Skip to main content

  • Home
  • Categories
  • Popular
  • Komik Resimler
  • en iyi fıkralar
  • En son şakalar
  • Sarışın fıkraları
  • Asker Fıkraları
  • Deli Fıkraları
  • Dini Fıkralar
  • Çorum Fıkraları
  • Doktor Fıkraları
  • Çocuk Fıkraları
  • Bayburt Fıkraları
  • Elazığ Fıkraları
  • Erzurum Fıkraları
  • Erkek Fıkraları
  • Evlilik Fıkraları
  • Nasrettin Hoca Fıkraları
  • Avcı Fıkraları
  • Bektaşi Fıkraları
  • Belaltı Fıkraları
  • Hayvan Fıkraları
  • İngiliz Alman Türk Fıkraları
  • Kadın Erkek Fıkraları
  • Kayseri Fıkraları
  • Kurban Fıkraları
  • Mühendis Fıkraları
  • Namık Kemal Fıkraları
  • Okul fıkraları
  • Politika Fıkraları
  • Ramazan Fıkraları
  • Seçim Fıkraları
  • Spor Fıkraları
  • Polis Fıkraları
  • Dursun Fıkraları
  • Trakya Fıkraları
  • Tarih Fıkraları
  • Soğuk Espriler
  • Sarhoş Fıkraları
  • Mardin Fıkraları
  • Komik Sözler
  • Komik Hikayeler
  • Karadeniz Fıkraları
  • Kamyon Yazıları
  • Kadın Fıkraları
  • Duvar Yazıları
  • Cimri Fıkraları
  • İngiliz Alman Türk Fıkraları
  • Fıkra Gibi Komik Olaylar
  • Kapak Edici Fıkralar
  • Karı Koca Fıkraları
  • Kısa Fıkralar
  • Köylü Fıkraları
  • Matematik Fıkraları
  • Meslek Fıkraları
  • Şoför Fıkraları
  • Ünlüler Fıkraları
  • Sekreter Fıkraları
  • +18 Fıkralar
  • Temel Fıkraları
  • Büyük Fıkraları
  • Kaynana fıkraları
  • Futbol fıkraları
  • Chuck Norris fıkraları
  • Yahudiler hakkında fıkralar
Български English Deutsch Español Русский Français Italiano Ελληνικά Македонски Kapak Edici Fıkralar Українська Português Polski Svenska Nederlands Dansk Norsk Suomi Magyar Româna Čeština Lietuvių Latviešu Hrvatski
My Jokes Edit Profile Logout
  1. Home
  2. Kapak Edici Fıkralar

