.
* Bir işçi 600 tonluk press makinesinin arasından emeklemek suretiyle geçerek, ucundaki 2450 santigratlık fırında sigarasını yakmaya çalıştı. Mekanı Cennet olsun.
* Kurtarmaya gelen ambulans yerde yatan yaralının suratına park etti. Yaralının toprağı bol olsun.
* Midesine kaçan sineği öldürmek amacıyla ağzına sinek ilacı sıktı. Allah kalanlara akıl fikir versin.
* Adam, yolda mutlu mesut yürürken kafasına balkon düştü. Toprağı bol olsun, iyi adamdı.
* Adam, para çekmek amacıyla girdiği bankamatik gişesinde elektrik çarpması sonucu öldü.
* Nüfus sayımı nedeniyle bom boş olan otoyolda bir sayım görevlisi bariyerlere çarptı ve vefat etti.
* Kafasında mermer kırdırmaya çalışan medyatik bir karateci, travma sonucu öldü.
* Bir arabaya 11 kişi binip viyaduğe uçmak suretiyle, 11 kişi Allah'ın rahmetine kavuştu.
* Katta olmayan asansöre binmeye çalışan adam boşluğa düştü. Başımız sağ olsun.
* Balkona 50 kişi çıktılar ve sonuçta balkon çöktü. Böylece toplu ölüm gerçekleşti.
* Ormanda zehirli mantarları mangalda bir güzel közleyip afiyetle yiyen aile bir daha evine dönemedi.
* Yatağındaki tahtakurusu ve bilumum haşaratı öldürmek için yatağını ilaçladı ve aradan iki, üç dakika geçmeden aynı yatakta derin bir uykuya daldı. Sabahı getiremedi.
* Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına kaçan taşı çıkartmak için ayağını silkeleyen adam, o sırada yoldan geçmekte olan yardımsever bir laz vatandaşın elektrik çarptığını sanması üzerine, kafasına kürek, kalas vb sert cisimlerle vurularak vefat etti.
* Trafik kazasından yaralı olan adam, kurtarıldı. Gayet sağlıklı bir şekilde olayı atlatan adam ambulansçı amcanın "yav sen bin hele film falan çekelim" demesi üzerine hastaneye gitmeye ikna edildi. Adam yolda ambulansın kaza yapması sonucu öldü. (Ambulansçı amca hala sağ) * Adam çok sıkışmıştı. İhtiyacını bir yerde gidermesi gerekiyordu. Müsait bir yerde pozisyon aldı ve icraata başladı. Nereden bilebilirdi ki işediği yerde elektrik tellerinin olduğunu.
* Aynı işyerinde biri gündüz bir gece vardiyasında olmak üzere çalışmakta olan baba, oğuldan; biri mobilette motor ile işe gitmekte diğeri ise bir başka mobilette ile eve dönmekte iken, yol üzerindeki sert bir virajda karşılaştılar ve birbirlerine selam vermek isterken çarpışıp beraberce Hakkın rahmetine kavuştular.
* Sarhoş bir şekilde tem otoyolunda seyreden bir araçtaki beş kişi radyoda çalmaya başlayan oynak bir şarkı üzerine aracı sağa çektiler ve tem'de göbek atmaya başladılar. Sonucuna katlandılar tabii. İşin ilginç yanı ise bu 5 kişiden 5'ininde ölmesi ve beşine de ayrı ayrı araçların çarpmış olması.
* Giriş katın bir kat altında olan ve üstü ahır olarak kullanılan köy kahvesinde okey oynayanlar, üstlerine, katın çökmesi sonucu inek, öküz vb. büyükbaş hayvanların düşmesi ile köy mezarlığındaki anahtar teslim çukurlarına yerleştiler.
* Eskiden anlatılan bir lunapark vakası: Parkın 2 kafadar gece bekçisi, park kapandıktan sonra, dönen salıncaklara binmeye karar vermişler. Yönetici kabinine girmişler aleti çalıştırmışlar. Makinenin ısınması için 1 dakika kadar süre gerekiyor tabii. Salıncaklara bir güzel kurulmuşlar. 1 dakikalık süre geçmiş alet çalışmaya başlamış. Ama 2 kafadar seans süresini ayarlamayı unutunca, bütün gece kusarak Hakkın rahmetine kavuşmuşlar.
DİĞER İLGİNÇ ÖLÜMLERİ * New Orleans'ta, kimse boğulmadan geçirilen bir sezon sonucunda can kurtaranların verdiği partide boğularak ölmek: Jerome Moody, 1985 * Eyfel Kulesi'nden paltosunu paraşüt olarak kullanarak atlayıp ölmek: Franz Reichelt, 1911 * Sandalyeye bağlanmış 47 roket ile kendisini uzaya fırlatmaya çalışırken ölmek: Wаng Hu, 16. Yüzyıl * Çatıdan düşen ineğin altında kalarak ölmek: Joao Maria de Souza, 2013 * Vücuduna çorba enjekte ederek ölmek: Ilda Vitor Maciel, 2012 * Hamamböceği yeme yarışmasında çok fazla hamamböceği yiyerek ölmek: Edward Archbold, 2012 * Ayağına bıçak bağladığı dövüş horozunu kamerayla kaydederken bıçaklanıp ölmek: Jose Luis Ochoa, 2011 * Yere değecek kadar uzun olan sakallarına basarak boynunu kırıp ölmek: Hans Steininger, 1567 * Kendisini sonsuz yaşama ulaştıracağı düşüncesiyle cıva haplarını içerek ölmek: Çin'in ilk imparatoru Qin Shi Huang, M. Ö. 210 * Hayranların yolladığı hediyelerin altında kalarak boğulup ölmek: Atina meclis üyesi Draco, M. Ö. 620 * Sizi oynayan kişinin kalp krizi geçirdiğiniz anı canlandırmasını izlerken kalp krizi geçirerek ölmek: Gareth Jones, 1958 * 1 tonluk fabrika robotunun kolunun kafasına düşmesi sonucu robotların öldürdüğü ilk insan olarak ölmek: Robert Williams, 1979 * Kör bir adamın evine doldurduğu ıvır zıvır sonucu çıkış kapısını bulamaması sonucu açlıktan ölmesi: Homer Collyer, 1947 * Kendi tahta ayağı ile dövülerek öldürülmek: Sör Arthur Aston, 1649 * Atının üzerinde düşmanının kesik başını etrafa gösterirken, kesik baştaki bir dişin kendisine batması sonucu oluşan enfeksiyondan ölmek: Sigurd Eysteinsson, 1892 * Şerefine verilen ziyafette çok fazla yiyerek ölmek: Julian Offray de La Mettrie, 1751 * Savaş gazisi olduğunu kutlamak için ateşlenen top mermisinin altında ezilerek ölmek: John Kendrick, 1794 * Maktulün kendisini nasıl vurduğunu jüriye göstermek isterken kendi kendini öldürmek: Clement Vallandigham, 1871 * Evcil maymun tarafından ısırılma sonucunda ölmek: Yunanistan Kralı I. Aleksandros, 1920 * Kendi adını mezar taşında okuduktan sonra şok olup ölmek: Marcus Garvey, 1940 * Kazayla bir füzeyi kendine doğru ateşleyerek ölmek: HMS Trinidad savaş gemisi.
* Segway'ı icat edip, onunla uçurumdan aşağıya düşerek ölmek: Jimi Heselden, 2010 * Ofis camının kırılmaz olduğunu ispatlamak için bedeniyle cama vurma sonucu camın kırılmasıyla aşağıya düşüp ölmek: Gary Goy, 1993 * Aşırı dozda havuç suyundan ölmek: Basil Brown, 1974
Kiza bir partide rastlamisti. Harika birşeydi. O gün pesinde o kadar delikanlı vardı ki. Partinin sonunda kizi kahve içmeye davet etti. Kiz parti boyu dikkatini çekmeyen oglanin davetine şaşırdı, ama tam bir kibarlik gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki sirin kafeye oturdular. Delikanlışöyle heyecanliydi ki, kalbinin çarpmasindan konusamiyordu. Onun bu hali kizin da huzurunu kaçirdi. "Ben artik gideyim" demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsınu çağırdi. "Bana biraz tuz getirir misiniz" dedi. "Kahveme koymak için. "Yan masalardan bile saskin yüzler delikanlıya bakti. Kahveye tuz!. Delikanlı kipkırmızı oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı. Kiz, merakla " garip bir agiz tadiniz var" dedi. Delikanlı anlatti:
"Çocukken deniz kenarında yaşardik. Hep deniz kenarında ve denizde oynardim. Denizin tuzlu suyunun tadi agzimdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben. Bu tadi çok sevdim. Kahveme tuz kolmam bundan. Ne zaman o tuzlu tadi dilimde hissetsem, çocuklugumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatirliyorum. Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar. onları ve evimişöyle özlüyorum ki. "Bunlari söylerken gözleri nemlenmisti delikanlınin. Kiz dinlediklerinden çok duygulanmisti. Içini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmaliydi. Evini düşünen, evini arayan, evini sakinan biri. Ev duyusu olan biri. Kiz da konuşmaya başladı. Onun da evi uzaklardaydi. Çocuklugu gibi. O da ailesini anlatti. Çok sirin bir sohbet olmüstu. tatlı ve sicak. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel baslangici olmüstu tabii. Bulusmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yasadilar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kasik tuz koydu, hayat boyu. Onun şöyle sevdiğini biliyordu çünkü. 40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. "Ölümümden sonra aç" diye bir mektup birakmisti sevgili karisina. şöyle diyordu, satırlarında. "Sevgilim, bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımizi bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim. Tuzlu kahvede. İlk bulüstugumuz günü hatirliyor musun?. Şöyle heyecanli ve gergindim ki, seker diyecekken 'Tuz' çikti agzimdan. Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandim ki, yalanla devam ettim. Bu yalanin bizim ilişkimizin Temeli olacagi hiç aklima gelmemisti. Sana gerçegi anlatmayi defalarca düşündüm. Ama her defasinda korkudan vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve artik korİmam için hiçbir sebep yok. Iste gerçek. Ben tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat. Ama seni tanidiğim andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pismanlik duymadan. Seninle olmak hayatımin en büyük mutlulugu idi ve ben bu mutlulugu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, herseyi yeniden Yaşamak, seni yeniden tanimak ve bütün hayatımi yeniden seninle geçirmek isterim, İkinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da. "Yaşlı kadının gözyaslari mektubu sirilsiklam islatti. Lafi açildiğinda birgün biri, kadına "Tuzlu kahve nasıl bir şey" diye soracak oldu. Gözleri nemlendi kadının. "Çok tatli!. " dedi.
Sevgi ve saygının, kendine güvenin, sempatik olmanın, korkuyu azaltmanın, kolay iletişim kurmanın yolu gülümsemekten geçer. Öfkeli insanlar hem çevreye, hem de kendilerine zarar verir. Kendine güvenemeyen insan kolay iletişim kuramaz. Gergin ortam aynı zamanda başarıyı azaltır. İletişimde en önemli unsurun güvendir ve güven ise insana gülümsemekle başlar. Kuşku insanları birbirinden uzaklaştırır. Yanlış anlamalar başlar. İnsanlara gülümsemek için kişinin kendine güvenmesi gerekir. Güvenle rahatlama sağlanır. Rahat insan daha kolay iletişim kurar. Stresi yenmenin en iyi yolu gülmektir.
Araştırmacıların bulgularına göre gülmek vücudu rahatlatır, beyni sakinleştirir, insanlara zevk ve umut verir, insanların sorunlarını ve acılarını unutturur. Gülmek zevktir, vücut ve ruh için sağlıklıdır. Bir atasözüyle; "En iyi ilaç gülmektir."
Bir Alman atasözüyle de:
"Gülmek hayatın şekeridir."
* Başarıyı olumlu yönde etkiler.
* Çevreye ve kendine güven artırır.
* Kolay iletişim kurulmasını sağlar.
* Öfke, gerginlik ve korku gibi duyguları azaltır.
* Gülümsemek, neşelenmek, elem duygusunu azaltırken, umut duygusunun yeşermesine, kişinin başka kişilerle ilişki kurmasına da aracı olur.
* İyileştirme, sakinleştirme, umutlandırma gibi özel güçleriyle gülmek, fiziksel ve duygusal sorunların hafiflemesi için önemli bir kaynak.
* Gülmek, insanın bir yandan kendini iyi hissetmesini sağlarken, diğer yandan insana olumlu, iyimser bir bakış açısı da kazandırır. Umutlanma ve sorunlara çözüm bulabilme gücü ve cesareti de verir.
* Karşılıklı gülebilmek, ilişkinin güçlenmesini sağlarken olumlu duyguları tetikler ve duygusal bağın sağlamlaşmasına yol açar. Birbirimize gülümsediğimiz zaman aramızda bir bağ oluşur ve bu bağ yaşamın zor anlarında, umutsuzluğa düştüğümüz zamanlarda önemli bir destek güç olarak yanımızdadır.
* Gülmektir, acı, yas, tükenmişlik gibi duyguların paylaşımına yardımcı olurken, insana yeterlilik duygusunu kazandırır. Eğlenme, canlılık ve keyfi de içinde barındırır.
* Gülebilme yetisi ya da becerisi yaşamı sadece keyifli hale getirmez, aynı zamanda sorun çözme, başkalarıyla ilişki kurma ve yaratıcılığın gelişimine yardımcıdır.
İlk fıkrayı anlattığınız veya dinlediğiniz anı hatırlıyor musunuz? İlk defa neye veya kime güldüğünüzü?Güldüren bir kişi olmak kararını verdikten sonra benim yaptığımı yapın! Çünkü ben de uzmanların söylediklerini yaptım!
İlk kural: "Ne kadar gülmece dinleseniz, fıkra kitabı okusanız, güldürü programları veya Kemal Sunal filmleri seyretseniz denemeden ve uygulamadan güldüren bir kişi olamazsınız!"
* Gülmenizi tetikleyen fıkra, karikatür, atasözleri, ve bunun gibi şeyleri toplayın biriktirin arşivleyin.
* İnternet’ten günlük fıkra gönderen sitelerin listelerine katılın.
* Sizi güldüren okuduğunuz veya karşılaştığınız olayları kaydedeceğiniz bir günlüğünüz olsun.
* Birlikteliğin anahtarlarından bir tanesi, “gülmek”, “merhaba” demek ise, bir başka deyişle ilişkiyi keyifle başlatmak ve dostlukları pekiştirmenin bir yoluysa birbirimizden bu davranışı esirgemeyelim, gülmeyi, merhaba demeyi özel günlere ya da anlara bırakmayalım, saklamayalım.
Bir öneri:
Ömrünü ikiye katlamak istiyorsan, yediğinin yarısı kadar ye, uyuduğunun iki katı uyu, üç kat daha fazla su iç ve dört kat daha fazla gül... Uzmanlara göre gülme; "Her insanda doğuşta var olan bir özelliktir. bir deyişle de "Vücudun ötüşüdür."
