Adalet Sistemi Fıkraları

Bir mahkemede şahit olarak o bölgede yaşayan ve herkesin tanıdığı yaşlı bir kadın çağrılır.
Bir davada tanıklık etmesi için kürsüye çağrılır.
Yaşlı kadın yerine oturur ve davalının avukatı kadına yaklaşır ve:
- Bayan Jones... Beni tanıyor musunuz?
Deyince yaşlı teyze cevap verir:
- Ah evet Bay Williams sizi çocukluğunuzdan beri tanıyorum. Siz taa o zamanlar bile aileniz için tam bir baş belasıydınız. Sürekli yalan söylüyorsunuz, karınızı komşunuzla aldatıyorsunuz, en yakınım dediğiniz insanların arkasından konuşuyorsunuz, 2 dolar fazla kazanmak için herkesi satarsınız...
Davalının avukatı başta olmak üzere bütün salon şok olur..
Adam ne yapacağını bilemez bir halde kadına tekrar sorar:
- Peki Bayan Williams, ya karşı tarafın avukatını tanıyor musunuz?"
Kadın yine cevaplar:
- Elbette tanıyorum. Çocukluğunda ona dadılık yapmıştım. Tembel, ödlek ve alkolik adamın tekidir. Etrafında bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala geceleri altına kaçırdığını söylüyor.
Yine herkes şoktadır...
Bütün salonu bir gürültü kaplar.
Hakim kürsüye tak tak tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafın avukatını da kürsüye çağırır.. Ve ikisine de eğilmelerini söyleyerek kulaklarına şunu fısıldar...
- Eğer bu kadına beni tanıyıp tanımadığını sorarsanız ikinizi de harcarım.
De Gaulle Cumhurbaşkanıyken Italya'yı resman ziyaret etmiş. Gezi programında Fiat otomobil fabrikaları da varmış. Fabrikada dolaşırken De Gaulle birden :
- "Oooo Carlo! Sen burada mısın?" diye bağırmış ve makinenin başında çalışan bir işçiye doğru yürümüş. İşçide :
- "Vay Charles!" diye De Gaulle'e dönmüş, kucaklaşmışlar. Herkes şaşırmış.
Koca De Gaulle ve işçi Carlo! De Gaulle yanındakilere :
- "Carlo benim eski arkadaşımdır" demiş. "Çocukluğumuz beraber geçti. Çok iyi insandır", demiş. Fabrikanın yöneticileri hemen atılmışlar.- "Bizim de en iyi işçimizdir. Çok severiz kendisini!"Bir süre sonra İtalya'yı Nixon ziyaret etmiş. Onu da aynı fabrikaya götürmüşler. O da aynı böüme gelince :
- "O Carlo!" diye haykırmış:
- "Sen buradasın ha!"- "Vay Nik!
Bu ne tesadüf? Bunca yıl sonra seni görmek..."Sarılıp kucaklaşmışlar ve tekrar görüşmek ümidiyle vedalaşmışlar. Bu arada Nixon Carlo'yu Beyaz Saray'a çağırmış. Herkes şaşkın. Nixon gidince Carlo'yu İtalyan Dışişleri Bakanlığın'dan çağırmışlar:
- "Hadi De Gaulle çocukluk arkadaşında. Ya Nixon'u nereden tanıyorsun?"Carlo gülmüş:
- "Gençliğimde Amerika'ya gitmiştim. Bir gangsterlik olayına adım karışmıştı. Nixon da çiçeği burnunda bir avukattı. Beni savundu ve beraat ettim. O zamandan beri dostuz."Sonra bir gün İtalya'yı Sovyet Başbakanı Kosigin ziyaret etmiş. Ona da aynı fabrikayı dolaştırmışlar.
Ve aynı hikaye devam etmiş:
- "O Carlo yoldaş! Nasılsın? Seni bunca yıl sonra burada görmek beni çok sevindirdi."- "Vay Kosigin! Ne günlerdi onlar. Şimdi oturup iki tek votka atsak ne güzel olurdu."Herkes şaşkınlıktan küçük dilini yutacak. Kosigin, yoldaş Carlo'yu Moskova'ya davet etmiş, o da :
- "Fırsatını bulursam gelirim.", demiş.
- "Ama bu patronlar insana hiç fırsat verir mi?"Kosigin gider gitmez, fabrikanın müdürü Carlo'yı çağırmış:
- "Yahu hepsini anladık ama Kosigin'i nereden tanıyorsun?"