Kapak Edici Fıkralar

Bu kategoride en popüler fıkralar
Bir gün küçük çocuğun birisi parkta bir bankın üzerinde oturmuş şekerlerini yiyormuş, yaşlı adamın birisi gelmiş çocuğun yanına oturmuş:
- Bak evladım bu kadar şeker yersen bütün dişlerin dökülür.
Çocuk:
- Bak amca benim dedem yüz on yaşına
Kadar yaşadı, demiş.
- Yaa deden de mi çok şeker yiyordu?
- Hayır amca, her şeye burnunu sokmuyordu...
0 0
0
Ahmet Almanya'da çalışıyormuş. Bir gün Alman arkadaşı Ahmet'e:
- Siz Türkler sadece para için çalışıyorsunuz. Ama biz Almanlar onurumuz için çalışırız, demiş.
Ahmet de:
- Haklısın, herkes neyi eksikse onun için çalışır, demiş.
0 0
0
Mehmet Akif, Baytar Mektebinde müdür muavini olarak çalıştığı bir dönemde, muhasebeden gelen bir yazıyı anlayamaz. Yazıyı kaleme alan Salih Efendiyi aratarak yazıda ne demek istediğini sorar:
- Salih Efendi İki türlü mana çıksın diye böyle yazdık efendim cevabını verince, Akif dayanamaz ve:
- Hayret doğrusu, der. Biz birini bile çıkartamadık da.
0 0
0
Mehmet Âkif, elini yıkadıktan sonra, Neyzen Tevfik'in kendisine uzattığı havlunun kirini görünce:
- Hayır, diye bağırmış. Elimi daha yeni yıkadım.
0 0
0
Tiyatroda, ünlü oyuncu rolü gereği uşaklarına bağırır.
- Atımı getirin!
O sırada münasebetsiz bir seyirci;
- Eşek olsa olmaz mi? Diye seslenir.
Oyuncu hiç istifini bozmaz:
- Hay hay! Buyrun beyefendi
0 0
0
Fatihe sorarlar:
- İstanbulu niçin fethettin?
Cevap verir:
- Önce o benim gönlümü fethettiği için!
0 0
0
Garip dervişin biri büyük bir köşkün önünden geçerken "av meraklısı ve zalim" olan bey, yardımcıları ile ava gitmek için evden çıkıyorlardı. Dervişle selamlaştılar. Aksilik bu ya o gün hiç bir şey vuramadan dönerler. Bey çok sinirlidir:
- Sabah ava giderken karşılaştığımız o dervişi bulun çabuk! Onun yüzünden işlerim ters gitti. Uğursuzu getirin bana!
Yardımcıları hemen dervişi bulup beyin huzuruna çıkarırlar. Bey kükrer:
- Bre uğursuz adam! Senin yüzünden elimiz boş geldik! Hiçbir şey vuramadık! Tiz vurun kellesini!
Derviş, beye şöyle der:
- Beyim sabah selamlaştık. Siz hiçbir şey vuramadınız. Ben ise kellemi kaybediyorum. Siz söyleyin, hangimiz daha uğursuzuz?
0 0
0
Zamanın birinde, âlim zatlardan birisi, bir nehir kenarında namaza durmuş. Mecnun bir kişi, tam o sırada sözde alim zatın önünden geçmiş.
Adam, öfkeyle namazını bozarak, o mecnun kişiye seslenmiş:
- Bre melun! Görmez misin ki namaza duruyorum. Ne diye önümden geçersin?
Mecnun kişinin dervişe verdiği cevap ise çok ilginçtir:
- Ben Leylanın aşkıyla senin namaz kıldığını görmezken, sen Mevla'nın aşkıyla durduğun namazında beni nasıl görüyorsun."
0 0
0
Bir derviş tespih çekerken; yanından, eteklerinde elma taşıyan bir genç kızın geçtiğini görür ve sorar ona:
- Nereye gidiyorsun öyle?
Kız cevap verir dervişe;
- Karşı tarlada çalışan sevdiceğime elma götürüyorum...
Derviş de ona;
- Kaç tane elma var burada? Çok değil mi?
Deyince, genç kız şu manidar cevabı verir:
- İnsan sevdiğine verdiğini hiç sayar mı?
Derviş, usulca elindeki tespihin ipini koparır ve yere bırakır.
0 0
0
Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca, babası olan 2. Murat Han:
- Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz diye çıkışır.
Orada bulunan ve velâyet sırrıyla kalp gözü açık olan Akşemseddin Hazretleri, hafifçe gülümseyerek şöyle der:
- Peder ne der, kader ne der.
0 0
0
Talebelerden biri Sokrata sormuş:
- Herkese güzel konuşma dersleri verdiğin ve onlara hitabet sanatını öğrettiğin halde, niçin sen de çıkıp bir konuşma yapmıyorsun?
- Evlat, demiş Sokrat. Bileytaşı keskin değildir amma, en sert demiri bile keskin eder.
0 0
0
Meşhur bir filozofa:
- Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz? diye sorulduğunda:
- Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan demiş.
0 0
0
Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile'ye hasımlarından biri:
- Efendim, Kulaklarınız bir insan için biraz büyük değil mi?
Galile:
- Doğru, Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?
0 0
0
Abdülhak Hâmidin evindeki sohbette, konu gençlik ve ihtiyarlıktan açılır.
Yaşı geçmiş bir hanım, Abdülhak Hamide döner ve:
- Efendim, gönül kocamaz! der.
Hamid cevap verir:
- Kocamaz ama, kocamış bir vücut içinde oturmak da istemez.
0 0
0
Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfik'e göstererek fikrini sorar:
Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam:
- İyi ama, der. Siz hiç roman yazmadınız ki!
Neyzen Tevfik şu cevabı verir:
- Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım.
0 0
0
Hastalıktan ötürü gözleri kapanmış olan bir adam, halk şairi Seyraniye:
- Bende dünyayı görecek göz mü kaldı? diye şikayette bulununca, söz eri Seyrani:
- Hiç üzülme dostum demiş. Zaten dünyaya da bakılacak surat kalmadı.
0 0
0
Süleyman Nazif ve Abdülhak Şinasi birlikte yemek yerken, Şinasi garsonu çağırır ve su ister. Şinasi'nin kirden ve mikroptan eldivenle el sıkacak derecede korktuğunu bilen Süleyman Nazif garsona seslenmeden edemez:
- Oğlum, beyefendinin suyunu yıka da öyle getir.
0 0
0
Adam, kitapçı dükkanındaki bayan tezgahtarla dalga geçmek için sormuş:
- Hanımefendi Evin Reisi Erkektir adlı kitap var mı?
Tezgahtar bayan gülümseyerek:
- Maalesef beyefendi masal kitabı satmıyoruz
0 0
0
Belediye otobüsü ağzına kadar dolu, yaşlı bir adamcağız ayakta. Elindeki bastonu otobüsün her kalkışında ve duruşunda kayıyor ve adamcağız düşmemek için olanca gücünü harcıyor.
Bu sırada oturmakta olan gençlerden biri küstahça akıl veriyor:
- Baba, baba, bastonunun ucuna lastik taksan kaymaz!
- Ah oğlum, demiş yaşlı adam, senin baban o lastiği zamanında taksaydı ben şimdi bu otobüste oturacak yer bulurdum!
0 0
0
Evin hanımı hizmetçiye sordu:
Adın ne kızım?
Döndü, efendim.
Hoşuma gitmedi. Ben sana Hale diyeceğim.
Peki, hanımefendi. Ben size ne diyeyim?
Sersem!
Hizmetçi kıpkırmızı oldu ve usulca şöyle dedi:
Dünyada cesaret edemem efendim.
0 0
0
  • Önceki Sayfa
  • Sonraki Sayfa
Privacy and Policy Contact Us