if (!string.IsNullOrEmpty(Model.PrevPageFullUrl))
{
}
if (!string.IsNullOrEmpty(Model.NextPageFullUrl))
{
}
En İyi Fıkralar - Page 433
Skip to main content
Akşehir kadısı keyfine düşkün bir adammış. Akşehir'de halkın yanında içki içemeyeceğini iyi bilen kadı efendi, canı içmek isteyince; şarap şişesini alıp, bağlara gidermiş. Kadı efendi bir gün şarap şişesini alıp bağlara gitmiş, kendisini kimsenin görmeyeceği bir yere varınca; şarabını içmeye başlamış. İyice sarhoş olan kadı efendi, cübbesini, sarığını bir yere fırlatıp atmış ve kendisi de sızıp kalmış. Nasrettin Hoca'nın da bir cübbeye ihtiyacı varmış. Üstündekiler epey eskiymiş. Yerlere atılmış cübbeyi görünce hemen alıp sırtına giymiş. Kadı akşama doğru ayılmış, bir bakmış ki; cübbe yok. Cübbesini arayan kadı efendi, bulamayınca; çalındığını sanmış. O halde evine gelen kadı efendi, adamlarına emir vermiş:
- Yarın sabah kimin sırtında benim cübbeyi görürseniz; hemen yakalayıp getirin!
Ertesi gün çarşıyı pazarı dolaşan kadının adamları, bir bakmışlar ki; kadının cübbesi Nasreddin Hoca'nın sırtında. Bunu gören adamlar, Hoca'yı apar topar yakalayıp kadının huzuruna getirmişler. Kadı cübbeyi tanıyınca sormuş:
- Hoca efendi, bu cübbeyi nerden buldun?
- Dün bazı arkadaşlarla bağda dolaşıyorduk. Bir de ne görelim? Saçı sakalı ağarmış, şöyle sizin gibi kelli felli bir adam, zil zurna sarhoş olmuş yatmıyor mu? Yanında da içilmesi haram olan koca bir şişe şarap da var. Cübbesini sarığını çıkartıp atmış. Bu halde oralardan bir hırsız geçecek olsa cübbeyi çalacak. Buna meydan vermemek için cübbeyi aldım. Sahibi çıkınca hemen çıkarıp vereceğim. Şahitlerim de var.
Kadı şöyle sakalını bir sıvazladıktan sonra biraz düşünmüş ve demiş ki:
- Sen o cübbeyi sağlıkla giymeğe devam et Hoca efendi, o cübbenin sahibi çıkmaz...
Uzun süre oldu kuruyalı, bayat kokusu ortaya çıkalı. Çok sıcak bir yaz günü veya berbat bir kış günüydü belki. Sabah kalktığımda ellerimin olduğundan daha çok titremesinden anlamıştım bugün kaç kokusu alacağımı. Sigarama uzandım her zamanki gibi. Bir nefes, bir nefes daha. Sigara bile sakinleştirememişti titreyen, intikaç isteyen ellerimi. Daha güneş dolmamıştı, belki o gün hiç doğmayacaktı. Doğsa bile bakmayacaktı sadece kurbanlarını gören uykulu gözlerim. Aynaya baktığımda soğuk bir ten, kıpkırmızı gözler ve titreyen eller görmek hiç şaşırİmamıştı bu sefer. Sanki uzun zamandır beklediğim