Erzurumlu İstanbul'a gelir, berbere gider sakal tıraşı olacak. Berber fırçayı sabunlayıp köpürtürken müdahale eder:
- Ben Erzurumluyum; sabuna, köpüğe gerek yok!
Kuru kuruya tıraş olur, kalkar.
Sıradaki de Erzurumluymuş, koltuğa oturunca o da fiyakasını bozmaz:
- Ben de Erzurumluyum; sabun, köpük istemez!
Berber tıraşa başlar. Bizimkinin canı yanar ama serde erkeklik var, sesini çıkarmaz.
Ama tıraşın yarısına gelince dayanamaz:
- Berber efendi, sen bu tarafı köpükle yine, ben zaten Erzurum'un içinden değilim!