Skip to main content
Maymun dere kenarındaki ağacın dalına çıkmış, altından akıp giden suya bakarak son derece çakırkeyf şarap içiyormuş.. Onu görüp yanına tırmanan minik kertenkele başlamış onunla içmeye.. Bir ara susayan kerkenkele "Su içmeye gidiyorum, şimdi dönerim.." diyerek aşağı inmiş, ama şarabın tesiriyle derenin sularına kapılmış, ta ki kendisini bir timsah kurtarana kadar..
"Hayrola?.." demiş timsah burnunda tüneyen kertenkeleye, "Nereden böyle?.." Kertenkele başından geçenleri anlatmış, timsah da heveslenmiş içki partisine, kertenkeleyi kenarda bırakıp doğru yüzmüş maymunun bulunduğu ağacın altına, "Heyy.." demiş yukarı seslenerek, "Maymun kardeş ben geldim.."
"Oha..!" demiş timsahı gören sarhoş maymun, "Be kardeşim, ne kadar su yuttun sen öyle?..
Adamın biri bara girer ve kendisine bir içki söyler. Barmen bir robottur. Adama mükemmel hazırlanmış bir kokteyli çabuk servis yaparken sorar:
"IQ’ün kaç?" Adam "150" diye cevaplar..
Robot adamın IQ seviyesine göre sohbete başlar,uzun uzun Quantum fiziği, küresel ısınma, biyoteknoloji, ekonomi, insanlığın seksüel gelişimi üzerine konuşur..
Adam robotun bilgisinden etkilenerek kendi kendine "Bu gerçekten inanılmaz" diye düşünür ve robotu denemeye karar verir. Bardan kalkar, tekrar kapıdan girer bara gelir ve yeni bir içki söyler.
Robot yine mükemmel hazırladığı içkiyi çabuk servis yapar ve sorar.
- "IQ’ün Kaç?" Adam "100 civarı" diye cevaplar. Robot bu kez uzun uzun sohbete başlar ama bu kez futbol, borsa, arabalar, rakı ve göğüsler hakkında sohbet açar.
Çok etkilenen adam robotu bir kez daha test etmeye karar verir ve tekrar kalkar. Yeni bir müşteri gibi bara yaklaşır bir içki daha söyler. Robot çabuk servis yaparken sorar:
"IQ’ün kaç?".
Adam, "mmm, sanırım 50 civarı" der.
Bunun üzerine robot, adama son derece yavaş bir biçimde şu cevabı verir:
- Ya…ni…Yi.. Ne.. Ta.. Yy.. Ip’e oy ve…re…cek…sin… de…se…ne!
İlkokul 5. sınıfta resim dersinde öğretmen "çocuklar konu serbest, hayvan resimleri çizin bakayım" dedi.
10 dakika sonra küçük Ahmet el kaldırdı. öğretmen yanına geldi. Resim kağıdının üzerinde bir sinek duruyordu. çocuğun bu sinekten şikayetçi olduğunu zanneden Öğretmen eliyle sineği kovaladı ama hayvan hiç hareket etmedi. Biraz daha dikkatli bakınca da sineğin gerçek olmadığını fark etti. bu bir sinek resmiydi. öğretmen şaşkınlıkla sordu:
- Sen mi yaptın oğlum bu resmi?
- Evet öğretmenim.
- Peki bir de at resmi yap bakayım.
Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizdi ki,at, sanki kağıttan fırlayıp çıkacak. O kadar canlı.
Şaşıran öğretmen:
- Yavrum beni hemen babana götür. Sen müthiş bir yeteneksin.
Burada harcanmaman gerekir. Derhal güzel sanatlara transfer olman lazım. Babanla konuşmalıyım, dedi.
Son dersten sonra Ahmet’le beraber yola koyuldular. Dar bir patikadan bir gecekonduya geldiler. İçerde, yatakta, dizlerini karnına çekmiş, üzerinde yorganı bir adam yatıyordu. öğretmen konuşmaya başladı:
- Geçmiş olsun fendim.
- Teşekkürler.
- Ben oğlunuzun…
- Allah kahretsin oğlumu.
- Aman böyle söylemeyin,yaptığı resimler…
- Onun yaptığı resimler yerin dibine batsın.
- Ama beyefendi böyle yetenekli bir çocuğun…
- Yeteneğine başlatmayın simdi.
- Peki ne oldu,niçin böyle kızgınsınız oğlunuza?
- Neden olacak, dün gece eve biraz çakırkeyif geldim.
- Bu eşşoğlu sobanın üzerine çıplak kadın resmi çizmiş….