Skip to main content
Bektaşiyi, öğle vakti, tek odalı evinde, sofrasını kurmuş, peynir ekmek yerken gören sofu öfkelenmiş:
- Ayıp ayıp... demiş, senin eve Ramazan girmedi mi?..
Bektaşi lokmasını yutmaya çalışırken ham sofuyu yanıtlamış:
- İmanım! Konaklar, köşkler, saraylar, gökdelenler, lüks apartmanlar, villalar varken mübarek Ramazan bizim tek gözlü eve uğrar mı?..
Adamın biri falcıya gitmiş. Falcı adamın avuç içini inceler incelemez, falcının yüzü karışmış.
Adam telaşla sormuş:
- Hayırdır... Halim, ahvalim çok mu kötü?
Falcıdan cevap:
- Üzgünüm... Pek yakın bir vakitte, tüm Türkiye"nin felaketine sebep olacak bir iş yapacaksın!...
Kendini deccal gibi hisseden adamcağız ne yapsın? Derhal, kendini en yakin demiryoluna atıp rayların üzerinde hayatına son verecek ilk treni beklemeye başlar. Aynen, Anna Karenina misali...
Derkeeeeen, yandaki çayırda top oynayan çocuklardan biri topu demiryoluna kaçırır. Tam o anda da, yaklaşmakta olan trenin çuf çuf sesleri duyulur.
Çocuğu rayların üstünde gören adam, kendi makus talihini unutup çocuğa doğru bir hamle yapar.
Oğlanı kaptığı gibi, son anda rayların dışına yuvarlar.
Tren uzaklaşınca, talihsiz adam döner çocuğa sorar:
- İsmin nedir yavrum?
- .....