Sicilya’nın bir kasabasında kadınlar hiç rahat durmaz, ikide bir kocalarını aldatırlarmış.
Kasabanın yaşlı papazı, kocasını aldattıktan sonra kendisine gelen ve günah çıkartan kadınlardan bıkmış.
Günlerden bir gün, yine bir kadın gelmiş, -“Papaz efendi! Şeytana uyup yine kocamı aldattım” demiş.
Papaz öfkelenmiş:
- “Ayıptır günahtır, sürekli kocamı aldattım diye geliyorsunuz. Bundan sonra en azından ‘ayağım taşa takıldı’ deyin, ben anlarım.” Bu durum, kadınlar arasında anında yayılmış.
Kilisedeki yoğunluk hiç azalmamış, artık kadınlar “Ayağım taşa takıldı” diyor; papaz günah çıkartıyormuş.
Gün gelmiş, ihtiyar papaz ölmüş.
Yerine gelen yeni papazın da ‘taşa takılma’ seansları sürüyormuş. Durumdan bihaber olduğu için, “Ne kadar namuslu bir kasaba. Hanımların ayağı taşa takılsa, günah çıkartmaya geliyorlar” yorumunu yapıyormuş.
Bir gün, papaz ile Belediye Başkanı buluşmuş, sohbete koyulmuşlar.
Papaz, Belediye Başkanı’na bir ricada bulunmuş:
- “Başkanım, derhal kaldırımları onarın. Kasabanın hanımları, hemen her gün taşa takılıp düşüyorlar...” Bir önceki papazın durumu anlattığı Başkan kahkahalarla gülmeye başlamış.
Bu tavırdan çok rahatsız olan papaz, Başkan’a yüksek bir ses tonuyla cevabı yapıştırmış:
- “Başkan, Gülüyorsunuz ama, en çok da sizin eşiniz taşa takılıyor...”.
İçinde sadece kadınların kaldığı bir kiliseye bir bahçıvan alınacakmış. Rahibelerine güvenemeyen başrahibe epey yaşlı birini alır ve böylece onların günah işlemelerini engellediğini düşünür. Ama bir hafta sonra rahibelerin çok mutlu olduğunu ve o gelince konuşmalarını kestiklerini fark eder. Hepsini odasına çağırıp ne günah işledilerse söylemeleri için sıkıştırır. Epey ısrardan sonra ilk rahibe konuşur:
- Odasına girdim.
- Ee?
- Uyuyordu.
- Eee?
- Fermuarını açıp çıktım.
- Hangi elinle yaptıysan çabuk o elini günah çıkarma suyunda yıka. İkinci rahibe konuşur.
- Odasına girdim uyuyordu dışarı sarkmıştı şeyi içine sokup fermuarını kapattım.
- Her iki elinide çabuk şu kutsal suda yıka.
Tam üçüncü rahibe günahını söylemekteyken içeri apar topar dördüncü rahibe gelir.
- Hiç kimse bu kadının kıçını yıkadığı suyla ağzımı çalkalamamı isteyemez.
Papaz her pazar öğlen kasabadaki ahalinin günah çıkartmasını dinler ve de onlara yol gösterirmiş. Rahibi başka bir kasabadan hafta sonu için davet etmişler. Papaz hem gitmek istiyor hem kiliseyi kime bırakacağını bulamıyormuş. Sonunda kilisenin tam karşısındaki sinagoga gidip durumu kasabanın hahamına anlatmış. Haham nasıl olur ben sizin kuralları hiç bilmem ki dese de papaz ben vaaz verdikten sonra sana öğretirim çok kolay bir iki kere beraber günah çıkartanlara nasıl cevap verdiğimi görsen hemen anlarsın demiş. Hahamda Tanrı katında bir din adamına yardım edeceği için boynu bükük kabul etmiş. Pazar günü gelmiş papaz ile haham birlikte odaya girip günah çıkartmaya gelen birinci kadını dinlemişler: *Muhterem peder *Evet yavrum demiş papaz. hahamda dinlemede. *Muhterem peder. ben tam üç kez zina işledim. Ama çok pişmanım. bana bir yol göster de bu günahtan arınayım. *Yavrum Kudüs tarafına dön ve Kutsal bakire Meryem ana ile ilgili bir dua oku çıkarken de kumbaraya 100 dolar at günahından arınmış olursun. Ve kadın papazın dediğini yapmaya gider. Derken bir başka kadın gelir. *Muhterem peder. *Efendim kızım. haham bu sefer de sessiz dinliyor. *Muhterem peder. ben tam üç kez zina işledim. Ama çok pişmanım. bana bir yol göster de bu suçlardan arınayım. *himmmm. Yavrum Kudüs tarafına dön ve Kutsal bakire Meryem ana ile ilgili bir dua oku çıkarken de kumbaraya 100 dolar at günahından arınmış olursun der. Kadın teşekkür edip papaz in dediğini yaparken Papaz da hahama döner ve anladın dimi der ve bir koşu arabaya binip yola çıkar. Bizim haham odada bir başka günahkar beklerken bir kızın geldiğini duyar. *Muhterem peder. Haham öğrendiği gibi *evet yavrum der... *Muhterem peder. ben tam iki kez zina isledim. Ama çok pişmanım, bana bir yol göster de bu suçlardan arınayım. Çok utanıyorum der. Haham düşünür ve cevap verir. *Yavrum üzülme. Şu anda bir kampanyamız var. Sen giт bir zina daha yap,sonra gel Kudüs tarafına dön ve Kutsal bakire Meryem ana ile ilgili bir dua oku çıkarken de kumbaraya 100 dolar at günahından arınmış olursun.
