Skip to main content
Kayserili şeytan gibi zekaya sahip, şeytana pabucunu ters giydiren Kayserilinin yanında şeytanın lafı mi olur, sözleri şeytanın kulağına sık sık gelmeye başlayınca, bu sözleri içine sindirememiş. Şeytan, Kayserili biri ile ortak arazi ekmeyi planlar. Şeytan der ki kendi kendine:
"Göreceğiz bakalım, şeytan mi daha kurnaz, Kayserili mi?"
Ve gün gelir Kayseriliye sözü açar:
- Seninle ortak bir pancar ekelim, deyince Kayserili:
- Hay hay ekelim, demiş.
- Ama her şey ortaklaşa yapılır. Tarlalar sürülür, tohumu, gübresi hasat zamanı beklenir.
Şeytan bu ya duramaz işte:
- Kayserili arkadaş, bak pancar yeşerdi, yaprakları koca koca oldu.
- Seninle bir pazarlığa girelim. Üstü benim olsun toprağın altta kalanı da senin olsun, ne dersin?
- Tamam, ortağıma saygım ve güvenim sonsuz. Yeşil yapraklar büyüdükçe şeytanın da yüzü gülüyormuş. Gün gelmiş, mahsul kaldırılmış. Tüm yaprakları şeytan alırken toprak altındaki pancarı da Kayserili almış. Kayserili, pancarı satmış bir sürü para alırken, şeytan kendisini aldatan o yeşil yapraklarla beş parasız kalmış. Ve yenilgiye doymadığı için:
- Kayserili arkadaş seninle bir de buğday ekelim. Yalnız bu sefer toprağın altı benim demiş ve Kayserili de:
- Peki üstü de benim, demiş. Gene yıl sonu gelmiş, gene şeytanda hüsran. Çünkü şeytan, buğdayın saplarını alırken Kayserili de buğdayın denelerini almış. Artık dayanamayan şeytan demiş ki:
- Aman be Kayserili arkadaş pes benden. Senin namını duymuştum da inanmamıştım. Meğerse sen neymişsin be Kayserili...
- Siyah ekran çıktı efendim… – Yazın kullanıci adınızı.
- Yazdım.
- Parolanızı da girin.
- Tamam.
- Garip karakterler akmaya başladığında klavyeden F7´ye basın.
- Elimle mi?
- Eee, siz bilirsiniz.
- Ben bir IMac kullanıcısıyım.
- Buyrun hanımefendi, sorun neydi?
- Benim CD sürücümden içeri sinek girdi.
- Anlayamadım efendim.
- IMac´ime sinek kaçti.
- Peki ben telefondan ne yapabilirim sizce?
- Ama görüyorum, yürüyor içerde.
- Böcek ilacı falan sıkın isterseniz… – Bir şey olmaz mı?
- Bilmem, aslında biz IMac´e destek vermiyoruz pek, PC olsaydı yardımcı olabilirdim.
- Benim büyük bir sorunum var, siz acaba eve hizmet veriyor musunuz?
- Eeoo, hayır? Burdan yardımcı olmaya çalısayım… – Ben internete girmeye çalışınca bilgisayardan acayip sesler geliyor.
- Ne yaptığınızda geliyor o sesler?
- Bağlan diyorum, telefon sesi geliyor, sonra da cıyaklıyor.
- O modem sesidir efendim, o ses sizin modeminiz ve Türk. Net modemi arasında bir bağlantı kurulduğu… (Sözümü keser) – Yok yok, bozuk bu, siz iptal etmiyim diye öyle diyorsunuz… Benim hesabımı siler misiniz?
- Fakat bu bir sorun değildir, bu herkesin bilgis… (Yine sözümü keser) – Ne yani, herkesin bilgisayarı gazi olan bebek gibi viyaklıyor mu, kimi kandırıyorsunuz Allah aşkına… Dolandırıcılar…
- Efendim sizin modemler bana küfrediyor.
- Anlayamadım efendim.
- Bunda anlayamayacak ne var, resmen küfrediyorlar işte.
- Emin misiniz?
- Buyrun dinleyin (telefonu çevirme sesi, çalan telefon sesi, peşinden ana avrat küfür).
- Ee siz hangi numarayı aramıştınız bir kontrol edelim.
- 0… – 344 26 16.
- Bu sizin numaranız mı?
- Hayır, aradığım numara.
- Beyefendi, o bizim numaramız değil bir ev numarası.
- Ben 10 gündür bu numaradan bağlanmaya çalışıyorum ama… – O zaman doğaldır küfretmesi.
- Benim sayfalarım gelmiyor.
- Şu an yurtdışı çıkışımızı sağlayan uydudan kaynaklanan bir sorun var efendim.
- Bir ilgileniverseydiniz siz.
- Şey, uydu uzayda efendim.
- Haa, tamam o zaman.
- Benim kredi kartımdan para çekilmiş.
- Aylık hesap mıydi?
- Evet.
- O zaman her ay başında para çekilir efendim.
- Hani sınırsızdı lan bu… – iyi akşamlar, bilmem ne net.
- Iyi akşamlar birader, ben tam olarak 26 dakika 36 saniyedir internete bağlıyım ve haalaaaa hiçbir şey gelmiyor, daha ne kadar beklemem lazım acaba? (sinirli bir ton) – Gelmiyor derken sayfalar mı açılmıyor beyfendi?
- Hayır kardeşim, hiçbir şey olmuyor. İşte bak 27 dakika 53 saniye oldu, hâlâ yok.
- Internet explorer´i açtınız mı beyfendi?
- Nasıl yani?
- Himm beyfendi, Internet´e girdikten sonra Internet explorer ya da Netscape programını çalıştırarak web sayfalarını gezmeye başlamanız lazım.
- Alala, Internet´e girince kendi bağlamıyor yani.
- Sanırım makinam kilitlendi.
- Şimdi söyle yapalım, ctrl-alt-delete.
- Hepsine aynı anda mı?
- Evet.
- Ama parmaklarım yetmiyor?
- Bakın önce ctrl´ye sol elinizin baş parmağıyla, sonra sağ elinizin baş parmağıyla alt-gr´ye, sonra da sağ elin işaret parmağıyla delete tuşuna basıyorsunuz.
- Ctrl´ye bastım, alt tuşuna da şimdi.
- Delete´e basıcaksınız.
- Ctrl´den elimi çekeyim mi?
- Hayır efendim.
- Peki alt-gr´den?
- Hayır efendim dedim ya, hepsine aynı anda basıyo olmanız gerekiyor.
- Daha kolay bir yolu yok mu?
- Var efendim, makinada reset yazan yere basın.
- Nerede o?
- İsterseniz ctrl alt delete´i deneyelim, basmanız gerek, sadece bir tuş kaldı.
- Tamam fişini çektim.
- Peki… – İyi aksamlar.
- İyisi falan kalmadı beyfendi! Sinirden köpürüyorum, derhal iptal edin hesabımı!
- Buyrun, problem nedir hanımefendi?
- Bakın, birkaç gündür sizden aldığım paketle Internet´e giriyorum, bu arada arkadaşlarım sürekli telefonumun meşgul olduğundan şikâyet ediyorlar, önceleri anlayamadım, sonra saatlere bakınca, ne zaman sizin hesabınızı kullansam telefonumun meşgul olduğunu anladım!!!
- Bu çok doğal hanımefendi, çünkü modeminiz telefonunuzu kullanıyor bağlantıyı sağlayabilmek için, bizimle bir ilgisi yok bunun, bütün bağlantılarda aynı şey olur, hatta olması gereken de budur.
- Yok kardeşim yok, siz benim Internet´te olmamdan faydalanıp telefon hattımı kullanıyosunuz.
- Öyle bir şey teknik olarak mümkün değil zaten hanımefendi, lütf… – İptal edin dedim, sorun çıkarmadan iptal edin, ben de bu işi büyütmeden kapatıyım, yoksa kötü olacak sizin için.
- Hanımefendi siz bilirsiniz, fakat..
GERÇEK OLAY Soru, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinin İşletme Matematiği kitabından gerçek bir alıntıdır. Hiç dokunulmadan ve yorumsuz şekliyle verilmiştir:
Kitap Adı: İşletme Matematiği Yazar: Prof. Dr. Müh. Yılmaz Tulunay Sayfa: 173 Soru :
Amerika’ya lisansüstü çalışmalar yapmak üzere giden Mehmet, iki kız arkadaş edinmiştir. Bunlar Mary ve Nancy’dir. Mehmet’e göre;
A-) Mary olgun bir kızdır ve klasiklerden zevk almaktadır. Böyle bir yerde onunla 3 saat birlikte olmak 12 dolara mal olmaktadır. Diğer taraftan Nancy daha çok popüler eğlenceleri yeğlemektedir. Onunla böyle bir yerde 3 saat birlikte olmanın maliyeti de 8 dolardır.
B-) Mehmet’in bütçesi gönül işlerine ancak ayda 48 dolar ayırmasına olanak vermektedir.
Ayrıca, derslerinin ve çalışma koşullarının ağır oluşundan dolayı, kız arkadaslarına en fazla ayda 18 saatlik süre ve 40.000 kalorilik enerji ayırabilmektedir.
