Nasreddin Hoca’nın memleketi olan Akşehir’e gelen bir İranlı, sürekli palavra atarmış. Bir gün: - “Bizim Isfahan’da Şahın iki yüz odalı, beş bin arşın boyunda sarayları var.” diye söze başlamış, attıkça atmış. Dinleyenlerden biri de karşılık vermek istemiş. - “Bizim başkentimiz Bursa’da daha da büyük saraylar var. Hele bir de kaplıca yapıldı ki, görmelisin boyu beş bin arşın…” Tam o sırada başka bir İranlı içeri girip ; - “Bursa’dan gelirem…” diye söze başlayınca : - “Eni de elli arşın” deyivermiş. - “Nasıl olur” diye karşı çıkmış İranlı, “eni boyuna uymadı.” Konuşmaları dinlemekte olan Nasreddin Hoca : - “Şu adam Bursa’dan gelmiş olmasaydı, bu adam kaplıcanın enini boyuna bir güzel uyduracaktı” demiş.
Nasreddin Hoca’nın memleketi olan Akşehir’e gelen bir İranlı, sürekli palavra atarmış. Bir gün:
- “Bizim Isfahan’da Şahın iki yüz odalı, beş bin arşın boyunda sarayları var.” diye söze başlamış, attıkça atmış.
Dinleyenlerden biri de karşılık vermek istemiş.
- “Bizim başkentimiz Bursa’da daha da büyük saraylar var. Hele bir de kaplıca yapıldı ki, görmelisin boyu beş bin arşın…” Tam o sırada başka bir İranlı içeri girip ;
- “Bursa’dan gelirem…” diye söze başlayınca :
- “Eni de elli arşın” deyivermiş.
- “Nasıl olur” diye karşı çıkmış İranlı, “eni boyuna uymadı.” Konuşmaları dinlemekte olan Nasreddin Hoca :
- “Şu adam Bursa’dan gelmiş olmasaydı, bu adam kaplıcanın enini boyuna bir güzel uyduracaktı” demiş.