Bir gün Nasrettin hoca yatağa gözlükle yatmış eşi sormuş hocam niye yatağa gözlükle girdin. Hoca; "son zamanlarda rüyaları bulanık görüyorumda ondan." demiş 0 0 0
Hoca bir gün, yol kenarındaki hayrat ağaçlardan birine çıkmış, incir yemeye başlamış. Yanından geçen bir yolcu seslenmiş:- "Hey ! Sen kimsin ? Ne yapıyorsun orada ?"- "Ben bülbülüm" demiş Hoca.Adam :- "Öyleyse öt bakalım" deyince, Hoca karga gibi acayip sesler çıkarmış.- "Bu ne biçim bülbül sesi yahu", demiş adam. "Bülbül hiç böyle mi öter."- "Ne yapalım" demiş Hoca, "acemi bülbül bu kadar öter!" 0 0 0
Nasreddin Hoca akşam üzeri, su çekmek için kuyunun başına varmış. Kuyuya kovasını sarkıtmış.O sırada küçük bir çocuk koşarak gelmiş. Su içmek istemiş.Hoca kovayı daldırırken, çocuk da kuyuya bakıyormuş. Birden çocuk ay kuyuya düştü diye bağırmaya, çığlık atmaya başlamış.Kovanın çengeli her nasılsa kuyuda bir yere takılmış, çıkmıyor. Çocuk da Hoca´yla beraber ipe asılırken, çengel aniden kurtulmuş, beraberce sırt üstü yere düşmüşler.Hoca yattıkları yerden çocuğa gökteki Ay´ı göstererek;- "Şükürler olsun" demiş, "çok uğraştık ama, bak sonunda Ay da yerini buldu." 0 0 0
Sormuslar Hocaya:Cenaze taşınırken tabutun ne tarafında bulunulmalı,önündemi,arkasındamı,sağındamı,solundamı? diye. Hoca şöyle bir kasılmış cevap vermiş:Tabutun icinde bulunmayında neresinde bulunursanız bulunun! 0 0 0
One day, Nasreddin Hodja walks over to Akşehir Lake with copper bucket in his hands and starts pouring spoonfuls of yoghurt into the lake. Seeing Hodja near the lake with a copper bucket full of yoghurt, the curious villgaers ask:- "What"s up, Hodja? What on earth you up to?"- "I"m turning the lake into yoghurt" replies Hodja.- "Reverend Hodja, could a lake ever be fermented?" the villagers retort.- "I do know it wouldn"t, but what if it does?" is the reply from Hodja 0 0 0
Bir gün Hoca, gene eşeğini kaybeder. Eee, bu kaçıncı!. Gayri canına 'tak' eder. "illallah bu tas kafalının elinden! Aklını basına alsın da, biraz da o beni arayıp bulsun!" diye söylenir. Şuradan şuraya adımını atmaz. Aradan aylar, günler geçer. Kör olası ne döner gelir, ne bir kuru selam gönderir. Günlerden bir gün Hoca eşekler başı Deli Ömer'i görür:"Bu herifin azıcık kulağı deliktir. Şunun bir ağzını arayayım!"Der, nasıl ararsa arar. O da:- Duymadın mı, der; senin eşek Mısır'a kadı oldu!Bunu duyunca, Hoca basını sallar:- Tevekkeli değil; ben bizim çömeze ders verirken, o da kulaklarını dikip dinliyordu! der. 0 0 0
Nasreddin Hoca'nın evine bir gün üç molla misafirliğe gelir.Üçü de birbirinden oburdur. Hoca ne yemek çıkarırsa silip süpürürler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da "sünnettir" diye ekmekle iyice sıyırırlar. 0 0 0
Nasrettin Hoca ile karısı yatağa yatmışlar ve eve hırsız girmiş ....Karısı: Hocam eve hırsız girdi (olsun )...Hocam: masayı çalıyorlar( yenisini alırız), Hocam:dolabı çalıyo bıırak karı yenisini alırız, Hocam seni çalıyolar( bırak yenisini alırız). 0 0 0
Kasabada tefeci bir adam varmış. Başı sıkışan birine para verirse getirdiği güne göre faizini hesaplayıp alırmış.Günün birinde bir komşusu bu tefeciden büyük kazanını emanet istemiş. Almış. İşini görmüş. İade ederken de içine bir küçük kazan koymuş. Sahibi emin olmak için sormuş.- "Bu tencere ne?"Komşusu; "Senin kazan doğurdu" deyince hemen sahiplenip tencereyi almış.Birkaç zaman sonra komşusu yine büyük kazanı emanet istemiş ve almış. Kazanın sahibi aradan on - on beş gün geçtiği halde kazanının geri gelmediğini görünce, kazanını istemiş.- "Kazan öldü" diye bir cevap almış. Hiddetlenmiş. Mahkemeye kadıya başvurmuş.O sıralarda Nasreddin Hoca , Kadılık görevi yapmakta imiş. Davalı ve Davacıyı dinledikten sonra:- "Senin kazan, doğuran kazan olduğuna göre ölmesi de gerekir," diye hükmetmiş.Adam hiddetle:- "Hiç kazan ölür mü kadı efendi ?" deyince:Kadı Nasreddin Hocamız cevabı yapıştırmış;- " Doğurduğuna inanıyorsun da, öldüğüne neden inanamıyorsun ? ..." 0 0 0