C-) Mary ile her buluşmasında 5.000 kalori enerji harcayan Mehmet, Nancy için bunun iki katını harcamaktadır. Eğer Mehmet’in Mary ile buluşmaktan beklediği mutluluğu 6 birim ve Nancy ile buluşmaktan beklediği mutluluğun da 5 birim olduğunu biliyorsak, mutluluğunu maksimize etmek isteyen Mehmet’in sosyal yaşamını nasıl planlaması gerekecektir?
Grafik ve cebirsel yoldan bulunuz.
Bir ögrencinin cevabi:
Sayın Hocam, Bu Mehmet şerefsizi buradan Amerika’ya lisans üstü çalışma yapmaya gitti de herifin s…nin derdi bize mi düştü? Biz burada tahsili bırakıp karıya, kıza dalsak bizi de böyle ballandıra ballandıra kitaplara yazar mısın? Neyse geçelim sorduğunuz sorunun cevabına;
A-) Bi kere bu Mehmet ibnesinde iki hatuna ayrı ayrı zaman harcayacak g.. de, para da yok, sıkarrrr. Ayrıca dünya piyasalarında saati 100 dolardan açılıp minimum 50 dolara kadar düşen tarifeler göz önüne alındığında, 3 saati 12 dolarlık ya da 3 saati 8 dolarlık karılardan hayır gelmez. Muhtemelen Mary 68, Nancy 79 yaşındadır ve ikisinin de bu güne kadar yattıklarının haddi hesabı yoktur. Bu durumda Mehmet’in hem vakit darlığı, hem kadınların hali, hem de para yokluğu sebepleriyle bu iki orospuyla grup sexi yapması gerekir.
B) Mehmet’in bütçesi (bu gönül işi tabirini ben anlamadım)sevişmek için ayda 48 dolara yetiyorsa zaten bu o….. Çocugunun masturbasyon yapması daha uygun olur. Böylelikle iki ay para biriktirip bu çuvalların yerine doğru dürüst bir karıya zıplar ve ayırdığı 40.000 kaloriyi hakkıyla harcar.
Ama siz bu cevabı kabul etmeyeceğiniz için şöyle cevap verelim; Mehmet’in bütçesi 48 dolara yettiği için ancak grup sеx yapılacağından pazarlıkla miktar iskontosu alınır ve bütçe rahatlatılır. Böylelikle ayda ayırdığı saati 3 saate bölersek 6 kez yapmış olur ve her sevişmede 40.000/6= 6700 (yaklaşık) kalori harcar. Bu hayvan bir seferde kesintisiz 3 saat zıplayabiliyorsa zaten Amerika’da kalması ve buralara dönmemesi hepimiz için hayırlı olur.
C-) Mehmet Mary ile her buluşmasında 5.000 kalori harcıyorsa yukarıdaki hesaba göre Nancy’ye sadece 6.700 – 5.000 = 1.700 kalori kalır ki bu da Nancy gibi falafoş bir motoru sadece gıdıklar. Bu durumda birinden 6, diğerinden 5 birim zevk alan Mehmet’in mutluluğunu maksimize etmesi için kendisini de birilerine d.. Dürmesi gerekir.
Sonuç olarak bu işe alışan Mehmet’in bundan sonraki sosyal yaşantısını kaşarlı bir ibne olarak planlaması gerekir. Bu sayede ayda 48 dolar tasarruf sağladığı gibi üste para da kazanarak bütçeyi de düzeltir.
Saygılarımı arz ederim
- Erzincan’da aşırı sıcaklardan bunalan bir ev hanımı raflarını çıkardığı buzdolabının içine minder koyarak oturmuş. Kapısı açık kalan buzdolabının kompresörü bozulunca "İyi soğutmuyor" diyerek üründen şikayetçi olmuş.
- Diyarbakır’da fritöz alan bir müşteri, ürünün ilk kullanımda eridiğini görünce firmanın yolunu tutmuş. Büyük bir hırsla içeri giren müşteri, elindeki erimiş fritözü göstererek kendisine arızalı mal satıldığını söylemiş. Fritözü gören satış görevlisi nasıl kullandığını sorunca adam anlatmış; "Ocağı yaktım, fritözü üzerine koydum. İçine yağ koydum. Ama yanmaya, erimeye başladı." Satış görevlileri müşteriyi kusur kendisinde olduğu için ürünü değiştiremeyeceklerine ikna etmekte oldukça zorlanmış.
- Bulaşık makinesi her işe yarar. Servis elemanları Türkiye’nin dört bir yanından gelen "Bulaşık makinem tabakları, bardakları çiziyor ya da şu boşaltmıyor" şikayetlerini incelemek için gittikleri evlerde müşterilerin ıspanak, lahana gibi yıkanması zor sebzeleri bulaşık makinesinde yıkadıklarını, hatta salça yapmak için domatesleri bulaşık makinesinde yumuşatanlar olduğunu görünce şoke olmuşlar. Sebzelerdeki kumun, su çıkış borularını tıkadığı ya da makinenin içinde kalarak bulaşıkları çizdiği, bunun da arızaya yol açtığı ortaya çıkmış.
- Mersin’de son model bir ütü alan tüketici, elektrikler kesilip işi yarım kalınca elektriksiz ütü yapmanın yöntemini keşfetmiş! Ütüyü ocakta ısıtarak işine devam etmek isteyen ev hanımı, ütünün gövdesinin yanması üzerine bayisine başvurarak, ütünün değiştirilmesini istemiş.
- Şanlıurfa’da bir müşteri, satın aldığı mikrodalga fırında yumurta kaynatmayı denemiş. Deneme basınç nedeniyle yumurtanın patlamasıyla sona ermiş. Mikrodalga fırının infilak etmemesi şans olarak değerlendirilirken müşteri, "Yumurta bile kaynatamıyor. Bu fırını ne yapayım? Paramı geri verin" diyerek bayisine fırını iade etmeye kalkmış.
- Mersin’de fırının içinde elbisesinin yandığını söyleyen bir müşteri teknik servisi çağırmış. Elbisenin yanarak fırının içine yapışmasından muzdarip tüketiciye, fırınında sadece yemek pişirmesi önerilmiş. Fırının içinde çamaşır kurutma vakalarına sıklıkla rastlayan servis elemanları ayrıca çok sayıda beyaz eşya sahibinin fırınlarının içini mutfak dolabı olarak da kullandığına tanık olmuş. İçinde unutulan şeker, elbezi, mutfak önlüğü gibi malzemelerin yanması sonucu fırınların kullanılamaz hale geldiği belirlenmiş.
- Diyarbakır’da ise buzdolabının içini aydınlatan ışığı yetersiz bulan bir vatandaş, içine birkaç mum yerleştirerek kendince sorunu çözmüş. Ancak mum buzdolabının tavan kısmını yakınca üründen şikayetçi olmayı ihmal etmedi.
- İstanbul’daki bir müşteri de kettle’ının (su kaynatıcı) eridiği şikayetiyle servise başvurmuş. Kettle’ın elektrik ile çalıştığını bilmeyen müşterinin ocağın üzerine su ısıtıcısını koyarak suyu ısıtmaya çalıştığı anlaşılmış. Ocaktaki ateşin erittiği kettle’in yenisi ile değiştirilmesinde müşteri çok ısrarcı olmuş. İstanbul’daki başka bir müşteri de elektrikli karıştırıcıyı tencerenin içinden çıkarmadan yemek pişirmiş. Alet eriyince de şikayetçi oldu.
- Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki tüketici toplantısında bir kişi, buzdolaplarının sebzeliklerinin daha büyük olması gerektiğini söylemiş. Bu talebinin nedeni sorulduğunda, "Yaz ayları çok sıcak geçiyor. Ayakkabılarımızı içine koyup soğutuyoruz. Sebzelikler büyük olursa daha çok ayakkabı soğutabiliriz" cevabını verdi.
- Elazığ’ın Maden İlçesi’nde mağarada oturan bir vatandaş, aşırı sıcaklardan bunalarak klima almış. Mağarada elektrik bulunmaması sebebiyle dışardan kaçak elektrik çekmiş. Yetersiz olan elektrik klimanın performansını bozunca tüketici, klimanın randımanı düşük diye şikayette bulunmuş.
- Bir bilgisayar firmasına müşteriden gelen şikayet: ‘İlk disketi sürdüm, ikincisini sürerken çok zorlandım üçüncüsü asla içeri girmiyor.’ – Yeni aldığı bilgisayarın çalışmadığını ileri sürerek firmaya başvuran kadın sürekli, ‘Ayak pedalına basıyorum basıyorum makineden hiç ses gelmiyor’ demiş. Ayak pedalı’nın fare olduğu ortaya çıkmış.
- Bir bilgisayar firmasının müşterisi dokümanı yazıcıya aktaramadığından şikayet etmiş. ‘Bilgisayar yazıcıyı görüyor mu’ sorusuna karşılık ‘Ekranı yazıcıya doğru çevirdim ama hala görmüyor’ cevabını vermiş.
- Firmayı arayan bir müşteri, bilgisayarının faks çekememesinden şikayet etmiş. 40 dakikalık telefon görüşmesi sonucunda adamın kağıdı monitöre dayayıp ‘Gönder’ tuşuna bastığı ortaya çıkmış.
