Skip to main content
Anne deve ve çocuk deve hayata dair sohbet ederler. Meraklı çocuk deve annesine:
- Anne, neden 3 parmaklı, kıllı ve geniş ayaklarımız var?
- Devasa çölleri geçerken ayaklarımızın kumlara saplanmaması için. Diye cevap verir anne.
- Aaa! Anladım anne. Diye hayretle söylenir.
Birkaç dakika sonra çocuk deve tekrar annesine dönerek:
- Anne! Neden uzun kaşlarımız var peki?
- Bu uzun kaşlarımız, кuм fırtınalarına kumun göz kapaklarımıza girmesini engellemek için yavrucuğum.
- Aaa! Anladım anne. Yine hayretle söylenir.
Biraz daha vakit geçtikten sonra, çocuk deve tekrar annesine döner ve:
- Anne söylesene, neden sırtımızda kocaman bir hörgücümüz var?
Anne deve çocuğunun sorularından bıkmış bir halde:
- Bu hörgücümüz uzun çöl gezilerimizde su depolamak için. Bu hörgüç sayesinde çok uzun günler susuz yaşabiliyoruz!
- Tamam anne: eğer doğru anladıysam; geniş ayaklarımız var, kuma batmamak için. Uzun kirpiklerimiz var, kumdan korunmak için. Ve hörgücümüz var çok uzun çöl gezilerinde susuz kalmamak için. Fakat anne, bir de bana şunu söylesene:
- Evet yavrucuğum, sor?
- Peki bizim burada ne işimiz var, Gülhane hayvanat bahçesinde?
Kadın gece uyanıyor ve kocasının yatakta olmadığını görüyor. üzerine sabahlığını atıp, aşağıya iniyor. kocası mutfakta oturmuş, önünde bir fincan kahve, derin düşüncelere dalmış görünüyor. Gözlerinden süzülen iki damla gözyaşını elinin tersi ile silerken, kahvesinden de bir yudum alıyor.
- Hayırdır, gecenin bu saati aşkım? nedir derdin? diyor kadın.
Adam, kahvenin üzerinden ona bakarken;
- Hatırlar mısın aşkım, çıkmaya başladığımızda sen henüz 16 yaşındaydın! ne kadar duygusal, ne kadar şevkat ve sevgi doluydun!
Kadının gözleri doldu;
- Evet tabii ki hatırlıyorum.
Kocasının sözleri gırtlağında düğümleniyordu;
- Hani arabanın arka koltuğunda babana basılmıştık!!
Adam devam etti;
- Ve silahı kafama dayayıp, ‘ya kızımı alırsın, ya da 20 yıl hapislerde çürürsün!!’ dediğini.
Yumuşacık bir sesle ‘hımmm’ dedi kadın..
Adam yanağından bir gözyaşı daha silip, sözlerine devam etti;
- Işte bugün çıkıyor olacaktım!!!
Kadın kocasına:
- Bizim oğlan büyüdü artık. Ona bazı şeyleri anlatmalısın. Bu senin
Görevin.
- Yahu, ben nasıl anlatayım, utanırım.
- Kolayı var, bu işin arılar ve kuşlarda da aynı
Olduğunu söylersin.
Adam, oğlunu yanına çağırır ve anlatmaya başlar:
- Bak oğlum, geçenlerde annenle kavga etmiştim ya.
Annen eşyalarını toplayıp annesine gitmişti.
- Evet baba, hatırladım. Baba devam eder:
- O gün bu olayı kutlamak için seninle birlikte gece
Klubüne gittik. İçerken iki bayanla tanıştık. İşi ilerlettik.
- Evet baba, hatırladım.
- Sonra bayanları klüpten çıkartıp bir otele götürdük.
Sen seninkini, ben benimkini alıp odalarımıza çekildik.
- Evet baba, hatırladım.
- Hah, işte bu iş arılarda ve kuşlarda da böyledir.
Mehmet ile handan öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar. bir gün handan ve mehmet, mehmet’in annesini yemeğe davet ederler. mehmet’in annesi akşam yemeği süresince handan’ı uzun uzun süzer ve aslında handan’ın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu, acaba aralarında ev arkadaşlığından daha ileri bir boyutta bir ilişkinin mevcut olup, olmadığını merak eder.
Aklını okumuşcasına mehmet annesine der ki: ne düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev arkadaşıyız, ötesi yok. akşam yemeğinden sonra mehmetin annesi evine döner.
Aradan bir iki gün sonra handan der ki: mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesini bulamıyorum. mehmet yanıtlar: annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım.
Oturur ve yazar:
Anneciğim, gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum, ama almadın da demiyorum. Fakat konu şu ki: sen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesi kayıp.
Sevgiler oğlun mehmet.
Bir hafta sonra mehmet’in annesinden mektup gelir:
Sevgili oğlum: handanla yatıyorsun demiyorum, ama yatmıyorsun da demiyorum. Fakat konu şu ki:handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş çorba kasesini çoktan bulmuş olurdu.
Yasli ve zengin bir adamin hepsi birbirinden zeki 3 oglu varmis. birgün amansiz bir hastalikla yataga düşen yasli adam verasetini açiklamak için ogullarini yanina çagirmis.