Adamla karısı her zamanki gibi kilisede vaaz dinlemeye gidiyorlarmiş. Ancak adam her seferinde vaazin ortalarına doğru uyuklamaya başlarmış,o yüzden yerlerine oturmadan önce karısı çantasından bir çengelli iğne çıkartmış, "Bana bak adam.." demiş.. "Bugün de yanımda uyuklarsan şu iğneyi artık nerene rastgelirse batırıcam" Derken kilise toplanmış, vaaz başlamış. Biraz sonra kadın yana doğru başını bir çevirmiş, kocası uyukluyor.. Kadın; "Benden günah gitti" diye iğneyi çıkarırken, > Papaz; "BU EVRENİ YARATAN KİMDİR?" diye sormuş. Tam o anda kadın iğneyi batırıverince adam; "TANRIMMM" diye bağırmış.. Papaz gülümsemiş, "Adamı uyandırdım" diye kadın da gülümsemiş.. Vaaz devam etmiş.. 5_10 dakika sonra kadın yine başını çevirmiş, adam yine uyukluyor... Bu arada vaaz devam ediyor.. Papaz; "Allah'in sizi duyması için ona şöyle seslenmeniz yeter" derken, kadın yine adama igneyi > batırınca,adam; "EY YÜCE TANRIM!!" diye bağırmış.. Papaz yine onlara bakıp gülümsemiş, vaaz devam etmiş...5_10 dakika sonra kadın kocasına bakmış,adamın yine uyukladığını görünce;"Pes yani pes" diye iğnesini çıkartmış.. Papaz da bu sırada ; ". Peki Havva ikinci kez hamile kaldığı zaman Adem'e ne demiştir? "diye sorarken kadın bütün gücüyle iğneyi adama batırmış ve adam can havliyle bağırmış:
"BANA BAK YETTI ARTIK.. O ELiNDEKiNi BANA BIR KEZ DAHA SOKARSAN YEMIN EDİYORUM TUTTUĞUM GİBİ KOPARACAGIM "
Kasabanın doğusunda, kıranlık, sisli ormanın içinde tiz bir çığlık yankılandı. Bardaki erkekler dışarı çıkıp ormana doğru baktılar. İçlerinden bazıları çığlığın geldiği yöne doğru koşmaya başladı. Gençlikleri ve içtikleri bira bunu yapacak cesüreti onlara vermişti. Koyu kıranlık, rutubetli, tekin olmayan gecede ıssız ormana daldılar. Bir kadın yerde baygın yatıyordu. Kadının niçin bayıldığı bir bakışta anlaşılıyordu. Ormanda bir şey bulmuştu. Kanlı bir ağaç gövdesinin önünde, yerde kımıltısız yatan bir şey. Bu şeyi gördüklerinde, ormana koşarak gelen cesur erkeklerden biri kendinden geçip yere yığıldı. İçlerinden bir tanesi elleşöyle yüzünü örttü. Bir diğeri bir ağaç gövdesine tutunup yere doğru eğildi ve zemini kaplayan ölü sonbahar yapraklarının üzerine kustu. Hepsi dehşete düşmüştü. Ne yapmaları gerektiğini bilemiyorlardı. Gecenin içinde bir puhu kuşu birdenbire öttü ve hepsi korkuyla irkildi. Buldukları şey bir bebek cesediydi. Vahşice öldürülmüştü. Katil, yavrunun ölü bedenine hiç saygı göstermemişti. Berbat etmişti ölüyü. Sivri ağaç dalları ve diğer söyler.