"Bana annemi tekrar anlatır mısın babacığım?"
"Evinin kadını,çocuklarımın anası olacaksın."
"Sen yoksa benim annem misin?"
"Senin annen bir melekti yavrum."
"Aney Gülo? Sı*tırma gülona duymimisn ağzından değil kıçından konuşi deyuz şimdide 20 bin isti şıllığına* Seni namıssız seni."
Kardeş kardeşe bunu yaparmı himmet ağa.
Bir sor bakalım niye yaptım?
Kardeş! Adres Pevlike Ben P.. Rıza’nın kardeşi Fırlama Necmi’yim.
"Amca, size baba diyebilir miyim?"
"Bu resimdeki amca kim anne?"
"Tanrım, görmüyorum!"
"Görüyorum, görüyorum!"
"Sus Nalan! Çıldırasıya sus!"
"Biz ayrı dünyaların insanlarıyız."
"Bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç vardı."
"Kızımın peşini bırakmak için ne kadar istiyorsun?"
"Az kazanıyorum belki ama namusumla, alnımın teriyle kazanıyorum."
"Çok küstahsınız."
"Anneciğim, ben bu amcayı çok sevdim."
"Neden ağlıyorsun anneciğim? / Hayır yavrum ağlamıyorum. Gözüme toz kaçtı."
"Benim de senin yaşlarında bir oğlum vardı evladım."
"Seni sevmiyorum, seninle oyun oynadım, bunu anlamadın mı hala? Sen benim makyaj masrafımı bile karşılayamazsın."
"Annen sen doğarken öldü yavrum."
"N’olur gerçegi söyleyin doktor, ölecek miiım?"
"O kızla evlenirsen, seni mirasımdan mahrum, evlatlıktan men ederim."
"N’ayır, n’olamaz!"
"Ben fakir bir gencim, sen ise zengin bir fabrikatörün kızısın."
"Evlenince pembe pancurlu bir evimiz olacak."
"Aman Allah’ım, ne kadar mesudum!"
"Hayır! Durun! O suçsuzdur. Aradığınız suçlu benim!"
"Bu ses? Bu ses! Olamaz! Giт! Giт buradan!"
"Vücuduma sahip olabilirsin ama ruhuma asla."
"Ben fakir bir gencim, reca ederim duygularımla oynamayın."
"Seni ebediyete kadar bekleyeceğim."
"Lütfen haddinizi biliniz."
"Metanetinizi muhafaza ediniz. Tanri’dan ümit kesilmez.
"Bana yıllar önce çılgıncasına sevdiğim bir kadını hatırlattınız."
"Peki, bana yazmış olduğun aşk dolu o mektuplar, meğer hepsi yalanmış. Neden, neden?"
"Hayır, hayır! Sandığın gibi değil."
"Fakirsin sen. Fakir! Fakir!"
"Beni paranla satın alabileceğini mi sandın?"
"Hayır! Hayır! Tertemiz hislerimle oynadın benim."
"Saadet dolu yuvamıza kara bir gölge düşürdün."
"Bizim gibi insanlar şerefleri için yaşarlar, namusları için ölürler. Ama sen bunu anlayamazsın."
"Ben artık yarım bir insanım, seni mesut edemem."
"Olmadı, yapamadım. Seni unutamadım."
"N’Allah’ım. Sen! Sen…"
"Çok mesudum, seni deliler gibi seviyorum."
"Hangi Kadir? / Deli Kadir ulen!"
"Seni kevgire çevirmezsem bana da Karamürselli demesinler!"
"Bu ses? N’olamaz!"
"Hayır, sen benim çocuğum olamazsın. Benim çocuğum öldü."
"Hayır teyze sen benim annemsin. Al bak resme."
"Evet, sen benim oğlumsun."
"Allah’ım! Bu günleri bana gösterdiğin için sana çok teşekkür ederim."
"Dağılın üleen!"
"Ben Osman,Ofsayt Osman"
"Yine mi golü atamadım ha,bu da mı gol değil?"
"Ne diyorsun, kuzum?"
"Güzel olduğunuz kadar da küstahsınız"
"Eşoğlu eşşek"
"Hoşgeldiniz babacım." -"Noşbulduk oğlum."
"Bir zamanlar fakir ve gururlu bir genc vadı hatırıyor musun?"
"Senin babanı da sevmezdim zaten"
"Atıl kurt !"
"Hain güdük!"
"Domates… hayde domates"
"Yalvarırım aşktan söz etme bana"
"Tükür ulan babanın suratına"
"Benim maymunlara bağlılığım çok eskiden başlar.. Hatta hayatımı bile bir maymuna borçluyum"
"Gel dedin, geldim Abdurrahman çavuş!"
"Nefret ediyorum senden nefret, nefret, anlıyor musun? Nefret!"
"Merhaba.. karim ve ben su an size cevap veremiyoruz .. ama numaranizi birakirsaniz isimiz biter bitmez sizi arariz.."
"Merhaba.. Ben John.. Telefon sirketinden ariyorsan, faturanizi odedim merak etme… Anne Baba eger sizseniz, bana acilen para gonderin..
Yatirim danismanim eger arayan sensen, bana yeteri kadar para gondermemissin..
Erkek arkadaslarimdan biriysen, bana borcun var hala parami vermedin..
Kiz arkadaslarimdan biriysen, hic endiselenme bende para bol"
"Merhaba.. simdi de sen bisey soyle.."
"Merhaba.. ben su anda evde diilim ama telesekreterim evde, benim yerime onunla konusun.. Simdi size biiip diycek"
" Merhaba,ben David’in telesekreteriyim siz kimsiniz?"
" Merhaba.. mesaj birakirsaniz sizi ararim.. "seksi" bir mesaj birakirsaniz, sizi HEMEN ararim"
" Merhaba!!! John’un telesekreteri bozuldu.. ben buzdolabındayım…"
" Merhaba.. bu konusan bir makinedir.. ben mesajlari anlayabilirim.. sahiplerim сок temiz insanlardir,evimiz сок zevkli dosenmistir … Bir sürü yardim kurumuna bagista bulunmuslardir … hey hala ordaysaniz mesaj birakin, onlar sizi geri ariycak kadar naziktirler"
"Bu bir telesekreter degildir.. bu bir telepatik dusunce okuma makinesidir.
Bip sesinden sonra adinizi,neden aradiginizi ve numaranizi dusunun, ben de sizi aramayi dusunucem"
"Merhaba.. buyuk ihtimalle evdeyim, ama hoslanmadigim birinin aramasindan korkuyorum.. Mesajinizi birakin, size geri donmezsem demek ki o korktugum sizsiniz"
"Merhaba.. ben George!! Su anda size cevap veremiyorum … mesajinizi birakin, ben size geri donene kadar telefonun basindan ayrilmayin"
"Lutfen sinyalden sonra mesajinizi birakin.. yine de sessiz kalma hakkiniz var.. cunku soylediginiz hersey kaydedilecek ve aleyhinize delil olarak kullanilacaktir…"
"Merhaba!! Biz Jim ve Sonya’yiz.. Su anda telefonu acamiyoruz cunku yapmayi сок sevdigimiz biseyle mesguluz… Sonya’nin tarzi yukari asagi, benim tarzim soldan saga ve yavas yavas… Neyse siz mesajinizi birakin, biz disimizi fircalamayi bitirince sizi arariz.."
Istiklal´in oralarda, 9-10 yaslarinda, buyuk olasilikla tinerci, iki cocukla konusuyor polis. Birisine sordu, "Nerede oturuyorsun sen, evin nerede senin?".
Cocuk:
"Evim filan yok, orada burada uyuyorum".
Polis oburune dondu:
"Peki sen?".
Ikinci cocuk:
"Komsuyuz!" Az once iş icabi Isparta´da bir musterimizi aradim. Telefonu acan kibar bayana ilgili kisinin mail adresini sordum. Hanimefendi gayet kibarca "Bizim burada internet cekmiyor" dedi.
Cuma aksami gecenin bir yarisi Arnavutkoy´de taksi ariyordum. Fakat etrafta bir tane bile yoktu. Arabasını park etmis yemek yiyen bir taksi soforu gordum. Adama yaklasip, "Abi musait misin?" dedim. O da, "Ehliyetin var mi?" diye sordu. Taksim´e kadar taksiyi ben kullandim, o paşa paşa yemegini yedi.
Bir arkadas anlattı. Gecenlerde Taksim´de yururken sıkışınca McDonalds´in tuvaletine girmis. Tuvaletten sonra elini kolunu sallaya sallaya restorandan cikarken elemanlardan biri arkasyndan seslenmis:
"Bir gun yemege de bekleriz…"
Izmirliler bilir, toplu tasimada Kentkart uygulamasi vardir. Karta para yuklersiniz, otobuslerde manyetik okuyucuya tutarsiniz ve okuyucu okuduguna dair sinyal sesi verir. Kentkart uygulamasinin ilk yilyidi. Yaslı ama сок tonton bir teyze elinde Kentkartla otobuse bindi. Nedense karti soforun suratina dogru tuttu(Herhalde paso gibi gosterilecek zannetti). Sofor iki-uc saniyelik saskinlik periyodunu atlattiktan sonra, "Biiiiip!" dedi. Teyze bi sey olmamis gibi gecip soforun arkasina oturdu. Otobusteki herkes kahkahalarla gulerken bense soforun zekasina hayran olmustum.
