en iyi fıkralar

Bir işadamı birkaç gün önce sekreterini kovmuştu, yeni bir sekreter aramaktaydı. Bir arkadaşı, sekreterini neden kovduğunu sorunca anlatmaya başladı:
- İki hafta önce 48. yaş günümdü ve o sabah kendimi çok keyifsiz hissediyordum. Kahvaltı sırasında karımın doğum günümü kutlamasını ve hediyemi vermesini bekliyordum. Ancak o bana bir günaydın bile demedi. Karım unutmuşsa da çocuklarım hatırlar diye içimden geçirdim fakat onlar da tek bir söz etmediler. Ofisime girdiğimde Jessica, "Günaydın Patron, doğum gününüz kutlu olsun" dedi. En azından birinin hatırlıyor olması beni memnun etmişti. Öğlen yemek zamanı geldiğinde Jessica kapıya vurdu ve "Dışarıda hava çok güzel ve bugün sizin doğum gününüz, haydi yemeğe çıkalım, sadece siz ve ben" diyerek beni davet etti. "Bütün gün duyduğum en güzel şey bu. Haydi gidelim" dedim. Yemeğe çıktık. Normalde gittiğimiz bir yere gitmedik, şehirdışında özel bir lokantaya gittik. İki martini içtik ve yemekten sonsuz zevk aldık. İşyerine dönerken, "Hava çok güzel, ofise dönmemiz gerekmiyor değil mi? diye sordu. "Hayır, sanırım gerekmiyor" diye yanıtladım. "Benim evime gidelim ve size bir martini daha ikram edeyim" dedi. Evine gittik. Başka bir martininin daha tadını çıkardık ve Jessica dedi ki "Patron, izninizle, yatak odasına geçip üzerime daha rahat bir şeyler giyeyim." Ona memnuniyetle izin verdim. Yatak odasına gitti ve 5 dakika sonra yatak odasından çıktığında elinde kocaman bir pasta taşıyordu, arkasından karım ve çocuklarım geliyordu. Hepsi "İyi ki doğdun" şarkısını söylüyorlardı ve ben orada üstümde sadece çoraplarımla oturuyordum.
İki adam ölür ve cennetin kapısına gelirler. Cennetin kapısında Aziz Peter beklemektedir. Aziz Peter ilk adama sorar:
- Hayattayken ne iş yapardın?
- Ben rahiptim, ömrümü Tanrı'ya verdim, karıma sadıktım, her gün dua ettim, insanlara yardım ettim, çocukları sevdim, der.
- Çok iyi, der Aziz Peter, al sana cennetin gümüş anahtarı.
İkinci adama sorar:
- Hayattayken ne iş yapardın?
- New York'ta taksi şoförüydüm, der adam. Çok iyi, al sana cennetin altın anahtarı.
Rahip bunu görünce öfkelenir.
- Aziz Peter, nasıl olur bu? Ben ömrümü Tanrı'ya adamış bir insanım, bana gümüş anahtarı bu taksi şoförüne de altın anahtarı uygun görüyorsunuz?
Aziz Peter gülerek:
- Oğlum, der. Sen vaaz verirken herkes uyuyordu, bu adam araba kullanırken herkes dua ediyordu.
Bir gün bir ormana maliyeciler gelir. Bunu gören tilki koşarak ormandan kaçmaya başlar. Koşarken, yolda kaplumbağa ile karşılaşır. Kaplumbağa tilkinin acelesini görünce merakla sorar:
─ Hayrola tilki kardeş ne bu acelen, nereye gidiyorsun?
Tilki cevap verir:
─ Ormana maliyeciler gelmiş duymadın mı? Onlardan kaçıyorum.
Kaplumbağa tekrar sorar:
─ İyi ama maliyecilerin seninle ne ilgisi var?
Tilki tekrar cevap verir:
─ Olmaz olur mu, bende kürk, hanımda kürk, çocukta kürk.
Bunu duyan kaplumbağa ormanı terk etmek için koşmaya başlar. O sırada koşarak giden kaplumbağayı gören leylek sorar:
─ Hayrola kaplumbağa kardeş ne bu acelen, nereye gidiyorsun?
Kaplumbağa cevap verir:
─ Ormana maliyeciler gelmiş duymadın mı? Onlardan kaçıyorum.
Leylek tekrar sorar:
─ İyi ama maliyecilerin seninle ne ilgisi var?
Kaplumbağa tekrar cevap verir:
─ Olmaz olur mu! Bende ev, hanımda ev, çocukta ev.
Bunu duyan leylek ormanı terk etmek için koşmaya başlar. Maymun leyleği görür ve sorar:
─ Hayrola leylek kardeş ne bu acelen, nereye gidiyorsun?
Leylek cevap verir:
─ Ormana maliyeciler gelmiş duymadın mı? Onlardan kaçıyorum.
Maymun tekrar sorar:
─ İyi ama maliyecilerin seninle ne ilgisi var?
Leylek tekrar cevap verir:
─ Olmaz olur mu! Bende yazlık, hanımda yazlık, çocukta yazlık.
Bunu duyan maymun paniğe kapılır ve ormanı terk etmek için koşmaya başlar. Bir müddet sonra yavaşlar ve kendi kendine şöyle der:
─ Ya ben niye koşuyorum ki! Benim kıçım açıkta, hanımın kıçı açıkta, çocuğun kıçı açıkta. Maliyeciler beni ne yapsın ?