Ağacın gövdesinde bazı deri parçaları vardı. Kasaba halkı ertesi gün kasaba meydanında büyük bir toplantı düzenledi. Bebeği öldüren bu zalim, bu gaddar, bu barbar katil derHalıyakalanmalı ve işkenceler yapılarak, yakılarak öldürülmeliydi. fakat suçluyu nasıl bulacaklardı? Kimsenin bir fikri yoktu. Şimdilik, her gece kasabanın çevresinde nöbet tutulması, araştırmayı yürütmek için başkanlığını hakimle rahibin birlikte yürüteceği bir komite kurulması ve kadınlarla çocukların belli bir saatten sonra tek başlarına sokağa çıkmalarının yasaklanmasında karar kılındı. Belediye başkanı ateşli bir konuşma yaptı. Kurbanın ailesi intikaç istiyordu. Bebeğin annesi üzüntüsünden hasta olmuş, yataklara düşmüştü. Bebeğin babasının saçları bir gecede ağarmıştı. Küçük oğlunun ölü, parçalanmış bedenini ayık kafayla görmüştü adam. İntikaç istiyordu.
Kaç istiyordu. İkinci bebek ilkinin bulunduğu günden bir hafta sonra kayboldu. Kaybolan, nalbantın iki aylık torunuydu. Biri öğle vakti adamın evine girip çocuğu kaçırmıştı. Küçük kızın annesi o sırada su almak için kuyunun başına gitmişti. Döndüğünde beşik boştu. Çocuğun cesedini sekiz ayrı yerde buldular: Kilise, bir ahır, meyhanenin kapısının önü, belediye binasının önü ve orman. Parçalar farklı günlerde bulundu. Katil hergün bir parçayı kasabadaki belirli bir noktaya bırakıyordu. İnsanlar korku ve paranoya içinde yaşamaya başlamışlardı.
Her an her yerde karşılarına zavallı bir küçüğün bedeninden arta kalan kanlı bir et parçası çıkabilirdi. Çoğu bu yüzden korkunç kabuslar gördü.
Artık bu gidişe bir son verilmesi görekiyordu. Anneler çocukları için korkmaya başlamışlardı. İnsanlar diken üzerindeydi. Geceleri sokaklar bomboş kalıyordu. Meyhaneye bile yalnızca bir iki eski müdavim, bir iki ayyaş ve bir de ‘hiçbir şeyden korkmayan' ‘cesur' gençler geliyordu.
Fakat kasaba halkı korku ve tedirginlikten çok öfke ve nefret duyuyordu.
Katil ne yapıp edip bulunmalıydı. Bir cadı avı başladı. Katilin bir cadı olabileceği ihtimali zaten daha en başından beri gözönünde tutuluyordu. Bunun resmiyet kazanması ve adının konmasıysa nöbetçilerin bazı ipuçları, şehrin dört bir yanına dağılmış bazı gizemli işaretler bulmasından sonra oldu. Önce bir ahırda esrarengiz bir çömlek bulundu.
Bu çömlek, içinde bazı bitkilerin dövülerek ezilmesinde kullanılmıştı.
Çömleği bulan nöbetçi onu kokladıktan sonra derin bir uykuya dalmıştı.
Doktorun ve rahibin adamı uyandırmak için harcadığı tüm çabalar boşa gitti. genç adam komadaydı. Ağaç dallarında esrarengiz ipler bulunmaya başlandı. Hiç kimse bu ipleri çözmeye cesaret edemedi. Kasabanın çevresinde, dört bir yanda ağaçlara bu ipler düğümlenmişti. Kasabadaki fare ve sıçan nüfusunda gözle görülür bir artış olmuştu. Sıçanlar ürünü talan ediyor, eşyaları kemiriyor, hatta küçük hayvanları öldürüyorlardı.
Küçük hayvan ölülerine kasabanın her yerinde rastlanıyordu. Bunların tümünün sıçanlar tarafından öldürülmediği de belliydi. Bir sabah bir belediye görevlisi işe gitmek için kasaba meydanından geçerken meydanın tam ortasındaki bir şey dikkatini çekti. Yanına yaklaştığında bunun, birbiri ardına konulan taşlarla yere çizilmiş tuhaf bir şekil olduğunu gördü. En sonunda, ilk cesedin bulunuşundan tam iki hafta sonra küçük bir kız çocuğunun daha kaybolması bardağı taşaran son damla oldu. Bu küçük kız hiçbir zaman bulunamayacaktı. Kasaba halkı o gece yine meydanda toplandı. Çok sıkı önlemler alınması karara bağlandı. İnsanlar çocuklarını asla yalnız bırakmayacaklardı. Tüm evlerde arama yapılacaktı. Şüphelenilen herkes gözaltına alınıp sorgulanacaktı.
