51. piyade alayında yuzbaşı jack diye bir subay varmış. Bu alayda bütün herkes bu yzb’dan illallah demiş. Çünkü her girdiği iddiayı kazanıyormuş. Alay komutanı sonunda dayanamayıp yzb. jackin tayini ni çıkarmayı başarmış. Ve bizim yzb. 61. piyade alayına tayini çıkmış. 51. piyade alay komutanı, 61. piyade alay komutanına telefon ederek yüzbaşı için ‘aman bu adama dikkat edin sakın kimseyle iddiaya girmesin. Aka kara der iddiayi yinede kazanır’ diye uyarıda bulunmuş.
61. piyade alay komutanı olurmu canım öyle şey diyip telefonu kapatmış. Neyse bizim yzb. 61. piyade alayına gelmiş ve alay komutanın karşına geçerek komutanım ben geldim’ demiş. Alay komutanı:
- Sen misin şu meşhur yzb. jack derken, yzb. alay komutanına.
- A a komutanım beni hatırladınız mı, demiş.
- Hayır hatırlamadım.
- Olurmu komutanım vietnam savaşında beraber mevzide idik siz o zaman yarbaydınız bende daha teğmendim.
- Yok canım ben o savaşa katılmadım.
- Aa komutanım ben adım gibi hatırlıyorum sizin kıçınıza şaraplen parçası gelmişti. Kesin onun yara izide kalmıştır.
- Olurmu canım sen manyakmısın ben ne o savaşa katıldım ne de kıçımda şaraplen yarası var.
- Komutanım 100$ iddiasina girerim ki sizin kıçınızda şaraplen yarası var demiş ve 100$ iddiasına girilmiş. Alay komutanı indirmiş pantalonu ve yaranın olmadığını göstermiş. yzb:
- Ah komutanım çok özür dilerim. yanılmışım buyurun 100$ ınızı demış ve 100$ i vermiş.
61. piyade alay komutanı sevine sevine 51. piyade alay komutanını telefonla arayarak.
- He he bu muydu her iddiayı kazanan adam.
- Ne oldu ki.
- Iddiaya girdim ve kazandım.
- Sakin ona kıçımı gösterdim deme!
- Nereden anladın kıçımı gösterdiğimi.
- Ulan senin allah belanı versin allah seni kahretsin o adam senin kıçını görmek için bütün alayla iddiaya girmişti.
İlkokul 5. sınıfta resim dersinde öğretmen "çocuklar konu serbest, hayvan resimleri çizin bakayım" dedi.
10 dakika sonra küçük Ahmet el kaldırdı. öğretmen yanına geldi. Resim kağıdının üzerinde bir sinek duruyordu. çocuğun bu sinekten şikayetçi olduğunu zanneden Öğretmen eliyle sineği kovaladı ama hayvan hiç hareket etmedi. Biraz daha dikkatli bakınca da sineğin gerçek olmadığını fark etti. bu bir sinek resmiydi. öğretmen şaşkınlıkla sordu:
- Sen mi yaptın oğlum bu resmi?
- Evet öğretmenim.
- Peki bir de at resmi yap bakayım.
Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizdi ki,at, sanki kağıttan fırlayıp çıkacak. O kadar canlı.
Şaşıran öğretmen:
- Yavrum beni hemen babana götür. Sen müthiş bir yeteneksin.
Burada harcanmaman gerekir. Derhal güzel sanatlara transfer olman lazım. Babanla konuşmalıyım, dedi.
Son dersten sonra Ahmet’le beraber yola koyuldular. Dar bir patikadan bir gecekonduya geldiler. İçerde, yatakta, dizlerini karnına çekmiş, üzerinde yorganı bir adam yatıyordu. öğretmen konuşmaya başladı:
- Geçmiş olsun fendim.
- Teşekkürler.
- Ben oğlunuzun…
- Allah kahretsin oğlumu.
- Aman böyle söylemeyin,yaptığı resimler…
- Onun yaptığı resimler yerin dibine batsın.
- Ama beyefendi böyle yetenekli bir çocuğun…
- Yeteneğine başlatmayın simdi.
- Peki ne oldu,niçin böyle kızgınsınız oğlunuza?
- Neden olacak, dün gece eve biraz çakırkeyif geldim.
- Bu eşşoğlu sobanın üzerine çıplak kadın resmi çizmiş….