Skip to main content
Evin hanımı, ters cevaplar vermesine kızdığı için, hizmetçi kızı kovmuştu. Hizmetçi kız eşyalarını toplayıp çantasına doldurduktan sonra, hanımının yanına geldi ve:
- "Allah'a ısmarladık hanımefendi. Yalnız, gitmeden evvel, size bir şey söylemek istiyorum." dedi.
Evin hanımı:
- "Söyle bakalım."
Hizmetçi kız:
- "Önce, ben sizden daha güzelim. Bunu bey söyledi. Sonra, elbiseleriniz de sizden çok, bana yakışıyormuş, bunu da bey söyledi. Bir şey daha söyleyeyim mi? Yatakta da sizden daha becerikliymişim."
Evin hanımı:
- "Onu da mi bey söyledi?"
Hizmetçi kız:
- "Hayır hanımefendi, onu şoför söyledi."
Kadının başı çok ağrıyormuş.
Arkadaşı:
- "Bir psikiyatrist var. Harika tedavi ediyor." demiş.
Kadın da o doktora gitmiş. Akşam eve gelince kocası sormuş:
- "Ne oldu?"
Kadın cevap vermiş:
- "Valla, bana telkin önerdi. Bir yere oturup, kafamı iki elimin arasına alıp, sallana sallana 'bu kafa benim değil, bu kafa benim değil' diye tekrarlayacakmışım."
Kadın 3-4 gün bu işe devam etmiş ve baş ağrıları tamamı ile geçmiş.
Ancak bu sırada kocasında bir sorun başlamış. Adamda tık yok. Geceleri sırtını dönüp yatıyor. İlişki milişki hak getire. Sonunda kadının da ısrarı ile adam da aynı doktora gitmiş.
Adam akşam eve gelince, kadın sormuş:
- "Ne oldu?"
Adam:
- "Bırak ya, doktor bana da telkin önerdi, ama ben öyle saçma şeyleri yapmam." demiş.
Fakat o günden sonra adam olmuş bir canavar. Eve gelince kadını hemen yakalayıp yatağa atıyormuş. Durum felaket. Neyse herkes çok memnunmuş ama kadın da bu işin nasıl olduğunu merak ediyormuş.
Bir gün kadın dışarıdan eve gelmiş.
Adam:
- "Hadi karıcığım, sen hemen yatağa gir, ben bir banyoya gidip geleyim." demiş.
Kadın gizlice adamı takip etmiş. Ne görsün. Adam banyoda klozete oturmuş, kafasını iki elinin arasına almış sallanıyor ve kendi kendine şöyle telkinde bulunuyormuş:
- "Bu karı benim değil, bu karı benim değil."
Bir zamanlar İngiliz hükümeti, çocuğu olmayan ailelerin bu sorununu çözmek için, "Cici Baba" servisi kurmuş.
Cici Baba, evliliklerinin ilk beş yılında, çocuk sahibi olamayanlara yardım eden, bir devlet memuru.
Smith ailesi de böyle bir servis için başvuruda bulunur.
Bayan Smith, heyecanla "Cici Baba"yı beklerken kapı çalınır. Ancak gelen kişi, cici baba adayı değil, kapı kapı dolaşan bir bebek fotoğrafçısıdır. Konuşma şöyle gelişir:
Bayan Smith :
"Günaydın"
Fotoğrafçı :
"Günaydın efendim ben şey için gelmiştim."
Bayan Smith :
"Açıklamanıza gerek yok kocam her şeyi anlattı. Buyrun içeri girin."
Fotoğrafçı :
"Öyle mi? Bebek işinde üstüme yoktur, özellikle ikizlerde."
Bayan Smith :
"Kocamda öyle söyledi buyrun oturun."
Fotoğrafçı :
"O zaman kocanız belki de size........."
Bayan Smith :
"Aa evet, ikimiz de en iyi sonucun böyle alınacağını düşünüyoruz."
Fotoğrafçı :
"Öyleyse hemen başlayalım."
Bayan Smith : (Kızararak) "şey nerede başlamalı?"
Fotoğrafçı :
"Her şeyi bana bırakın. Ben genellikle iki kez banyo küvetinde, bir kez kanapede ve belki bir kaç kez yatakta denerim. Bazen oturma odasının Halısında iyi oluyor."
Bayan Smith :
"Banyo! Oturma odasının Halısı! Neden bizim beceremediğimiz anlaşılıyor."