gün buydu, evet evet o gün bugündü. Ne giydiğimi hatırlamıyorum o gün. MuhTemel'en soğuktan koruyan bir bere veya güneş gözlüğü. Renklerin önemi yoktu. kırmızının, kanın rengi dışında. Herzaman yaptığım gibi aynı otobüse biçecektim. fakat bu sefer onlar beni değil, ben onları öldürecektim. Hayatımda hiç olmadığım kadar soğukkanlı. Her sabah gördüğüm o soluk, nefret dolu, iğrenç yüzler. Hepsi oradaydı yine. Farkına bile varamayacaklardı otobüsün camlarına fışkıracak kanların rengini, tadını. Ansızın çekiliverecekti o iğrenç, işe yaramaz ruhları bedenlerinden. Bir süre en nefret ettiğimi seçmek için düşündüm. Sanırım bulmuştum. Şu hergün, maaşını son kuruşuna kadar yatırdığı o iğrenç, muhTemel'en "mezbaha"markalı parfümünü sıkan, iğrenç bacaklarını otobüsteki her gözün içine sokaç kaltaktı galiba. Önce kurbanı tanımak görekiyordu. onu can çekişirken mi izlemeliydim, yoksa tek bir çığlık ve kaç mı olmalıydı. Bir durak, bir durak daha. İnmesine 2 durak kala, artık zamanın geldiğine inanmıştım. Hala kararsızdım şöyle öldüreceğime ama ellerim o kadar şiddetli titriyordu ki bu kararı çabuk vermem görekiyordu. Bu bıçağı alırken ne için kullanacağımı bilmiyordum bile. fakat sonunda bir işe yarayacaktı. Artık emin adımlar atma vaktiydi. Her zaman nasıl oluyorsa oturduğu aynı koltuğa doğru ilerlemeye başladım. Etrafımdökülür gözümdeki nefreti ve kararlılığı görmüş olmalılar ki onlara çarİmama hiçbirşey söyleyemediler. Nabzım daha da hızlanmış, elimin titremesi çok daha normal gelmeye başlamıştı. Bir metre daha ve ordaydım. 2 veya 3 saniye sürmedi, büyüklüğünü ancak o zaman anladığım bıçağımı çıkarıp kaltağın göğsüne saplİmam. Uİmamıştım bu kadar kaç fışkıracağını, uİmamıştım parfümünün o an bu kadar güzel kokacağını. Bir daha ve bir daha sapladım. ağzından kaç gelmesi daha da alevlendirmişti içimdeki vahşeti. Suratımdaki sıcaklık, hep beklediğim huzurdu sanki. Yorulmuştum. Bir an olsun etrafa baktım. Donup kalmışlardı. Herzaman o gür seşöyle yüksek sesle konuşan o. çocuğu. O da susuyordu. Bu korku ona yeterdi belki, belki yarınki otobüste anlatacağı birçok şey görmüştü. Peki ya ertesi gün? acaba onun kanı da kırmızımıydı, en az bunun kadar iğrenç miydi kokusu. Çok geçti artık öğrenmek için. Kapıya yaklaştığımda, şoförün ben söylemeden açtığı kapıdan o otobüsün en sessiz yolcusu olarak indim herzamanki gibi. Son kalan sigaramı içmek için en iyi zamandı.
