Öğretmen, 8_10 yaşındaki erkek çocukları biraraya toplamış, nezaket, görgü kuralları ve yaşam dersleri veriyormuş. 'Michael' demiş, - 'Genç bir hanımla ilk kez akşam yemeğine çıkıyorsun. Masaya oturdunuz ve tam o sırada senin çişin geldi. Kız arkadaşına ne dersin ?' Michael hiç düşünmeksizin yanıtlamış:
- 'Bir dakika, çişimi yapmam lazım.' Öğretmen gülümsemiş:
- 'Ama bu pek kaba olmadı mı ? Şöyle daha kibar bir şekilde söylesek ?'
'Sherman, sen söyle bakalım ne dersin ?' Sherman biraz düşünmüş:
- 'Çok özür dilerim, tuvalete gitmem gerek, hemen döneceğim.' Öğretmen onaylamış:
- 'Bakın bu daha iyi oldu. Ama yine de yemekteyken tuvalet kelimesini kullanmasak, ne dersiniz ?'
'Edward, sen söyle bakalım, nasıl izin alırsın kız arkadaşından ?' Edward kendinden emin:
- 'Sevgilim, bana bir dakika müsaade eder misin ? Çok eski bir arkadaşımla bir el sıkışacağız. Hem durum uygun olursa yemekten sonra seni onunla tanıştırabilirim de !' Öğretmen bayılmış...
Ben seninle chat yapabilme ihtimalini sevdim Sensiz can sıkıntılı bir ortamda vazcaydım Bilgisayarımı iş için kullanmaktan Ve artık BİLGİSAYARIM´da BAŞLANGIÇ´a İlave edilmişti chat odam Ben seninle bir gün o odada Chat yapabilme ihtimalini sevdim.
Sana şiirler biriktiriyordum BELGELERİM klasöründe Ama sen yoktun… Ben senin benimle chat yapabilme ihtimalini sevdim Ne zaman karşısına otursam bilgisayarımın ICQ´da ONLINE olma ihtimalini sevdim PASSWORD´u yazmamla başlayan Ömrümün en uzun Ömrümün en kısa Ömrümün en çocuk Ömrümün en ihtiyar zamanlarını bekliyorum Çünkü sonunda sen orada oluyordun.
Connect oluyordun Ben senden E-MAIL alma ihtimalini sevdim Ben seninle bir gün okullara 200 metre bir cafede Ben seninle ofisteki kalabalığımın ortasındaki masamda Ben seninle kimsenin bilmek zorunda olmadığı sessiz odamda,сhатте olma ihtimalini sevdim Ben seni hiç sevmedim ki Ben senin benimle chat yapabilme ihtimalini sevdim Ben seni hiç sevmedim ki Yorgun akşamlarda yaptığımız chatleri sevdim Bir çiçek SCRIPT´ini bir gül SCRIPT´ini sevdim Ben yıldızları sevdim Download alanlarından gelip BİLGİSAYARIM´da durdular Ben seni hiç sevmedimki Beni KICK´lediğinde AUTO JOIN olmayı sevdim Taşları sevdim başıma vurduğunda Ağlamayı sevdim DISCONNECT olduğumda Yalnız olduğumu anladığımda Odayı yeniden kurmayı sevdim Ben seni hiç sevmedim ki Kuşlara CAPS LOCK´ı öğretmeni sevdim ACTION´larla konuşmanı İnsana hatırlatmanı Chat´in bir adınında GEYİK olmalığını Ben seni hiç sevmedim ki Düştüğün zaman Düşmeni sevdim SERVER´ı sevdim geldiğin zaman Kalmanı sevmedim Korkuyordum sana alışmaktan Yine de sevdim gülümsemeyi BYE deyip ayrılışının ardından Ben seni hiç sevmedim ki Ben seninle chat yapma ihtimalini sevdim Ben chatlersem ADAM GİBİ chatlerim…
Konumuz California´daki Pacific Palisades adlı okul.. Burada okuyan çocukların velileri, bütün okulu ve öğretmenleri dava ediyor, çünkü bütün dönem boyunca 15 ile 30 gün arasında devamsızlık yaptıkları halde çocuklarının derslerden kalmalarını kabul etmiyorlar.. Velilerin neredeyse tehdide varan itirazlarıyla baş edemeyen okul yönetimi, en sonunda telesekreter mesajını aşağıdaki şekilde değiştiriyor, ve "YILIN TELESEKRETER MESAJI" ödülünü kazanıyor.