Nasreddin Hoca kasabanın pazarına gitmiş. Eşeğini bir yere bağlamış. Alış veriş yapmış. Döndüğünde eşeğini bağladığı yerde bulamamış. Hemen bir tellâl tutmuş. Şöyle bağırtmağa başlamış:- "Eşeğimi kim bulup getirirse, Semeriyle, yularıyla ve üstündeki her şeyle beraber eşeğimi ona vereceğim."- "Hoca efendi" demişler, "eşeği bulana verecek olduktan sonra ne diye arıyorsun?"- "Kaybolan şeyi bulmanın keyfini bilmezsiniz siz!" demiş Hoca;"Eşeği bulup getirene mükâfat olarak o eşek yeter.""Gençliğimi bulup getirene bütün servetimi veririm.""Cenneti bulsam, canımı da veririm." 0 0 0
Nasreddin Hoca, çok rüzgârlı bir havada eşeğine binmiş giderken bir yandan da şekerli bulgur unu yemeye çalışıyormuş.Fakat, bir türlü yiyemiyormuş.Onu gören biri:- Hocam, ne yiyorsun?- Hiç demiş Nasreddin Hoca, böyle giderse sadece rüzgar yiyorum! 0 0 0
Nasrettin Hocanın bir gün karısı ölmüş. Bir ay sonra dul bir kadınla evlenmiş. Evlendiği kadın Hocaya sürekli eski kocasını anlatıyormuş. Yine bir gün yatakta kocasını anlatıyordu. İşte benim eski kocam şöyle yapardı, böyle yapardı...Hoca sinirlenmiş ve kadına bir tekme atmış ve kadın yere düşmüş. Kadın sormuş aman hoca niye attın beni. Hocanın da cevabı hazır:- Eee yatakta bi sen yatıyorsun bi ben bir de eski kocan üçümüz sığamadık sen de düştün 35 15 0
Bir kesis dünyanin en akilli adamini bulmak için diyar diyar geziyormus sira nasreddin hocanin köyüne gelmis ve köylülere sormus.- Sizin köyün en akilli adami kim?Demis. Köylülerde:- Nasreddin hoca demis.Bunun üzerine kesis köy meydaninda hoca ile görüsmeye baslamis ve eline bir çomak almis yere bir daire çizmis nasreddin hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüs kesis bir dogru daha çizerek daireyi dörde bölmüs hocada dörde bölünmüs dairenin üç dilimine çarpi isareti koymus kesis elleriyle asagidan yukariya dogru hareket yapmis hocada yukaridan asagiya yapmis ve kesisBüyük bir hayranlikla hocayi tebrik etmis.Olup bitenden bir sey anlamayan halk kesise ne oldugunu sormus kesisde :- Bu adam gerçekten dünyanin en akilli adami yere dünya çizdimO ortadan ekvator geçer dediben dünyayi dörde böldüm o da dört de üçü sudur dedi ben yerden buharlasma sonucunda ne olur dedim o da yagmur yagar dedi.Bu sefer hocaya neler oldugunu sorar halk hoca da:- Bu adam oburun biri yere bir tepsi baklava çizdi ben de yarisi benim dedim daha sonra tepsiyi dörde böldü o zaman dört de üçü benim dedim o da tepsi altindan atesi hafif hafif almali dedi ben de üstüne findik fistik ekelersek daha iyi olur dedim. 0 0 0
Hocanın eşeği ölmüş. Kapının eşiğine oturmuş, hüngür hüngür ağlıyormuş. Bir komşusu yaklaşarak:- A Hoca! Geçende karın öldü, ağlamadın. Bir eşek için ağlamak sana yakışır mı?- Nasıl ağlamam! Karım ölünce eş, dost hepiniz etrafımı aldınız, üzülme biz sana daha iyisini buluruz dediniz. Ama biri çıkıp da; Hoca ağlama, sana daha iyi bir eşek alırız demedi!!! 0 0 0
Nasreddin Hocanın komşusuna ip lazım olmuş. Hocaya gitmiş kapıyı çalmış. HocaKapıyı açmış. Komşu selâmunaleyküm hocam, demiş. Hoca da ve aleyküm selâm diye karşılık vermiş. Adam hemen konuya girmiş: 0 0 0
Adamın biri, Hoca’ya – Evim hiç güneş görmüyor, diye yakınmış.- Tarlan görüyor mu? demiş Hoca.- Evet, cevabını alınca:- Öyleyse, Allah’ın güneşinden sakınma, evini tarlaya taşı. 0 0 0
Hoca bir gün Sivrihisar’ a gitmiş. Halk bir yere toplanmış yeni aya bakıyorlarmış. Hoca:- Yahu siz ne tuhaf adamlarsanız, bizim Akşehirliler bunun araba tekeri kadarını görürlerde başlarını çevirip bakmazlar. Siz kaş kadar ayı göreceğiz diye buraya toplanıp vaktinizi öldüyorsunuz demiş. 0 0 0
Dilenci:"Hocam Allah rızası için az bir sadaka verir misinHoca:"Az vermek şanımdan değildir."Dilenci:"O halde çok verin."Hoca:"O da senin şanından değildir. 0 0 0
Kaybolan dolunayları merak eden biri sorar:- Hoca! Eski dolunayları ne yaparlar?- Kırpıp kırpıp yıldız yaparlar! 0 0 0
Hocanin iki karisi varmis.Bir gün ‘en сок hangimizi seviyorsun’diye sorarlar hoca söylemek istemez.Yeni karisi:- Ikimizde göle düssek,önce hangimizi kurtarirdin? demis.Hoca eski esine, ‘sen biraz yüzme biliyordun degil mi? der. 0 0 0