Zehir!Uzun yıllar önce Çinde Li - Li adli bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Lakin kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile geçinmenin çok zor olduğunu anlar. İkisininde kişiligi tamamen farklıdır buda onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol açar. Bu Çin geleneklerine göre hoş bir daaranış değildir ve çevrenin oldukça tepkisini alır. Birkaç ay sonra bitmez tükenmez gelin kaynana kavgalarından ev onun ve kayınvalidesi ile arada kalan eşi içinde cehennem haline gelmiştir. Artık birşeyler yapmak gerektigine inanan genç kadın doğru babasının eski bir arkadaşı olan bağıratçıya koşar ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona bitkilerden yaptıgı bir ilaç hazırlar ve bunu 3 ay boyunca hergün azar azar kaynanası için yaptıgı yemeklerin içine koymasını söyler. Zehir az az veriçecek, Böylece onu gelininin öldürdügü belli olmayacaktır. Yaşlı adam genç kadına kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi daaranmasını ona en güzel yemekleri yapmasını söyler. Sevinç içinde eve dönen Li - Li Yaşlı adamın dediklerini aynen uygular. Hergün en güzel yemekleri yaparak kaynanasıniın tabagına azar azar zehiri damlatıyordu. Kimseler şüphelenmesin diyede ona çok iyi daaranıyordu. Bir süre sonra kayınvalideside çok degişmişti ve ona kendi kızı gibi daaranıyordu. Evde artık barış rüzgarları esiyordu. genç kadın kendisini agır bir yük altında hissetti yaptıklarından pişman bir vaziyette bağıratçı dükkanının yolunu tuttu ve Yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehirleri onun kanından temizleyecek bir iksir için yalvardı, Yaşlı kadının ölmesini artik istemiyordu. Yaşlı adam Yaşlı gözlerle karşısında konuşup duran Li - Li ye baktı ve kahkahalarla gülmeye başladı. Sevgili Li - Li dedi ; Sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Olsa olsa kayınvalideni sadece daha da güçlendirdin hepsi bundan ibaret. Gerçek zehir ise senin beyninde olandı. Sen ona iyi daarandıkca oda dagıldı ve yerini sevgiye bıraktı Böylece siz gerçek bir ana kız oldunuz dedi. Eski bir Çin atasozü şöyle der ; Gül veren elde gül kokusu kalır. Sevilen insan sevgisini insanlara veren insandır.
Zina suç sayılıyor, 15 ila 18 yaşındaki gençler arasındaki ilişki suç sayılıyor. Kısaca devlet girmiş girebileceği kadar özel hayata. e bari tam olsun ne zaman nasıl sevişileceğini de bilsinler. devlet kontrolü dışında sevişmekte suç olsun bitsin. Ancak bu kağıtla sevişebilelim. . Pozisyon değiştirelim mi hayatım? -Olmaz şükufe sadece misyoner için geçerliymiş bu belge, diğer pozisyonlar için başımıza bir şey gelirse devlet sorumlu değil diye bir belgeyi noter tastikli istiyorlar. -Buyur yenge? -Sey ben şey kağıdı alacaktım bu gece için, bizim beyin işi varmış beni yolladı. -Hallederiz yenge, hangi pozisyonlarda kaç defa. -Ayy valla bir tek misyoner, o da 2 dakika sürse iyi. -Anladım yenge, sizinkine sevişme kağıdı da denmemeli aslında ama az önce bir çocuk çıktı ansiklopedi gibi dört sayfa sırf yapacakları vardı valla. -Ayy ne yapiim ben ayol anlatma bana öyle. -Kızma yenge hehehe, hayır zina yapacaksan at sen bir 20’lik ben size bir kağıt çıkarırım, kimsenin ruhu duymaz, gencin adresi de var. -Sey, ben. dört sayfa mı demiştiniz. - Baba şurayı imzalar mısın? - Ver bakayım neymiş o?“ Sevgili damat kızımla yaklaşık 4-5 aylık bir ilişkin var bunu yakından gözlemliyorum. Artık bazı noktaları aştığınıza da hiç şüphem yok. işte bu noktada bazı ihtiyaçlar beliriyor cinsel anlamda. bu ihtiyaçları gidermek için bana danışmanı ve benden izin istemeni büyük bir olgunlukla karşılıyor ve kızımla girişeceğiniz misyoner, dоggysтylе, bacakomza, trampet vb. pozisyonlarda allah yüzünü kara çıkartmasın diyorum. adı soyadı imza tarih” - Bu ne len kızım? - Ya feridun hazırladı işte heheh izin istiyor senden - Himm çağırsana o feridun’u sen bana - Ya babaaağğğğ - Cağır dedim çağır samimi çocukmuş. - Efenim sevisme izin kagidi almaya geldim - Ilk kez mi aliyorsunuz yoksa yeniliyor musunuz - Ee sey ilk olacak is arkadasimizla sevisicez de. - Iyi o zaman simdi bu formu alip tukenmez kalemle doldurup kullacaginiz organlarinizi belirtin sonrasinda 3. kat a cikacaksiniz , korunma icin gerekli techizat raporunuzu verdikten sonra harc parasini odeyip sevisilmek icin uygundur yazisiyla asagidaki vezneden harc ve pul parasini da yatirip 4 katta sevismek icin gerekli saglik belgelerini onaylatip tekrar 3. kata cikip seviseceginiz kisi ya da kisilerin adini kagida beyan edip bir dilekceden sonra bana gelin, kimliginizi cikartalim - Merhaba, benim bir erkek arkadasim var artik da, sevisme izni almam gerekiyormus buradan galiba? - Kizim sen giт, anan gelsin.
