İncili Çavuş, Birinci Ahmet'in saray danışmanı. İkisi birlikte Kağıthane'de geziniyorlar. Karşılarına bir koyun sürüsü çıkıyor. Sürünün ardında da eşeğine binmiş çoban. Padişah: - İncili, diyor, çobanlar bu işi bilir. Sor bakalım, yağmur yağacak mı? İncili Çavuş, çobanın yanına yaklaşıp soruyor. Çoban, eşeğinin kuyruğunu tuttuktan ve gökyüzüne bir süre baktıktan sonra kestirip atıyor: - Yağmur yağmayacak! İncili, padişaha "Yağmayacakmış!" diyor. Az sonra bir sağanak bastırıyor, ortalığı seller götürüyor. Bir ağacın altına sığınıyorlar. Orada padişah soruyor: - Hani yağmur yağmayacaktı? - Eee... Müneccim çoban, eşek kuyruğu da hava tahmin aracı olursa, elbet böyle olur padişahım!
İncili Çavuş, Birinci Ahmet'in saray danışmanı. İkisi birlikte Kağıthane'de geziniyorlar. Karşılarına bir koyun sürüsü çıkıyor. Sürünün ardında da eşeğine binmiş çoban. Padişah:
- İncili, diyor, çobanlar bu işi bilir. Sor bakalım, yağmur yağacak mı?
İncili Çavuş, çobanın yanına yaklaşıp soruyor. Çoban, eşeğinin kuyruğunu tuttuktan ve gökyüzüne bir süre baktıktan sonra kestirip atıyor:
- Yağmur yağmayacak!
İncili, padişaha "Yağmayacakmış!" diyor.
Az sonra bir sağanak bastırıyor, ortalığı seller götürüyor. Bir ağacın altına sığınıyorlar. Orada padişah soruyor:
- Hani yağmur yağmayacaktı?
- Eee... Müneccim çoban, eşek kuyruğu da hava tahmin aracı olursa, elbet böyle olur padişahım!