Skip to main content
Bir doktor, hemsiresi ile bulusmalara baslar. Bu bulusmalardan kisa bir Sure sonra, hemsire gelir ve hamile oldugunu soyler. Fakat Doktor, bu olayi Karisinin duymasini istemediginden, hemsireye bir miktar para verir ve Italyaya gitmesini ve cocuk dogana kadar orada kalmasini ister.
Hemsire, "Bebegin dogdugunu sana nasil haber verecegim? " diye sorar.
Doktor da ;"Bana hemen bir kart gonder ve arkasina "spagetti " diye Yaz. Ben durumu anlarim. Baska bir aciklama yapmana gerek yok" der.
Hemsire parayi alir ve ucaga binip italyaya gider. Alti ay kadar sonra, Bir gun doktorun karisi evden arar ve doktora ;
"Sevgilim, bugun postadan senin adina Italya ‘dan postalanmis ilginc Bir kart geldi. Fakat ne anlama geldigini anlayamadim…" der "Peki karicigim, ben aksama eve gelince sana gerekli aciklamayi Yapacagim" der doktor ve telefonu kapatir.
O aksam doktor eve geldiginde; karti alir okur ve kalp krizinden oldugu Yere duser. Acil yardim ve tibbi mudahelelerin sonunda doktor kendine gelir Ve biraz rahatladiktan sonra acildeki doktorlar adamin elinde hala siki Sikiya tuttupu karti alir ve okurlar… "Spagetti, spagetti, spagetti, spagetti…. Ikisi; sosisli, ikisi; sade
Cobanin biri babasi ile birlikte сок uzun yillardan beri her seyden uzak, hic bir seyden habersiz yasiyormus. Bir gun coban ergenlik cagina gelince aleti kalkmis. Hicbir seyden haberi olmadigi icin hemen babasina kosmus.
- "Baba baba suna bir baksana birseyler oldu, odun gibi sertlesti" demis.
Babasida oyle seyleri unutali сок oldugu icin;
- "Valla ben bilemiyecegim sen istersen kasabaya in doktora bir goster" demis.
Ve coban kasabanin yolunu tutmus. Doktor soyle bir baktiktan sonra:
- "Senin isin kolay" deyip bir odunla aletin kafasina bir tane oturtmus ,cobanin cani сок yanmis ama alette inmis. Aradan gunler gecmis alet tekrar kalmis, coban tekrar kasabaya inmis, odunu tekrar alete yemis, tekrar daga cikmis. Sonra tekrar alet kalmis, coban tekrar kasabaya inmis fakat bu sefer kapiyi doktorun karisi acmis :
- "Hayirdir delikanli derdin ne" demis çobana.
Çoban da boyle boyle diye anlatmis. Kadin.
- "Gel seni ben iyi ederim" diyerek cobana iyi bir muamele cekmis. Coban da mest bir sekilde daga geri donmus. Aradan gunler gecmis alet tekrar kalmis, coban tekrar buyuk bir hevesle kasabaya inmis,kapiyi calmis ama kapiyi doktor acmis.
Çoban doktora :
- "Doktor bey yenge yok mu?" demis.
Doktorda sinirli bir sekilde :
- "
"Ne yapacaksin yengeyi?" demis.
Çoban da :
- "Tamam da yenge hem canimi yakmiyor, hem de icinin pisligini de aliyor."
Herifin biri doktora gitmis, doktor demis, benim seyim acayip uzun, 25 inch kadar. Yani naapsam olmuyo, derdime bir care demis.
Doktor:
- Valla kardes, ben buna bisey yapamam ama bizim mahallenin bi buyucusu var, istersen seni oraya gonderiim demis.
Herif naapsin,
- Tamam abi, buyuksun, oyle olsun filan demis, buyucuye gitmis. Buyucu herifin durumuna bakmis bakmis, olm demis sen en iyisi giт ormanda bi cesmenin basinda oturan sihirli kurbagayi bul, ona evlenme teklif et, kurbaga teklifini her reddedisinde 5 inc kisalirsin.
Herif hemen hoplaya ziplaya girmis ormana, bakmis bi cesme bi de soz konusu kurbaga.. Hemen kurbaganin yanina seyirtmis.
- Ooo kurbaga, cillop gibiymisin yavrum filan demis ama kurbagada tik yok.
Yaw senin baska arkadasin yok mu, getir grup takilalim filan gibi laf atmis,
Kurbagada yine ses yok.
Kurbaga kardes selam demis herif, benimle evlenir misin?
Kurbaga soyle bir suzmus bizimkini bastan asagi, HAYIR demis. Allaaaahhh, herif bi bakmis, seyi 5 inc kisalmis. Abi super olay yaaa!! filan gibi geyik yapmis kendi kendine.
Dur lam demis, sunu bi daha yapiim. Kurbaga kardes demis, benimle evlenir misin?
Kurbaga hic tinmamis,
Yine HAYIR demis.