Gülmenin faydaları:
* Bağışıklık ve sindirim sistemini çalıştırır ve güçlendirir.
* Vücudun üst kısmındaki tüm kaslar gevşetip aerobik yaptırır, sinirlerin ve organların egzersiz yapmasını sağlar.
* Vücudun doğal mutluluk hapı olan endorfin hormonu salgılanmasını sağlar.
* Kendine güveni sağlar.
* İletişim aracıdır.
* Pozitif duyguları öne çıkarır.
* Bir kahkaha bir kilo pirzolanın yanı sıra, bir kutu ilaca da bedeldir.
* Keyif veren bir gülme, günlük yaşantımıza mutlu, olumlu duygularla başlama, sıkıntı, acı ve hatta çatışmaların ilacıdır.
* Gülebilme bize yaşamın bir başka yüzü olduğunu anımsatarak acıya katlanma eşiğimizi, gücümüzü arttırır.
Bir dünya hayal edin ki, tüm insanlar, gülmece (mizah) kabiliyetli olsun ve ağlamaktan çok gülsünler, surat asmaktan çok gülümsesinler! Böyle bir dünyanın olabilmesi için gülenler kadar güldürenlere de ihtiyaç vardır. Peki, siz hiç eş dostunuzu veya toplum önünde konuşurken insanları güldürmeyi denediniz mi?
"Bir adım bin fikirden daha iyidir" deyişine uygun: "Size sevdiğim bir fıkrayı anlatsam!"
Demedikçe başarılı olunmaz. Bunun için de uğraş ve çaba gerekli. Bunun için de araştırmacıları dinleyelim ve yapılması gerekenleri listeleyelim:
* Gülmece (Mizah) dergilerine abone olun ve gülmece (mizah) ve fıkra kitapları, görüntü bantları alın. Böylece bir gülmece (mizah) arşivi veya kitaplığı oluşturun.
* Her gün en az bir defa içten gülün, bunun için başkalarını güldürmeniz gerekebilir; çünkü güldüren insan daha candan güler.
* Yaşadığınız güldürücü olayları, eş dostla paylaşmaya gayret edin. Duyduğunuz veya okuduğunuz güzel bir fıkrayı, eş dosta anlatın.
* İş yerlerinde de hep ciddi olunması gerekmez. Gülmeceyi (Mizahı) iş yerine de taşıyın. Kahve molalarında, dedikodu yerine biri birinizi güldürmeyi seçin. Kahve yerine fıkra arası verin!
* Eleştiri ve şikayetlerinizi gülmeceyle (mizahla) ve gülümseyerek yapmaya gayret edin.
* Gülmece (Mizah) kabiliyeti olanlarla arkadaşlık yapın.
* Kendinize gülmeyi öğrenin.
* Sıkıntılı ve hoş olmayan durumlarda bile gülünecek bir şey bulmaya çalışın.
* Gülmeceyi (Mizahı) kendiniz de yaratabilirsiniz. Deneyin.
* Sözcük (kelime) oyunları ve taklitler de insanları güldürür. Deneyin.
* Günlük yaşantımıza bilerek, bilinçli olarak, daha fazla merhaba, biraz neşe ve gülme katarsak yakın ilişkide olduğumuz kişilerle aramızda çok daha sağlıklı birliktelikler oluşabilir.
Dünyada insanlar, çok çeşitli nedenlerle firmalara ve kurumlara dava açıyor. Aynı davalar Türkiye'de açılsa neler olurdu, işte araştırma sonuçları:
* Eline kahve dökülen kadın, üzerinde 'Sıcaktır' yazmadığını iddia ederek, dava ettiği Mc. Donald's dan 2.5 milyon dolar tazminat kazandı.
BİZDE OLSAYDI: Kadının eline diş macunu sürülür. Kadın yaygaraya devam edince de garsonlar kadını bir temiz döver, sonra da derin dondurucuya kapatırlardı.
* San Diego'da bir adam, erkekler tuvaletinde kadın gördüğünü söyleyerek, duygusal travma geçirdiği iddiasıyla dava açtı.
BİZDE OLSAYDI: Öncelikle travmayı erkek değil, erkekler tuvaletine gören kadın geçirirdi. Hem de duygusal olmayanından. Hatta başına daha neler gelirdi Allah bilir.
* Bir soyguncu, kendisine bedava deodorant vermediği için hapishane yönetiminden şikayetçi oldu. BİZDE OLSAYDI: Adam Önce "Burası Migros mu lan" cümleleri eşliğinde güzelce bir ıslatılır, adamın ter kokusu hafifletilir, ceza evinde parasız hiçbir şeye sahip olamayacağı bir güzel anlatılırdı. Ertesi gün de mahkuma sadece deodorant değil, cep telefonundan tabancaya kadar satın alabileceği her türlü ürünün listesi verilirdi.
* Gene Amerika'da bir kanser hastası, öngörülen süre içerisinde ölmediğini söyleyerek sağlık müdürlüğünü dava etti. Doktorların koyduğu teşhise göre çoktan ölmesi gerektiğini söyleyen davacı tazminat istedi.
BİZDE OLSAYDI: Hasta tazminat talebinin ardından yetkililerce apar topar Devlet Hastanelerinden birine yatırılır, kanserden olmasa da kaptığı başka bir enfeksiyondan ölmesi kesin olarak sağlanırdı.
* Bira düşkünü bir Alman, Anheuser - Busch biraları üreten şirkete 10 bin dolarlık dava açtı. Biracıya göre reklamda birayla kadınların tavlanacağı söyleniyordu. Ancak kendisi başarılı olamamıştı. BİZDE OLSAYDI: Açtığı davanın ardından, derhal ana haber bültenlerine çıkar. Magazin programlarına konuk olur ve kendi çapında ciddi bir şöhrete ulaşırdı adam. Ve bu sayede kadın bulduğundan bira şirketi de tazminat ödemekten kurtulurdu.
* Florida'da bir balıkçının ailesi, hava tahmini tutmadığı için fırtınada ölen babalarının ardından, hava tahmini yapan kanalı mahkemeye verdiler.
BİZDE OLSAYDI: Dava asla açılamaz ve sonuçlanamazdı. Çünkü Türkiye'de hava tahminleri her türlü ihtimal göz önüne alınarak yapılır. "Yarın hava kar yağışlı olacak ve zaman zaman da güneşli geçecek." Veya "denizlerimizde hava 2 ile 6 kuvvetinde olacak." (Bu hava tahmini gerçekten yapılır bizde ve inanın yaşayan bilir, ama 2 ile 6 hava arasında dağlar kadar fark vardır.) * Bir kadın sürücü, çarptığı ve öldürdüğü adamın eşinden, kaza anında kendisine şok yaşattığı için tazminat talebinde bulundu.
BİZDE OLSAYDI: Sık sık olan bir vakadır bizde bu. "Önüne baksaydı kardeşim" ile başlayan ve "onlar da dikkat etseydiler birader" denilerek salınan çok trafik canavarı vardır bu ülkede.
Tazminat istemediklerine dua edelim.
İşte, erkekleri sinir etmek için yeni ve geliştirilmiş tüyolar: 1. İlk önce aşkınızı ilan edin; onu da kendinize aşık edin;
Sonra bir yanlışlık olduğunu söyleyip geri çekilin. 2. İlk önce, "ömrümün sonuna dek seninim" deyip kendinize bağlayın. Daha sonra "Aşk, sürdüğü müddetçe ebedidir" deyin. Bu, onu cin çarpmışa çeviçecektir. 3.
Ğabriel ğarcia Marquez`in Kolera Zamanı Aşk`ını okumasını coşkuyla salık verin ve romandaki kahramanın 51 yıl aşkını beklemesi gibi bir daaranış sergilemesini ondan da umduğunuzu ima edin. 4. Kontrolün kimde olduğunu göstermek için, onun telefonlarına ve e - posta mesajlarına - verecekseniz bile - hep geç cevap verin. 5. Telefon ettiğinizde de, kendinizi odadaki kişiyle konuşmayı kesmek zorunda hissetmeyin. Bırakın, telefondaki erkek arkadaşınız beklesin ve konuşmanızın yalnızca sizin tarafını dinlemek zorunda kalsın. 6. `Yanlışlıkla` özel notlarını okuyun, sonra hesap sorun. 7. Eski erkek arkadaşınıza iletmeniz gereken bir mesajı yanlışlıkla onun telesekreterine bırakın. 8. Evini ziyaret ettiğinizde telefon çalarsa, suçlar bir biçimde " Hmm, bu da kim olabilir?" diye dudak bükün. 9. Arandevulara 15 dakika geç gitmeyi adet haline getirin. Bir gün, haklı sebepten de olsa geç kaldığında küplere binin. 10. Hattaarandevulara hiç gitmeyin. Sözlerinizin hiç birini tutmayın. 11. Sizi kentin en pahalı restaranlarından birine götürmesini sağlayın; yemek gelince de yüksek sesle porsiyonların küçüklüğünden yakının. Ya da kıtlıktan çıkmış gibi yiyin. 12. Evinizin en göze çarpan köşesine eski erkek arkadaşınızın çerçeveli resmini asın. 13. Yatak yapmayı, ütülemeyi, yemek pişirmeyi, temizlik yapmayı bilmemezlikten gelin. 14. İlk öpüştüğünüzde dilinizi boğazına kadar sokun. 15. İzinizi bırakın: boynunun görülebilecek bir yerini İsırın. 16. O evinden bir başka yere taşınırken, münasip bir biçimde tatile çıkın. 17. Bir başka erkek arkadaşınız olduğunu söylemeyi unutuvermiş olun. 18. Onu iş yerinde ziyarete gittiğinizde, amiri ya da daha iyisi memuru ile kesişin. 19. Arkadaşlarının yanında küçük düşürün. 20. Annesini eleştirin. Ebeveynini ziyerete gittiğinizde, onun hiç sevmediği elbisenizi bilhassa giyin. En yakın akrabalarının, kardeşinin falan adını unutun. 21. Sözüm ona size hediye aldığı ütü, ekmek kızartma makinesi, mikser gibi ev eşyalarını yılbaşında annesine hediye edin. 22.
En sevdiği dostunu sürekli eleştirin. 23. Vereceği partiden önce en ilgisiz konuda kavga çıkarın ve bütün gece suratınızı asın. 24.
Gideceğiniz partide kravat takma mecburiyeti olduğunu söylemeyin. 25. O arabayı sürerken sürekli karışın; arabanın orasına burasına tutunun;
Frene basıyormuş gibi yapın. 26. Siz arabayı kullanırken, kaybolsanız bile durup yön sormayı reddedin. 27. Film seyrederken elini tutmayın.
28. Esprilerine gülmeyin. 29. Michelle Pfeiffer`ı beğendiğinde hakarete uğramış gibi bozulun; Daniel Day - Lewis`i seyrederken kendinizden geçin, alkışlayın. 30. Eski kız arkadaşlarıyla dalga geçin. 31. Aşka hazırlık safhasında, anatomisinin aşağı kısımlarında rastgele bir şeyi tutun ve "Bu mu?!" diye sorun. 32. Sevişirken onun adı hariç, kendinizinki dahil herhangi bir ad haykırın. 34. Uyumak istediğinde, okumasanız da gece lambasını açık tutun. 35. Uyurken kol ve bacaklarınızla ahtapot gibi ona sarılın ki sabaha kadar bütün vücudu uyuşmuş olsun. 36. Çalar saatin sizin tarafınızda olmasında ısrar edin ama çaldığında, erişemeyeceğini bilerek, uyumayı sürdürün. 37. Her gece, o, yatağa girmenizi beklerken cilt bakımınızı son kerte yavaş yapın;
Çantanızı baştan düzeltin; bozuk paraları etajerin üzerine büyük bir itina ile yavaş yavaş dizin. Sonra, yosunlu masşöyle yatın. 38.
İlişkinizi, gelecek kuşaklar için görüntüleyin; daha doğal oluyor diye hazırlıksızken fotoğrafını çekin. 39. Arkadaşlarınızla saatlerce telefonda konuşun; sonra o sizinle konuşmak istediğinde yorgun olduğunuzu, TV seyretmek istediğinizi söyleyin. 40. TV seyrederken, uzaktan kumanda ile kanalları durmaksızın değiştirerek kıvançla el maharetinizi gösterin. 41. Tam gazetesini, dergisini ya da kitabını okumak istediğinde TV`yi açıp sadece hanımlara hitap eden bir programı seyredin. 42. Ne okuduğunu görmek için elinden kitabı alın ve sayfayı kaybedin. 43. O tam gazete okuyacakken, ayağınızı kucağına uzatın ve ovmasını söyleyin. 44. TV`de heyecanla maç seyrederken odaya girip kanalı değiştirin; "Bu belgeseli kaçıramazsın" deyin. 45. "Meyve yemek ister misin?" diye sorun ve onun kalkıp getirmesini bekleyin. 46. O dışarı yemek almaya giderken aç olmadığınızı söyleyin. Sonra o yerken ağzınızın suları aksın; başınızı yana eğip, size de vermek zorunda kalıncaya kadar sessizce onu seyredin. 47. sürekli ovulmak isteyin ama onu ovmak için hiç oralı olmayın. 48. O ilk önce ovarsa sizin de onu ovacağınıza söz verin; sonra uyuyakalın. 49. Evlilik lafı edildiğinde yüzünüz kireç gibi bembeyaz olsun. 50. Ne konuştuğunun farkında olmadığını söyleyin. 51. Konuşurken dinlemeyin. 52. Telefonda konuşurken esneyin ve o sırada uzandığınızdan rehavet çöktüğünü bahane edin. 53.
Gününün nasıl geçtiğini sorun; sözünü kesin ve kendi gününüzü anlatın.
54. Gününün nasıl geçtiğini sorun; sonra öbür odaya geçin. 55. Gününün nasıl geçtiğini sormayın. 56. Arkadaşlara bir olayı tatlı tatlı anlatırken ortasında sözünü kesin ve siz bitirin. 57. Onun her gün biteviye yaptığı olağan bir işi siz yaptığınızda iltifat bekleyin. 58.
Sizi sevdiğinizi söylediğinde boş gözlerle bakın. 59. Her fırsatta, "Ben demedim mi?" deyin. 60. Suratınızı asın; "Neyin var canım benim?" diye sorduğunda, " Hiç!" deyin. 61. Canınızın bir şeye sıkıldığını bildiğini bildiğinizi bildiğinde bile hala " Hiç!" deyin. 62. Nihayet, "Neyin var canım benim?" demekten vaz geçtiğinde kırılın ve artık duygularınıza eskisi kadar önem vermediği için serzenişte bulunun. 63. çok büyük bir kavgadan sonra hiçbir şey olmamış gibi daaranın ve yapmakta olduğunuz video kliple ilgili alakasız bir soruyu sakince sorun. 64. çumartesi günü hasta yatağında yatarken, arkadaşlarınızı davet edin ve iskambil oynayın. 65. Kilo aldığında, yerçekimsel özürlü olduğunu bilhassa belirtin. 66. Kilo vermek istediğinde, eski erkek arkadaşınızın egzersiz programını ya da gıda rejimini tavsiye edin. 67. Ona, kendi görsel zevkiniz için, en sevdiğiniz erkek artistin egzersiz videosunu alın. 68.