Komiteye bu konuda geniş yetkiler tanındı. Komitenin emrindeki askerlere karşı koyan herhangi biri zor kullanılarak yakalanacak, kaçmaya çalışan olursa emir beklemeden vurulacaktı. Bir gün sonra araştırmalar başladı.
Bütün evler didik didik aranıyor, genç erkekler ve kızlar sorguya çekiliyordu. Şehrin saygın ailelerinden ve asillerden pek fazla gözaltına alınan olmadı. Yalnızca genç olanları mahkeme salonunda sorguya götürüp, zararsız bir iki soru sorduktan sonra serbest bırakıyorlardı. Hakimin, rahibin ve belediye başkanının evleri aranmadı bile. Öte yandan, yoksul halkın arasından oldukça Yaşlı olmalarına rağmen gözaltına alınanlar olmuştu. Bunların başında da yabancılar geliyordu. Kasaba halkından olmayanlar. Yaşlı bir dilenci kadın. Gece gündüz içen bir ayyaş. İşsiz güçsüz bir adam. Kasabanın delileri. Kör bir çalgıcı. Sorguların başlamasından sekiz, ilk cesedin bulunmasından tam yirmi üç gün sonra katil bulundu. Katil, bir avukatın evinde çalışan genç, sarışın bir hizmetçi kızdı. Her şeyi itiraf etti. Zaten uzunca bir süredir bu kızla ilgili pek çok söylenti dolaşıyordu. Arkadaşları hizmetçi kızı uçarken gördüklerine yemin ediyorlardı. Odasında esrarengiz kitaplar bulundu. Bunların çoğu din dışı, müstehcen söylerdi.
Bazı kitapların içinde büyü tarifi olduğunu sandıkları bazı tarifler de vardı. genç cadı çocukları nasıl öldürdüğünü anlattı. Kasabada görülen tüm tuhaf işaretlerden de o sorumluydu. Ağaçlardaki düğümler, kasaba meydanındaki lanetli taşlar, küçük hayvan ölüleri, hepsi onun eseriydi.
Neden şöyle bir şey yaptığını sorduklarında yüzünde esrarlı bir gülümseme belirdi. Cevap vermedi. O an hakim kendini tutmasa bu genç kızı boğazlayıp öldürebilirdi. En şüpheci olanların bile bu kızı tanıyan diğer hizmetçi kızlardan herhangi biriyle konuştuktan sonra katilin o olduğuna dair en ufak bir şüphesi dahi kalmıyordu. Bu yoksul ve dürüst kızlar onun bir cadı olduğuna ve onu uçarken, geceyi renklere bürüyüp havada yüzerken gördüklerine İncil'e ellerini basıp yemin ediyorlardı.
Gözlerinde korku dolu bir bakış vardı. Doğruyu söyledikleri her hallerinden belliydi. Cadının odasında tuhaf bitkiler bulundu. Bunlardan birini koklayan genç bir asker bayıldı. Arkadaşlarının onu uyandırma girişimleri sonuçsuz kaldı. Ahırda çömleği bulan genç nöbetçinin daldığı uykunun aynıydı bu! Bu kanıt, geride kalan son şüpheleri de sildi.
Datura stramonium. Cadının bahçesinde buldukları çiçeğin adı işte buydu.
Kızın kendi gibi güzel. Zehirli, lanetli, gaddar! Bu lanetli çiçeği bir meşaşöyle tutuşturup yaktılar. Onu yetiştiren cadıyı da aynı son beklemekteydi! O gün kasaba meydanı bir bayram yeri gibiydi. Sonunda adalet yerini buluyordu. Zavallı bebeklerin hain katili, bu zalim, bu adi şıllık, cehenneme gidecekti! İntikaç günüydü bugün! Kardeşlerim.
Hallelujah! Tek bir endişeleri vardı. Tek bir korkuları. Bu cadının bir büyü yapıp ellerinden kurtulması. İplerini çözüverip, uçup gitmesi.