Bir gun yolda giderken kaset sатаn bir dukkanin caminda aynen soyle bir yazi gormustum:
"Arabalar icin cistakli muzik gelmistir."
Traş niçin şart.
Ey Edip Adana da pide ye.
Anastas mum satsana. (Anastas bir ruм ismiymiş) Tasla kepek al sat.
Sevtap Üner:
Işıklar arar alkışı.
Eni verev kessek verevine.
Rulo yap, küçük pay olur.
Elini aça aça inile.
Tasarıda radar adı rasat.
Cemil Şinasi Türün:
Madara kaymakam, niçin makam yakar adam.
Nitelikli iş iletin, nitel işi ilk iletin.
Ali Rıza Güvenlik:
Alışır o sana, sor Işıl a.
Bülent Dilaver:
Ulu eli milatlık anam, az namazlık zaman ara, namaz kıl zaman zaman, akıl talim ile ulu.
Dilek Kutay:
Takas çok ama koç sakat.
Hüseyin Dilek:
Al ye Hüseyin, niye Süheyla?.
Kamil Salih Mete:
Emre ve kıza yazık, everme.
Ahmet Özcan:
Adnan İsa bak, en iyi ve az eczane, ev ve en az cezaevi yine Kabasinan da.
Rifat Behar:
Teli ellerime demir elle ilet.
Pay ederek iki kerede yap.
Aydın Gazi Ulusoy:
Kasaya mal koyana yoklama yasak.
Arazi küçük, iz ara.
Rulo arap eli ile para olur.
Zeki, kirazı seven ışık kışın eve sızar iki kez.
Zam yok, rey iyi, grev vergiyi yer, koymaz.
İbrahim kek mi harbi?
Neden ama, neden?
Ne bedenim azami, ne de ben.
Ey iyi ruh, Huri yi ye.
Rulo küçük küçük olur.
Aydın Sipahioğlu:
Aç raporunu koy, okunur o parça.
Al kazık, çak karaya, kayarak kaç, kızakla.
Al Pakize, bezi kapla.
Altan аттаn atla.
Anastas keten etek satsana.
Anastas rulo iyi olur, satsana.
Ara, piller eder elli para.
Arap Kara Murat atar umarak para.
Aslan Ali ile Veli ilan alsa.
Ayla da mı madalya?
Ayol abla, keten etek al baloya.
Ayşen, ıslak kalsın eşya.
Er işi pilavı vali pişire.
Ey kekeme, kek ye.
Firar eder Arif.
Kalsın o don ıslak.
Katıra da radarı tak.
Katla enine, al tak.
Keçin ileridedir, elini çek.
Kim o komik?
Koyma Vahit, teyp yetti, havam yok.
Nine, şu resim ise Ruşen in.
O zaman al tak, katlanamaz o.
Para hazır ama rıza harap.
Rıza, Haluk okula hazır.
Şeş-ü dü mü? Düşeş.
Uğur motora sar o tomruğu.
Yok, adını da koy.
Zamlı tas neden satılmaz.
Sevgili günlük, Bu sabah Hürriyet´in Kelebek ekinde sigarayı bırakmanın vücuda yaptığı olumlu etkileri anlatan bir haber okudum. Bu tarz haberlerden oldum olası tiksinmeme rağmen nedense coşup sigarayı bırakmaya karar verdim. Kararım kesin, sigarayı bırakıyorum. Bu kararımın vücuduma etkilerini gösteren tabloyu başucuma astım. İçimin zehirden temizlenmesini tabloya bakarak daha rahat hissedeceğim. Şimdi masanın üzerindeki dolu sigara paketini buruşturup çöpe sallıyor ve sağlıklı gürbüz bir kişi olma yolundaki ilk adımımı atıyorum.
SEKİZİNCİ SAAT Sevgili günlük, Tabloya göre sigarayı bıraktıktan sekiz saat sonra tansiyon ve nabız normale dönüyormuş. İnanır mısın, bunu hissediyorum sanırım. Tamam, tansiyon ve nabzımın bundan sekiz saat önceki halinde de anormallik hissetmemiştim,ama normale dönmesi iyi bir şey herhalde. Coşkumu paylaşmak için Teoman´ı aradım, sigarayı bırakmama "geçici Ubeyd Korbey sendromu" adını taktı. "Oğlum" dedim, "bak tam sekiz saattir sigara içmiyorum, tansiyonum ve nabzım cillop gibi oldu".
Bunu söyleyince kendi nabzının ve tansiyonunun da harika olduğunu söyledi, meğer sekiz saattir uyuyormuş. Yavşak işte, ben ne diyorum o ne diyor. Yalnız laf aramızda, kafama takıldı gerçekten, demek ki günde sekiz saat uyuyan bir sigara tiryakisinin tansiyonu ve nabzı da günde bir kere normalleşiyor. E peki, tansiyon ve nabız günde üç kez normale dönemeyeceğine göre benim kazancım ne bu işten? Demek ki, savaşı erken bırakmayacaksın. Yoksa Teoman itinden ne farkım kalır? Onun tansiyonu da normal, benimki de…. Neyse, bakıcaz….
ONUNCU SAAT Sevgili günlük, Sigarayı bırakırken başlangıcın çok zor geçtiğini duymuştum. Hiç de değilmiş. Az önce yemek yedim, iştahım açılmış, yemeklerin tadını daha iyi aldım. Yıllardır ilk kez yemeğin üzerine sigara içmeyeceğim.
ON BİRİNCİ SAAT Acaba azaltarak mı bıraksam? Sadece yemeklerden sonra içsem mesela? Yok yok, dayanmam lazım. Kuruyemişçiye gidip kabak çekirdeği alayım, oyalanırım.
ON ÜÇÜNCÜ SAAT İki saattir aralıksız kabak çekirdeği yiyorum. Ve bir de yıldıran dejavu:
"Abi bu çekirdeğe elini sürünce bırakamıyorsun."
ON DÖRDÜNCÜ SAAT Kabak çekirdeğini bırakınca yemekten sonrakine benzer bir sigara içme isteği uyandı. Çöpe attığım sigara paketini ararken telefon çaldı, Teomanmış. "Sağlığında yeni düzelmeler var mı?" diye sorup kahkaha attı . Vay ayı vaaay, sigarayla mücadelemde başarısız olmamı bekliyor demekki. Bu beni sinirlendirmekten çok kamçıladı. Ulan Teoman, görüşürüz bakalım. İlk işim sigara paketinin olduğu çöp torbasını evden atmak ON YEDİNCİ SAAT Sevgili günlük, Kendimden utanıyorum. Az önce kapıdaki çöp torbasını geri almaya karar verdim, kapıcı götürmüş. Kararsızım, sigarayı bırakanların sinirli olmaya başladığı ve kilo aldığı söyleniyor. Şişman ve sinirli biri olup Hüseyin´e benzemeyeyim sakın?
YİRMİ DÖRDÜNCÜ SAAT Sevgili günlük, Biliyor musun, sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra kalp krizi riski yüzde 25 azalıyormuş. Fena değil ha, ne dersin? Teoman´ı aradım az önce, sana en fazla 15 gün veriyorum dedi. Kalp krizi riskinin azalmasından sözettim, güldü. Gül bakalım Teoman efendi, gül… Gidip kabak çekirdeği alayım.
İKİNCİ GÜN Sevgili günlük, Dün çok kötü geçti. Kuruyemişçiye gidip bir kilo kabak çekirdeği aldım. Gazeteleri çıkmadan okusaydım keşke, Hıncal Uluç köşesinin yarısını "kabak çekirdeğinin cinsel güce katkıları"na ayırmış. Allahım, ya kuruyemişçi de okumuşsa yazıyı? Ulan yüz gram al çık, bir kilo niye alıyorsun? Bundansonra o dükkanın önünden geçemem.
ÜÇÜNCÜ GÜN Sevgili günlük, Çok güzel bir gündeyiz. Sigarayı bırakmamın üzerinden 72 saat geçti, yani sinir uçlarım bugünden itibaren yenilenmeye başlıyor. Daha da güzeli, sevgilim geliyor. Bugün biraz sinirli gibiyim, kızın yanında arıza yapmasam bari… DÖRDÜNCÜ GÜN Sevgili günlük, Dün ne güzel başlamıştı hatırlarsın, ama korktuğum başıma geldi ve sevgilimle kavga ettim. Her şey iyi başlamıştı halbuki. Bir ara dışarı çıktık, ben sosisli sandviç almak istedim, hanımefendi karşı çıktı. Neymiş, yürüyerek yemek yenilmezmiş. Durduk yerde kavga çıktı. Sonunda dayanamayıp karşıdaki lokantaya gittim ve patlıcan musakka söyledim. Garson tabağı getirir getirmez hatunun yanına koştum ve "yürüyerek yemek öyle yenmez böyle yenir" diyerek elimde tabak yürümeye başladım. Bir yandan da musakkayı yemeye çalışıyorum. Kız kaçmaya başladı, ben de peşinden koşuyorum. Bir ara ağzımdan köpükler çıktığını farkedince durakladım. Elimdeki tabağı çöpe atıp eve döndüm. Sevgilimin telesekreterine not bıraktım, umarım arar.