"Merhaba! Pacific Palisades´e hoşgeldiniz. Bu bir otomatik mesajdır. Lütfen seçenekleri tek tek dinleyerek istediğiniz departmanla ilgili tuşa basınız.
· Çocuğunuzun neden devamsızlık yaptığı konusunda yalan söylemek için 1´e
· Çocuğunuzun neden ödevlerini yapmadığı konusunda yalan söylemek için 2´ye
· Bizim hangi konularda işe yaramadığımızı belirtmek için 3´e
· Evinize gönderilen ve alıcı imzanız üzerinde olduğu halde almadığınızı iddia ettiğiniz uyarı mektupları için 4´e
· Müdür ve diğer yetkililere küfür etmek için 5´e
· Çocuğunuzu her sabah en az 10 dakika bekleyen okul otobüsü hakkındaki şikayetleriniz için 6´ya
· Süper kabiliyetli mükemmel çocuğunuzun beceriksiz öğretmeninden yakınmak için 7´ye
· Bıraksanız bütün okulu yiyecek çocuğunuzun yetersiz bulduğu okul menüsünden şikayet etmek için 8´e basınız
· Çocuğunuzun gerçek bir dünyada yasadığının farkındaysanız ve sorumluluk almayı öğrenmesini istiyorsanız, bunun için de ona verilen ödevleri zamanında ve tam olarak yapmasının çok önemli olduğuna inanıyorsanız, ayrıca eğitimin ilk önce ailede başladığının bilincindeyseniz, artık telefonu kapatabilirsiniz.. iyi günler dileğiyle.
Olay ODTÜ´de geçiyor… Dişarda bahar havasi; amfide kalkülüs dersi, hem de ingilizce. insanlar seçimlerini doğru yönde kullanmiş olacaklar ki 100 kişilik siniftan anca 15-20 kişi var içerde, onlar da kâat falan oynuyolar. Bi tek en önde bi kizcaaz dersi dinliyo. Aklina bişey takiliyo hocaya ingilizce soruyo şurdaki nevaleyi tekrar anlatir misiniz diye… Hoca eyvallah diyo, dönüyo, başliyo bütün konuyu yeniden, ama bu sefer Türkçe anlatmaya. Bitiriyo, kiza dönüyo,simdi anladin mi diye soruyo. Kizdan gelen cevap yarim yamalak bi Türkçeyle "Ama hocam siz Türkçe anlatiyor ben anlamadi." Hoca dumur, amfi yerlerde… ——————————————————- Belediye Başkani Devlet tiyatrosundan bi arkadaş, bi oyun için mi ne artik, Akçaabat´a gitmiş. Ekip olarak şehir merkezine gelmişler. Kafalarini kaldirinca koca bir bez afiş görmüşler. Şöyle yaziyo:
Ben de sporcunun zeki, çevik ve ahlakli olanini severim.
AKÇAABAT BELEDIYE BASKANI ——————————————————- Helikopterdeki Adam Uludağ üniversitesi bahar şenliklerinde geçiyo olay. Kalabaliktan uzak bir fakültenin yakinlarindaydik. 100 metre ileriye bir helikopter indi. Aletten biri eğilerek indi ve bir talebeye yaklaşti. Takriben 1 dakika konuştuktan sonra adam helikoptere bindi ve tekrar havalandilar. Biz biraz şaşirdik nooluyo diye ama esas bomba o talebeye adamin ne sorduunu sorduğumuzda inmişti beynimize. Adam adres sormuş.
- —————————————————- Hizmet bi yere kadar Bodrum´da veya Datça´da küçük bi lokantanin caminda "23 saat açiğiz" yaziyodu ) Hizmet hizmet bi yere kadar di mi, biraz da kendimize zaman ayiralim.