Yeni evlenen çocuk cinsellik ile alakalı hiç bir bilgisi yoktur, kız da bir o kadar saf, ilk gece ne yapacaklarını bilmeden oynaşırlar. Sabah olduğunda babası oğluna sorar ne oldu ne yaptın. I Oğlu cevap verir valla henüz birşey olmadı, ama çok yakında olur der babasına. Ertesi gün olur babası yine sorar ne oldu. I Cevap yine aynı bişi olmadı. Aradan birgün daha geçer, babası yine sorar oğluna ne oldu. Oğul bu sefer farklı bir cevap verir. Valla bayağı yumuşattım yakında kesin delerim der. Aradan bu şekilde birkaç gün daha geçer, ama hiç bir değişiklik olmaz sonunda babası oğluna der. Bak oğlum, bizim köyün altındaki köyde namlı bir adam var namınca ona delikçi Mehmet derler, istersen onu kimse duymadan çağırıp şu işi hallettirelim yoksa rezil olucaz elaleme. Oğul tamam der ve babası haber yollar delikçi Mehmete, adam gelir akşama eve ve derki beni bu gece yeni gelinle yalnız bırakın, sabaha işi bitirmiş olarak size teslim ederim der, bizim kör cahillerde tamam derler, adam zaten hovardanın önde gideni namı ile delikçi Mehmet, sabah olur delikçi gelinin işini bitirmiş vaziyette babaya teslim eder, üstüne üslük yaptığı hizmetin ücretinide alır ve çeker gider. Akşam olduğunda yeni damatla yeni gelin yalnız kalırlar bu arada gelin işi öğrendi tabi tecrübe sahibi oldu, nede olsa yeni damada her şeyi neyi nasıl yapacağını gösterir ve sabah olduğunda babası tekrar sorar ne oldu oğlum tamammı damat cevap verir. Ya baba tamamda ben göbekten uğraşıyodum delmeye bu adam çok aşağıdan delmiş ya. Babası cevap verir o pezevenk ananıda ordan delmişti.
Zengin bir iş adamının kızı, kendisiyle evlenmek isteyen erkek arkadaşını ailesiyle tanıştırmak için evlerine yemeğe çağırır. Yemekten sonra baba damat adayıyla baş başa konuşmak ister ve onu çalışma odasına götürür. "Seninle şöyle erkek erkeğe konuşmak istiyorum", der. "Evlendikten sonra aileni geçindirmek için ne iş yapmayı düşünüyorsunı" Damat adayı durakşamadan yanıt verir:
"Aslında benim elimden her iş gelir efendim, evlendikten sonra bir yerde kesinlikle bir iş bulurum. Sonra da nasıl olsa, Tanrı yardım eder."
Damat adayının bu yanıtını kuşkuyla karşılayan iş adamı, bu kez daha somut bir soru sorar:
"Peki içinde kızımı oturtabileceğin bir eve nasıl satın almayı düşünüyorsunı"
Damat adayı yine durakşamadan cevap verir:
"Ben aslında çok çalışkan bir insanımdır", der, "Gece gündüz çalışır, para biriktiririm. Sonra da nasıl olsa Tanrı yardım eder, biz de bir ev sahibi oluruz."