Fotoğrafçı :
"Şey hanımefendi, hiç kimse, ilk seferinde iyi bir sonuç garanti edemez ama altı yedi kere denersek bir tanesi mutlaka şahane olacaktır."
Bayan Smith:
"Afedersiniz ama biraz fazla olmuyor musunuz?"
Fotoğrafçı :
"Kesinlikle değil benim işimde insanlar aceleci olmamalıdır."
Bayan Smith :
"Başarılı oluyor musunuz bari?"
Fotoğrafçı : (Çantasını açarak bebek fotoğrafları gösterir). "Şu bebeklere bakın bunlar benim işlerim. Bakın bu dört saat sürdü."
Bayan Smith :
"Evet çok güzel bir bebek"
Fotoğrafçı :
"Fakat gerçekten güç bir iş. Görmek istiyorsanız şuna bakın, ister inanın ister inanmayın bu Londra'nın ortasında, otobüsün üzerinde oldu."
Bayan Smith :
"Tanrim!"
Fotoğrafçı :
"Bunlar da şehrin en şirin ikizleri. Anneleri ile çalışmanın ne zor olduğunu bilseniz, ikizlerin şirinliğine daha çok şaşırırsınız."
Bayan Smith :
"Öyle mi?"
Fotoğrafçı :
"Sormayın. Şunun da işini doğru yapabilmek için onu Hyde Park'a götürdüm. Herkes çevremizi sardı. Peş peşe dört beş tam boy ve iş bitti."
Bayan Smith :
"Dört beş tam boy!"
Fotoğrafçı :
"Evet üstelik üç saatten fazla sürdü. Sonunda bir kaç kişi kalabalığı tuttu. Karanlık olmadan önce yeniden denemeliydik, ancak serçeler aletimin üzerine konup, gagalamaya başladılar. Bu yüzden işi bırakmak zorunda kaldık."
Bayan Smith :
"Yani gerçekten serçeler şeyinizi aaa - aletinizi ısırdılar mı?"
Fotoğrafçı :
"Evet böyle şeyler oluyor tabi. Ben tekniğimi geliştirmek için, tam üç yıl harcadım. Mesela şu bebek. Bu neticeye ancak, büyük bir mağazanın ön vitrininde ulaşabilirsiniz."
Bayan Smith :
"Bu kadar da olmaz!"
Fotoğrafçı :
"Hanfendi hazırsak ayağı alıp geleyim."
Bayan Smith :
"Ayak mı?"
Fotoğrafçı :
"Aa evet, alet ağır olduğu için sürekli elde taşımak zor oluyor, bunun için ayak kullanıyorum. Hanımefendi. hanımefendi. Hay Allah neden bayıldı şimdi bu."
Kadınların erkekleri avuçlarında oynatmak için programlanmış bir toplumsal bilinç altları var. Bu kurallar her kadına, kadınlık hormonlarıyla birlikte geçiyor ve genetik olarak devam ediyor.
Kadın genlerindeki kodların şifrelerini çözdüğünüzde karşınıza çıkan liste şöyle:
1. Asla gerçekten düşündüğün şeyi söyleme.
Asla!
2. Her zaman anlaşılmaz ol.
3. Aylar evvel tartışılmış bir konuyu gündeme getir, hır çıkar. Yıllar evvelki bir olayı gündeme getirerek devam et.
4. Erkeğin her şey için özür dilemesini sağla.
5. Ağla ve "Hep senin yüzünden" de.
6. adamın çantasına, elbisesinin cebine, arabasının torpido gözüne üzerinde "Seni seviyorum" yazan notlar bırak.
7. Erkeğin gözlerinin içine bak, sonra bir kahkaha at, adam ne olduğunu anlayamasın, bir kahkaha daha at.
8. Ağla.
9. Adam "güzel gözlerin var"
Dediğinde "O kadar mı?" diye sor.
10. Her yere ve her şeye geç kal. Adam gecikecek olursa bas bas bağır.
11. Regl döneminin cinayeti affettirici unsur olabileceğini anlat.
12. "Bilmem anlatabiliyor muyum?" de adamın gözlerine bak, sonra adamın söyleyeceği her şeye "anlamamışsın" cevabını ver.
13. Babanın silah koleksiyonundan, abinin kara kuşak karateci olduğundan bahset.
14. Ailedeki herkes bana "Prenses" der diye anlat.
15. Eski erkek arkadaşının göbeğinin olmadığını her fırsatta söyle.
16.
Tuvalete gruplar halinde giт. Asla yalnız başına bir şey yapma.
17.
