Nasreddin Hoca'ya yapılan sataşmalar tükenip bitmez. Akşehirliler bir gün Hoca'ya takılır ve sorarlar:- "Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir aslı var mıdır?" 0 0 0
Bir gün komşusu Hoca'ya gelerek:- Sende kırk yıllık sirke varmış, doğru mudur? Dedi. Hoca:- Var, deyince, komşusu biraz istedi. Hoca vermeye yanaşmayınca adam:- Yahu ilaç yapacağım, bir fincan sirkeden ne çıkar? Diye ısrar edince Hoca:- A komşum, dedi, ne çıkacak. Ben onu fincan fincan dağıtsaydım, hiç kırk yıl dayanır mıydı? 0 0 0
Çocuklar bir gün dere kenarında oynuyormuş. Nasreddin Hoca'yı gören çocuklar, "haydi Hoca'ya şaka yapalım" demişler. Çocuklar ayaklarını birbirine dolaştırıp:- Hocam ayaklarımız karıştı, bulamıyoruz, demişler. 0 0 0
Nasreddin Hoca pazarda dolaşırken, bir papağanın on iki altına satıldığını görünce şaşıp kalarak yanındakilere sormuş:- "Bu kuş neden bu kadar para ediyor?"- "Bu papağandır" demişler, "konuşur."Hoca doğru evine gitmiş. Hindisini koltuğunun altına alıp pazara getirmiş.- "Kaça hindi ?" diye sormuşlar.- "On beş altın" demiş Hoca.- "Bir hindi on beş altın eder mi?" demişler.- "Görmüyor musunuz !" demiş Hoca; "yumruk kadar papağanı on iki altına satıyorlar."- "Onun marifeti var, insan gibi konuşur. Ya seninki ne yapar ?" diye sormuşlar.- "O düşünmeden konuşur" demiş Hoca ;- "Bu da insanlar gibi düşünür." 0 0 0
Nasrettin Hocanın karısı doğururken hocada mum tutuyormuş. İlk doğanlar ikizmiş. İkizlerin arkasından bir çocuk daha baş gösterince hoca mumu söndürmüş. Ebe;- "Aman hoca ne yaptın?" deyince hoca da;- "Ne yapayım. Baksana ışığı gören fırlıyor..." 0 0 0
- Kıyamet ne zaman kopar? Diye Hocaya sormuşlar, O da:- Hangi kıyamet? demiş.- Kıyamet kaç tanedir? demişler.- Aslında kıyamet iki tanedir. Kişinin kendi ölümü küçük kıyamet, dünyanın parçalanması ise büyük kıyamettir. Bizim ev için sorarsan karım ölürse küçük kıyamet. Ben ölürsem büyük kıyamet! diye karşılık vermiş. 0 0 0
Nasrettin hoca her seferinde ayın kaç olduğunu unuturmuş. Bir gün aklına bir fikir gelmiş. Fikri her gün bir keseye taş atsa öğrenirmiş ayın sonunda. Bu fikri uygularken hocanın küçük kızı bunu bir oyun sanıp içine tam 60 tane taş atmış. Bir zaman komşuşu gelmiş ah hocam bugün ayın kaçı diye sormuş.60ı demiş hoca . Komşusu,aman hoca ne yaptın bir ay otuz gündür. Demiş. Hoca,aman dediğin şeye bak asıl bugün ayın 90 ı ben acıdım da otuz gün indirdim demiş. 0 0 0
Hocanın tavuğu ölmüş. Civcivleri de başıboş kalmış.Hoca kaybolmalarından korkmuş. Boyunlarına siyah bezler bağlamış, sonra da içlerinden ip geçirip birbirlerine bağlamış.Meraklı bir komşusu sormuş:- Hocam, o civcivlerin boynundaki de nedir?Komşusunun merakına içerleyen hoca, cevabı yapıştırmış:- Anneleri öldü de yas tutuyorlar. 0 0 0