Hakkın yerini buİmaması. Ve bu lanetin sürmesi. Rahip cellatlara şöyle tembih etmişti:
"Cadının gözlerine bakmayın. Sizi büyüler ve siz de ona acımaya başlarsınız. "
"Sakın gözlerine bakmayın!"Korktukları tek şey buydu. Olan da bu oldu! Cadı, o gün onun idam edilişini seyretmek için toplanmış bulunan kalabalığın gözleri önünde uçup gitti ve gözden kayboldu: Hizmetçi kızı. Yaktılar! Küle döndü kız. Bedeninden arta kalan kül, rüzgarla havaya savruldu. Ve uçup gitti. Saatlerce süren işkencenin ardından, cellat meşaleyi yakmış ve saman yığınını ateşe vermişti. Hizmetçi kız oracıkta çığlık çığlığa can verdi. Halkın zafer nidaları ve haykırışlar alacakıranlığı doldurdu. Sonunda bitmişti!
Kurtulmuşlardı! O musibet, o illet şey, o cehennem kaçkını yaratık artık bir daha asla onları rahatsız edemeyecekti. Masum bebeklerin kanına göremeyecekti. Gitmişti. Hakimin ve askerlerin çevresini saran halk, delice onların lehine tezahüratlar yapıyor, onları alkışlıyor ve kutluyordu. fakat hakim ve mahkeme aslına bakılırsaşöyle çok da büyük bir başarı göstermiş sayılmazdı. Sonuçta üç küçük çocuk öldürülmüş ve iki genç asker de lanetli bir uykuya dalmıştı. Ayrıca hizmetçi kız da aslında masumdu! Sorgulama sırasında her şeyi, işkenceye bir son versinler diye itiraf etmişti. O gün şehir meydanında genç ve masum bir kızı yaktılar! Sonra da onun küllerinin doldurduğu havayı içlerine çekip "Adalet!"diye haykırdılar. Dünya'nın her yerinde. Yaptıkları hala budur. Not: Katil rahipti.
8 - 9 yaşlarında bir çocuk var, bu çocuğun en sevdiği şey yatak odasındaki dolaba girip oyuncak beyaz ayısı ile oynamak. Yalnız bu duruma annesi çok kızıyormuş çünkü kocası yokken sevgilisini eve getiriyormuş. Yine bir gün annesi sevgilisi ile dışarıda iş üzerindeyken çocuk dolapta beyaz ayısı ile oynuyormuş. Bu sırada kadının kocası gelmiş kapı çalınmış, kadın panik ile adamı dolaba sokmuş. Bu sefer kocasıyla dışarda sevişmeye başlamışlar. Bu sırada içerde çocuk ve adam karşı karşıya oturuyorlar. bir süre sonra * Amca, * Efendimı * Benim bi beyaz ayım var. * Eee. I * Sen onu alıcaksın * çocuğum ben koca adamım ne yapıyım ayıyıı * yok yok alıcaksın. * Almıcam ulan * Alıcaksın, yoksa çıkar babama söylerim * Peki peki sus. ne kadar ı * $50 * Hadi lan . ben $50 vermem ona * Peki bende çıkar babama söylerim. * peki peki . al şunu . aradan bi süre geçmiş. * Amca * ne varı * ayımı geri ver. * hadi lan ben ona $50 saydım. * vericeksin, yoksa çıkar babama söylerim. * peki lan velet al sus şunu. biraz sonra * Amca. * ne var * benim beyaz ayı varya. * eee . I * sen onu geri alıcaksın $100 * Hmmppf ! Bu böyle sabaha kadar devam etmiş. çocuk Adamın cebindeki tüm parayı almış. Ertesi gün gitmiş. Paralarla kendisine bir bışıklet almış. Eve dönmüş annesi bışıkleti görmüş *bunu nerden buldunı demiş O da *yerde para buldum onunla aldim demiş. Annesi *Olmaz çocuğum sen günah işlemişsin, giт bışıkleti geri ver, parayı geri al . sonra o parayı kiliseye bağşsla. gitmişkende parayy nasyl bulduğunu anlat ve günah çıkar demiş. Çocuk istemeye istemeye gitmiş, bışıkleti geri vermiş, parayı almış. sonra parayı kiliseye bağışlamış ve günah çıkarma odasına girmiş. Rahip kabinin diğer tarafından seslenmiş *Buyur çocuğum * Rahip amca benim bi beyaz ayım var Rahipten gelen cevap: *S. Tirrrrr gitt laaaaaaaaaaaaaaaaaaaaan.!