Kızın babası bu kez sesini yükselterek sorar:
"Peki oğlum ileride çocuklarınız olunca onlara nasıl bakacaksınızı"
Damat adayı bu soruyu da yanıtlar:
"Biraz önce söyledim ya, gece gündüz çalışır kazandığım tüm parayı biriktiririm. Sonra da nasıl olsa Tanrının yardımıyla çocuklarımızı büyütürüz."
Damat gittikten sonra kız koşarak babasının yanına gelir:
"Damadını beğendiğini gözlerinden anlıyorum babacığım, lütfen söyler misin onun en çok neyini beğendinı" Babası kızının yüzüne tatlı tatlı bakar: En çok benim hakkımdaki görüşünü beğeniyorum"
, der ve ekler:
"Beni Tanrı sanıyor!"
Adamı, vergi dairesine çağırmışlar. Yanında bütün defterlerini ve hesaplarını da getirmesini istemişler. Adam korku içinde, mali danışmanına gitmiş. Sormuş:
- "Vergi dairesine giderken nasıl giyineyim? Ne tür bir izlenim bırakırsam, bana daha az vergi cezası keserler?"
Mali danışman öğüt vermiş:
- "En eski elbiselerini giy. Yoksul, muhtaç bir görüntü ver ki, sana az ceza kessinler."
Adam güvenemeyip, bir de avukatına danışmış. Avukat, mali müşavirin tam tersi bir öğüt vermiş:
- "En yeni, en pahalı elbiseni giy. Güvenli, kendinden emin bir görüntü ver ki, az ceza kessinler vergiciler."
Adamı bu öğütler tatmin etmemiş. Aklına güvendiği, filozof bir arkadaşına aynı soruyu sormuş. Bu akıllı arkadaşı şöyle bir hikaye anlatmış:
- "Bir gelin, zifaf gecesi ne giymesi gerektiğini bir arkadaşına sorar. O da, gırtlağa kadar kapalı, koyu renk bir gecelik giymesini tavsiye eder. Bir başka arkadaşı ise, dekolte, şeffaf bir gecelik giymesini söyler."
Vergi dairesine giderken ne tür bir elbise giymesi için arkadaşından öğüt bekleyen adam, bu hikayeyi dinledikten sonra sorar:
- "Zifaf gecesi ne giyeceğini bilemeyen gelinle, vergi dairesine giderken ne giyileceğini soran benim aramda ne gibi bir ortak yan var ki?"
Adamın akıllı arkadaşı gülerek, izah eder:
- "Ne giyersen giy, başına gelecek şey aynıdır."
Yakışıklı bir genç ve yaşlı bir Yahudi uzun bir tren yolculuğunda aynı kompartımanı paylaşırlar. İhtiyar biner binmez, genç adam saati sorar, ancak yanıt almaz. Tüm gece süren yolculuk boyunca da hiç konuşmazlar. Ertesi sabah, varışÂ¸ istasyonuna gelmeden önce, ihtiyar "Şimdi saat 8.30 oldu!" der. Genç, şaşkınlıkla "Niye ancak şimdi cevap verdiniz ki?" diye sorar. "Bakınız, genç adam: Size dün akşam saati söylemiş olsaydım, sohbete baslayacaktık. Bana muhtemelen, benim de gittiğim kente yolculuk ettiğinizi ve belki de oraya ilk kez gittiğinizi söyleyecektiniz. Ben de, iyi bir insan olduğum için, sizi evime davet edecektim. Orada kızım ile tanışacaktınız. Çok güzel bir kız olduğu için, onu kesinlikle beğenecektiniz. Eh, siz de çirkin sayılmazsınız - o da, sizi beğenecekti. Kuvvetle ihtimaldir ki, bu iş evliliğe kadar gidecekti. Ben de düşündüm: Saati bile olmayan meteliksiz bir damatla, benim ne işim var.