BEŞİNCİ GÜN Sevgili günlük, Bu sabah İstikbal´den çek-yat gelecekti, öğlene kadar bekledim, ne gelen var ne giden. Birden sinirlerim tepeme çıktı, elimde odunla beklemeye başladım. Hayır, niye sözünde durmuyorsun kardeşim? Sabah dediysen sabah getir. Adamlar saat üçte geldiler, ben odunla kapıya çıkınca tedirgin olup kaçtılar. İstikbal´i arayıp siparişi iptal ettim, Seray´ı var Mobella´sı var canım, banane yani… ALTINCI GÜN Sevgili günlük, Sevgilim aradı, bana çok kızgın olduğunu söyleyip bir çuval zır zır yaptı. zaten ona moralim bozuk, bir de Teoman gelip karşımda fosur fosur sigara imesin mi? Dumanı suratıma üflediğinde çaktırmamaya çalışarak içime çekmeye çalıştım. Ulan özlemişim be… YEDİNCİ GÜN Sevgili günlük, Kabul etmem gerekir ki bugün çok sinirliydim. Gevşemek için televizyonu açıp belgesel izlemeye başladım. Discovery Channel´da Timsah Avcısı diye bir lavuk var, 10 dakika dayanamadım herife. Eline bir yılan almış, yılan çıtır çıtır ısırıyor, bu gevrek gevrek gülüyor. Neymiş, yılan zehirsizmiş. Ya arkadaşım, zehirsiz diye ne bu yani? National Geographic´I açıyorum, zürafalar var, daha iyi. Ama zürafalardan, Mary ve ailesi diye söz ediliyor. Allah belanızı versin hepinizin. Süt içip uyumaya karar veriyorum, süt şişesinin üzerine "lütfen çalkalayınız" yazmışlar. Çal-ka-la-mı-yo-ruм. Mecbur muyum lan sizin şişenizi temizlemeye. Para almasını biliyorsunuz eşşoğlueşşekler sizi be! Akşam arkadaşlarla bira içmeye gittik. Buinsanlarne kadar anlayışsız var ya günlük, aklın oynar. Ulan zaten sigarasız bira içiyorum, beynim sulanmış, hala üzerime geliyorlar. Masada ideolojik hadise çıktı, dışarı kadar uzadı. Tartışma sorun değildi de "sigarayı bıraktığındanberi kilo aldın lan kocagöt" deyince dayanamayıp kafa attım Teoman´a. Yapmasam iyiydi.
SEKİZİNCİ GÜN Sevgili günlük, Teoman arayıp bir daha benimle görüşmek istemediğini söyledi. Çok umurumdaydı lavuk. Gereken cevabı verdim zaten. Bu arada, gazetede okudum yine. Sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden bahsediyordu. Azaltarak bırakma ve marka değiştirerek bırakma maddeleri ilgimi çekti. Acaba? Ama yok yok, bu kadar dayandım, gerisini getirmek lazım.
DOKUZUNCU GÜN Sevgili günlük, Sana ne zamandır sevgili günlük diye seslenmediğimi farkettim. Oysa sen bu dünyada beni anlayan tek varlıksın, tek dostumsun. Bugün ne oldu biliyormusun, sevgilim beni terketti. Alçak kadın, Manyaklaştığımı söyleyip ayrıldı benden. Bu arada kabak çekirdeğinin bokunu çıkardım, her tarafımda sivilce çıktı.
ONUNCU GÜN Sevgili günlük, İki gün önce, sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden sözetmiştim. Ben iki yöntemi birleştirip hem marka değiştirdim hem de azalttım. Günde üç tane yemeklerden sonra Parliement içiyorum. O kadar zaman sonra ilk içilen sigaranın bir güzel kafası var, şaşırırısın.
ON BİRİNCİ GÜN Sevgili günlük, Kendime bir iyilik yapıp sigarayı beşe çıkardım. Ha üç, ha beş. Eskiden günde bir paket içiyordum, şimdi beş tane içiyorum. Yine kazançlıyım yani… ON İKİNCİ GÜN Sevgili günlük, Bugün gazetede Amerika´da yapılan bir araştırmayla ilgili haber okudum. Habere göre günde 10 taneye kadar sigaranın çok fazla zararı yokmuş. Üstelik sigaranın markasını değiştirmekten falan da bahsedilmiyordu. Madem öyle günde 10 tane Camel içebilirim.
ON ÜÇÜNCÜ GÜN Sevgili günlük, Sevgilimi ve Teoman´ı arayıp özür diledim. Sevgilim, bir süre daha görüşmek istemediğini söyledi. Ağzımdan köpükler çıkarken koşturduğum sahneyi unutamıyormuş. Haklı kız, bir şey söyleyemedim. Teoman aramızda geçen hadiseyi sigaraya yordu, ona göre yavaş yavaş sigara içmeye başlayınca beynim tekrar faaliyete geçmiş. Neyse barıştık ve yarın akşam buluşmaya karar verdik.
ON DÖRDÜNCÜ GÜN Sevgili günlük, Teoman´la ocakbaşına gittik. İçtiğim sigaraları saymadım. Teoman´ın da dediği gibi, sigaranın zararlarını bilerek içiyorum, kime ne? Sana da soruyorum günlük, sana ne?
ON BEŞİNCİ GÜN Sevgili günlük, Püfür püfür içiyorum sigaraları. Bir de, "sigaraya tekrar başlayınca ne olur" tablosu yapmaya başladım. Sevgilim de bir daha sigarayı bırakmayacağım sözünü verince geri döndü. Elveda günlük, bir daha işim olmaz seninle.
Üzümü ye, çekirdegini de ye,sahibi gelince onu da yersin.
Minimini bir kus kondu pencereye,attim tavaya çok güzeldi Sakla samani, simdi inekler gelir Hayat, beynimizdeki bulmacayi doldurma çabasidir.
Geçenlerde bir taksi çevirdim, hala dönüyor.
Sekiz dil bilen adami öldürdü, toplu katliam suçundan yargilandi.
Zengin insan gelecegi, fakir insan ise bugünü düsünür.
Kedi kullanamadigi programa, viruslu der. Delinin biri Network u bozmus, 40 supervisor duzeltememis.
Damlaya damlaya kota dolar.
Acele programa bug karisir.
Dogru program debug istemez.
Sifreni soyleme dostuna, o da soyler dostuna.
Cracker in hakkindan hacker gelir.
Hack e giden hacklenir Vakitsiz kilitlenen bilgisayar resetlenir Ayni memory adresinde iki degisken otmez Baskin basanin, memory allacote edenindir Bir PC nin nesi, iki PC nin network u var.
Tusa basmakla klavye eskimez Ummadigin program, makineyi kilitler Fazla utility, goz cikarmaz.
Virus istedi 1 EXE, Allah verdi 2 EXE.
PC in var mi derdin var.
Virusu an, antivirusunu hazirla Yigidin mali ANONYMOUS FTP dedir.
Yol sormakla, keyword aramakla bulunur.
Virus, ferman dinlemez.
Yüz defa söyleme, bir defa örnek ol O kadar sanssizdi ki sirtüstü düsünce bile burnunu kirardi.
Bir çocuk bes yasindayken söyle düsünürmüs:Babam herseyi biliyor. 10 yasindayken:Babam çok sey biliyor. 15 yasindayken:Ben de babam kadar biliyorum. 20 yasindayken:Babam hiçbirsey bilmiyor. 30 yasindayken:Bir de babama sorayim. 40 yasindayken:Babam ne çok sey biliyor. 60 yasindayken:Babam hayatta olsaydi da sorsaydim.
Ne Ka ekmek O ka köfte.
Peynir sade bana müsade.
Beni bir sen anladin , sen de yanlis anladin.
Sana 5000 kere soyledim abartmayi birak diye.
Son gülen , espriyi en son anlayandir. .
Acinin gamzesi yoktur.
Herkes kahve içince uyuyamaz. Bense uyudugum zaman kahve içemiyorum!!!
Acele ise, benim de var.
Ask bir caciktir içine hiyarlar duser. Ama beni ittiler!
Ayakkabim yoktu diye agliyordum, ta ki ayaklari olmayan bir çocuk görene dek..
Adamin biri altinci kattin atlamaya bayilirmis, atlamis ölmüs.
Ne düsünüyorsun? Sana söyliyecek olsaydim konusurdum. Düsünmezdim Istedim. Vermedi. Soförsün dedi.
Arkanizdan konusmak gibi olmasin ama çekilin de geçelim..
Erken kalkan ku$ yem bulur erken kalkan solucan yem olur.
Lambadan cin çikmis: Benden ne istersen komsuna da iki katini verecegim demis. Adam: Bir gözümü oy diye karsilik vermis.
Ayakkabin vuruyorsa sende ona vur… Yes abicim Türkçe egitime benden de okey!!!
Ask elma sekerine benzer, yedikçe kazigi çikar!
Bu ask böyle çekilmiyor. Biz en iyisi itelim..