Filler günde ortalama 2 saat uyurlar. - Amerika'da 58 milyondan fazla köpek vardir. - Hastalanmayan tek hayvan köpek baliklaridir. - Köpek baliklarının kansüre karşı bagışıkligi vardir. - Timsahlar derine batabilmek için tas yutarlar. - Bir istakoz 7 senede ancak yarim kilo alabilirler. - Penguen yüzebilen fakat uçamayan tek küstur. - Atların insanlardan 18 tane daha fazla kemigi vardir. - Büyükçe bir yunus günde 2 ton yiyecek tüketir. - Sivrisinek insanların ölümüne en fazla sebep olan hayvandir. - Bir inek hayatı boyunca yaklaşık 200. 000 bardak süt üretir. - Mavi balinanin agirligi 22 ayda 26 tona kadar ulasir. - En hızlı büyüyen hayvan mavi balinadir. - Bir karinca kendi agirliginin 50 kati agirligi kaldırabilir. - En hızlı kara hayvani çitadir. Hizi saatte 95 km'ye ulasabilir. - En hızlı balik yelken balığıdir. Hizi saatte 109 km'ye ulasabilir. - En hızlı kus bogazli kirlangiçtir. Hizi 3 saniyede saatte 128 km'ye çikabilir. - Mavi balinanin çikardiği ses 850 km öteden duyulur. - Mavi yunusların kalbi dakikada sadece 9 kere atar. - Suaygirlari su altında dogar ve dogar dogmaz yüzebilirler. - Hayvanlar alaminde sadece domuzlar günesten yanabilir. - Suaygirlari agizlarını 120 cm açabilirler. - Bir pire kendi boyunun 150 kati yükseklige ziplayabilir. - Son 4000 sene içinde herhangi bir yeni hayvan evcillesmemistir. - Karincaların koku alma kabiliyeti en az köpekler kadar gelismistir. - Insanlari parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanimak mümkündür. - aynı parmak izi gibi her insanin dil izi de farklidir. - Hİmamböcekleri yaklaşık 250 milyon yildir hiçbir degişime ugrİmamıslardir. - Balinanin derialtı yagindan sabun, güzellik kremi, margarin elde edilir. - Vampir yarasaları hayvanların kanini emer ve günde 1 çorba kasigi kanla doyar. - BilgisaYaşlı uğraşmak gözleri bozmaz, sadece yorar. - Dünyadaki işi 1900 yılından itibaren 0, 7 derece artti. - Yunusların beyni insanlarınkinden büyüktür. - Yanlis dereceli gözlük gözü bozmaz. - Insan, ömrü boyunca 20 kg toz yutar. - Kibrit kutusu kadar bir altın, bir tenis kortu büyüklügüne kadar inceltilebilir. - Peru'da hiç umumi tuvalet yoktur. - 600 tane bitki cinsi etyiyendir. - 60 yaşında, insanlar tat alma duyularının %50'sini kaybederler. - El tirnaklari ayak tirnaklarından 4 kaç daha hızlı büyürler. - Gülmek için 17, surat asmak için 43 adaleye ihtiyaç vardir. - Beynin %85'i sudur. - Dünyada en çok kullanılan isim Muhammed'dir. - Eskimolar buzdolaplarını yiyeceklerin dolmamasi için kullanırlar. - Fare bir deveden bile daha fazla süre susuz kalabilir. - Kendi dirseğini yalamanin imkansiz olduğunu - Ördeğin vakvaklamasının yankı yaratmadığını ve bunu kimsenin açıklayamadığını ? - Yaşamın boyunca uyku sırasında yaklaşık 70 böcek ve 10 örümcek yiyecegini - İdrarın zifiri kıranlıkta parladığını ? - Eğer çok şiddetli hapsirirsan, kaburgalarından birini kirabilecegini ? - Hapsirmayi engellemeye çalışırsan, başındaki veya boynundaki damarlardan birinin yirtilabilecegini ve olebilecegini ? - Hapşırdığın sırada gözlerını açık tutmaya calışırsan, yerlerinden fırlayabileceklerini ? - Domuzların vucut yapılarından dolayı hiçbir zaman başlarını yukarı kaldırıp gökyüzüne bakamadıklarını? - Dünya nufusunun %50 sinin hiç telefonla konuşmadığını ? - Farelerin ve atların kusamadıklarını ? - 1 saat suşöyle kulaklikla birşey dinlemenin kulaktaki bakteri sayisini %700 arttirdiğini ? - Çakmagin kibritten önce bulunduğunu ? - Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduğunu ? - bu yazıyı okuyan insanların %75 inden fazlasinin, dirseklerini yalamaya çalışacaklarını - Hapşırdığınız Zaman Kalbinizde Dahil Olmak üzere Bütün Vücut Fonksiyonlarınız Bir An İçin Durur. - Filler Zıplayamayan Tek Memelilerdir. - Zürafaların Ses Telleri Yoktur. - Zürafalar 35 Cm Uzunluğunda Siyah Bir Dile Sahiptirler. - Kangurular Geri Geri Yürüyemezler. - Kelebekler Ayaklarıyla Tat Alırlar. - Kadınlar Erkeklere aranla 2 kaç Fazla Göz Kırpar. - İnsan Vücudundaki En Güçlü kaç Dildir.