Bağımsızlık bir zaafiyet işaretidir, anne baba evinde oturmaya devam et.
18. Ağla.
19. "Bil bakalım canım ne istiyor?" diye sor, bilemediğinde azarla.
20. Her şeyi dakikası dakikasına planla, sonra asla o plana uyma.
21. Kız arkadaşlarını eve çağır, balkonda avaz avaz "Kapı açık, arkanı dön ve çık" diye şarkı söyle.
22. Adamın konuşmasını "E leri açık söyleme" diye kes.
23. "Kilo mu aldım"? diye sor, cevabı beklemeden "Tereyağlı ekmeği" yemeye başla.
24. Ağla.
25. Fıkraların sonunu unut.
26. Sadece arkadaş grubundaki erkeklere merhaba de ve "onları" birbirlerine düşür.
27. Adamın giyimine sürekli karış, üç dakikada bir "dik yürü" diye uyar.
28. "Neyin var senin?" sorusuna "Madem anlamıyorsun ben de söylemiyorum." cevabını ver.
29. Adamla ilgileniyor gibi görün, o sana ilgi duyduğu anda azarla.
30. Beş saniyelik bir sessizlik olduğu anda "Ne düşünüyorsun?" diye sor.
31. Saçlarının uçlarını düzelttirdiğinde, adam fark etmezse bütün gece somurt.
32. İnsanların sürekli kafasını karıştır.
33. "Meclis'te kadın kotası" fikrini aç, bütün gece bu konuyu anlat, başka konuya geçmek isteyenleri "Maço" ilan et.
34. Ağla.
35. Kızarmış patatesleri erkeğin tabağına koy, bunun bir sevgi gösterisi olduğunu söyle, sonra "Sen biraz kilo aldın" de.
36.
Tuzluğa bak ve adama "Bu tuzluk sana neyi hatırlatıyor?" diye sor. Adam bilemediğinde "daha doğru dürüst tanışmıyorduk bile. Ben senden tuz istemiştim, tuzluğu verdiğinde küçük parmağın küçük parmağıma değmişti"
Diye anlat ve "Aramızdaki elektrik bitti" de, tuvalete giт. Döndüğünde masada şampanya yoksa olay çıkar.
37. Ağla.
38. Kulağında kaç delik olduğunu sor, bilemezse eski sevgilinin bunların hepsini bildiğini anlat.
8 Mart Dünya kadınlar gününde, Dünya Kadın Örgütü toplanmış. Kongreye bir çok ülkeden kadın katılmış. Kadınlar konuşmuşlar, dertleşmişler ve:
- "Kadınları kimse ezemez. Herkes eşittir." demişler. Söz dönüp dolaşıp eve dönünce ne yapacaklarına gelmiş ve:
- "Eve gidince kocalarımıza resti çekeceğiz. Artık ev işlerini kendileri yapsınlar. Bundan sonra kendimizi ezdirmeyeceğiz, kocalarımızın isteklerini yerine getirmeyeceğiz." demişler. Sonuçlarını da gelecek sene tekrar buluşup değerlendirmek üzere kongreyi bitirmişler.
Aradan 1 sene geçmiş. Tekrar toplanmışlar. Sonuçları değerlendirmeye başlamışlar. Önce İtalyan kadın söz almış:
- "Eve ilk gittiğimde kocam benden yemek yapmamı istedi, ben de bundan sonra yemek yapmayacağımı kendisinin yemek yapması gerektiğini söyledim.
Birinci gün bir şey göremedim, İkinci gün kendisine yemek yaptı, Üçüncü gün bana da yemek yaptı.
O günden beri evde yemeği kocam yapıyor."
Sıra Alman kadına gelmiş:
- "İlk gün eve gittim. Kocam benden elbiselerini yıkamamı istedi. Ben de ona bundan sonra temiz elbise giymek istiyorsa kendisinin yıkayacağını söyledim.
Birinci gün bir şey göremedim, İkinci gün kendi elbiselerini yıkadı, Üçüncü gün benimkileri de yıkadı.
O günden beri evdeki bütün elbiseleri kocam yıkıyor."
Sıra bizim Türk kadına gelmiş:
- "İlk gün eve gittim. Kocam bulaşıkları yıkamamı istedi. Ben de ona bundan sonra temiz tabakta yemek yemek istiyorsa bulaşıkları yıkaması gerektiğini söyledim.
Birinci gün bir şey göremedim, İkinci gün bir şey göremedim, Üçüncü gün gözümün birisi azıcık açıldı da görmeye başladım."