Karnedeki her kirigin bir hikayesi vardir.
Kizini dövmeyen erken dede olur.
Horozu çok olan yerde nüfus planlamasi olmaz!
Paranin ne önemi var. Mühim olan Hisse Senedi.
Erkeker belediye otobüsüne benzer birini kaçirirsan bes dakika sonra digeri gelir Dünya delikanli olsaydi yuvarlak olmazdi… Adamin biri kizmis hemen istemeye gitmisler Oglumun adini mafya koydum, artik bi mafya babasiyim!
Yazilidan sifir aldim ama onemli olan katilmakti.
Bilmemek ayip degil, Yeter ki caktirma… Sizde bit sampuani var mi? Kirlendi hayvanciklar.
Adamin biri gülmüs,karisida lale.
Son gulen sen olacaksin, cunku gec anliyorsun Bu tup bebek hatali; Hep gaz kaciriyor…
Adamin biri ata binmeye bayilirmis, binince de bayilmis.
Adamin biri isi basindan atmis, ayagina düsmüs.
Adamin biri kazik yemis ama tadini begenmemis.
Adamin biri kazik yemis ama doymamis.
Adamin biri mahkemeye düsmüs, ayagi kirilmis.
Adamin biri köpürmüs, karisi da çamasir yikamis.
Adamin birinin tabagindaki yemek bitmis, tenceredeki pire.
Adamin biri çene çalmis, karakola **ürmüsler.
Adamin birini karakola g. Türmüsler, karaCOLA nin tadini begenmemis.
Adamin biri kizmis ama ispat edememis.
Adamin birinin gözleri dolarmis, kulaklari mark.
Adamin ayaklari kokmus, elleri linyit.
Adamin gözü dalmis, burnu yaprak.
Adamin inadi tutmus, bir türlü birakmamis.
Adamin evi yanmis, odalari düz.
Adamin cani çikmis, bi daha yerine takamamislar.
Adamin cani sikilmis, gevsetememisler.
Adamin o lafa karni tokmus, gözü aç.
Adamin saçi kirmis, sakali çayir.
Adam düsmüs, karisi gerçek.
Adam gülmüs, karisi lale.
Adam yatmis, karisi tekne.
Adam sinirliymis, karisi kemikli.
Adam karisina inek demis, birlikte asagi inmisler.
Adam karisinin yüzüne bakmamis, doksan dokuzuna bakmis.
Adam saat kaç demis, saat de kaçmis.
Adam kafasini toplamis, burnunu bölmüs.
Adam bol keseden atmis, dar keseden essek.
Adam yazmis, karisi kis.
Adam donmus, karisi fanila.
Adam sismis, karisi tig.
Adam almis, karisi mor.
Adam yaymis, karisi halter.
Adam basmis, karisi soprano.
Adam kazmis, karisi ördek.
Adam kurmus, karisi döviz.
Adam bezmis, karisi kumas.
Adam çekmis, karisi senet.
Adamin kahvesi tasmis, çayi kaya.
Adam kartmis, karisi mektup.
Adam satmis, karisi RTL.
Adamin birinin gözleri yasliymis , kulaklari genç.
Adamin biri güneste yandi , ayda düz.
Adamin biri yolda elli lira bulmus ama ayakli lira bulamamis.
Adamin birinin uykusu gelmis içeri almamis.
Adamin birinin beli tutulmus eli kaçmis.
Adamin birinin gözü sisti, burnu tig.
Adamin biri televizyona çikmis birdaha indirememisler.
Adamin biri tuvalete yapmis karisida baloya gidememis.
Adamin biri hakkini aramis meskul çikmis.
Adamin birinin kafasi kizmis vücudu erkek.
Adamin birini bi gün salivermisler; pazartesi almislar!!
Adam karisina inek demis, birlikte asagi inmisler!!
TERCİHEN İNGİLİZCE BİLEN Yapacağınız işle bir ilgisi yok ama, bu sıra herkes ingilizce bilen eleman arıyor. Bir bildikleri olmalı.
ARAŞTIRMACI, ÖĞRENMEYE AÇIK O kadar işin arasında sizi eğitecek ne paramız, ne de zamanımız var. Mesleğinizle ilgili gelişmeleri iş saatleri dışında kendiniz araştırıp öğrenmek zorundasınız.
İNİSİYATİF SAHİBİ Üstlerinden habersiz iş yapabilecek, ancak başarısız olursa canına okunmasına katlanabilecek..
SİSTEM OLUŞTURABİLEN ISO çalışmalarına başladık. Yazılacak 78 adet prosedür var.
SORUMLULUK ALABİLEN Vergi, sigorta müfettişleri bir usülsüzlüğü yakaladığında “ valla üstlerimin bu işlemlerden hiç haberi yoktu, onlara danışmadan kendim yaptım…" diyebilecek saflıkta olan.
ERKEK ADAYLARIN ASKERLİĞİNİ YAPMIŞ OLMASI Bayansanız askerlik yapmış olmanız gerekmiyor yaani.
BİLGİSAYAR KULLANABİLEN Valla geçen gün arkadaşın aklına uyup bir bilgisayar aldık ama.
KARİYER OLANAKLARI SUNAN ŞİRKETİMİZ Başlangıç ücreti olarak piyasanın altında veriyoruz, ama burada gece yarılarına kadar çalışıp yöneticilerin de gözüne girerseniz sizi terfi ettirebiliriz.
SEYAHAT ENGELİ OLMAYAN Altınıza bir araba vericez, o şehir senin, bu kasaba benim deli dana gibi dolaşacaksınız. Evliyseniz sorun olabilir, isterseniz eşinize bir danışın. Ya da hiç danışmayın, bu sizin için iyi bir fırsat olabilir. Artık ona siz karar verin.
İNSAN İLİŞKİLERİNDE BAŞARILI Şirketimizde herkes birbiriyle kavgalı, kimse kimseyle geçinemiyor. Bir de sizle uğraşmayalım. Üst yönetimin hoşuna gidebilecek şeyleri yapabilen, yalakalık becerileri gelişmiş.
İKNA KABİLİYETİ OLAN Müşterileri kalitesiz ürünleri daha pahalıya almaya razı edebilecek.
ANALİTİK DÜŞÜNEBİLEN Ne bütçeyi tuturabiliyoruz, ne de muhasebe hesaplarını. Herşey arap saçına döndü. Biri bizi bu durumdan kurtarsın.
Tercihen yüksek lisans mezunu, ingilizceyi ana dili gibi konuşabilen, konusunda en az on yil deneyimli, askerliğini yapmiş, 30 yaşini aşmamiş."
Oha demeyin, aslında ne istediğimizi biz de tam bilmiyoruz, bu özelliklere sahip aday bulabilir miyiz onu da bilmiyoruz. Ama patron yazalım diyor, ilan havalı oluyormuş.
B SINIFI SÜRÜCÜ BELGESİNE SAHİP Size araba vericez ama şoför vermicez. Uzun yola alışıksınızdır umarız.
TERCİHEN MUHASEBE VE / VEYA İNGİLİZCE BİLEN ( Valla gerçek !) Şimdi sizi tam olarak nerede kullanacağımızı bilmiyoruz. Ne kadar çok vasfınız olursa o kadar iyi… Hele bir siz işe başlayın. Gerisini sonra düşünürüz.
Şehirlerarası otobüste gece 23:00’dan sabah 05:00’a kadar nefes almadan konuştuktan sonra, şoföre; ”Kaptan bey evladım, kusura bakma seni de uyutmadık!” diyen yurdum teyzesine alkışyokmu?
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Annemin damatları için yorumu:
“Bütün öküzler de bizi buluyor; nasıl ot yetiştirdiysem artık..