Anam, bi 5 inc daha gitmis. Adam havalara zipliyor. Valla isi bulduk demis adam kendi kendine. Yaw iyi hos da 15 inc yine de fazla,
Halbuki 10 inc olsa hem ben hosnut kalirim hem de tum hanimlara uyar demis. Kurbagaya tekrar sormus:
Kurbaga kardes, benimle evlenir misin?
Kurbaga gozlerini soyle bir belertip adama bakmis.
- "Yaw kardesim demis, sen laftan anlamaz misin? HAYIR HAYIR HAYIR!!!"
Büyük şirketlerden birisinin genel müdürü, gerçek bir klasik müzik aşığıymış.
Günlerden bir gün, şehre ünlü bir orkestra gelmiş. vereceği konserin en önemli parçası da schubert‘in ünlü ‘bitmeyen senfoni’ siymiş’.
Genel müdür bu eseri dinlemek için çok hevesli olmasına rağmen, işi nedeni ile,konsere gidemeyeceğinden, gelen davetiyeyi şirketin insan kaynakları
Müdürü’ne vermiş ve ‘lütfen bu konsere giт ve bana izlenimlerini aktar’ demiş.
Genel müdür’den aldığı talimatla konsere giden müdürden, ertesi gün bir değerlendirme raporu gelmiş.
‘ sayın genel müdürüm ,
1- dört obuacı konserin önemli bir süresinde boş oturdular. bunların sayısı azaltılırsa konsere daha çok katkıda bulunurlar.
2- orkestrada on iki kemancı var. bunların hepsi aynı anda hareket ediyorlar, ve aynı notaları seslendiriyorlar. bence ciddi bir yanlışlık. Kesinlikle personel tasarrufu yapılmalıdır.
3- onaltılık notalara ağırlık verilmiş. doğrusu büyük ziyan. seyirciler sekizlik ve onaltılık notalar arasındaki farkı anlamaz. bu nedenle; onaltılık notalarla eser çalarak yüksek ücret alan elemanlar yerine,sekizlik notaları çaldırıp, düşük ücretle çalışan stajyerler kullanılmalıdır.
4- yaylı sazlarla işlenen pasajlar, nefesli sazlarla aynen tekrarlanıyor. bu durum gereksiz tekrardan başka bir şey değildir.
Dolayısıyla; tekrarlar önlendiğinde, iki saatlik konser yarı yarıya inecektir.
Özet olarak sayın genel müdürüm; eğer schubert bu önlemleri alsaydı ‘bitmemiş senfoni’ kesinlikle biterdi.
Arz ederim efendim. ‘
Jack ve arkadasi bob, kayak yapmaya kuzeye gitmisler. bir kaç saat yol aldiktan sonra korkunç bir kar firtinasina yakalanmislar. yakindaki bir çiftlik evine arabalarini çekmisler ve evin çekici hanimindan geceyi orada geçirmek için izin istemisler.
- "dul bir kadinim ben" diye açiklamis hanim,
- "eger evimde kalmaniza izin verirsem komsular dedikodu yaparlar."
- "endiselenmeyin" demis jack, "ahirda da rahat edebiliriz."
Bir sene sonra jack, dulun avukatindan bir mektup almis. arkadasi bob’u çagirarak sormus:
- "bob, su çiftliginde kaldigimiz çekici dul kadini hatirliyor musun?"
- "evet, hatirliyorum."
- "o gece geç vakit eve gidip, o kadinla yattin mi?"
- "evet, itiraf etmeliyim ki bunu yaptim."
- "ona kendi adin yerine benimkini verdin mi peki?"
Bob yüzü kizararak cevap verir:
- "evet, korkarim öyle yaptim."
- "eh, sana çok tesekkür borçluyum dostum. kadin ölmüs ve çiftligini de bana birakmis."
Amerika’da küçük bir kasabada tenha bir pub.. hayli çarpıcı bir sarışın bara doğru yaklaşır ve barmene doğru eğilir.. barmen hemen karşılık verir, o da eğilir barın üzerinden sarışına doğru.. sarışının hareketleri de, sesi de iç gıcıklayıcıdır.. elini uzatır, parmaklarını barmenin sakallarinin içine sokarken konuşur:
- "buranın yöneticisi sen misin?"
Sarışın, barmenin yüzünü iki eli ile okşarken adam yanıt verir:
- "pek sayılmam.."
Kadın ellerini barmenin sakallarından saçlarına kaydırırken gene kısık sesle fısıldar:
- "bana yöneticiyi çağırabilir misin hemen, ona söyleyeceklerim var.."
Adamın nefesi kesilir..
- "şu anda çağırmama imkan yok.."
Tahrik oldugu artık iyice anlaşılmaktadır..
- "bana söyleyin, ben yardım edebilirim belki.."
- "tabii edebilirsin"
Der, sarışın iyice kısıklaştırdığı sesi ile.. bu sırada parmaklarını barmenin ağzina uzatmış, adamın onları emmesine de izin vermiştir..
- "tabii yardım edebilirsin hayatım.. ona de ki, bayanlar tuvaletinde, tuvalet kağıdı kalmamış.."