Uzak doğuya yapılan bir gemi seyahatinde Gemi de 1 nci günün akşamı Kaptan kendisine ayrılan bölümde yolcularla birlikte yemek yemektedir. Kaptanın gözü yalnız yemek yiyen çok güzel sarışın orta boylu mavi gözlü bir bayana takılır hemen kendi servisini sarışın bayanın masasına kaydırtır, bayana elini uzatarak tokalaşır ve kendini tanıtır.
Kaptan sarışın bayanla sohbete dalar ve kendi özeliklerini bir bir sıralar, ilerleyen saatlerde de Sarışın bayana evlenme teklif eder ama bayan red eder.
Kaptanın Seyir Defteri 1 nci gün;
Sarışın bayana evlenme teklif ettim ama ismini bile bilmediğim aşık olduğum bayan teklifimi ret etti.
Kaptanın Seyir Defteri 2 nci gün;
Sarışın bayanı Rulet masasında oyun oynarken yakaladım. Viski ısmarladım arkasından güverteye çıktık ne kadar ciddi olduğumu söyledim tekrar evlenme teklifinde bulundum yine red yanıtını aldım çok üzüldüm.
Kaptanın Seyir Defteri 3 ncü gün;
Sarışın bayanı geminin yüzme havuzunun yanında güneşlenirken yakaladım, çok heyecanlandım ve vakit geçirmeden teklifimi yineledim ama tekrar red edildim.
Kaptanın Seyir Defteri 4 ncü gün;
Sarışın bayanın isteği doğrultusunda yaşlı iki çifte ve engelli iki çocuğu geminin lobisinde beraber çeşitli hediyeler vererek gecemizi onlarla geçirdik bu arada evlenme teklifini yineledim. Yine Red edildim.
Kaptanın Seyir Defteri 5 nci gün;
Sarışın bayanı kaptan köşküne çağırdım benimle ya evlenirsin yada bu gemiyi 350 yolcusu ve 75 mürettebatı ile birlikte batırırım sana 1 gün müddet diye tehdit ettim. Sarışın bayan düşüneyim dedi ve gitti.
Kaptanın Seyir Defteri 6 ncı gün;
Oh be! 425 kişinin hayatı kurtuldu.

Bir gün bi uçakta çeşitli ülkelerden işadamları Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı ve Türk, laylaylom gidiyorlarmış. Rus her konuşmasında Rus KGB sinin çok iyi çalıştığını herşeyden haberdar olduğunu çok iyi ajanlarının olduğunu anlatarak yolculuğu iyice sıkmış. Uçak rotasını takip ederek giderken İngiltere’nin üstünden geçiyor. İngiliz şöyle bi aşağıları süzüyor ve lafa giriyor:
- Arkadaşlar,burası benim memleketim İngiltere. Bizim biramız acayip meşhurdur, şahane biralar üretiriz, içmelere doyamazsınız. İngiltere bitiyor, Fransa’nın üstünden geçerken Fransız lafa başlıyor:
- Burası da Fransa. Bizim kızlarımız meşhurdur, öpmelere kıyamazsın. Derken Almanya’ya geliyor uçak, Alman bi iç çekiyor:
- Hey gidi memleket diyor. Biz bi arabalar üretiriz, binmelere kıyamazsınız. Sonra Hollanda’nın üzerinden geçerken Hollandalı bakıyor şöyle bi aşağıya:
- Burası da Hollanda diyor. Ah o güzel evler, bizim evlerimiz meşhurdur… Uçak geçiyor Rusya’ya sonra (nasıl bi rotaysa artık) Rus bakıyor aşağıya:
- Bizim KGB miz meşhurdur. Dünyada sinek havalansa haberdardır. Sonra İran’a dönüyor uçak. İranlı bakıyor şöyle bi göz süzerek:
- Abiler burası da İran bizim de halımız meşhurdur, yumuşacıktır.. Geldik Türkiye’ye… Türk sinirli muhabbetten…. Mına koyim bakıyor aşağıya, düşün düşün nerden başlasam ki (o kadar çok meşhur şeyimiz var ki en orijinalini söylemeliyim diye) Sonra başlıyor anlatmaya…
- Arkadaşlar burası Türkiye. Bizim delikanlımız çok meşhurdur…Öyle ki; alır Fransız’ın kızını, içer İngiliz’in birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İranlının halısında çatır çatır s*ker. KGB nin de bi s. Kimden haberi olmaz.