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ On bir yaşındaki oğlum babasına, ileride kıllı bir erkek olmaktan çok korktuğunu söylüyor. Kocam da “Ne var kıllı olmakta oğlum, benim de çok kılım var.” diyerek endişesinin gereksiz olduğunu vurgulamaya çalışırken oğlumdan gelen cevap:
“Baba kusura bakma ama senin kılın değil kürkün var!” ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Ben oruçluyum, karım değil. Trafikte ilerlerken trafik magandalarına orucum bozulmasın diye küfürleri karım ediyor.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Anneme mızmızlanıp, “Karnım ağrıyor, sev beni…” diyorum. Diğer odadan bizi dinle(me)yen babam sesleniyor, ” Hanım! Evet, karnıyarık yap, ben de çok seviyorum.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Bugüne kadar hiçbir işinde torpile başvurmayan annemin, mahşerde şehitlerin şefaat edeceğini duyunca verdiği tepki:
“Dedem şehit, bizi aldırır.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Yeter artık, atacağım boğaz köprüsünden kendimi!” diyen bir annem, “Yol parası çıkarma şimdi, camdan atla.’ diyen bir de babam var.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Bu favorim ; Komşumuzun yeni doğan bebeğine “Toprak Su” ismini koydular. Biz de kısaca “Çamur” diyoruz.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ 25 aylık oğlumun net olarak bildiği iki şey var; pipi ve baba. Sorduğumda bazen karıştırıyor ama o kadar kusur kadı kızında da var.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Genelde gençler hoşlandığı kızı etkilemek için arabayla gezer, tozar. Kardeşim ve arkadaşı ise bu işi “tır”la yapıyor. Çok etkileyiciler canım, çok .▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Evlendiğimiz ilk günden beri istisnasız sabah erken kalkar ve kocamın kahvatısını hazırlarım. Bir gün hazırlamazsam ne yapacak diye kalkmadım, “Sen hep böylesin zaten!” deyip kapıları çarptı ve gitti.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Lisedeyken Türkçe, İngilizce ve Almanca derslerinden başarısız olmuştum. Karneye bakan babamın sitemini hala unutamıyorum:
“Bari birini geçseydin de hangi milletten olduğunu anlasaydık!” ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Ramazanın yaza denk gelmesi ve bu sebeple havaların sıcak olması nedeniyle çoğu insan maalesef oruç tutamıyor. Buna abim de dahil. Ama abim için sorun değilmiş. Nasıl mı? Sevgili abim emekli olduktan sonra, 5 yıl boyunca sürekli oruç tutarsa, tutmadığı günlerin hepsini karşılamış olacakmış. Bir de Cuma namazı var. Yine emekli olduktan sonra her Cuma öğle namazını kılarken, fazladan 3 rekat eklerse yine kılmadığı günleri karşılamış olacakmış. Valla ne diyeyim abiciğim, Allah kabul etsin.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Arkadaşım ilk defa oruç tutmuş, orucunu açarken de şöyle dua ediyor:
“Tanrım, sana inanıyorum, sana tapınıyorum, işlediğim tüm günahlar için de pardon diyorum” Senin Paris’ten bizim mahallenin camisine kadar daha gelecek çok yolun var arkadaşım, çok..
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Bir anda normal değerin üstüne fırlayan, sonra tekrar normal değerin altına inen tansiyonuna canım annemim müthiş yorumunu aynen aktarıyorum:
“O*rospu g*tü gibi oynuyor bugün yine!” ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Cenaze namazına başlamak üzereyken, imamın “Saf olalım” anonsuyla bana dönüp gözlerini pertleterek saf taklidi yapan saygıdeğer kardeşim, Allah cezanı verecek!
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Sevdiğim kadını aracıyla takip ediyorum, Zekeriyaköy orman yolunda sanırım şüphelenip aracı sağa yanaştırıp bekliyor. 100 mt. kadar gerisindeyim. O bekliyor, ben bekliyorum, o bekliyor, ben bekliyorum,… Derken cebime bir mesaj geliyor :
“Arkamdaki sen misin?” Salak kafam cevap veriyor:
“Saçmalama! Ne işim var orman yolunda…” ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Anneme sürekli “Seni çok seviyorum” diye mesaj atan babama “Hep anneme mesaj atıyorsun! Biz neciyiz, insan bir kere de çocuğuna mesaj gönderir…” türü bir ton sitemde bulunuyorum, gülüp geçiştiriyor. Beş, on dakika sonra telefonum bipliyor, babamdan mesaj geliyor:
“Anneni çok seviyorum.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Şu sıralar hangi kitabı okuduğunu sordum. “O kadar yeni başladım ki adını hatırlamıyorum.” dedi. Okumuyorum desene şuna!
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Nişanlım geçenlerde hal hatır sormak için babamı aramış, annem o esnada uyuyormuş. Bir önceki aramasında da annemle konuşmuş ve babam uyuyormuş. Bunca zamandır neden iyi anlaştıklarını bulmuş:
“Tabii ki 30 senedir mutlu bir evlilikleri olur. Birbirlerini görmüyorlar ki.” Çok mantıklı geldi, sustum.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Abim, hızlı araba kullanan enişteme yolu tarif ediyor; “Birazdan yuvarlanacağımız şarampolün sonundan ilk sağa dön enişte…” ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Rahmetli anneannem sahuru geç bitirsin “Olsun daha Kabe’de ezan okunmadı” derdi. Namaza geç kalsın “Olsun daha Kabe’de okunmadı” derdi. Ya bizim islamdaki imtiyazlardan(!) onun kadar haberimiz yoktu ya da ben çocukluğumu Kabe’de geçirdim, haberim yok!
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Allah aşkına yeter hanım. Bir kerecik de iç de bana. Rakı iç, viski iç, sigara iç de.” diyen babam; “Öyle hepsini tek tek söyleyemem; topluca zıkkımın kökünü iç diyeyim, anlaşalım!” diyen de annem olur .▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ 4 kişi iş için Suriye’deyiz. Akşam bir lokantaya götürdüler bizi, yemeğimizi yedik, muhabbet ediyoruz. Bir kedicik dolanıyordu yanımızda ve hayvan doğal olarak “miyav” dedi. Şefimiz “Aaa, miyav diyor lan bu!” dedi. Üstümüz olduğu için bir şey diyemedik, kıkırdayabildik sadece. Şimdi ona buradan içimde kalanı söylemek istiyorum:
“Ne diyecekti lan kedi, ‘el arabiye miyaouv’ mu? Mal herif!” ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Sosyal Bilgiler 4. sınıf sınavında, “Savaşa gidip, savaştan sağ dönen askere ……. denir.” sorusuna, “Hoşgeldin” yazan benim canım öğrencimdir., ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Beni arayıp telefonumdaki ringayı dinledikten sonra annemi arayan ve “Kızınız galiba müzikli bir yerde, telefonunu duymuyor.” diyen adam, koskoca bankanın koskoca müdürüdür efendim. Hani alkış..
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Oğlumu yıkarken lifi uzatmasını istiyorum. Hangi lifi istediğimi soruyor. “Sarıııı!” diyorum, “Laciveeeert!” diyor. “En büyüüük?” diyorum, “Feneeeer!” diyor. “En küçük?” diyorum, oturduğu yerde başını eğiyor, önüne bakıyor ve “Pipiiim…” diyor ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ 123 km ile radara girilir, ceza itinayla ödenir, dönüşte arabada “Radara yakalanmışız” deyince babaannem yanıtlar:
“Allah Allah, o kadar da hızlı gidiyorduk nasıl yakalamışlar?”
1) Ankara’da, сок sıcak bir gunde, dolmuştaki bir kokona yelpazesiyle – “Şöfeer bey klimayı acar mısınız сок sıcak olduu” demisti. Pala bıyıklı şöfer amca teyzeyi bi sure suzdukten sonra, kapıyı acıp acıp kapatmaya basladı, ki ondan sonra dolmuşca yarıldık zaten.
2) Sahil yolundan bostancı istikametinde gitmekte olan dolmuşa yasli bir bayan biner. Bayan tam bir eski istanbul hanimefendisidir. Gerek giyimi, gerek oturusu, gerek konusmasindakı kibarlik ile çevresindekilerin saygi ve ilgisini ceker. Teyzemiz gitmek istedigi yer icin parayi uzatır:
- Pardon beyfendi, rahatsız ediyorum ama suradan bir suadiye uzatırsanız сок memnun olurum.
- Tabi hanfendi, ne rahatsızlıgı … para şöföre uzatılır ve yolculuk devam eder. Yaslı ve kibar teyzemizin kıbarlıgı, sık giyimi ve guler yuzu diger yolcuların icini ısıtmıstır adeta … Suadiye’ye gelindiginde teyzemiz inmek ister ve bunu şöföre yine o kibarlıgı ile bildirir:
- Pardon şöför bey, mumkunse musait bir yerde indirir misiniz?
Şöför saga yanasır ve kapıyı acar fakat arac hala yavasca hareket halindedir … Teyzemiz yaslı olması nedeniyle inemez ve dolmuşun tamamen durmasını bekler. Fakat şöför acelesi varmıscasına yavasca ilerlemekte ve bayanın inmesini beklemektedir … Dolmuşun bir turlu tamamen durmamasına kızan kibar teyzemiz şöföre seslenir:
- Ulan peze…k parasutle mı inicez!
3) Yolcu:
- Mükemmel bir yerde inebilir miyim? (yolcunun kafası karşık sanırım, kendisi de dolmuştakilerle güler söylediine) Şöför kadını indirirken:
- Buyrun size layık değil ama!
4) Yolcu musait bi yerde inmek ister ama dili surcer;
- Musait bi yerde iner misiniz?
Şöför :
- Niye sen mi kullancan
5) Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle taksim’e dogru gidiyoruz. Adamın biri Besiktas dolaylarında gayet aceleci bir tavirla – Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim?
Bizim soför olaya hakim:
- Tabi abi ayıp ettin. al götür. senden kıymetli mi?
6) (Mekan bornova-evka 4 otobüsü / izmir) otobüs tıklım tıklımdır ve arka kapıya kadar ilerlemek imkansızdır. şöförün insafına sığınıp ön kapıdan inmeye teşebbüs eder bir teyze… – Şöför bey ön kapıyı açar mısınız?
- Niye hava mı alcaanız?
7) Ankarada otobüslerin kartlı değil biletli olduğu bir dönem. Good fellas ve ben sabaha kadar üniversitede gireceğimiz ilk sınava çalışmışız. Otobüse bir adam biner … Utangaç, sıkılgan bir tavırla şöföre;
- Afedersiniz şöför bey biletim yok, acaba ineceğim duraktan alabilir miyim?