Yeni saç traşı olduğunda aldırmayın, farkına varmayın. 69. Yeni aldığı elbisenin yakışıp yakışmadığını sorduğunda, gözünüzü TV`den ayırmadan yakıştığını söyleyin. Daha sonra baktığınızda, "A, bunu mu giyiyordun?"
Diye sorun. 70. Ona, `bitirim, son kerte yakışıklı` artist ve modellerin sizi hiiiç mi hiç ilgilendirmediğini, hep *onu* tercih ettiğinizi göreksiz yere, durup dururken anımsatın. 71. Onu, eski erkek arkadaşınızla sürekli karşılaştırıp, " Hayatım, o saçımın dağınık kalmasına hiç aldırış etmezdi" gibi bir laf edin. 72. Her yaşgününde, ilk verdiğinizde çok sevdiği tişörtün hep benzerlerini alın. 73. Onun yaşgününde, kendi gitmek istediğiniz bir etkinliğe bilet alın. 74.
Kutlanacak herhangi bir günde, aslında kendinizin istediği bir şeyi hediye edin. 75. Yaşgününde ne istediğini yüzde yüz bildiğiniz halde, daha fazla memnun olacağına `emin` olduğunuz bambaşka bir şeyi alın. 76.
Yaşgününü unutun; sonra üstünde üzgün bakışlı bir enik olan bir kart atın. 77. Yıllık tatil için birlikte biriktirdiğiniz parayıa makyaj malzemesi alın. 78. Evi kendi zevkinize göre yeniden döşeyerek ona sürpriz yapın. Başka erkeklerle olan anılarınızı canlandıracak söylerle süsleyin. 79. Tanınmayacak hale gelmiş eşyaları bile bir gün faydası olur diye atmayın. 80. İçine göremeseniz bile lise yıllarından kalan buluzunuzu giyin ve "öldu!" deyin. 81. Eve kedi almakta ısrar edin;
Bağıramazsanız, evdeki bütün çiçeklere ad koyun. 82. önunla konuşacağınıza kedinizle konuşun. 83. Köpeği önüne gelene havlamaya ve saldırmaya başladığında, " Eğitilmesi için, artık köpeği okula gönderme zamanı geldi" deyin. 84. Mırın kırın ettikten sonra kuru temizleyiciden kerhen aldığınız elbisesini, kedinin üzerinde uyuması için yatağın üzerine fırlatın. 85. Sorulmadan, evin bütçesini dengelemek için öğütte bulunun. 86. Alışveriş sırası size geldiğinde, mümkün olduğunca, donmuş yiyecek alın. 87. Buz küpleri yapmaya yarar şeyi buzluğa susuz koyun.
88. İşten eve geldiğinde, akşam yemeği için eksik malzemeyi almak üzere, en yakını iki km ötede olan şarküteriye gönderin. 89. Kırk yılın başında, içinden geldiği için özene bezene yaptığı enfes yemeği TV seyrederek yiyin. 90. Kırk yılın başında, içinden geldiği için özene bezene yaptığı enfes yemeğin içine tuz başta olmak üzere her türlü bağıratı koyun. 91. Kırk yılın başında, içinden geldiği için özene bezene yemek yaptıktan sonra, sızlanarak o gün hamburger yemek istediğinizi söyleyin. 92. Kırk yılın başında, içinden geldiği için özene bezene hazırladığı yemeği sizinle paylaşma girişiminde bulunma cesüretini kırın. 93. Kırk yılın başında, içinden geldiği için size yemek yapmak istediğinde ailenizden birinin çok iyi yaptığı bir yemeği yapmasını isteyin; tattıktan sonra yüzünüzü buruşturun. 94. Yemek pişirmesinin sizinki kadar iyi olmadığını söyleyin. Ancak, çok meşgul olduğunuzdan yemek pişirmeye ayıracak vaktiniz olmamış olsun. 95.
Çamaşır yıkama sırasının ona geldiği hafta, her gün üç kez elbise değiştirin. Hatta bir saat için giydiğiniz buluzu, katlayıp şifoniyere koymaktansa kirliye atmanın daha kolay, her duştan sonra havlunuzu değiştirmenin bayağı yararlı olduğunu birden farkedin. 96. Kan lekeli donlarınızı ortalıkta bırakın. 97. Tuvalet kağıdı bitince, bilhassa bir yolculuk için bir süre kent dışına giçecekseniz, ruloyu değiştirmeyin.
98. Traş losyonu yerine bol bol kullanmaya bayıldığı cilt temizleme losyonunuzu saklamayı ihmal etmeyin. 99. Islak havlunuzu yatağın üzerine, onun yattığı kısma fırlatın. 100. Asetonla temizlenemiyorsa temizlemeye, mutfak bıçağıyla düzeltilemiyorsa düzeltmeye değmez diye düşünün. 101. ö hazır olmasa bile garsona sipariş vermeye hazır olduğunuzu söyleyin. 102. öna sormadan onun için de siparişi verin. 103.
Kendisine ait olmayan siyasi görüşleri ona atfedin. 104. Başınızdan geçen tatlı bir olayı anımsatın ve anlamsız gözlerle baktığını görünce, şöyle ya, o sen değildin" deyin. 105. Başka erkeklerle olan ilişkilerinizde belirsiz olun; sürekli tahmin etmeye çalışsın. 106.
Yapılması görekli bir şeyi gelecek hafta yapacağınızı söyleyin. 107.
Yapılması görekli bir şeyi gelecek hafta sonu yapacağınızı söyleyin.
108. Yapılması görekli bir şeyi `yakında` yapacağınızı söyleyin. 109.
Her şeyi baş ağrınıza yükleyin. 110. Annesi geldiğinde, abonesi olduğunuz Playgirl türü derginin ortalıkta gözükmesini sağlayın. 111.
Kileri temizleyeceğinize söz verin; sonra sadece içindekilerin yerini değiştirin. 112. Evdeki hayvanın sizi daha fazla sevdiğini söyleyin.
113. Bir spora başlayın ama gerçekte sadece TV`den seyredin. 114. Eve yeni alınan bir aletin işletme talimatını "Bir моrоn bile bunu işletebilir" diyerek okumayı reddedin; sonra bozduğunuzda kabahatı fabrikada bulun. 115. Onun fütursuz alışveriş huyu üzerine ileri geri konuşun; sonra gidip yarım düzine çift ayakkabı alın. 116. Ertesi çarşıda bir çift daha alın; fazla mal göz çıkarmaz. 117. Sabah kendinize kahve yaptıktan sonra sütü dışarıda bırakın. 118. Yalancı tırnaklarınız salatanın içinden çıksın. 119. Dişinizi ilk önce siz fırçalayın ve macun köpük ve artığını lavabodan temizlemeyin. 120. Yatmadan önce banyoyu önce siz kullanın ve her yere su sıçratın. Naylon çoraplarınız ipte asılı, kanlı tamponlarınız yerde atılı kalsın. 121. Sorduğunda, evlenmek istediğinizi ama zamanını bilmediğinizi söyleyin. 122.
Sorduğunda, `işler yoluna girdiğinde` evlenmek istediğinizi söyleyin.
123. Sorduğunda, `belki gelecek yıl` evlenmek istediğinizi söyleyin.
124. Kafası çok fena bozukken çocuk taklidi yaparak konuşun. 125.
Kavgadan sonra çiçek gönderin ve artık herşeyin eskisinden daha iyi, güllük gülistanlık olduğunu varsayın. 126. Kilo vermeye çalışırken, "
Harika görünüyorsun hayatım, tatlını yiyebilirsin" deyin; sonra geçen yılın pantalonlarına sığmadığını söyleyin. 127. Kendiniz 10 kg aldıktan sonra onun 2 kilo alması ile alay edin. 128. Hayatınızda onu hiç sakallı görmediğiniz halde a - acayip yakışacağını beyan edin. 129. Yetişkin hayatı boyunca bıraktığı sakal ve saçlarını dibinden kestikten sonra uzun saç ve sakalı ne denli çok sevdiğinizi söyleyin. 130. Saçınızı onunkinden daha kısa kesin. 131. Aşikar bir yalan söylemekten sakının.
Kilolu görünüp görünmediğini sorduğunda "Yo, *aslında* hayır" deyin.
132. Sözde kompliman yapın; kaş yapayım derken, göz çıkarın:
"Siyah da çok ince gösteriyor", "çildin de bayağı düzeldi"falan deyin. 133. Ah bir anlayabildiğinizde, kaygılarını tartışmaktan nasıl da mutluluk duyacağınızı belirtin. 134. Okumak için gece lambasını açık tuttuğunda şiddetle itiraz edin ama o uyumak istediğinde siz okumak için açık tutun. 135. Yatak odanızdaki TV`nin bir süre sonra kendiliğinden kapanacağı konusunda onu temin edin; sonra sabaha karşı söndürmek için kalkmak zorunda kaldığını gizlice ve haince seyredin. 136.
Çamaşırlarınızı etraftan toplamayın; sonra "Burası darmadağın" diye yakının. 137. 3 yastıkta ısrar edin; o uyuduktan sonra onun tek yastığını da çalın. 138. Yorganın onun üstündeki kısmını da üstünüze çekin, donsun.
Genç yönetmen yeni filmi için yüzü düzgün, kamera karşısında rahat, düş gücü gelişkin bir kadın oyuncu arıyordu. Gazeteye ilan vererek adayları davet etmişti. Gün boyu peş peşe girdiği mülakatlardan yorgundu. O, kendine yeni bir kahve koyarken, sıradaki oyuncu adayını içeri aldılar. Alımlı genç kız, yüzünde meraklı bir tebessümle deneme kamerasının karşısına oturdu ve yönetmenle sohbete başladı. Adı Emile Muller'di. Kısa hasbıhalden sonra yönetmen değişik bir şey denemiş olmak için "Çantanızı açıp bana içindökülüri birer birer anlatır mısınız?"
Dedi. genç kız arkadaki çantaya uzandı. Fermuvarını açtı. Önce eline gelen iri kırmızı elmayı çıkarıp anlattı:
"Bu elmayı sabah tezgah başında meyvelerini parlatırken gördüğüm manav hediye etti. Çok iştahlı bakmış olmalıyım. "Sonra bir kitap çıkardı. Henüz kitabın ilk sayfalarında olduğunu ve okuduğu satırlardan çok etkilendiğini anlattı.
Romanın baş kahramanının dalaverelerinden söz etti. Ardından bir gazete çıkardı: İş aranıyor ilanını orada okumuştu. Listede, başvuracağı başka işler de vardı. Sonra makyaj çantası, ajandası ve not defteri. Yönetmen, bu sonuncudan rasgele bir sayfa çevirip okumasını isteyince defteri açıp mahcup bir edayla okudu genç kız. Özel duygulardı okudukları.
Derken çantanın gizli bölmesine attı elini. Oradan iki fotoğraf çıkardı.
Biri uyuyan genç bir adam fotoğrafıydı:
"Sevgilim"
Diye açıkladı:
"Fotoğraf çektirmeyi hiç sevmez de. Ancak uykudayken çekebiliyorum fotoğrafını. "İkinci fotoğrafın annesinin evlenmeden önceki hali olduğunu söyledi. O halini şimdikinden daha çok seviyordu. genç kızın, çantadan çıkarıp büyük doğallıkla anlattığı her bir nesne, bir yapbozun parçaları gibi onun hayatından kesitler sunuyordu. * * * Bu oyun, 15 dakika kadar sürdü. Sonunda yönetmen Emile'e teşekkür etti. Çıkarken kapıdaki görevliye telefonunu bırakmasını söyledi. "Arkadaşlar gelecek hafta sizi arar" dedi. Emile çıkarken, yönetmenin asistanı girdi içeri.
Dışarıda bekleyen daha pek çok aday vardı. Yönetmen gerindi. Kısa bir mola vermek istediğini söyledi. Hala aradığını bulamamıştı. Yeni bir kahve doldururken karşısındaki sandalyeye asılı çantaya ilişti gözü.
Biraz önce içindökülürin birer birer anlatıldığı çantaydı bu. Telaşla asistanını uyardı:
" giden kız çantasını unutmuş, hemen koşup yetiştirsene. "Asistan kız sandalyeye baktı ve "Yoo. O benim çantam"
Dedi. Yönetmen, koltuğundan ok gibi fırlayıp kapıya seğirtti. Aradığı oyuncuyu bulmuştu.
Adamın biri, bir gün şehir dışında yolda kalmış. burası arabaların nadir geçtiği ıssız bir yolmuş. Saat gecenin 2'siymiş ve kış mevsimi olduğundan aşırı derece soğuk, fırtınalı, kar yağışlı ve bir metre ötenin bile görünemeyeceği kadar sis hakimmiş. Adam saatlerce yürüdükten sonra yanından yavaşça bir arabanın geçtiğini fark etmiş ve bu işkenceye bir son vermek için koşarak arabanın ön kapısından içeri girmiş.
Kafasını sola çevirmiş, gözlerine inanamamış. Şoför koltuğunda kimse yokmuş. Tam bunun şokunu yaşarken ileride bir uçurumun belirdiğini fark etmiş. Korkudan ne yapacağını şaşırmış. Son duasını etmeye başlamış. Bir de bakmış ki direksiyonda sadece bir el var ve direksiyonu çeviriyor. Adam bu kadarına da dayanamamış ve arabadan dışarıya atlayarak hızla hiç bilmediği bir yöne doğru koşmaya başlamış. Ağaçların arasında olduğunu fark ettiği küçük bir kahveye sığınmış.
Bir çay içip kendine geldikten sonra kahvedekilere başından geçenleri anlatmış. Kahvedekileri de bir korku sarmış ve kimseden çıt çıkmıyormuş.
Derken birden kahvenin kapısı açılmış ve içeriye iri yapılı, yorgunluktan perişan olmuş, üstü başı yırtılmış, kan, ter içinde kalmış iki adam girmiş. Herkes hiç ses çıkarmadan onlara bakarken; adamlardan biri yanındakine hitaben (göz işaretiyle bizimkini göstererek):
- "Oğlum Osman, şurada oturan adam, biz arabayı itmeye çalışırken içine oturan şerefsiz değil mi lan." demiş.