- —————————————————- Kampanya izmir konakta bi köfteci gördüm adam tezgahini açmiş çiğ köfte satiyor. Kocaman da bi tabelasi var önünde fiyatlarin yazdiği… Aynen iletiyorum: Kampanya … TANE: 125 bin 2 TANE 300 bin ——————————————————- Çaycinin prensibi Abi çaycinin prensibi olur mu, demeyin. Bizim çaycinin cama yazdiği yazilar bunlar: 1. Sicak çay 150.000. TL. 2. Saat beşten sonra çay yoktur, israrci olmayiniz. 3. Tek çay için yukari çikamam gelip kendiniz alin.
- —————————————————- Türk Şoförü Bir gün Bakirköy-Taksim dolmuşuna binmiştim. Aracin ön konsoluna harfli sticker´larla şunlar yazilmişti: TÜRK ŞOFÖRÜ EN iÇTEN DUYGULARIN iNSANIDIR. E, ne var ki bunda, demeyin;
Devamini okuyun:
Kemal atatürk !!
- —————————————————- Kizlar Tuvaletinde Fikra gibi olay, olay bir okulun kizlar tuvaletinde geçiyor. Kizlar dudaklarina ruj sürüp tuvaletin aynasini öpüyorlar. Tabi akşama kadar ayna dudak figürleri içinde kaliyor. Hademe temizliyor ama nafile. Ertesi akşam yine ayni dert. Hademe bakiyor ki bu işin biteceği yok, müdüre haber veriyor. Müdür hademeyle konuşuyor ve kiz öğrencileri öğle teneffüsünde tuvalete çağiriyorlar. Müdür başliyor konuşmaya: – Bakin kizlar, siz böyle yapiyorsunuz ama bunu temizlemek bizim hademeye çok zor geliyor. isterseniz bir temizlesin de görün. Hademe, daha önceden anlaştiklari gibi uzun sapli firçayi aliyor, içerdeki tuvaletlerden birine giriyor, deliğe daldirip aynayi temizliyor. O günden sonra o okulun kizlar tuvaletindeki aynalarda bir dudak izine rastlayan olmuyor.
Traş niçin şart.
Ey Edip Adana da pide ye.
Anastas mum satsana. (Anastas bir ruм ismiymiş) Tasla kepek al sat.
Sevtap Üner:
Işıklar arar alkışı.
Eni verev kessek verevine.
Rulo yap, küçük pay olur.
Elini aça aça inile.
Tasarıda radar adı rasat.
Cemil Şinasi Türün:
Madara kaymakam, niçin makam yakar adam.
Nitelikli iş iletin, nitel işi ilk iletin.
Ali Rıza Güvenlik:
Alışır o sana, sor Işıl a.
Bülent Dilaver:
Ulu eli milatlık anam, az namazlık zaman ara, namaz kıl zaman zaman, akıl talim ile ulu.
Dilek Kutay:
Takas çok ama koç sakat.
Hüseyin Dilek:
Al ye Hüseyin, niye Süheyla?.
Kamil Salih Mete:
Emre ve kıza yazık, everme.
Ahmet Özcan:
Adnan İsa bak, en iyi ve az eczane, ev ve en az cezaevi yine Kabasinan da.
Rifat Behar:
Teli ellerime demir elle ilet.
Pay ederek iki kerede yap.
Aydın Gazi Ulusoy:
Kasaya mal koyana yoklama yasak.
Arazi küçük, iz ara.
Rulo arap eli ile para olur.
Zeki, kirazı seven ışık kışın eve sızar iki kez.
Zam yok, rey iyi, grev vergiyi yer, koymaz.
İbrahim kek mi harbi?
Neden ama, neden?
Ne bedenim azami, ne de ben.
Ey iyi ruh, Huri yi ye.
Rulo küçük küçük olur.
Aydın Sipahioğlu:
Aç raporunu koy, okunur o parça.
Al kazık, çak karaya, kayarak kaç, kızakla.
Al Pakize, bezi kapla.
Altan аттаn atla.
Anastas keten etek satsana.
Anastas rulo iyi olur, satsana.
Ara, piller eder elli para.
Arap Kara Murat atar umarak para.
Aslan Ali ile Veli ilan alsa.