- "Ben eski komünistim. Biz birbirimizi tanırız."
Müdürün tepesi atmış:
- "Sen böyle herkesi tanırmısın?"
- "Tanırım ya!"
- "Şimdi bana Papa'yı da tanıdığını söyleyeceksin herhalde!"
Carlo müstehzi olmuş.- "O ne biçim laf? Elbette Paul benim en iyi arkadaşımdır."Müdür hırsından kıpkırmızı kesilmiş.- "Palavra atma yahu! Sen Papa'yı nereden tanıyacaksın?. Hem de arkadaşınmış...
Lafa bak."İşçi Carlo gayet soğukkanlılıkla cevap vermiş:
- "Ben iddiaya girmem, girenleride sevmem. Ama size dediklerimin doğruluğunu ispat edebilirim. Bu pazar Vatikan'a gidelim. Orada benim Papa'nın arkadaşı olup olmadığımı görürsünüz."Müdür pazar gününü iple çekmiş. Sabah erkenden Carlo'nun evine arbasını göndermiş ve buluşup Vatikan'a gitmişler. Vatikan meydanı ana baba günüymüş. Biraz sonra Papa balkona çıkıp halkı takdis edecekmiş. Bu arada Papa'yı merak eden her dinden ve milletten insan meydanı doldurmuş. İşçi Carlo müdürü bir elektrik direğinin dibine bırakıp, kalabalığı yarmış ve Vatikan Sarayı'nın kapısından içeri girmiş. Müdür şaşırmış ama, "Dur bakalım!" diye kendi kendini teselli etmiş.. Biraz sonra balkonun kapısı açılmış ve Papa ile Carlo kolkola yürümüşler. Hem de gülerek. Papa hıristiyanları takdise başlarken Carlo da sağa sola bakarak müdürü aramış. Bir de ne görsün koca müdür bir seksen uzanmış, yerde yatıyor ve etrafındakiler kendisini ayıltmaya çalışıyorlar. Carlo hemen Papa'ya dönüp - "Bana müsaade, bizim müdür bayılmış" diyerek ayrılmış. Koşup müdürün yanına gelmiş. Birini elinde kolonya müdürü ayıltmaya çalışıyor. Carlo dayanamayıp sormuş:
- "Ne oldu bu adama?"- "Bilmiyoruz! Siz Papa'yla balkonda görününce arkasında duran iki japon -Allah Allah! Şu adam bizim Carlo! Ama yanında duran adam kim? dediler ve bu da düşüp bayıldı."
Temel dava açmış ve ilk duruşmada hakim sormuş ;
- Nedir şikayetin ?
- Hakim bey bu temel fıkraları var ya, benle fadime’yi ağızlarına dolamışlar bizi rezil ediyorlar. hepsinden davacıyım. kim fıkra diye bizi anlatıyorsa onlardan tazminat talebim olacak.
- Senin adın temel mi ?
- Evet temel.
- Iyi de binlerce temel var. o fıkraların seni kastettiğini nerden çıkartıyorsun?
- Hakim bey, ben çok iyi biliyorum beni kastediyorlar.
( hakim karşısında duran temel’i iyice süzdükten sonra)
- Bak ama o temel fıkralarının çoğu belden aşağı… oysa sana bakıyorum çelimsiz ve yaşını almış bir temel’sin. o fıkralar senden çok daha genç, güçlü kuvvetli ve çapkın bir temel için anlatılıyor. seninle hiç ilgisi yok. bu dava düşer.
- Hakim bey siz böyle takdir ediyorsanız mesele yok. demek ben değilmişim.
- Evet sen olamazsın, başka temel’dir onlar… sana sıra gelene kadar…
- Iyi hoş da hakim bey bu dava için köyden kalktım buralara kadar geldim, boş dönmeyeyim. hiç değilse o güçlü kuvvetli temel’den sana bir fıkra anlatayım.
- Anlat bakalım!
- Bizim bu iri kıyım pazulu temel, hakim karılarına çok düşkünmüş.
- Dur be, ne diyorsun sen?!!
- N’oldu hakim bey ?
- Daha ne olacak, benim hakim olduğumu bile bile "temel, hakim karılarına meraklıymış" diyorsun. ağzından çıkanı kulağın işitmiyor galiba.
- Rica ederim hakim bey, temel fıkrası için karısı güzel binlerce hakim var… seninkine sıra gelene kadar!