Uzak diyarlardan birinde bir ülkede, yemyeşil tepelerin arasında, kışın bembeyaz bir kaç örtüsü ile, baharda Rengarenk kir çiçekleri ile kaplanan bir vadi vardı. Ortasından küçük bir ırmağın geçtiği bu vadi "Büyülü Vadi"olarak anılırdı. Ona bu adı veren ise, vadideki ilginç bir dükkan ile, bu dükkanda yaşananlardı. Ünü ülkenin dört bir yanına yayılmış olan dükkanın adı "Büyü Dükkanı"idi. Büyü Dükkanı'nın sahibi, ak saçlı, ak sakallı bir ihtiyardı. Burası, aynı zamanda onun yaşadığı yerdi. Bu nedenle, dükkanın dışarıdan görüntüsü tıpkı bir ev gibiydi. Üç tarafında da yeşil çerçeveli pencerelerin olduğu, tamamı ahşaptan yapılmış olan bu binaya, bir varanDadın giriliyordu. İçeri girer girmez, ilginç eşyalarla donanmış oldukça geniş bir oda ile karşılaşıyordunuz. Büyük bir kütüphane, üzerlerinde çok sayıda eşyanın bulunduğu raflar, masa ve konsollar dükkanın dört bir tarafını kağlıyordu. Ancak bu kalabalık görüntü içinde çok etkileyici bir düzen göze çarpıyordu. Bütün eşyalar, belli bir estetik içinde duruyor ve bu estetik hiçbir zaman bozulmuyordu. Büyü Dükkanını çevreleyen pencereler, içerdeyken bile günün aydınlığına ve vadinin güzelliğine hakim olmanıza izin veriyordu. Dükkanın içinde, arka taraftaki bölmeye acılan bir kapı vardı. Bu bölmede mutfak, banyo ve yatak odası bulunuyordu. Dükkana gelen müşteriler, arka tarafa açılan kapıyı daima kapalı görürlerdi. Her insanin, yaşamında çok istediği ancak sahip olamadığı birşeyler vardır. Ya da sahip olup kaybettiği söyler. Bazen de sahip olduğu ancak kurtulmak istediği söyler. İşte bütün bunlar, o ülkede yaşayan insanların bir kısmı için, Büyü Dükkanı'na gelme nedeniydi. Bu dükkanda, isteklerinizi sınırlamak zorunda değildiniz. Müşteriler, hayal edebildikleri herşeyi isteme ve alma hakkına sahiptiler. Tabii, bedelini ödedikleri takdirde. Her yerde olduğu gibi bu dükkanda da almak istediğiniz şeyin bir bedeli vardı. Bu bedelin ne olacağı, dükkan sahişöyle yaptığınız pazarlık sonucunda ortaya çıkardı. Ancak, Büyü Dükkanı'nda maddi bedellerin hiç bir hükmü yoktu. Bazı müşteriler bir şeye sahip olmak için ödenebilecek tek bedelin para olabileceği düşünceşöyle, cepleri kabarık gelirlerdi. Oysa burada yapılan pazarlıklar, günlük yaşamdökülürden biraz farklı olur ve pek çok müşteriyi şaşırtırdı. dükkan sahibi Yaşlı adam, her sabah gün ağarırken kalkar, kendine büyük bir fincan kahve yapar ve bir insanin isteyebileceği her şeyin var olduğu dükkanıyla gurur duyarak kahvesini yudumlardı. Kahvenin ardından gelen zevkli bir kahvaltıdan sonra da pencerelerinin perdelerini sonuna kadar açarak, sallanan koltuğuna oturur ve içeri dolan gün ışığının yardımıyla okumaya başlardı. Büyü Dükkanı'nda satıcı olmak bilgelik isterdi. O güne kadar dükkana gelen hiçbir müşteriyi geri çevirmemişti dükkan sahibi. Herkes, çok istediği bir şeye sahip olmak uğruna onca yolu göze alarak gelir ve mutlaka alabileceği en iyi şeyi almış olarak çıkardı. Ama genellikle aldığı şey istediği şeyden çok farklı olurdu. Yaşlı adam ara sıra, okuduğu kitaptan başını kaldırır, yolu gören pencereye bir göz atardı. Eğer bir müşteri geliyorsa, onu ta uzaktan yakalayıp, dükkana yaklaşana kadar izlemeyi severdi. Bu, onun için zihinsel bir hazırlık süreciydi. Bu süre içinde zihnini, biraz sonra gelecek olan müşteriyi iyi anlayabilmek için boşaltırdı. Sabah dışarı baktığında, yağan karın yolu iyice kapattığını gördü. Bu havada gelen giden olmaz diye düşünüp, hüzünlendi. Büyü Dükkanı, hemen her gün bir müşteri ağırlardı. Ancak, yılda birkaç kere de olsa kimsenin uğramadığı günler olurdu. Yaşlı adam, o gününde bunlardan biri olmasından korktu. Nedense işsizlik içini ürpertmişti. Tam o sırada uzakta bir karartı gördü. kaç beyazının kamaştırdığı gözlerini kırpıştırıp tekrar baktığında, bunun yaklaşmakta olan bir insan olduğunu anladı. İçini bir sevinç kapladı. Gidip sobasına bir odun attı ve tam pencerenin karşısındaki sallanan koltuğa oturup, müşterisini beklemeye koyuldu. Kış mevsiminin bu soğuk gününde epeyce üşümüş, yorgun düşmüş olmalıydı. Kapının önüne gelinceye kadar, gözlerini hiç ayırmadan izledi onu. İyice kulak kabarttı. Üç basamakla çıkılan, ahşap zeminli varandadaki ayak seslerini ve onlara eşlik eden gıcırtıyı duymaktan çok hoşlanırdı. Beklediği kişinin ayak sesleri İkinci basamakta kesildi. Müşteri çalmadan, kapıyı aİmamayı prensip edinmişti Yaşlı adam. Çünkü, hemen herkes o kapının önünde durup, bir kez daha düşünürdü. Kapıyı çalmaktan vazgeçip dönenler, az da olsa olmuştu. O gün de aynı şeyi yaptı. Sonunda kapı çalındı. Açtığında, karşısında soğuktan kızarmış elleşöyle atkısını çıkarmaya çalışan bir erkek gördü. "İyi sabahlar, görebilir miyim?" diye sordu müşteri. dükkan sahibi, müşterisini içeri aldıktan sonra, ısınması için ona bir kahve ikram etti. Sessizce kahvesini içerken etrafı seyreden adam, karşısında oturan Yaşlı satıcının ikna edilmesi pek güç olmayan biri olduğunu düşündü. Herhalde o da müşterisini anlar, onun haklı isteğini geri çevirmek istemezdi. Acaba Büyü Dükkanı'ndan çıkarken istediği gibi bir alışveriş yapmış olacak mıydı? Bir süre söze nasıl başlayacağını bilemedi. Belki de dükkan sahibinin bir şeyler söylemesi gerekirdi. Ancak karşısında, sabırlı bir ifade ile müşterisinin gözlerinin içine bağırak oturan satıcının, alışverişi başlatmaya niyetli olmadığını anladı. Bu sabırlı bekleyiş, onda hem cesaret hem de yumuşak bir etki yarattı. Anlaşılan, başlangıç sözleri kendisinden bekleniyordu. Sonunda, fazla düşünmeden aklından ilk geçeni söyleyiverdi. - Ününüzü duyunca çok uzaklardan kalkıp geldim buraya. İstediğim şeyi, bir tek sizin dükkanınızda bulabileceğimi söylediler. Karşılığında ne isterseniz vermeye hazırım. - İstediğiniz şeyin ne olduğunu öğrenebilir miyim ? - Bakın, ben elli beş yaşındayım. Yani yolun yarısını geçeli çok oldu. söylemeye dilim varmıyor ama yolun sonuna yaklaştım galiba. Bu gerçeğe tahammülüm yok. Ben bugüne kadarki hayatımi geri istiyorum. Mümkün mü ? - Elbette mümkün. Biliyorsunuz, dükkanımda her şey mevcut. Ancak tam olarak ne istediğinizi anlayabilmem için, bana geri istediğiniz hayatınızı biraz anlatabilir misiniz? dükkan sahibinin sorduğu soru, müşteriyi iç dünyasına döndürmüştü. Gözünün önünden geçen sahnelerin kendi yaşamına ait olduğunu kabul etmek için kendini zorluyordu. Bütün görüntüler, bir kargaşa ve telaş içinde birbirlerine karışarak geçip gittiler ve geride yalnızca ıssız bir hüzün bıraktılar. Hüznünün yüzüne yansımasına engel olamayan müşteri, Yaşlı satıcının sorusu karşısında ancak şunları söyleyebildi:
- Geçmiş yaşamımda birçok hata yaptım. Bunlar için pişmanlık duyuyorum. Yanlış kararlar verdim, kayıplara uğradım. Zamanı hovardaca harcadım. Bir gün bir de baktım ki, hayat yanımdan geçip gidiyor. Paniğe kapıldım ve bir çare aramaya başladım. Dostlarımla konuşmayı denedim. Beni teselli edip derdimi unutturmaya çalışanlar da oldu, yardım etmeye çalışanlar da. Ama hiçbiri kaç etmedi. Kendimi çok mutsuz hissediyordum. Derken, bir gün birisi bana sizden ve Büyü Dükkanı'ndan söz etti. Bunu duyar duymaz sanki içimde bir ışık yandı. Büyük bir umutla hemen yollara düşüp size geldim. Kendimi çok çaresiz hissediyorum. Lütfen elli beş yılımı bana geri verin. - Yani, siz pişmanlık duyduğunuz hayatınızı yeniden yaşamak mı istiyorsunuz? - Elbette Hayır. söylemek istediğim bu değil. Ben yalnızca kaybettiğim yıllarımı geri istiyorum. Eğer bir şansım daha olursa aynı hataları tekrarlamayacağım. - Herhalde bunu çok istiyorsunuz. - Evet, hem de her şeyimi verecek kadar. - Peki, benim size vereceğim elli beş yılın Karşılığında siz bana ne verebilirsiniz? - Ne isterseniz? - Sanki bunun için herşeyden vazgeçmeye hazır gibisiniz. - Hiç kuşkunuz olmasın. Şu anda sahip olduğum herşeyden vazgeçebilirim. Yeter ki geride bıraktığım yıllarımı bana geri verin. Yaşlı adam, ellerini sakallarında dolaştırırken, kendini sallanan koltuğunun devinimlerine bırakmıştı. Bir süre düşündü. Müşterisinin, sabırsızlıkla, pazarlığın bitmesini beklediğinden emindi. Büyü dükkanına gelen kişiler, genellikle bir an önce istediklerini alıp gitmek için acele ederlerdi. Bu nedenle, Yaşlı adam, pazarlığın başındaki düşünce yolculuklarında yalnız kalırdı. Şu anda da, sessizliğin yalnızca kendi işine yaradığını biliyordu. Koltuğu ile birlikte öne doğru eğilerek müşterisinin gözlerinin içine baktı ve ağır konuşmaya başladı:
- Beyefendi, her ne kadar siz elli beş yıl karşılığında bana herşeyinizi vermeye hazır olsanız da, ben sizden bir tek şey isteyeceğim. - Dileyin benden ne dilerseniz. - Belleğinizi. - Anlamadım? - Belleğinizi dedim. Elli beş yılın yaşantısını içinde barındaran belleğinizi istiyorum. - Ah evet anladım. İlginç bir bedel. Kabul ediyorum. tamam alın belleğimi. - Emin misiniz? - Neden olmayayım? Elli beş yıl kazanacağım. - Belleğinizi, içindeki her şöyle birlikte bu dükkanda bırakıp giçeceksiniz. Elli beş yılın tek bir anını hatırlamayacaksınız. Buraya neden geldiğinizi bile . - Daha iyi ya! Her şeye yeniden başlayacağım. Zaten geçmişi hatırlamak istemiyorum ki! - O halde, korkarım elli beş yıl sonra buraya tekrar gelirsiniz. Tabii o zaman benim yerime, bir başkası size yardımcı olur. - Hayır. Emin olun ki, şu dakika belleğimi size bırakıp elli beş yılımı geri alacağım ve dükkanınızı, bir daha dönmemek üzere terk edeceğim. Ve yine söz veriyorum, şu ana kadar yaptığım hataların hiç birini tekrar etmeyeceğim. - İsterseniz başka sözler vermeyin. Çünkü, az sonra, belleğinizle birlikte bütün hepsini burada bırakıp giçeceksiniz. Yaşlı adamın son sözleri, müşterinin duraklamasına neden olmuştu. Bu sözlerin anlamını kavrayabilmek için birkaç saniye düşünmek zorunda kaldı. - Nasıl yani? Buradan çıktığımda hiçbir şey hatırlamayacak mıyım? Sizinle konuştuklarımızı bile,şöyle mi? - . . . . . . - Yani hiçbir şeyi mi ? Buraya neden geldiğimi, sizin kim olduğunuzu ve hatta. ! - Ne yazık ki! Yaşlı adam, su anda pazarlığın sonuna geldiklerini hissediyordu. Karşısında oturan müşterinin yüzünde gördüğü aydınlanma, pazarlık sahnelerinin en hoşlandığı görüntüsüydü. Son sözleri müşterisinin söylemesini istediği için bir süre sessiz kaldı ve bekledi. Bu seferki sessizliğin, müşterisinin işine yaradığından emindi. Onun aydınlanan yüzünün ortasında parlayan gözbebekleri, Yaşlı satıcı için, sessizliğin içinden çıkacak sesli bir coşkunun habercisi gibiydi. Gerçekten de, konuşmaya başlayan müşterisi onu yanıltmadı:
- Sanırım ne demek istediğinizi şimdi ağlıyorum. Eğer elli beş yılın bedeli bu ise, pes ediyorum. Belleğimden vazgeçemem. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Bir kadının, çok istediği bir tokayı, saçları karşılığında satın almasına. Çok ilginç bir insansınız. Bana, Büyü Dükkanı'ndan almak istediğimden çok farklı bir şöyle çıkacağımı şöylemişlerdi de inaİmamıştım. Ben, bugüne kadar ki yaşamımı almak için gelmiştim, ancak bugünden sonraki yaşamımı alıp gidiyorum. size teşekkür ederim. - Bir şey değil. Güzel bir pazarlıktı. Hoşça kalın. Yaşlı adam, müşterisini gözden kaybolana dek gülümseyerek izlerken, aklından Santayana'nin bir sözü geçiyordu:
"Geçmişi hatırlamayanlar, onu bir kez daha yasamak zorunda kalırlar. "
Usta ile çırak varmış ustanın dükkanı evin altında imiş bir gün usta çırağa eve çık keseri getir demiş çırak yukarı çıkarken ne getireceğini unutmuş ve kapıyı çalmış açan ustanın karısı çırak:
- "Yenge yenge vericin vericin" demiş kadın; - "Ne vericim oğlum"çırak:
- "Usta vericin dedi" der kadın pencereden kafasını çıkararak:
- "Vereyimmi herif" der usta:
- "Ver ver" der çırak kadını bigüzel *iker aşağı iner usta sorar - " Hani keser?"çırak:
- "Unuttum" der geri çıkar bu sefer kapıyı ustanın kızı açar çırak:
- "Abla abla vericin vericin" der. Kız:
- "Ne vericim oğlum?" der çırak:
- "Usta vericin dedi" der kız pencereden babasına:
- "Vereyim mi baba" der usta:
- "Ver kızım ver" der. Neyse çırak bunu da bigüzel *iker sonra köyüne gider. Daha sonra usta çırağın kızını hamile bıraktığını öğrenir namus davası diyerek çırağı bulmaya gider o sırada ustanın oğlu gelmiştir annesi oğluna; - "oğlum sende giт o o. çocuğu babana bişey yaparsa sende girersin" der neyse baba oğul çırağın köyünü bulurlar bir kahveye çırağı sorarlar kahvedökülür - "Falan nerede bulabilirsiniz" derler (çırak hergün orada otuzbir çeker) baba oğul dereye doğru yol alırlar dereye varırlar çırak orada sırtı dönük otuzbir çekiyo durumdadır yanındada sabun vardır usta habersizden çırağa doğru yaklaşır elinde bi odun parçası vardır ve odunla çırağın kafasına geçirir çırak ağzı yukarı gelmiş vaziyettedir usta birkaç tane daha vurayım derken yanıdaki sabuna basar ve ayağı kayar çıragın şeyi kalkmış durumdadır ve üzerine oturur o sırada ustanın oğlu babasına:
- "Baba baba geleyimmi?" diye sorar, usta:
- " gelme oğlum gelme dirisi ananı bacını *ikti, ölüsü beni *ikti, ruhuda seni *iker. "
Hasret hanım'la, hemşire olarak çalıştığım hastaneye yattığı gün tanıştım.