Ayla da mı madalya?
Ayol abla, keten etek al baloya.
Ayşen, ıslak kalsın eşya.
Er işi pilavı vali pişire.
Ey kekeme, kek ye.
Firar eder Arif.
Kalsın o don ıslak.
Katıra da radarı tak.
Katla enine, al tak.
Keçin ileridedir, elini çek.
Kim o komik?
Koyma Vahit, teyp yetti, havam yok.
Nine, şu resim ise Ruşen in.
O zaman al tak, katlanamaz o.
Para hazır ama rıza harap.
Rıza, Haluk okula hazır.
Şeş-ü dü mü? Düşeş.
Uğur motora sar o tomruğu.
Yok, adını da koy.
Zamlı tas neden satılmaz.
Üniversite sınavlarına az kaldı. Birinci aşamayı geçip sırat köprüsüne vardığınızda sizden hangi üniversiteye gideceğiniz yönünde talepler alınacak. YÖK , herkesi bir üniversiteye yerleştirecek elinden gelse , ama bu kadar mühendisi sonra ne yapacak derken meseleye çare bulundu. YÖK çeşitli üniversitelere yeni bölümler ekleme peşinde. Bunların bir kısmını ele geçirdim ve sizinle paylaşmaya karar verdim. İşte bu sene üniversitelerde açılması düşünülen yeni bölümler :
*Selçuk üniversitesinin Kamyon şöförlüğü yüksek okulu.
*Sütçü İmam üniversitesi sivrisinekleri şaplakla öldürme eğitim fakültesi *ODTÜ ölü yıkama bilimleri fakültesi *Ege üniversitesi okeye dördüncü araştırma ve uygulama yüksek okulu *İstanbul Üniversitesi simit susamlarını tek parmakla toplayıp yeme yüksek okulu.
*Ankara Üniversitesi Sivilce sıkma yüksek okulu.
*Siyasal Bilgiler Fakültesi oy sahtekarlığını önleme yüksek okulu.
*Çukurova Üniversitesi pamuk bilimleri fakültesi (Göbek çukuru pamuğu) *Karadeniz üniversitesi Gaz uçar da laz uçmaz mı havacılık ve araştırma yüksek okulu.
*Dardanel Üniversitesi içmeden sarhoş olma bilimleri araştırma fakültesi… *19 Mayıs Üniversitesi kulak kaşınması sonucunda yağmur yağması ilişkileri fakültesi.
*Van 100 . yıl üniversitesi ön sevişme teknikleri yüksek okulu.
*Erzurum Atatürk Üniversitesi siğillerle mücadele yüksek okulu.
*Ankara Dil Tarih Coğrafya fakültesi dilinizi eşek arıları soksun bölümü.
* Sabancı Üniversitesi sokak posterlerine bıyık yapma fakültesi… *Trakya Üniversitesi Susak ağızlılar davranış bilimleri yüksek okulu.
*Zonguldak Kara Elmas üniversitesi Mangal tutuşturma teknikleri fakültesi… *Sakarya Üniversitesi “Biz şimdi mezun olduk. Eee sonra” yüksek okulu.
*Manisa Celal Bayar Üniversitesi “Vücut dili ve edebiyatı” bölümü… *Yozgat “buraya da bir üniversite yapsak iyi olur abi” yüksek okulu… *Orta Anadolu Üniversitesi , gıda bilimleri yüksek okulu , “ Tashak Kebabı” fakültesi… *Marmara Üniversitesi sosyal bilimler fakültesi “Bak şu allahın işine “ yüksek okulu.
*Yukarı Pencap eyaleti üniversitesi “emrah ana” bilim dalı .
*Muğla Su ürünleri yüksek okulu “denizden babam çıksa yerim” fakültesi…
- Ben çocukken salaktım. Edip Akbayram´ın ismini Edi zannederdim. Yani o, benim için ´Edi Pakbayram´di.
- Ablama, ´Nasıl olup da koca bir günü canin sıkılmadan evde oturarak geçiriyorsun?´ demiştim.
