İkisi de Brüksel'deki NATO karargahında çalışıyorlardı. Ama tanışıklıkları göz aşinalığından ileri gitmiyordu. Bir öğle yemeğinde aynı masaya oturdular ve tanıştılar. Laf lafı açtı. Birincisi:
- Benim işim saat beşte biter.
İkincisi imrendi:
- Ben gece yarılarına kadar çalışıyorum. İşim bir türlü bitmek bilmiyor.
Peki, siz nasıl beşte bitirebiliyorsunuz?
- Kolayı var. Ama aramızda kalsın... Kabarık ya da karışık bir dosya geldiğinde, üzerine "Mr Brown tarafından incelenecek" yazıp kurtuluyorum. Her kuruluşta bir Mr Brown mutlaka vardır.
İkinci saçını başını yolmaya başlamıştı bile.
- Mr Brown benim!