Hasret hanım sedyeden alınıp yatağına yatırılırken, eşi de yanındaydı.
Yakalandığı ince hastalık olarak adlandırılan vereme karşı amansız bir Savaşıveriyordu. Hastalığı son safhasında olmasına rağmen; teni bembeyaz, solgun yüzü, biçimli kırmızı dudakları olan, neşeli ve canlı bir hanımdı. Yatağına yerleştirdik. Kullanacağı tüm eşyalarını yerleştirdikten sonra:
"Başka bir ihtiyacınız var mı?" diye sordum. "
Evet" dedi. Çantamdaki kitaplarımı alabileceğim kadar yakınıma koyar mısın? Duygulu, hassas ve romantik bir hanımdı. İlerleyen günlerde ki konuşmalarımızıan pembe dizilere, aşk konulu filmlere ve romantik kitaplara düşkünlüğünü gördüm. Aramızdaki dostluk; her geçen gün ilerliyordu. Bir ara baş başayken:
" Evleneli nerdeyse tam yirmi beş yıl oldu. Yani tam bir çeyrek asır. Kadınları sürekli ‘aptal kadın' gözüyle gören bir erkekle evlilikte ne kadar mutlu ve mesut olabilirsiniz?
Bunun ne kadar can sıkıcı bir hayat olduğunu bilir misin? Onun beni sevdiğini biliyorum ama bu güne kadar bir defa dahi olsa ‘seni seviyorum' demedi. Hakkını inkaç edemem. Ne aç koydu, ne açıkta bıraktı.
Her insanın karnını doyurabilir, sırtını giydirebilirsiniz. Ama onalrdan daha önemlisi oların kalbini, yüreğini, düşünce ve duygularını da düşünmek, doyurmak görekmez mi?" Hastanenin bahçesindeki yaprakları dökülmekte olan ağaçlara bakarken; son günlerini yaşamaktaydı. İçini çekerek söyleniyor, gözlerinden sıcak bir damla yanaklarına doğru kayarak düşüyordu. "Bana ‘seni seviyorum' demesi için neler vermezdim.
Ama bu onun sanki tabiatına aykırı gibi bir insan o. "kocası ise her gün Hasret hanım'ı ziyarete geliyordu. Önceleri, Hasret hanım yatağında kitabını okurken veya televizyon seyrederken, o da yatağının ayak ucunda oturuyordu. Hasret hanım, daha sonraki günlerde, uzun saatler uyurken;
Odanın dışındaki koridorda aşağı yukarı veya hastanenin bahçesinde yürüyerek geçiriyordu. Çok geçmeden, Hasret hanım hiç kitap okuyamaz oldu. Uyanık olarak geçirdiği süreler, dakikalarla ölçülür olmuştu. Ben ise vaktimin çoğunu onun yanında kocasıyla ile geçiriyordum. Bana müteahhitlik yaptığını ve sık sık avlanmaktan zevk aldığını anlatmış.
İki kız çocukları olmuş, birini yıllar önce yuvadan uçurmuşlar diğeri ise başka bir şehirde üniversitede okuyormuş. Hasret hanım, bu amansız hastalığa yakalanana kadar, birlikte baş başa geçen, hayatın tadını çıkarmak adına bir çok seyahat ve gezi yapmışlar. Mesut Bey, eşinin yavaş yavaş ölüme yaklaştığı gerçeği karşısında, duygularını bir türlü dile getiremiyordu. Bir gün kafeteryada birlikte kahve içtikten, konuyu kadınlara ve biz kadınların yaşamlarında romantizme ne denli göreksinim duyduğumuza, eşimizden romantik sözler, mesajlar, kartlar ve aşk mektupları almaktan ne kadar hoşlandığımıza getirdim. " Hasret hanım'a kendisini hiç sevdiğini söylediniz mi?" diye sorduğumda, bana tuaf bir şey söylemişim gibi garip garip bakmıştı. "söylememe gerek var mı?"
Dedi. "Kendisini sevdiğimi zaten o biliyor!"
" Elbette biliyor. " dedim ve uzanıp elini tuttum. Elleri sıradan bir erkeğin ellerinden daha sertti. Bir kazma kürekle çalışan birinin ellerinin olması gerektiği gibiydi. O anda tutunabileceği tek şeyin elindeki fincanmış gibi sıkı sıkıya ona yapışmıştı. "Mesut Bey, Her kadın sevildiğini, seven için ‘ne anlama geldiğini bilmek' ister. Bunları hiç düşündüğünüz oldu mu?"Birlikte Hasret hanım'ın odasına doğru yürüdük. Mesut Bey, odaya girdi. Ben ise diğer hastaları ziyarete gittim. Daha sonra, Mesut Bey'i Hasret hanım'ın yatağının kenarında oturduğunu, onun elini tuttuğunu gördüm. İki gün sonraydı. Sabah hastaneye gitmiştim. Mesut Bey, koridorun duvarına yaslanmış, gözlerini yere dikmişti. Hasret hanım'ın güneşin yeni bir gün için doğmakta olduğu; sabah 05:45'de öldüğünü; baş hemşireden öğrendim. Mesut Bey beni görünce yanıma geldi. Gayri ihtiyari bana sarıldığında; bütün bedeni titriyordu. Gözleri kızarmıştı ve yanakları gözyaşlarının izleri vardı. Sonra, sırtını duvara yasladı ve derin bir nefes aldı. "Sana bir şey söylemeliyim" dedi. "Ona sevdiğimi söyledikten sonra kendimi çok iyi hissettim. "Sustu ve başını kaldırdı.
"Söylediklerinizi uzun uzun düşündüm. Bu sabaha karşı ona: ‘kendisini ne kadar çok sevdiğimi, onunla evli olmaktan ne kadar mutlu olduğumu'
Söyledim. Onun ne kadar güzel gülümsediğini görmeliydiniz!" Hastaneden götürülmek üzere; hazırlıkları yapılan Hasret hanım'a veda etmek için odasına girdim. Hasret hanım'ın yüzü asudelik içindeydi. Bir ömür boyu beklediği sözü, yeni bir hayata başlamak üzere giderken; alabilmiş olmanın rahatlığı ve huzuru içinde gibiydi. Başucundaki komodinin üzerinde Mesut Bey'in yazmış olduğu bir Sevgililer Günü kartı duruyordu.
Üzerinde:
"Sevgili Karıma. Seni Seviyorum" diye yazıyordu. Daha sonraki günlerdeydi. Mesut Bey'le yolda karşılaşmıştım. "Onun değerini, onu kaybettikten sonra çok daha iyi anladım. Geçen gün bir yazı okudum.
Keşke onu yıllar önce okusaymışım. İnsanlığın yüce rehberinin bir hadisi şerifinde:
" Erkek hanımının yüzüne güler yüzle bakarsa ‘bir köle azat etmiş sevabı', tebessüm ederse ‘haç ve umre etmiş sevabı' kucaklar ve severse ‘sıddıklar' sevabı yazılır" diyordu. "Bu hadisi şerifi okuduktan sonra daha da iyi anladım ki' söyleyenin kendisinden hiç bir şey eksilmediği halde; ‘Seni seviyorum' dememekle; biz erkekler ne kadar da cimriymişiz meğer!. " diyordu.
Her şey güzel olacaktı. Sen, ben ve hayatımız. Hayallerimiz ve hedeflerimiz. Seni tanıyıp sevdikten sonra hayatıma dair verdiğim sözler. Hepsi çok güzel olacaktı, sen de olsaydın. Seni tanımak, bana hayatı tanımak gibi geldi. Seni tanımak ve senin ideallerini hayata taşıma yolunda beraber olmak için söz vermiş ve bu beraberliği, ömür boyu sürdürme kararımızı nikâhla noktalamıştık.
‘Daima mutlu olacağız ve bir gün gelip ölüm muvakkaten ayırsa bile, birbirimizi unutmayacağız. ' diye nikâh memuruna söz verdik. Önce kilometre taşımdın, şimdi ise hayat arkadaşım. Henüz üç aydır seninle aynı evi paylaşıyordum. Henüz üç aydır seninle kitap okuyor, çay içiyor ve hayata aynı pencereden bakıyordum. Evet, henüz üç aydır inanç ve ideallerimizi birlikte paylaşıyor ve henüz üç aydır ‘yaşıyordum. '
Mutluydun. Bunu biliyor ve görüyordum. Senin mutluluğun beni de mutlu ediyordu. Seninle sevginin tılsımını çözmüştük. Evet ebedî bir sevginin kaynağının ‘birbirine bakmak' değil, ‘birlikte aynı yöne bakmak'
Olduğunu ağlıyorduk. Senin baştan beri kalıcı güzelliklere olan bağlılığındı seni bana sevdiren. Allah'ın kalblerimize koyduğu muhabbetullah hissi ve oradan yayılan varlık sevgisi etrafa dalga dalga yayılıyordu. Gece ve gündüzümüz hep o sevşöyle aydınlanıyordu sanki.
Huzurluyduk. Ve yuvamızın huzur kaynağı belki de senin geceleri sessizce yaptığın o dualardı. Tâ ki o geceye kadar. 17 Ağustos günü seninle alışverişe çıkmış, epey yürüdükten sonra dönüşte annenlere uğramıştık.
Onların dualarını almıştık ‘iki dünya mutluluğu' adına. Bulaşıcı bir yanı vardı mutluluğun, bizi görenler de neredeyse bizim kadar mutlu oluyorlardı. Eve geç dönmüştük. Yorgun olmamıza rağmen uyumaya pek niyetimiz yoktu. Sen birer kahve yaptın ve uzun uzun sohbet ettik.
Önümüzdeki günler hakkında, hedeflerimiz adına, niyetlerimiz adına konuştuk. Etrafımızdaki insanlara daha çok nasıl faydamız olur, bildiklerimizi nasıl daha çok anlatabilir, bilmediklerimizi nasıl daha iyi anlayabiliriz diye, eserleri nasıl okumalıyız diye, düşündük. O gece bir kez daha inandım senin gönül dünyandaki güzelliklere ve bilmenin sevginin başlangıcı olduğuna. Saate bakmıştım bir an, üçe geliyordu.
"Artık uyumalıyız. " diye düşündüm. Sen her gün biraz okuduğun baş ucu kitabından birkaç sayfa okumak istedin. Ben ise tam sana iyi geceler dilemiştim. İşte o an. Ömrümde ilk defa duyduğum o uğultu koptu. Hiç bilmediğim bu uğultu, korkunç bir sallantıya dönüştü. Bu neydi Allah'ım.
Sehpanın üzerindeki bardağı bile anında yere fırlatan bu sarsıntı neydi? Evet, Allah'ın Celâl İsminin bir tecellisi olan bu sarsıntıyı kabullenmek görekiyordu, bu bir zelzeleydi. Gözlerindeki mânânın adı ise acziyetten gelen şaşkınlıktı. Hemen elinden tuttum, ayağa kalkıp kapının eşiğine gittik; ama boşunaydı gayretlerimiz. Sallantı toz bulutu haline gelmişti. Biz dışarı çıkamadan tavan üzerimize çökmüştü. Ben senin üzerine düştüm, portmanto ise benim üzerime. Ve sen acı çekiyordun. Çünkü kırılan camlar bacağına batıyor, üstüne üstlük ben de hareket edemiyor ve sana acı veriyordum. Sen o kadar ince ruhluydun ki, beni üzmemek için, kendi acını unutup bana hissettirmemeye çalışıyordun.
On sekiz saat bizi fark etmelerini, feryadımızı duymalarını bekledik.
On sekiz saat birbirimizin ellerini tutup birbirimize teselli verdik. O durumda iken bir aralık bana ‘Eğer ölürsem, seni orada bekleyeceğim. '
Dedin. Ve on sekiz saat, kim bilir belki de on sekiz ölümü bekledin.
Aradan dört gün geçmişti. Şehir o şehir değildi. İzmit bambaşka bir mekân olmuştu. Ben felâketi biraz olsun atlatmıştım. Senin durumun ise kötüydü. Doktor, bacağının kesileceğini söyledi. Bunu duyar duymaz İkinci bir zelzele ile dünya başıma yıkıldı sandım. Ama sen hâlâ gülümsüyordun. Sen nasıl bir insandın? Ne dünyaya ne de dünyalığa önem veriyordun. Senin için maddenin ve kaybedecek olduğun bir bacağın hiç önemi yok muydu? Hattâ hayatta kalmanın bile. Sekizinci gündü. Bir kibrit kutusu gibi yıkılan evler, evlerin altında kalan canlar, ümitler.
Çığlıklar, ‘Sesimi duyan var mı?'lar. İsyanlar, sabırlar. Nice hikâyeler, mucizeler ve gönüllerde derin bir fay hattı. Şehirde keskin bir ceset kokusu ve insanlarda büyük bir hüzün hâkim. Boş arsalar kireçlenmiş toplu mezarlarla dolu. Evini, annesini, kendisini kaybetmiş insanlar. İnsanların dilinde tek kelime: Deprem. fakat sadece bacağın gidecek derken, sen birlikte olacağımız ebedî âleme gittin, geride dolu dolu yaşanmış üç ay ve ideallerini yaşatma azmi kaldı. Elimde, senin en çok sevdiğin çiçek, naif bir kırmızı gülle mezarının başındayım. Artık sen yoksun yanımda, ne de gönül pınarının heyecanları. Sen gittin, geride hüzün, geride ben, gâye - i hayâllerimiz. Şimdi omzumu sıvazlayan yakınlarım, ‘Bırakma kendini. Unutur, yeni bir yuvayla yine mutlu olursun. ' diyorlar. Aslâ!. Sen bana o zor dakikalarda ne demiştin? Biz seninle "ötelere"sevdalandık. Şimdi mezarının başında seninleyim. Bu bize yeter. Ey benim ötelerdeki eşim ve eş ruhum, bana ‘unutursun'
Diyenlere sadece acı bir tebessümle bakıyorum. Biz seninle sürekli "öteleri"aradık. Sen buldun aradığını. Ben ise yoldayım hâlâ. İmtihanın bu en zor anında sabır diliyorum Rabb'imden. Ne olur, seni sevdiğimi, her an dua ettiğimi ve sana kavuşacağım günü şafak sayar gibi beklediğimi bil. Vekillerin En Güzeli'ne emanet ol. * 1999 Marmara Depremi'nde yaşanmıştır.
