Büyük şirketlerden birinin patronu, bilgisayar sistemleriyle ilgili önemli bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden birinin evine telefon etmesi gerekir. Adamın evine telefon eder ve karşı taraftan fısıldayan bir çocuk sesi:
- "Alo" der.
Bu kadar önemli bir konuyu bir çocukla konuşmak istemeyen patron sorar:
-  "Baban evde mi?"
Çocuk fısıldayarak cevap verir:
- "Evet"
Patron sorar:
- "Onunla konuşabilir miyim?"
Çocuk fısıldayarak cevap verir:
- "Hayır"
Patron şaşırarak:
- "Peki annen evde mi?"
Çocuk fısıldayarak:
- "Evet"
Patron:
- "Peki onunla konuşabilir miyim?"
Çocuk yine fısıldayarak:
- "Hayır"
Patron çocuğun cevapları karşısında şaşırır ve en iyisinin bir büyükle konuşmak olacağını düşünerek sorar:
- "Orada başka kimse var mı?"
Çocuk fısıldayarak:
- "Evet bir polis memuru var"
Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna anlam veremeyen adam sorar:
- "Memur beyle konuşabilir miyim?"
Ufaklık:
- "Hayır şu anda meşgul"
İyice meraklanan patron:
- "Neyle meşgul?"
Çocuk fısıldayarak cevaplar:
- "Annemle, babamla ve itfaiyeci amcalarla konuşuyor"
Meraklanan ve endişelenen patron, telefondan gittikçe artan bir gürültü duyar:
- "Bu ses de ne? diye sorar.
Çocuk hala fısıldayarak:
- "Bir helikopter" der.
Panikleyen patron:
- "Neler oluyor orada" diye sorar.
Çocuk hala fısıldayarak:
- "Arama kurtarma timi geldi"
Patron endişeli ve neler olduğunu bilmemenin kızgınlığı içinde:
- "İyide neyi arıyorlar?"
Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak cevap verir:
- "Beni."
Amerika'ya Oxford Üniversitesine matematik tahsili için giden genç, sömestr tatili için evine dönmüştü. Annesi, dört gözle beklediği çocuğu için en güzel hazırlıkları yapmıştı. Özellikle de, oğlunun tavuk sevdiğini bildiği için, nar gibi kızarmış iki de tavuk yapmıştı.
Çocuk eve girince büyük bir sevinçle karşıladılar ve anne oğlunun uzun yoldan geldiğini ve çok acıkmış olduğunu düşünerek hemen onları mutfağa aldı. Nar gibi kızarmış tavuklar ise masada, en tok adamın bile iştahını kabartacak şekilde ihtişamlı duruyordu. Baba oğluna sordu:
- "Eee! Anlat bakalım oğlum üniversitede neler öğrendiniz?"
- "Baba, pek çok şey gördüğümüz söylenemez. Fakat bize 'mantık' diye bir konu öğrettiler. Harikulade bir şey! Bak baba, bu mantık sayesinde mesela masada üç tane tavuk olduğunu sana ispatlayabilirim." Baba büyük bir hayret içerisinde:
- "Yaa! Öylemi? Nasıl ispatlayacaksın?"
- "Bak baba, şu 1. tavuk, şu ise 2. tavuk değil mi?"
- "Eveet?"
- "İşte 1, 2 daha 3 eder. O halde masada 3 tavuk vardır."
- Yaa! Öyle mi?" Baba büyük paralar harcayarak, büyük umutlarla, büyük bir ülkenin en büyük üniversitesine gönderdiği oğlunun böyle saçma sapan şeyler öğrenerek dönmesine canı çok sıkılmıştır ve hanımına dönerek kızgın bir sesle:
- "Bak hanım şu 1. tavuğu sadece sen yiyeceksin. 2. Sini de ben yiyeceğim. 3. Sünü de oğlumuz yesin."