En son şakalar

Yer cekoslovakya.
Ikinci dunya savasi donemi.
Cekoslovakya alman isgali antinda.
Bir tren kompartimani. iceride 4 kisi.
Cekoslovak genc ve guzel bir kiz, kizin anneannesi, alman bir subay ve cekoslovak yurtsever bir delikanli.
Yurtsever genc tabii ki alman subaya hayli kil durumda.
Derken tren bir tunele girer. ortalik kararir. karanligin icinde bir opucuk sesi, ardindan da bir tokat sesi duyulur. tren tunelden ciktiginda ise kimse renk vermemekte ama bir yandan da dusunmektedir.
Genc kiz kendi kendine :
"Bu genc sanirim beni opmeye calisti, yanlislikla da anneannemi optu. oh olsun tokati da yedi" diye dusunur.
Kizin anneannesi ise "bu cocuk herhalde bizim kizi optu, kizim da hakkettigi dersi verdi. oh olsun" diye dusunmektedir.
Alman subay ise dertlidir. kendi kendine "ulan herif kizi optu, tokati yiyen biz olduk" der.
Cekoslovak genc ise aklindan sunlari gecirir:
"Elimin tersini opup su serefsiz almana bir tokat attim ya. aklimi seveyim"
Anadolu Selçuklu Sultanı, Nasreddin Hocanın şaka yapmayı ve kendisine şaka yapılmasını sevdiğini bildiği için, Hocaya şaka yapmaya karar vermiş. Nasreddin Hoca için bir ziyafet hazırlatıp Hocayı Konya’ya davet etmiş. Hoca da Sultanı kırmayıp davetini kabul etmiş.
Nasreddin Hoca Konya’ya geldiğinde, kendisini Sultanın vezirlerden birisi karşılamış. Önce şehri gezip önemli yerlerini görmüşler. Akşam olunca da Sultanın sofrasına oturmuşlar. Sofraya ilk önce çorba gelmiş. Anadolu Selçuklu Sultanı çorbadan bir kaşık almış ve hizmetkarlara bağırmış :
─ Bu ne biçim çorba, tuzu yok bunun, kaldırın bunu çabuk!
Hoca çorbanın tadına bile bakamadan çorbalar kaldırılmış sofradan. Hemen ardından kuzu çevirme gelmiş sofraya. Anadolu Selçuklu Sultanı kuzu çevirmenin tadına bakar bakmaz hizmetkarlara bağırmış:
─ Bu ne biçim kuzu çevirme, doğru dürüst pişirilmemiş, kaldırın bunu çabuk! Nerede o aşçıbaşı, böyle yemek mi yapılır ?
Hoca kuzu çevirmeden bir lokma alamadan o da kaldırılmış sofradan. Hemen ardından hizmetkarlar pilav getiriyorlarmış. Bakmış Nasreddin Hoca her yemeğe bir bahane bulunup gönderiliyor, bu gidişle aç kalacak, hemen hizmetkarların elindeki pilav tabaklarından birini kapmış. Hizmetkarlar diğer pilavları daha sofraya yerleştirmeden, koymuş önüne pilavı, hızla kaşıklamaya başlamış. Bunu gören Anadolu Selçuklu Sultanı gülerek Hocaya sormuş:
─ Aman Hoca efendi ne yapıyorsun?
─ Pilavın sofraya getirilmesini niye beklemedin?
Nasreddin Hoca cevap vermiş:
─ Sultanım, aşçıbaşı sizin olsun, bari pilavı bağışlayın.