Bir şirkete kozalanmak (Koza: Tırtılın kelebek oluncaya kadar misafir kaldığı korunaklı yuva. ) Yeni mezun elemanın;
Askerliğini beklerken, daha iyi bir iş ararken veya yurt dışında bir master kazanana kadar düşük profilli ve sıkıcı bir başlangıç pozisyonunda çalışmayı kabul etmesi. Kelebek olur olmaz da arkasına bile bakmadan o şirketten uçması. Leblebi Profesörü Astları ona bir şey açıklamaya çalışırken, daha leb demeden bütün konuyu anladığını düşünüp, İkinci kelimede söz kesen, her şeyi en iyi kendisinin bildiğini sanan dinleme özürlü yönetici. Bariyer Plânlaması Çekirdekten yetişmiş alaylı yöneticinin, ileride kendisine rakip olabiçecek zehir gibi ve eğitimli genç elemanını, "Rotasyon iyidir; satışı da öğrenirsin. Kariyerin için faydalı olur. "ayaklarıyla kandırıp başka bir bölüme postalaması.
Koltuğunu elinden almak amacıyla gelecekte yapılabiçecek olası hamlelere karşı engel yaratması. Hız Tümseği En basit görevlerde bile bin bir zorluk çıkartarak işlerinizin akışını yavaşlatan kıl meslektaş. Iş İngilizcesi Türkçe cümlelerin içine İngilizce kelimeler serpiştirilerek konuşulan ucube şirket lisanı. Örnek, " Ebru, benim reportu final hâle getirdim; yarın birlikte review edelim mi?" gerçek İngilizce ile ilgisi olmadığı için, bu lisan yabancılarla iletişimde pek işe yaramaz. Az önce Amerikan aksanıyla Türkçe konuşan kişinin, şöyle bir durumda aniden nutku tutulur. Kekelemelere gelir. Pijama Yakalı Mavi veya beyaz yakalıyken, işini kaybedip evde oturmak zorunda kalan kimse.
Menopozisyon Sittinsene olarak ifade edilebilecek uzun bir süredir şirkette çalıştığı için işten çıkarılamayan sadık çalışanın, emekliliğini beklerken oyalandığı, yetkileri ve fonksiyonları azaltılmış pozisyon. Kalite Çemberi Kaliteyi iyileştirmek veya işin asıl sahiplerinin bile bulaşmak istemediği kemiklikteki sorunları çözmek hedeşöyle bir araya getirilen insanların, bir dolu mesai saati ve tonla kırtasiye malzemesi harcadıktan sonra, bir tam daireyi tamamlayarak başladıkları noktaya geri dönmeleri. Kartvizit Bebeği Çok hatırlı kişilerden torpil getirdiği için işe alınmak zorunda kalınan, müdürlerin kendi bölümlerinde istemediği, elemanların evlilik dışı bebek muamelesi yaptığı vasıfsız kimse. Masa Saati Bütün gün ceketini çıkarmadan masasında oturan, mesai saati bittikten sonra ofiste bir saniye bile durmayan, suya - sabuna ve zor işlere dokunmayan kişi. Saatinizi, hareketlerine göre ayarlayabileceğiniz dakik insan. Ego Müzesi Üst düzey yöneticinin odasında; diplomalarını, dandik golf kupalarını ve önemli kişilerle çekilmiş resimlerini sergilediği bölüm. Ritm Saz Tamiratı Bilgisayar, printer, fotokopi makinesi gibi elektronik ofis ıvır zıvırından hiç çakmayan tiplerin, arıza anında bir bileni çağırmak yerine alete vurarak tamir etmeye çalışmaları. Geyik Fırtınası Ofis insanlarının bir odaya tıkılıp, saatler boyunca akıllarına gelen her şeyi konuştukları, hazırlık yapılmadan gelindiği için de hiçbir sonuç veya karar alınamadan biten, litrelerce çay ve kahvenin tüketildiği plânsız, programsız toplantılar. Iş hayatının yüzde altmışını oluştaran akla ziyan seanslar. Estrojenerasyon (Estrojen: Kadınlık hormonu) Eğitimli, vasıflı ve ekonomik özgürlüğe sahip kadınlardan oluşan profesyonel nesil. Sağlıklı bir gelişme; kahvehaneleri andıran klâsik iş ortamlarımızın panzehiri.
Sevdiklerinizle birlikte mutlu, huzurlu bir yıla başlangıç yapmanızı ve tüm yılınızı aynı güzellikte geçirmenizi dilerim. Yeni yılınız kutlu olsun.
Yeni yılın milletimize, ülkemize, dünyamıza ve tüm insanlığa barış, kardeşlik, huzur ve mutluluk getirmesini diliyor, bütün sevdiklerime saygılarımı ve en iyi dileklerimi sunuyorum.
Yeni yılda her şeyin gönlünüzce olmasını diler, tüm beklentilerinizin gerçekleşmesini temenni ederim. Mutlu yıllar.
Acısıyla, tatlısıyla, iyisiyle kötüsüyle bir yıl daha geçti. Hoş geldin yenі yıl. Yeni yılın iyiliklere vesile olmasını dilerim. Mutlu yıllar.
2019 da bitti 2020 de biter eee hadi iyi yıllar diyim ne diyim.
2019 yılı acılarımızla, sevinçlerimizle geride kalıyor. Umarım 2020 yılı sana daha fazla umut, daha fazla sevinç, daha fazla mutluluk getirsin. Yaşamında güzel yıllar, mutlu yarınlar, gerçek dostluklar hep seninle olsun. Mutlu Yıllar.
2019 yılında içilen kahvelerin hatırı dolmuştur. 2020 için duyurulur!
2019 yılındaki kutup ayılarıyla olan münasebetlerimi 2020 yılında sona erdirmeyi umut ediyorum. İyi seneler.
2019 yılı acılarımızla, sevinçlerimizle geride kalacak. 2020 daha fazla umut, daha fazla sevinç, daha fazla mutluluk getirsin. Yaşamında güzel yıllar, mutlu yarınlar, gerçek dostluklar hep seninle olsun. Yeni yılın sana ve tüm sevdiklerine sağlık, mutluluk, neşe, başarı, bolca para, sevgi ve huzur getirmesini dilerim. Mutlu Yıllar!
2019 yılından, 2020 yılına birlikte adım atmak ümidiyle, nice yıllarda mutluluk bizimle olsun.. Seni Seviyorum, Yeni Yılın Kutlu Olsun Aşkım.
2019′a elveda, 2020′ye merhaba. Hoş geldin yeni yıl, boş gittin geçen yıl.
2019'da de seni göremedim. 2020'de görmek dileğiyle mutlu yıllar.
2019'dan daha güzel bir yıl ve yıllar olsun. Nice yıllara.
2019'a ELVEDA, 2020'ye MERHABA!! Hoş geldin Yeni Yıl.
2020 size unutamayacağınız güzel anılar yaşatsın, yeni yılınız kutlu olsun.
2020 yılbaşı gecesinde bütün umutlarınız ve hayallerinizin gerçek olması dileğiyle yeni yılınızı kutlarım.
2020 yılı size sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirsin. Neşe dolu bir yıl geçirin inşallah.
2020 yılı size ve ailenize huzur ve mutluluk getirmesi dileğiyle mutlu seneler diliyorum.
2020 yılına gireceğimiz şu günlerde istediğiniz her şeyin gerçekleşmesi dileğiyle. Geleceğinizi oluşturacak her yeni gün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi mutlu edecek şekilde olsun! İyi Seneler!
2020 yılında da hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğimle. İyi ve sağlıklı seneler.
2020 yılında hatalarımızın az, başarılarımızın devamlı olması dileğiyle mutlu yıllar.
2020 yılında neşeniz, sağlığınız, mutluluğunuz ve huzurunuz eksik olmasın. Nice güzel yıllara.
2020 YILINDA; Hayatı tutabilmek, Sevgiyi kaçırmamak, Keşke dememek için düşlerini ikiyle çarp bu kez.. Ve onları gerçekleştirecek zamanı ayır kendine.. MUTLU YILLAR!!
2020 yılının dolu dolu ve geniş en içten gülümsemelere açılması dileğiyle mutlu yıllar.
2020 Yılının En Güzel Saatleri Sizlerle Olsun, Tek Derdiniz Mutluluk Olsun.
2020 yılının sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirmesi dilekleriyle. Neşe dolu mutlu yıllar.
2020 yılının tüm İslam Alemine hayırlar getirmesini dilerim. Yeni yılınız kutlu olsun.
2020 yılı öyle bir yıl olsun ki, 2019 yılının tüm olumsuzluklarını bize unutturabilsin. İsteklerimizin gerçekleşeceği bir yıl dileğiyle.
2020 yılına gireceğimiz şu günlerde istediğiniz her şeyin gerçekleşmesi dileğiyle.
2020 yılında da hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğimle. İyi ve sağlıklı seneler.
2020 yılının en güzel saatleri sizlerle olsun, tek derdiniz mutluluk olsun.
2020 yılının sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirmesi dilekleriyle. Neşe dolu yıllar!
2020’de Noel baba arabayı yenilemiş yenisi 50 geyik az yakıyormuş.
2020′yi manyak eğlenceli, heyecanın doruk noktasında falan yani geçirmen dileğiyle.
31 Aralık da kinder sürpriz aldım içinden dansöz çıktı. Herkese mutlu yıllar.
Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun. Allah bizleri affedip ellerimizi dergâhından boş çevirmeyip hepimizin dualarını kabul etsin. Selam ve dua ile Allah'a emanet olun her şey gönlünüzce olsun. Yeni yılınız kutlu olsun.
Allah'ım sen bize huzur içinde geçirebileceğimiz bir yıl nasip et. Mutlu yıllar.
Allah'ım, sen evveli ve sonu olmayan cömert, acıyan, ihsanı bol olansın. Bu yeni yılda bize helâl rızıklar ihsan et. Bu sene beni, yakınlarımı ve Müslümanları şeytanın aldatmasından ve tuzaklarından koru. Nefsimizin kötülüklerine karşı bize yardım et.
Anneciğim, sen benim hayatımda sahip olduğum en önemli değersin. En büyük aşk sende gizli. Senin karşılıksız sevgin, benim için yıllar yılı verdiğin mücadeleyi hiç unutmadım. 2020 yılı bizim olsun. Seni çok seviyorum.
Aşk dolu güzel bir yıl dilerim. Nice mutluluklar.
Aynı dili değil, aynı duyguları paylaşacağımız mutlu, huzurlu ve barış dolu bir yıl geçirmeniz dileğiyle.
Baharda gelinciklerin en güzel başlangıçları müjdelemesi gibi yeni yılda da tüm güzelliklerin sizinle olması dileğiyle. Nice mutlu yıllara.
Başaramadığınız zaman düş kırıklığına uğrayabilirsiniz ancak, yeniden denemezseniz işte o zaman sizin için her şey bitmiş demektir. 2020 yılının ülkemiz, ailemiz ve hepimiz için mutlu ve başarılarla dolu olması dileğiyle.
Başarıların tüm başarısızlıkları yok edeceği, güzelliklerin hayatını dolduracağı güzel bir yıl dileğiyle.
Bazen yenik düştük zamana, bazen esiri olduk anlamsız koşuşturmaların. Ama adını yüreğimize yazdığımız dostlarımızı hiç bir zaman unutmadık. Yeni yılın bu ilk gününde sevdiklerinizle beraber sağlık, mutluluk ve huzur dolu bir yıl temenni ederim.
Bembeyaz yağan kar, ne yaşanmışsa yaşansın örter geçmişin hatalarını. Yeni bir gelecek sunar bize ve yeni bir başlangıç. Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle yeni yılınızı kutlarım. Her şey gönlünüzce olsun.
Ben hayata ne verdim bilmiyorum ama o bana senin kadar değerli bir dost verdi. Sen bana kardeşten öte, en az ailem kadar sıcak oldun. Sen bana hem dost hem de sırdaş oldun. Yeni yılda dilerim ki yine yanımda, yine benimle olursun. Bolca mutluluk ve sevinç hep yanı başında olsun. İyi seneler.
Benim ömrümde ırmaklar vardır sularında hayallerimi yüzdürdüğüm, benim ömrümde sevdiklerim vardır yeni yıla ayrı girerken üzüldüğüm. Yeni yılınız kutlu olsun!
Benim şiirlerim çay kokar, düşlerim sade sen. Demlikte nefesin, bardakta gamzen. İyi ki doğdun hayatımın aşkı bir tanem. Yeni yılın kutlu olsun bir tanem.
Bin damla serpilsin yüreğine, bin tatlı mutluluk dolsun günlerine, bin bir hayalin gerçekleri bulsun, her türlü duaların kabul olsun, yeni yılın kutlu olsun.
Bir seneyi daha sizlerle birlikte geçirmiş olmanın mutluluğu içindeyim, Allah bana ömür verdikçe ne olursa olsun her yeni başlangıcınızda ellerinizi tutan ben olacağım. Sizin gibi çocuklarım olduğu için çok şanslıyım. Mutlu yıllar!
Bir yıl daha düştü takvimlerden, bir kez daha yenildik zamana. Bir kez daha fark ettik durduramayacağımızı zamanı. Bir kez daha anladık kayıp zamanlarımızın anlamsızlığını. Ama yeni yıla başlamaya hazırız içimizde büyük coşku, taptaze umutlarla. Hep aklımdasın canım dostum, nice mutlu yıllara.
Bir yıl daha geçti. Mutluluğunun ömür boyu devam etmesini, yaşantında hiç bir şeyin seni üzmemesini diler ve yeni yılını candan kutlarım.
Bir yılı daha tüketmenin hüznü yerine, bir yıldan daha kurtulmuş olmanın sevincini yaşamayı tercih ediyoruz. Ne diyelim, gelen gideni aratmasın. İyi seneler.
Biraz gül kokusu kalır gül tutanın elinde, zannetmeyin ki gül yaşar dikenin himayesinde, dikenin itibarı olur gül sayesinde, gönlünüz gül bahçesi, yeni yılınız kutlu olsun.
Biraz şans, biraz sevgi ve sabır, birer parça zaman, başarı ve memnuniyeti de eklersek malzemelere; hepsini karıştırıp senin için uzun ve dileklerinin gerçekleştiği bir hayat pastası yapabiliriz sanırım. Yeni yılın kutlu olsun. Nice yıllara!