´Büyüyünce insanin canı sokakta oynamak istemez ki´ cevabını vermişti. Uzunca bir sure büyüyüp büyümediğimi anlamak için kendime, ´Canin sokakta oynamayı istiyor mu?´ diye sormuştum.
- Annem erkeğin cinsel organını ´pipi´, kadınınkini ´kutu´ olarak tanımlamıştı. O zamanlar TRT´de Cenk Koray´ın sunduğu ´Tele Kutu´ diye bir yarışma vardı. Yarışmacılar, ´Hayır Cenk Bey. Ben kutumu açmak istiyorum´ deyince koşarak odadan kaçardım.
- Sabahları kalktığımda aklimin hala yerinde olup olmadığını anlamak için 2+2, 3+4 gibi toplama işlemleri yapardım. Sonuçlar doğru olunca da çok sevinirdim.
- Dedemle parka gittiğimiz bir gün TRT´ciler çekim için oradaydı. Beni oynarken çektiler. Yayın günü bizim aile, jeneriğinde gözüktüğüm çocuk programını izlemek için televizyon başına gecti. Kendimi ekranda görünce,´Beni niye parkta unuttunuuuuz?´ diye gözyaşlarına boğulmuştum.
- ´Geri vites´ kavramım yoktu. Şoför, kolunu koltuğa atıp arkaya doğru bakınca araba otomatikman geri geri gidiyor zannederdim.
- Benden büyük kuzenlerim dondurmacıların dondurma külahlarının sivri kısmıyla kulaklarını karıştırdığını söylemişti. İnanmıştım. Hala da külahların sivri kısımlarını yemem, çöpe atarım.
- Babaannem bir gün gelirse sevdiğim dizilerin olmadığı bir gün gelsin istiyordum.
- Abimle Karaoğlancılık oynardık. O Karaoğlan olurdu, beni de Bizans askeri yapardı. Sonra evire çevire döverdi. Çok mühim bir şey yaptığımı sandığım için canim yansa bile hiç sesimi çıkarmazdım.
- Yeşil ve siyah zeytinin ayrı ağaçlarda yetiştiğini sanırdım. Bulmacalardaki,´Annenin erkek kardeşi´ kısmına dayımın beş harfli ismini sığdırmaya çalışırdım.
- Anaokulunda patates baskısı yapmayı öğrenmiştik. O kadar hoşuma gitmişti ki, evde duvarlara, masa örtülerine filan basmıştım. Ancak sanat merakım annemin yeni aldığı beyaz eteğe patatesi yapıştırmamla son bulmuştu. Hem gönlünü almak hem de el koyduğu patateslerime kavuşmak için dahiyane bir fikirle öğretmenimin yanına gittim. ´Annem´ yazısını patatese oydurttum. Sevinçle eve gelerek soyundum. Renkli boyalara batırdığım patatesi vücudumun her tarafına bastım. Sonra da annemin karsısına gectim. Beni o halde gorunce ağlamaya başlamıştı.
- Маdоnnа ile Maradona´yı kardeş zannederdim. Kendi kendime, ´Bunların babası ne şanslı be. Bir çocuğu futbolun kralı,biri müziğin kraliçesi´ derdim.
- Birinden özür dilediğim zaman Allah´ın bana bir özür vereceğini sanırdım. Sakat olacağımı düşünüp hemen ´dilediğim özrü ´ geri alırdım.
- Kurban Bayramı´nda toplanan derilerden uçak yapıldığını sanırdım. Uçakların diş yüzeyinin bu derilerle kaplandığı için Türk Hava Kurumu´nun topladığını düşünüyordum. Uçak kaçırma filmlerinde silahla ateş edildiğinde ya da bomba patladığında, ´Ayyy! Deri delindi!´derdim.
- ´Gil´ diye konuşanları fakir zannederdim. -Annem banyodan çıktıktan sonra babamın söylediği, ´Sıhhatler olsun´ lafını ´Saatler olsun´ diye anlardım. Bunun da, ´Banyoda amma çok kaldın´ gibi bir şey demek olduğunu sanıp babamın anneme kızdığını düşünürdüm. Annemin buna karşın niye sadece, Sağol´ dediğini merak ederdim. ´Ne kibar kadın,derdim.
Cem Yılmaz