- Gözleri Açık Tutarak Hapşırmak İmkansızdır - İnsan Elinde; En Yavaş Uzayan Tırnak Baş Parmağınki, En Hızlı Uzayan Tırnak İse Orta Parmağınkidir. - Eiffel Kulesinin Tepesine Çıkana Kadar 1792 Basamak Vardır. - İnsan Saçı 3 Kilo Ağırlık kaldırabiçecek Esnekliktedir. - Bir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar. - Yataktan Düşerek Ölme Olasılığı 2 Milyonda 1'dir. - İnsanlar Vücutlarında 300 Adet Kemikle Doğuyorlar Ama Yetişkin oldukçarında Bu Sayı 206'ya Düşüyor. - Bir Karınca Kendi Ağırlığının 50 Katı Ağırlığı kaldırabilir. - üzerinde barkot olan ilk ürün Wrigley cikletti. - Yilda 2500 solak sag elini kullananlar için yapilan ürünler yüzünden ölüyor. - Empire State binasinda 10 milyondan daha çok tugla var. - Canli gömülme korkusuna "Taphephobia" denir. - Timsahlar eski disleri yenilemek için yeni dis üretir. - kadınlarının goguslerinin yüzde 70 yagdir. - Günes Dünyadan 330, 330 kaç daha büyüktür. - Clinophobia yatak korkusudur. - Kirpiler suyun üzerinde batmadan kalırlar. - Kaydedilen en uzun Tavuk ucusu 13 saniyedir. - Kedi sidiği kıranlikta parlar. - Dünyadaki beyaz karincaların toplam agirligi insanların 10 katidir - Bir insan hayatında ortalama 6 örümcek yutar. - Elekrikli sandalye bir Disçi tarafından icat edildi. - Bütün Yeldegirmenleri saatin ters yonunde döner.
Irlanda'dökülür hariç - Cicekli bir bitki bir milyar polen sacabilir. - Ortalama bir kirpinin kalbi saatte 300 kere atar. - Develerin gözlerini kumdan korumak için 3 göz kapagi vardir. - Eseklerin gözleri dört ayaklarını da görebilecek şekildedir. - İnsan disleri kaya kadar serttir. - Eski Misir'lilar tastan yapilmis yastiklarda uyurlardi. - Bir hipopotam agzini 1. 2 metrelik bir cocugun sigacagi kadar acabilir. - Dünya yaklaşık 6, 600, 000, 000, 000, 000, 000, 000 tondur. - Hİmambocegi kafasi koptuktan sonra haftalarca yaşar, en sonunda açliktan ölür - Her pul yalayisinizda 0. 1 kalori alırsiniz. - Ortalama bir insan yilda 1460 rüya görür. - Her 4 Amerikalı'dan biri Tv de gözükmüstür. - Amerika'nin Omaha ve Nebraska eyaletlerinde kilisede yellenmek, gaz - çıkartmak ve hapsirmak kanuna aykiridir. - Dogduğunuzda 300 kemikle dogarsıniz daha sonra bu sayi 206 ya iner. - Insanlardaki legen kemikleri betondan daha sağlamdir. - Amerikalıların 7% si Amerikan milli marsınin ilk 9 kelimesini bilmezken Kanada milli marsınin ilk 7 kelimesini bilir. - Kanadaliların 5% i Kanada milli marsıninin ilk 7 kelimesini bilmezken Amerikan marsınin ilk 9 kelimesini bilir. - Yilda 10000 kus cama carptıktan sonra ölmektedir. - Florida eyaleti Ingiltere'den büyüktür. - Dünya üzerinde bir milyon hayvan türü Yaşamaktadir. - Bir zamanlar Izlanda'nin bir sehrinde köpek beslemek yasaktı. - Kalbiniz günde 100000 kere atmaktadir. - Thomas Edison, ampulun mucidi, kıranliktan korkardi.