Bitirdiğimiz yılı acılarımızla, sevinçlerimizle geride kalıyor. Umarım Yeni Yıl size daha fazla umut, daha fazla sevinç ve daha fazla mutluluk getirir. Mutlu Seneler.
Bu dünyada mutlu olan insanlar; ayağa kalkıp istedikleri koşulları arayan, bulamazlarsa da yaratan insanlardır. Nice mutlu yıllar sana yakışacaktır.
Bu güzel kış gününde kar taneleri ne de güzel anlatıyor birbirine zarar vermeden de yol alabilmenin mümkünlüğünü. Herkesin yeni yılı kutlu olsun.
Bu sene hangi ünlünün filmini seyredeceğiz iddialar açıldı. Öncelikle yeni yılınız kutlu olsun.
Bu yıl da bir sevgili bulamazsam eh yani. Kendi turşumu kuracağım.
Bugün dertleri bir yana bırakın, bugün gözyaşlarını unutun, bugün daha mutlu yarınlar için inadına hayata gülümseyin.. 2020 Yılınız Kutlu Olsun..
Bugün, yarına dünle beslenerek yol alır. 2020 yılı senin güzel yüreğinle birlikte sana mutluluk getirecektir, eminim. İyi yıllar dileğiyle.
Bulutsuz gökyüzü senin olsun demiştim; ümitlerin solmasın, tükenmesin diye. Yeni yılda hıç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğiyle. İyi yıllar.
Canım annem, birlikte göreceğimiz daha nice yeni yıllara. Senin varlığın bana her zaman güç veriyor, bir tek sen ol bana bir şey olmaz. İyi ki varsın.
Canım arkadaşlarım. Hepinizin yeni yılını kutlarım.
Canım babam, ailemizin reisi, evimizin direğisin. Dilerim ki daha uzun yıllarımız en güzel şekilde birlikte geçsin. Allah’tan isteğim seni başımdan eksik etmesin. Mutlu yıllar.
Cevap verememek-susmak, dayanılması güç bir yanıttır. Yeni yılda tüm sorunların cevapları seninle olsun. Mutlu yarınlar, mutlu yıllar dilerim.
Coşkulu ama yorgun bir yıl daha geçti. 2020 yılında sevgilerin en güzeli, aşkların en yücesi, mutlulukların en büyüğünün gelmesi dileğiyle. Mutlu yıllar dilerim.
Çok kazançlı, keyifli, sevgi dolu, başarılı bir yıl olması dileğiyle.
Daha iyi yıllara, hep birlikte, el ele. Mutlu yıllar.
Dertlerin pipin kadar ufak, sevinçlerin popon kadar büyük olsun, Noel baba g. Tüne koysun, yeni yılın kutlu olsun.
Dertlerin zerre kadar ufak, sevinçlerin deniz kadar büyük olsun, yeni yılın kutlu olsun.
DOSTLUK, Günah olmayacak kadar masum Köle olmayacak kadar özgür Unutulmayacak kadar derin ve Tek başına yaşanmayacak kadar zorsa BİRLİKTE NİCE YILLARA.
Dün rüya yarın hayaldir. Rüyayı mutlu, hayali umutlu yapan bugündür, gönlün neyin özlemini çekiyorsa yarınlar sana onu getirsin. Yeni yılın kutlu olsun.
Dün rüya, yarın hayaldir, rüyayı mutlu, hayali umutlu yapan bugündür. Gönlün neyin özlemini çekiyorsa yarınların sana onu getirmesini dilerim. Yeni yılın kutlu olsun.
Dünya'nın en anlayışlı en tatlı en güzel kocasına. Yeni yılımız kutlu olsun sevgilim. 2020 bize, yuvamıza sağlık, mutluluk, huzur ve bol kazanç getirsin.
Dünyayı değiştirmek istersen yüreğine inan, dostlarına güven, sevgine sarıl. Yeni yıl senin başarılarının anahtarıyla tüm kapıları açacaktır. Mutlu Yıllar.
Düş olmadan büyük şeyler yapılamaz. 2020 yılında tüm düşlerinizin gerçekleşmesi dileğiyle.
Düşsüz büyük şeyler yapılamaz. 2020 yılında tüm düşlerinizin gerçekleşmesi dileğiyle.
En büyük zaman hırsızı, yaşadığımız kararsızlıktır. 2020 yılı tüm kararlarımızın gerçekleşmesi ve mutluluğu getirmesi dileğiyle, nice mutlu yarınlara.
En güzel günler en güzel geceler yeni yılda sizlerin olsun. Mutlu yıllara.
En işe yaramayan günümüz hiç gülmediğimiz gündür. Yeni yılın dolu dolu ve geniş en içten gülümsemelere açılması dileğiyle mutlu yıllar.
En kötü gün gülmediğiniz gündür. Yeni yılda bol bol ve en içten gülümsemelere açılması dileğiyle. Mutlu yıllar.
En kötü günümüz hiç gülmediğimiz gündür. Yeni yılın dolu dolu ve geniş en içten gülümsemelerle dolu geçmesi dileğiyle mutlu yıllar.
Eni bir yılda yüzünden gülücükler, gönlünden sevgiler eksik olmasın mutlu yıllar. Bir yıl daha geçti. Mutluluğunun ömür boyu devam etmesini, yaşantında hıç bir şeyin seni üzmemesini diler ve yeni yılını candan kutlarım.
Geçirdiğiniz en güzel yıllar 2020 ile başlasın. Nice güzel yıllara.
Geleceği oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi daha da mutlu etmesi dileğiyle. Mutlu yıllar.
Geleceğinizi her geçen gün önceki güne göre daha güzel yaratın, istediğiniz gibi mutlu olun! İyi yıllar!
Geleceğinizi oluşturacak her yeni gün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi mutlu edecek şekilde olsun! İyi Seneler!
Gelecek hakkında düşünün ki bir geleceğiniz olsun. Yeni yılınız kutlu olsun mutlu yıllar.
Getirdiği mutluluğun tüm kötülükleri unutturacağı, başarıların tüm başarısızlıkları yok edeceği güzelliklerin hayatını dolduracağı bir yıl dileğiyle.
Gönlümün meclisinde herkes konuşsun istemem, kimse müdahale etmesin aşka. Yer gök şahidimdir ki siyasi görüşüm yoktur senden başka. Yeni nice senelere.
Görüyorum. Bu yıl yaşamında büyük değişikler olacak. Bol bol gezecek, okuyacak, film izleyecek, kendine vakit ayıracaksın. Not: Gönderen patronun, kovuldun.
Gözlerimde tutuyorum seni, gözyaşlarım sen. Kalbime hapsettim, her atışı sen. Dilimdeki içli şarkı, burnumdaki sıla kokusu, yanımdaki yamacımdaki yoldaşlık, içimdeki bambaşkalık hepsi sen.
Gül için dikene razı olur musunuz, yoksa dikeni de gülü de red mi edersiniz? Yeni yıllarda güllerle dolu günlerin dikenleri sizi düşmanları koruyan çitler olsun. Mutlu Yıllar.
Gül kurusu akşamlarda dost hasreti yaşadım, yeri geldi ayrılıklara ağladım, ama gönlüme koyduğum dostu hiç unutmadım. Yeni yılın kutlu olsun.
Güzel insan Nice mutlu yıllar sana yakışacaktır.
Güzel sağlıklı bol paralı bir 2020 yılı dilerim. Nice sağlıklı mutlu yıllara.
Güzel yıllar, mutlu yarınlar, güzel dostluklar bizimle olsun, yeni yılın kutlu olsun.
Hadi gel тuт ellerimi! Benimle yan! Benimle meydan oku her çaresizliğe! Benimle uyu benimle uyan. Birlikte varalım nice yıllara.
Hadi iyisin 1 seneyi daha eline yüzüne bulaştırmadan bitirdin, mutlu yıllar.
Hayatı yapamayacağımız şeyleri istemekle geçirdiğimiz söylenir. Oysa enerjimiz tüm hayatı zorlar. Yeter ki kendimize ve arkadaşlarımızın gücüne inanalım. Yeni yılda inancımızı pekiştirmemiz ve mutlu olmamız dileklerimle.
Hayatın bütün güzellikleri gözlerindeki ışıltı kadar güzel, temiz, içten ve parlak olsun.. 2019 yılı sana ve ailene mutluluk getirsin..
Hedefsiz büyük şeyler yapılamaz. 2020 yılında tüm hedeflerinizin gerçekleşmesi dileğiyle.
Hedefsiz ve hayalsiz büyük şeyler yapılamaz. 2020 yılında tüm hedeflerinizin ve hayallerinizin gerçekleşmesi dileğiyle.
Hep birlikte nice mutlu yıllar. Bembeyaz yağan kar, ne yaşanmışsa yaşansın örter geçmişin hatalarını.
Hepimizin tüm ilgisi gelecek olmalıdır, çünkü yaşamımızın geri kalanını orada geçireceğiz. 2020 yılı geleceğimize atacağımız ilk adımdır. Tüm adımlarımızın sağlam olması dileğiyle nice mutlu yıllar dilerim.
Her sene olduğu gibi bu senede hep neşe hep mutluluk bizimle olmasını ve sevgi dolu bir yıl geçirmemiz dileğiyle.
Her şey gönlünüzce olsun. Yeni yılınız kutlu olsun.
Her şeyin gönlünüzce olacağı güzel bir 2020 yılı dilerim. Herkese iyi yıllar.
Her yeni yıl bir başka güzel. Yeni yıl sizlere hayatınız boyunca unutamayacağız güzellikler yaşatsın. Yeni yılınız kutlu olsun.
Her yeni yıl, yeni bir umudun, sevgilerin habercisidir. 2020 yılı da böyle olsun, güzelliği daim olsun. Nice yıllara.
Her Yeni Yıl, yeni tazelenen umutların, çoğalan sevgilerin habercisidir. 2020 yılı da böyle olsun ama hep güzel olsun. Nice Yıllara.
Her yıl biraz daha büyüyoruz, biraz daha eskiyor ömür, biraz daha değişiyor her şey. Sende büyüdün kocaman oldun meleğim. Ama hala daha dün gibi gözlerimin önünde ilk adımların. Seni çok seven annen. Yeni yılımız kutlu olsun güzel kızım.
Herkes bir başkasına yardım etseydi, herkesin işi yapılmış olur. Yeni yıl paylaşımlarımızın yılı olsun. Mutluluk, esenlik ve sevinçler getirsin. Mutlu yıllar dilerim.
Herkes zamanda yolculuk yapıyor aslında. Anılarıyla geçmişe, hayalleriyle geleceğe. Hayallerinizin gerçek olması dileğiyle. Nice mutlu yıllara.
Hiç hata yapmayan insan genellikle hiçbir şey yapamaz. 2020 yılında hatalarımızın az, başarılarımızın devamlı olması dileğiyle mutlu yıllar.
Ho hо hо! Mutlu yıllar! Yepyeni bir yıla sevgiyle, sevenlerinle, sevdiklerinle merhaba de?
Hoş geldin yeni yıl! 2020 yılı sizlere hayatınız boyunca unutamayacağız güzellikler yaşatsın. Yeni yılınız kutlu olsun.
İdeal denen şey bir yıldıza benzer, ona hiçbir zaman ulaşamayız ama tıpkı denizcilere olduğu gibi bize de yolumuzu gösteren odur. Yeni yılda tüm ideallerine kavuşman dileğiyle mutlu yıllar.
İlk aşk başkadır derler, gerçekten de öyle sevgilim. Seninle açtığım gözlerimi seninle kapatabilmek dileği ile. Yeni yılımız kutlu olsun.
İnsan, armağanını içten vermezse ne değeri vardır. Yeni yıllar Allah’ın bizlere verdiği armağandır. En mutlu yıllar seninle olsun. Armağanınla yücel. Mutlu seneler.
İnsan, armağanını kalbi ile birlikte vermezse ne değeri vardır. Yeni yıllar Allah’ın bizlere verdiği armağandır. En mutlu günler seninle olsun. Armağanınla yücel.
İşte sonunda buldum. Neyi mi? Sana gönderebileceğim dostluğumuzun, yeni yılda da devam edeceğini anlatabilecek sıcacık bir yeni yıl mesajını; Mutlu yıllar.
İyisiyle kötüsüyle bir yılı daha geride bıraktık. Hoşcakal 2019 ve hoş gel bize 2020 .
Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, iyi yada kötü, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice yıllara.
Kız arkadaşımı o kadar seviyorum ki eskimesin diye 2020 yılında başkalarının kız arkadaşlarını kullanıyorum.
Kim bu dünyada yaparsa yılbaşını baş tacı, mazallah öteki dünyada girer dötüne süslediği çam ağacı.
Koskoca bir yıl daha devrildi gitti; keyifli ve gülümseme dolu bir yeni yıl dilerim.
Küçük mutluluklar diliyorum, elmalı kekler, sıcak sahlepler, yağmur kokusu, pazar kahvaltıları, trafikte yeşil ışıklar, fallarda balıklar nice mutlu yıllar.
Küçük şeylerden mutlu olabileceğiniz, büyük aşklar yaşayacağınız yeni bir yıl dileğiyle. Mutlu yıllar.
Minareden atlarım yeni yılını kutlarım.
Mutlu insan sevgisine ve kendine güvenendir. Sevgi bütün kapıları açar. Yeni yılda sevgi dolu günler dilerim. Mutlu yıllar.
Mutlu yıllar herkese. Yeni yılınız kutlu olsun.
Mutlu yıllar. Yepyeni bir yıla sevgiyle, sevenlerinle, sevdiklerinle merhaba demeni dilerim.
Mutluluk bankasının sevgi şubesinde, 2020 no’lu hesabınıza, 365 gün daha yatırılmıştır. Mutlu bir şekilde harcamanız dileğiyle. Mutlu yıllar.
Mutluluk yağmurları altında şemsiyesiz kalman dileğiyle. Nice mutlu yıllara.
Nerede yaşam varsa, orada umut da vardır. Yeni yılda tüm umutlar ve başarılar seninle olsun. Mutlu ve huzurlu yıllar dilerim.
Nice aşk yıllara meydan okudu nicesini silip götürdü. İnatla yıllara meydan okuduk. Bu yıla da inatla aşkımızı kazıyacağız. Seni Seviyorum sevgilim. Birlikte nice yeni yıllara.
Noel babayı şutlarım yeni yılını kutlarım.
Ömrümüzden yıllar birer birer eksilirken ben seni tanımış olmanın, seni hayatıma katmış olmanın mutluluğu içerisindeyim. Yaşlanmaya başlarken seninle çocuklaşmanın, seninle farklı dünyalara dalmanın ve tüm sıkıntılardan uzaklaşmanın sevinci içerisindeyim. Beni uzaklarda arama, elini kalbine koy bak onun en derinindeyim. Mutlu yıllar her şeyim Ömür boyu güzel yıllar, mutlu yarınlar, dostça dostluklar hep senin olsun. MUTLU YILLAR!