Bir gün Nasrettin hoca yağmurda dışarıda gezermiş komşularında biri ıslanmamak için koşuyormuş Nasrettin hoca dur demiş Allah'ın hikmetinden kaçınılırmı kaçma demiş adamda Allah'ın büyük hikmetinden kaçınmamayı öğrenmiş Nasrettin hocaya teşekkür etmiş eve yürüyerek ve ıslanarak gitmiş ertesi gün yağmur yağıyormuş Nasretin hoca koşarak eve gidiyormuş komşusu hocayı koştuğunu görmüş komşu demişki hoca Allah'ın hikmetinden kaçınılırmı demiş hocada ben Allah'ın hikmetinden kaçmıyorum allah'ın hikmetine basmamak için kaçıyorum demiş. 0 0 0
Hoca boşanmak istiyormuş, bundan dolayı mahkemeye gitmiş.Kadı birkaç bilgi edinmek istemiş ve Hoca'ya karısının adını sormuş:- "Bilmiyorum" demiş Hoca.- "Kaç yıldır evlisiniz?"- "Kırk yıldır."- "Kırk yıldır evlisiniz de nasıl olur da hanımınızın ismini bilmezsiniz?"- "Ne yapayım; onunla geçinmek istemedikten sonra ismini öğrenmeme ne gerek var" 0 0 0
Nasreddin Hoca çocukken Akşehir'e yapılan ilk büyük caminin (Ulucami M. 1213) minaresi tamamlanır ve hizmete girer. Küçük Nasreddin bir gün oradan geçerken ilk kez gördüyü camiyi ve özellikle minareyi şaşkın bakışlarla inceler. Tam bu sırada vakit namaz vaktidir, müezzin şerefeye çıkıp ezan okumaya başlar. Nasreddin bir an korkar, kendisini biraz toplayınca minarenin çevresinde telaşla bir tur atar, bakar ki çare yok, minaredeki müezzine bağırır ;- Boş yere bağırma amca! öğle dalsız budaksız bir yere çıkmışsın ki ... ben seni nasıl kurtarayım. 0 0 0
Nasrettin Hoca kasaptan bir okka et alır, eve gönderir.Hocanın karısı yahniyi pişirirken komşuları çıkagelir. Gözü gönlü tok, eli açık olan kadıncağız komşularına yahni ikram eder. Komşular, yemeğin tamamını yiyip bitirir ve dönerler evlerine.Bütün gün yahni özlemiyle akşamı zor eden Hoca evine döner. İştahla oturur sofraya. Biraz sonra karısı önüne bir tabak bulgur aşıyla bir kaşık koymaz mı? Hoca hiddetlenerek sorar ne olup bittiğini." Efendi" der karısı, "Eti bizim Tekir yedi."Bu sözü duyan Hoca sinirlenerek eline bir sopa alır ve Tekir kediyi aramaya koyulur. Bir süre sonra Tekir görünür, bir deri bir kemik. www. Dersimiz. Com. Yürüyecek gücü yok, iskelet gibi...Hoca şaşkın :"Hatun, yahnilik eti şu bizim Tekir mi yedi?" diye sorar. Karısı da "Evet Efendim, o hınzır yedi." diye cevap verir.Bunun üzerine Hoca alır eline el terazisini ve tartar Tekir kediyi... Tam bir okka çeker Tekir. Bunun üzerine karısına şöyle çıkışır Hoca :"Hatun! Şu gördüğün bizim Tekir tam bir okka geldi. Öyleyse, yahnilik et nerede? Şayet et bu ise bizim Tekir nerede?" 0 0 0
Bir gün Nasrettin Hoca şehire gelip, bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış. Gece yarısı arkadaşı sormuş:- Hocam, uyudunuz mu?- Buyurun bir şey mi var?- Biraz borç para isteyecektim.Nasrettin Hoca derhal horlamaya başlayıp:- Ben uyuyorum! demiş. 0 0 0
Komşunun biri Hoca'dan ip ister. Hoca içeri girip çıkar, - "İpe un serilmiş", der.Komşu hayretle başını sallar:- "Öyle mi Hoca! Nasıl olur da ipe un serilir?"Hoca buna karşılık şöyle cevap verir:- "Ben onu ödünç vermek istemedikçe her şey mümkün!" 0 0 0