Jack yavaşlamadan önce Takometreye baktı: Hız limitinin 50 mil olduğu yerde 73 mil ile gidiyordu ve son dört ay içerisinde dördüncü defa polis tarafından durduruluyordu. Bir insan nasıl bu kadar şanssız olabilirdi? Jack arabasını sağa çekti; “İnşallah şu anda yanımızdan daha hızlı bir araba geçer.” diye düşünüyordu. Polis elinde kalın bir not defteri ile arabadan indi. Bob? Bu Polis Kiliseden Bob değil mi? Jack iyice arabasının koltuğuna sindi. Bu durum bir cezadan daha kötüydü. Kiliseden tanıdığı bir Polis, arkadaş olduğuna bakmaksızın birini durduruyordu. Hem de hızlı gidip, trafik kurallarını ihlal ettiği için. - “Merhaba Bob. Birbirimizi yeniden böyle görmemiz çok ilginç”. - “Merhaba Jack” Bob gülümsemiyordu. - “Beni, karımı ve çocuklarımı görmek için eve giderken yakaladın”. - ‘‘Evet öyle” Bob umursamaz görünüyordu. - “Son günler eve hep çok geç geldim. Çocuklarım beni uzun süredir hiç görmedi. Ayrıca Diana bana bu akşam; patates ve biftek yiyeceğimizi söyledi. Ne demek istediğimi anlıyor musun?” - “Evet ne demek istediğini anlıyorum. Ayrıca trafik kurallarını ihlal ettiğini de biliyorum.” diye cevapladı Bob. - “Eyvah! Bu taktik fazla işe yaramayacak gibi. Taktik değiştirmek gerekli” diye düşündü Jack. “Beni kaç ile giderken yakaladın?” - “Yetmiş. Lütfen arabana girer misin?” dedi Bob. - “Ah Bob, bekle bir dakika lütfen. Seni gördüğüm anda takometreye baktım. Sadece 65 mil ile gidiyordum.” - “Lütfen Jack, arabana gir” diye üsteledi Bob. Jack canı sıkkın bir şekilde arabasına girdi, kapıyı çarparak kapattı. Bob not defterine bir şeyler yazıyordu. - “Bob niye benim ehliyetimi ve araba ruhsatımı istemiyor ki” diye düşündü Jack. Ne olursa olsun, bundan sonra kilisede bu adamın yanına oturmaktansa, birkaç pazar kiliseye gitmeyecekti Jack. Bob kapıyı tıklatıyordu. Jack arabasının penceresini 5 cm kadar açtı. Bob Jack’a bir kağıt verdi ve gitti. - “Ceza değil bu” diye kendi kendine söylendi Jack. Bir anda sevinmişti. Kağıtta şunlar yazıyordu:
“Sevgili Jack, benim bir kızım vardı. Altı yaşındayken çok hızlı araba kullanan biri tarafından öldürüldü. Bu kazadan dolayı, adam cezalandırıldı. 3 yıl hapishane cezasıydı bu. Bu adam hapishaneden çıkınca kendi çocuklarına sarılıp, öpüp, onları tekrar koklayabildi. Ama ben. Ben kızımı tekrar koklayabilip, öpebilmek için, cennete gidinceye kadar beklemem gerekiyor. Bin defa adamı affetmeye çalıştım. Bin kere de başardığımı zannettim. Belki başarmışımdır, ama hâlâ kızımı düşünüyorum. Lütfen benim için dua et ve dikkat et Jack, bir tek oğlum kaldı.” Jack, 15 dakika kadar bir süre yerinden kıpırdayamadı. Daha sonra kendine gelip, yavaş yavaş evine gitti. Evine varınca, çocuklarına ve karısına sıkıca sarıldı. Bob’u şimdi daha iyi anlayabiliyordu.
Zenginin biri, ölüm döşeğindeyken biri doktor, biri papaz, diğeri avukat 3 yakın arkadaşını çağırmış. Bir ricada bulunmuş:
"Ömrüm boyunca biriktirdiğim 300.000 $ lık tasarrufum var. bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyoum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Her birinize şimdi 100.000$ vereceğim. Bu paraları ne olur benim cesedimi gömerlerken kefenimin iç cebine koyuverin."
Aradan bir kaç gün geçmiş ve eleman ölmüş. Üç arkadaş sözlerinde durmuşlar!!!!
Bir süre sonra doktor vicdan azabı çekmeye başlamış. Diğer 2 arkadaşına açılmış. "Hastanemizin çok acil ihtiyacı vardı, onun için 100.000$'ın 20.000$'ını hastaneye harcadım. Kefene sadece 80.000$ koydum.
"Papaz söz almış:
"Maalesef ben de aynı günahı işledim. Paranın yarısını kilisenin inşaatına harcadım , Kefenin cebine 50.000$ koydum"
Avukat, "ben sözümü aynen yerine getirdim" demiş. "Kefenin cebine 100.000$'lık çek koydum"