Rabbimiz bu yeni yılın tüm İslam âlemindeki kardeşlerimize her anını en güzel şekilde değerlendirmeyi ve her gününü razı olacağı amellerle yaşamamızı nasip etsin.
Rüya yarın hayaldir. Rüyayı mutlu, hayali umutlu yapan bugündür, gönlün neyin özlemini çekiyorsa yarınlar sana onu getirsin. Yeni yılın kutlu olsun!
Sağduyu aklın kapıcısıdır. Görevi: Kuşkulu fikirlerin içeri girmesine ve de dışarı çıkmasına engel olmaktır. Yeni yılda hepizin mutlu, sağduyulu ve sağlıklı günler getirmesi dileğiyle.
Sağlığın sıhhatin peşinizi bırakmadığı huzur dolu güzel bir yıl dilerim. Mutlu yıllara.
Sahip olduklarımızla yaşamayı öğrenmek bir süreç, bir katılım, yani yaşamımızın yoğrulmasıdır. Gelecek yıllar varlığımızı zenginleştirecek. Yeni yıl ilk adım. Nice yıllar, mutlu yıllar.
Sana bir şey söyleyeceğim, ama sakın üzülme; dün doktora, gittim böbreğimde кuм, kalbimde seni buldular!.
Sen benim canım dostum, yeni yılda huzurlu, başarılı ve mutlu anılar biriktirmen dileğiyle. Seni çok seviyorum.
Sen benim hayatımda sahip olduğum en önemli değersin. En büyük aşk sende gizli. Senin karşılıksız sevgin, benim için yıllar yılı verdiğin mücadeleyi hiç unutmadım. Yeni yıl bizim olsun. Seni çok seviyorum.
Sen evimin neşesi, sen sabahımın güneşi, sen yarınlarımın hayalisin. Sen yüzümdeki gülücük, kalbimdeki ritim bozukluğu. Sen hep aynı aşkla sevdiğim, mutluluğun tanımını sunduğu. Birlikte nice mutlu yıllarımız olsun aşkım. Seni çok seviyorum.
Sen ruhuma cemre diye damlamadıktan sonra ben bu bedende neyleyim. Aşk da sen, hasret de sen, ben de sen. Nice güzel yıllarda birlikte olmak dileklerimle.
Sen terlemişsindir, sana terlik getiriyim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de, sana hep hep yeniden başlamak isterim. 2020 yılı kutlu olsun bir tanem.
Seni tanıdığımda 2019 yılının ilkbaharıydı ve şimdi 2020 yılına merhaba diyoruz.. Seninle bu yılın da her ayı ilkbahar gibi gelecek bana, sağlıklı ve mutlu nice yıllarda beraber olmamız dileğiyle.. Mutlu Yıllar..
Seninle her gün bana yeni bir yıldır, gözlerinde bulurum mutluluğu, sözlerinde yaşarım o anı dolu dolu.. Benim için en güzel yılbaşıdır bana olan sevgin bir tanem..
Sesim güzel olmadığından sana bir yeni yıl şarkısı söyleyemiyorum. Bu yüzdendir ki böyle kısa bir mesaj çekiyorum. Sana koskocaman mutlu bir yıl dilerim! Gönlünden ne geçiyorsa hepsinin gerçekleşmesi dileğiyle. Yeni yılda da hep olduğun gibi sevgi dolu ve neşeli kal. Nice mutlu yıllara.
Sevdiklerinle beraber nice mutlu ve başarılı yıllar dilerim.
Sevgi bestesinin melodilerini yüreğinizde hissedeceğiniz, hüzünlerinizin dostluklarla silineceği, ümitlerinizin ve gülücüklerinizin hiç bitmeyeceği, sağlık, mutluluk, başarı, barış ve huzur dolu bir yılı sevdiklerinizle birlikte geçirmeniz dileğiyle. 2020 yılı size sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirsin. Neşe dolu bir yıl geçirin. Mutlu yıllar.
Sevgi bestesinin tınılarını tüm insanların yüreğinde hissedeceği, hüzünlerinizin dostluklarla silineceği, ümitlerinizin hiç bitmeyeceği, sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yılı sevdiklerinizle birlikte geçirmeniz dileğiyle. Yeni yıl size sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirsin! Neşe dolu bir yıl geçirin!
Sevgi bestesinin tınılarını yüreğinizde hissedeceğiniz, ümitlerinizin dostluklarla pekişeceği, gülücüklerinizin hiç bitmeyeceği, barış dolu bir yıl dileğiyle.
Sevgi bütün kapıları açar. Yeni yılda sevgi dolu günler dilerim. Mutlu yıllar.
Sevgi dünyanın en güzel şeyi. Ve seni gördüğüm andan itibaren bana en yakışanı duyguların. Varlığına binlerce kez şükür olsun aşkım. İyi ki varsın.
Sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yіne de sevgі dolu nіce yıllara.
Sevgili dostlarım. Hepinize iyi yıllar dilerim.
Sevgilinle öpüş mutlu olsun, bira iç köpüklü olsun, gece taksime giт kızlar senin olsun, gece gündüz öğlen ders çalış karnenin hepsi 5 olsun, sevgiline pırlanta al şok olsun Laf olsun torba dolsun, 2020′in kutlu olsun, bunu herkese yollamayan top olsun.
Sıkıntılarımızı, üzüntülerimizi, hastalıklarımızı 2019 ile uğurlayalım, 2020 güzellikler, sevinçler, sağlıklı bir ömür getirsin bizde kucaklayalum. Mutlu yıllar Susmak, dayanılması çok güç bir yanıttır. Yeni yılda tüm sorunların yanıtları seninle olsun. Mutlu yarınlar, mutlu yıllar.
Şeker gibi tatlı, masal gibi güzel bir 2020 yılı diliyorum.
Şunu unutma: Her şeyin yok olduğunu düşündüğünüz anda, gelecek hâlâ yerindedir. Yeni yıl geleceğin ilk adımıdır. Mutluluk ve başarı dileklerimle.
Tüm sevdiklerinizle mutlu mesut bir yıl geçirmenizi dilerim .
Varsın iki göz odalı bir evimiz olmasın, yeter ki senin iki gözün bende olsun. Yeni yılın kutlu olsun sevdiceğim.
Yaşam gülmeyi, sevgi hak etmeyi, vefa unutmamayı, dostluk sadık kalmayı bilenler içindir. Tüm dostlarım yeni yılınız kutlu olsun.
Yaşamı seviyor musun? Öyleyse zamanı boşa harcama, çünkü yaşamın yapıldığı madde zamandır. 2020 yılının kıymetini bilmen, her anını dolu dolu yaşaman ve mutlu olmanın keyfini çıkarman dileğiyle. Nice güzel, sağlıklı ve de çok çok mutlu yıllara.
Yaşamın kaynağı sevgi, sevgi bir tutku, tutku bir amaç, amaç bir şeyleri birileriyle paylaşmaksa, paylaşmak dostluk, dostluk hatırlamaksa eğer hep aklımdasınız. Yeni yılda da dostluğumuzun daha da pekişmesi ve ebedi olması dileğimle daha nice mutlu yıllara.
Yaşamında güzel yıllar, mutlu yarınlar, gerçek dostluklar hep seninle olsun. Yeni yılın sana ve tüm sevdiklerine sağlık, mutluluk, neşe, başarı, bolca para, sevgi ve huzur getirmesini dilerim. Mutlu Yıllar.
Yelkovan akrebe meydan okurken zaman hızla geçerken geriye unutulmamış dostluklar kalır. İyi ki dostumsun. Yeni yılın kutlu olsun.
Yeni bir yıla girerken herkese sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla. Nice mutlu yıllara.
Yeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla. Nice Yıllara.
Yeni bir yılda yüzünden gülücükler, gönlünden sevgiler eksik olmasın mutlu yıllar.
Yeni doğan güneş bizi yeni bir yıla kavuşturacak. Bu yılın sizlere sağlık ve mutluluk getirmesini dilerim.
Yeni yıl bizlere kutlu olsun. Yeni yıl sizlere de kutlu olsun. Sağlık, başarı ve mutluluk dolu olsun.
Yeni yıl da umutların gerçek, gerçeklerin mutlulukların sonsuz olsun. İyi yıllar.
Yeni yıl sağlık, huzur, mutluluk, para getirsin. Getirmezse koy gotune gitsin. Daha 2021 var 2022 var.
Yeni yıl size sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirsin. Neşe dolu bir yıl geçirin.
Yeni yıl umut olsun. Yürekler bulut olsun. Her sene sağlık, mutluluk hep bizimle olsun.
Yeni yıla nasıl girersen öyle geçer derler, bu sene seninle beraber yeni yıla girmiyorum ki bir dahaki yılda da beraber olmayalım, mutlu yıllar.
Yeni yılda Hayatı dolu dolu yaşamak ve mutluluk içinde geçinmek dileğimle, Mutlu Yıllar.
Yeni yılda hayatı tutabilmek, sevgiyi kaçırmamak, keşke dememek için düşlerini ikiyle çarp bu kez ve onları gerçekleştirecek zamanı ayır kendine. Mutlu yıllar.
Yeni yılda hepizin mutlu, sağduyulu ve sağlıklı günler getirmesi dileğiyle.
Yeni yılda melekler sihrini göstersin ve bütün neşe ve mutluluklar sana gelsin. Mutlu Yıllar.
Yeni yılda sağlık, huzur, sevgi, mutluluk, sabır, hoşgörü, başarı, yardımlaşma, iyi niyet, dostluk, barış ve iyi insanlar diliyorum.
Yeni yılda sevdiklerinizle birlikte neşeli, mutlu, sağlıklı ve huzurlu anılar biriktirmenizi ve asla ‘keşke’ dememenizi umuyor, sizi kucaklıyorum. İyi seneler.
Yeni yılda tüm dargınlıkların bitmesi ve barış içinde yaşanması dileğimle, Mutlu Yıllar.
Yeni yılda umutların gerçek, gerçek mutlulukların sonsuz olsun. İyi Yıllar.
Yeni yılda ve bundan sonraki ömrümde uğruna ölmek değil, uğruna yaşamaya hazırım bitanem. Yeni yılımız kutlu olsun aşkım.
Yeni yılda yanlışlarınız az, başarılarınızın devamlı olması dileğiyle. Yeni yılınız kutlu olsun.
Yeni yılda yüzünden gülücükler, gönlünden sevgiler eksik olmasın. Mutlu yıllar.
Yeni yılı sahanda mı seversin yoksa deplasman da mı? Hepinizin yeni yılı kutlu olsun.
Yeni yılımız kutlu olsun. Sağlık, huzur ve mutluluğumuzu daim etsin rabbimiz inşallah. Bütün hastalarımıza acil şifalar diliyoruz.
Yeni yılın cüzdanına para, kalbine aşk, hayatına düzen getirmesi dileğiyle.
Yeni yılın en güzel müjdeler, en güzel sürprizlerle kapınızı çalması ve yeni yılı tüm dünyaya ümit saçan gülücüklerle karşılamanız dileğiyle.
Yeni yılın ilk saatlerinde seninle birlikte değilim ama yüreğim ve bütün olumlu düşüncelerim seninle birlikte. Yeni yılın kutlu olsun!
Yeni yılın kellere saç, hastasına ilaç, züğürte para, sıvacıya mala, işsize iş, dişsize diş, olmayana çocuk, üşüyene gocuk, colaya buz, yemeğe tuz, nazar değmişe hoca, evde kalmışa koca, dırdırcıya akıl, onu çekene sabır, vermesini diler mutlu yıllar dileriz.
Yeni yılın milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Yeni yılda acıların, zulümlerin, adaletsizliklerin son bulduğu; huzurun, mutluluğun ve refahın hakim olduğu yeni bir Dünya olması dileğiyle, sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.
Yeni yılın sağlık mutluluk ve başarı dolu geçmesini dilerim. Her günün bir diğerinden daha keyifli geçsin. Yeni yılın kutlu olsun.
Yeni yılın sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirmesi dilekleriyle. Neşe dolu yıllar!
Yeni yılın sana neşe ve mutluluk getirmesi dileğiyle. En içten sevgilerimi sunuyor, sevgi, barış ve esenlikler diliyorum mutlu yıllara inşallah.
Yeni yılın sana ve tüm sevdiklerine sağlık, mutluluk, neşe, başarı, bolca para, sevgi ve huzur getirmesini dilerim. Mutlu Yıllar Yeni yılın tüm güzel müjdeler, en beklenmedik sürprizler ve hayal ettikleriniz ile kapınızı çalması, size ve ailenize mutluluklar getirmesi dileklerim ile. Nice mutlu senelere.
Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle yeni yılınız kutlu olsun. Her şey gönlünüzce olsun.
Yeni Yılın Türkiye için umutlu, bereketli, 2019'da yaşanan tüm olumsuzlukların tersinin yaşanacağı bir yıl olmasını dilerim. Nice Yıllara.
Yeni yılını kutlarım, Noel babayı şutlarım.
Yeni yılını tüm yüreğimle kutlar, daha nice yılları sağlıkla başarıyla sevdiklerinle birlikte görmeni ve geçirmeni diliyorum.
Yeni yılınız kutlu olsun. Sağlık, mutluluk ve bol para getirsin.
Yeni yıllarda güllerle dolu günlerin dikenleri sizi düşmanları koruyan çitler olsun. Mutlu Yıllar.
Yeni yılda da hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğimle. İyi ve sağlıklı seneler.
Yeni yılı sahanda mı seversin yoksa deplasmanda mı?
Yılbaşı bileti sezonu açılmıştır. Bu sene de büyük ikramiye bana çıkarsa hanımı, evi, arabayı değiştirmeyi düşünüyorum.
Yine bir seneyi de arkada bırakıyoruz. 2020 yılında güzel ve neşeli, huzur dolu bir yaşam geçirmen dileği ile. İyi seneler.
Yine bir yılbaşı geldi. Bu yılbaşı sevdikleriniz ile mutlu huzurlu bir yıla başlangıç yapmanızı ve senenizin aynı güzellikte geçmesini diliyorum.
Yine bir yılbaşı yaklaşıyor bu yılbaşı sevdiklerinizle birlikte mutlu huzurlu bir yıla başlangıç yapmanızı ve tüm yılınızın aynı güzellikte geçmesini diliyorum.
Yine yeni bir yıl var kapımızda. 2020 yılına gireceğimiz şu günlerde istediğiniz her şeyin gerçekleşmesi dileğiyle. Mutlu yıllar. İyi seneler!
Yine yeni bir yıl var kapımızda. Geleceğinizi oluşturacak her yeni gün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi mutlu edecek şekilde olsun! İyi Seneler!
Zamanı yapamayacağımızı şeyleri istemekle geçirdiğimiz söylenir. Oysa gücümüz tüm zamanları zorlar. Yeter ki kendimize ve dostlarımızın gücüne inanalım. Yeni yılda inancımızı pekiştirmemiz ve mutlu olmamız dileklerimle.  Mutlu yıllar.