Hoca'nın canı et yemeği istemiş bir gün. Kasaptan iki kilo et alıp evine götürmüş.- Akşama güzelce pişir bunları, demiş hanımına. Ne var ki o gün eve hanımı misafirleri gelmiş. Kadıncağız eti pişirip onlara ikram etmiş. Akşamda bir tarhana çorbası çıkarmış. Hoca'nın önüne.- Et nerde demiş Hoca. Kadın doğruyu söyleyeceğine bir yalan kıvırmış.- Eti kedi yedi, demiş.- Getir şu kediyi bakalım demiş Hoca. Sonra teraziyi çıkartıp kediyi tartmış. Bakmışlar ki tam iki kilo geliyor. Hoca hanımına sormuş:- Peki hanım demiş, kedi bu ise bizim et nerede? Et buysa kedi nereye gitti? 0 0 0
Nasreddin Hoca sofraya oturmuş. Bakmış çorba tasında iki sinek. Hanımına seslenmiş:- Hatun koş, yüzme yarışları başladı. 0 0 0
NASRETİN HOCA ELMA SATIYOMUŞ AMA ALMA DİYE BAĞIRIYOMUŞ ADAMLAR DİLİ DÖNMüYOR SANIP ELMALARI ALMIŞ ADAM EVDE YİYOMUŞ ÇÜRÜK ÇIKMIŞ HOCAYA ŞİKAYETE GELMİŞ HOCA:Ben sana alma diye 2 saatir niye bağiriyom 0 0 0
Geçim derdi bu ya ! Hoca da sıkıntıya düşmüş. Turşu satıp geçimini temin etmek istemiş. Hanımının hazırladığı lahana turşusunu eşeğine yükleyip düşmüş yola... Mahalle aralarına girmiş. Sokak sokak dolaşıp satmaya başlamış. Onca gün geçmiş. Fakat bir gün olsun Hoca şöyle gönlünce "Turşu.." diye bağıramamış. Ağzını açtığı anda eşeği de ağzını açmış. Hoca´dan baskın çıkıp başlamış "aiii, aiiii..." diye anırmaya!.. Hoca bir türlü fırsat bulup da ağzını istediği gibi açamamış. Günlerden bir gün , Hoca yine turşu satmaya çıkmış. Bir sokağın başına gelip, "Turşu.." diye bağıracak olmuş. Ama eşek her zaman olduğu gibi yine ağzını açıp baslamış anırmaya. Hoca´nın sinirleri iyice gerilmiş. Bir "Lahavle!" çekip eşeğin kulağına eğilmiş."Hey uzun kulak !" demiş. "Turşuyu sen mi satacaksın, yoksa ben mi?" 0 0 0
Yağmurlu bir günde Nasrettin Hoca pencereden dışarı bakarken komşusunun koşa koşa yağmurdan kaçtığını görür pencereyi açar:- Hey Ahmet Efendi, birde hacı olacaksın rahmetten kaçılır mı?, der.Zavallı adam eli mahkum sırılsıklam olur. Ertesi gün hocanın komşusu hocayı yağmurdan kaçarken görür ve hocaya bir ders vermek ister:- Hoca Hoca dün bana diyordun bugün sen neden rahmetten kaçıyorsun? der.Hoca hiç durmadan yoluna devam eder ve komşusuna şöyle der:- Ben rahmetten kaçmıyorum sadece Allah'ın rahmetine basmamak için çabalıyorum. 0 0 0
Nasrettin Hoca, bir akrabasına gece yatısına gitmiş. Nihayet yatma vakti gelince, kendisine ayrılan odaya girip soyunmuş. Sıra gecelik kavuğu giymeye gelmiş. Hoca, kavuğu başına geçirir geçirmez boğulacak gibi olmuş. Kavuk, adamakıllı bol ve uzun olduğundan Hocanın boynuna geçivermiş. Ne yaptıysa kavuğu başına uyduramayan Hoca, mendilini çıkarıp kavuğu ortasından sıkıca bağlamış ve başında durabilecek bir duruma getirmiş. Sabahleyin ev sahibi kavuğu görünce:- "Hocam, kavuğu boğmuşsun!.." demiş. Hoca da:- "Birader, ben onu boğmasaydım, o beni boğacaktı!.." 0 0 0