- Ogullarim benim vaktim geldi artik, ecel kapida. ben ölünce tabi ki mallarimin hepsi sizin ve siz çok zekisiniz ama siz mallarimi bölüseceksiniz diye birbirinize düsmemeniz için sehrin kadisina gidin. o kadiya benim selamimi söyleyin o size mirasinizi bölüstürür.
Ve adam ölür ogullari da babasinin istegi üzerine kadiya gitmek için yola düserler. tabi yesillik yerlerden, gölden, yagmurdan, çamurdan felan geçerler.
Derken önlerine bi adam çikar ve bizim 3 biradere sorar;
- Efendiler ben devemi kaybettim siz yolda bir deve gördünüz mü? der.
Büyük kardes sorar;
- Tek gözü kör müydü
Adam "evet" der.
Ortanca kardes sorar;
- Kuyrugu kesik miydi
Adam "evet" der
Küçük kardes sorar;
- Bir ayagi topal miydi
Adam ona da "evet" der.
Bu sorulardan sonra 3 birader devesini kaybeden adama biz senin deveni görmedik derler. adam birden sinirlenir. "yaa nasil olur. hem bütün
Özelliklerini bildiniz hem de görmedik diyorsunuz. bende sizinle beraber gidecem ve gittiginiz yerdeki kadiya sizi sikayet edecegim" der.
Biraderlerde "olur gel" derler.
Ve sonunda kadinin yanina varirlar, huzuruna çikarlar. 3 birader der ki;
- Efendim bizim babamiz vefat etmeden önce mirasi bölüsmemiz için size gelmemizi söylemisti. biz de bu yüzden geldik. kadi devesini kaybeden adama
Döner ve; -sen niye geldin. der adam da : efendim ben devemi kaybettim. yolda bunlari gördüm. onlara devemi gördünüz mü dedim onlarda devemin bütün özelliklerini bildikleri halde görmedik dediler. ben bunlardan süpheliyim der.
Kadi biraderlere döner ve sorar:
- Sen nerden bildin tek gözünün kör oldugunu.
- Efendim, yolda gelirken yesillik yerden getik. baktim ki yesilliklerin hep bi tarafindan yenilmis öbür tarafina yanasmamis bile. tek gözünün kör oldugunu oradan anladim.
- Peki sen nerden bildin kuyrugunun kesik oldugunu.
- Efendim, yolda gelirken deve pisligi gördüm. devenin pislikleri hep daginik düsmüs. halbuki kuyrugu olsaydi hep toplu düserdi. oradan bildim
Kuyrugunun olmadigini.
- Peki sen nerden bildin bi ayaginin topal oldugunu.
- Efendim, gelirken gölden getik. baktim ki devenin 3 ayaginin tam izi bir de yarim ayak izi var. tek ayaginin topal oldugunu oradan anladim.
Kadi devesini kaybeden adama döner ve "kardesim bunlar senin deveni görmemisler" der. kadi o adami gönderir ve düsünür "ulan bunlar benden zeki ben bunlara nasil miras bölüstürecegim. neyse ben bunlara bi ziyafet vereyim sonrada kapi arkasindan dinleyeyim bakalim ne konusuyorlar" diye düsünür ve bizim 3 biraderi evine götürür hanimina güzel bi ziyafet hazirlattirir yemek gelir ve kadi "siz yemeginizi yiyin ben bi yere varip gelecegim" der ve kapi arkasina geçer.
Büyük kardes der ki;
- Yaa kuzu çok iyiymiste, keske köpek emmeseydi.
Kadi sasirir.
Ortanca kardes der ki;
- Yaa sarap iyiymiste, keske mezar topragindan yapmasalardi.
Kadi iyice sasirir.
Küçük kardes de der ki;
Yaa kadı; iyiymiste, keske ibne olmasaydi.
Kadi bu lafi duyar duymaz gelenlerin zeki oldugunu düsünerek hemen arastirmaya gider.
Kuzuyu aldigi adama "bu kuzu ne emdi" diye sorar.
Adamda "kuzunun annesi öldüydü ben de kapinin önünde yatan köpege emzirttim" der.
Daha sonra sarabi aldigi adama gider ve "bu sarabin topragi nerden" diye sorar. adamda "valla bizim burada en güzel toprak mezarlikta var, ben de mezar topragindan yaptim" der.
Kadi "ulan bunlar ikisinide bildi" diye düsünerekten annesinin yanina gider ve "anne ben ibne miyim " diye sorar. annesi de "oglum hatırlamzsın sen
Küçükken ormanda sana oduncu tecavüz etmişti" der.
Kadi bu saskinliklar içinde bizim 3 biraderin yanina gider ve baslar sormaya.
Büyük kardese;
- Söyle bakalim kuzunun köpek emdigini nerden bildin.
- Nerden olacak. bak kuzunun budunun bu kenarinda yag olmaz. ama köpegi emdigi için burada yag var.
Ortanca kardese;
- Söyle bakalim sarabin mezar topragindan oldugunu nerden bildin.
- Nerden olacak. içiyorum içiyorum zevk yerine keder veriyor.
Ve küçük kardese sorar;
- Söyle bakalim sen benim ibne oldugumu nerden bildin.
- Nerden olacak, ibne olmasan girişe fener bayrağı asmazdın