Şöför:
- Istersen yolculara bir sor… Adam: – Afedersiniz yolcular biletim yok, acaba inceğim duraktan alabilir miyim.!!
8 ) Şahsen benim başımdan gecti:
Şişli-Taxim dolmuşundayım, kapıyı ermeni bir teyze actı, son derece belirgin bir ermeni aksanı ile:
- Pardon şöför bey, acaba Harbiye’den geçeyooor ?
Şöför şöle bi koltuga kolunu atıp arkasını dondu ve aynen aksanı taklit ederek – Yok uçarak gideyooor !!!
(Dip not: Sisli’den Taxim’de Harbiye’den gecmeyen bi hat yok).
9) Istanbul’dayiz … Dolmuşa bindik, dolmuş doldu, tam kalkicak, elemanın bir açtı kapıyı, içerde tıkış tıkış oturmuşuz, önde 3 kişi arkada 4 … Eleman hala bir umut sordu:
- “Kaptan, yer var mi?”. Şöför de arkasını dönüp cevap verdi:
- “Bilmiyorum, üst kata bi bak bakalım”
10) GSM Bir gün arkadaşımla evimin yakınındaki bir duraktan minibüse bindik. Minibüsünün camında kocaman puntolarla şoförün cep numarası yazıyordu, fazla umursamadık ama göze batıyordu; beni ara, diye bağırıyordu resmen. İneceğim yere yaklaşınca şoförün numarasını cevirdim, “Müsait bir yerde bırakır misin abi?” dedim. Adam afalladı, asıldı frene. Minibüs yarıldı gülmekten.
11) Bir gün arkadasla öyle sersem sersem yürüyoruz. Bir anda yanimizdan son sürat bir münibüs geçti. Biz ‘Freni patladi’ filan demeye kalmadan,minibüs kafadan elektrik diregine bindirdi. Hemen kostuk, yardim edelim diye. Minibüse ulastigimizda manzara suydu. Yolcularin kiminin kasi açilmis, kiminin dudagi patlamis… Dagilmis vaziyetteler yani. Ama bir tuhaflik var. Çünkü o hallerine ragmen, gözlerinden yaslar gelecek sekilde gülüyorlar. Biz ne yapacagimizi sasirdik. ‘Ne oldu?’ diye sorduk.
Bir iki tanesi, güçlükle ‘So-för, so-för…’ diyebiliyor ama yine gülmeye basliyorlar. Bu sarsici manzaranin aslini ögrenebilmek için 2-3 dakika geçmesi gerekti.
Meger soför, tükürürken minibüsten düsmüs. Hani, bizim soförlere özgü, giderken kapiyi açip disari tükürme hareketi vardir ya. Baba, dengeyi tutturamamis, tükürükle beraber, gümbürt asagi düsmüs. Minibüs de kontrolden çikip direge bindirmis…”
12) Minübüs Ücreti Duran ve pek dolu olmuyan bir minibüse koşarak bindim pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı çocuklardan biri şoföre parayı uzattı – Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın?
13) Şişli- sarıyer minibüsü sene 98 yada 99 amcam leventten gecip maslağa doru gelirken tükürüccee tuttu.. kafayı sola cevirip tüüüüghhh die salladı ama odane.. Cam kapalı.. ben iptal
14) Bir tane daha Bir gün minibüste gidiyorum adamın birini cep telefonu çaldı o da açtı konuştu, şöför ona bağırdı kardeşim cep telefonunu kapa diye, adam da niye senin minibüsünde abs yok ki dedi, minibüscü de herhalde çok içerlemiş olacak bu duruma motor hararet yapıyo dedi. Bütün herkes kırıldı gülmekten.
15) Saat geç olmuş. Artık okuldan kalkmışız, dolmuşla gelios. Dolmuş bi pazar mevki-inden geçerken bi amcaya çarmpa tehlikesi atlattı. Dolmuşçu da kafasını pencereden çıkarıp, “Amca lütfen kaldırımdan gider misin?” diye rica etti ama bizim amca, “Asıl sensin pe.. Venk. Ben seni kaldırıp .. Kerim!” dedi ve tabii biz yerlere yattık. Dolmuşcu tornavidasını alıp, dolmuştan inip adamın peşinden koşmaya başladı. Devamını bilmiyorum çünkü biz gülmekten yerlere düşmüştük
1. Kâğıt mendili kumaş mendil gibi günlerce buruşuk şekilde cebinde taşır.
2. Rüzgârlı havalarda küller uçmasın diye küllüğe su koyar.
3. Serçe parmağını kulağına sokup iyice sallayarak karıştırır.
4. Gazete bulmacasını hep başkalarına sora sora çözebilme becerisini gösterip, kendisi çözdü diye sevinir.
5. Sakal traşı olduktan sonra kanayan yerlerine küçük kâğıtlar yapıştırır.
6. Evdeki yaşlılar da kullanabilsin diye tv kumandası, telefon gibi aletlerin üzerindeki tuşların Türkçesini tercüme edip yapıştırır. (on-aç; off-kapa ; redial-tekrar ara ; volume-ses vb…) 7. Çayı soğumasın diye çay tabağının içine sıcak su koyarak soğumasını önler.
8. Soba borusu aktığında yoğurt kaplarını telle soba borusuna bağlar.
9. Nezle olunca tuvalet kağıdını uzun bir şerit yaparak kullanır.
10. Diş fırçasıyla dişini fırçalamayıp da saçını boyamak için kullanan birini görürseniz o, saçını seven bakımlı bir Türk tür.
11. Konuşma yeteneği olan hayvanlara ilk olarak küfür etmesini öğretir.
12. Sahilde mayosunu kabinde giymek yerine arkadaşlarına havlu tutturarak giymeye çalışıp bir de arkadaşlarına "bakmayın lan" diye çıkışır.
13. Denize girip güneşlendikten sonra aşırı derecede yanan sırtına yoğurt sürerek iyileştirebilir.
14. Dolmuşta veya otobüste bozuk paraları avucunda toplayıp şıkır şıkır çevirip ses çıkartır.
15. Herhangi bir yere hesap öderken arkasına dönüp gizli gizli para sayar.
16. Denizde "suyun altında nefessiz ne kadar kalabiliyorum" diye deneme yapıp boğulma tehlikesi geçirir.
17. Beton döktükten sonra bir sanat eseri yapmışçasına beton kurumadan tarih ve imza atar.
18. Çorabının kirlenip kirlenmediğini burnuna götürerek kısa süreli koklayarak anlar.
19. Simit yedikten sonra, masaya dökülen susamları parmağının ucunu ıslatarak toplayıp yutar.
20. Daha birinci telefon zili çaldığında telefonun başına dikilir ama açmak için ikinci kez çalmasını bekler.
21. Yeni yapılmış bir binanın yeni takılmış camına beyaz boyayla S harfi yazar.
22. Bir dükkâna girip, onun bunun fiyatını sorduktan sonra "abi araba beş dakka dursun, ben hemen gelicem" deyip, iki saat sonra gelir.
23. Okul yıllığında kendisi hakkında; okulu kırıyordu, kopya uzmanıydı gibi yazıları arkadaşlarına gösterip bununla övünür.
24. Gazete bayiinin önünde durup tezgâhtaki gazeteleri ayaküstü okur.
25. Cebinden çıkardığı paraların içinde en eskisini özenle arayıp bulduktan sonra para üstü verir.
26. Günlük gazeteyi alıp evinin bir köşesinde biriktirir ve kuş kafesinin altına sermek için, kışın sobayı tutuşturmak için, bardak çanak sarmak için kullanır.
27. Trafikte ambulansın peşinen takılarak sıkışıklıktan kurtulup, uyanıklık yaptığını zanneder.
28. Kâğıt paraların üzerine not alır ve parayı harcadığı için notu kaybeder veya elden ele dolaşacağını bildiğinden komik yazılar yazar. (Paranın ön yüzüne tehlike anında arkayı çeviriniz yazıp anında çevirince de şimdi değil salak tehlike anında yazanlardan bahsediyoruz) 29. Gece aşırı nem ve sıcak olmasına rağmen, üzerine örtmese de yanına yorgan alıp yatar.
30. Çocuğu yanlışlıkla elini kestiği veya düştüğü için ağladığında elini kesti veya düştü diye çocuğunu döver.
31. Taksi tuttuğunda şoförün yanına oturur. Eğer üç dört kişi taksi tutuyorsa, taksi parasını veren kişi ön koltuğa oturur.
32. Kredi kartının işlevsel kısmı zarar görmesin diye seloteyp yapıştırır.
33. Kaldırımda değil de cadde ortasında yürür ve yanından hızla geçen arabaya da "çarpsaydın bari" diye tepki gösterir.
34. Bir turiste adres tarif ederken bağıra bağıra Türkçe konuşur.
35. Beş genci yazın öğle sıcağında beyaz renkli Şahin marka bir otomobilin içinde, atletli olarak sokakları turladıklarını görürseniz bilin ki onlar Türk tür.
36. Alışveriş merkezlerindeki güvenlik kameralarında saç tarar.
37. Birini çağırmak için kapı zilini çalmak yerine evin camına taş atarak amacına ulaşmaya çalışır.
38. Kürdanla dişini karıştırdıktan sonra çıkarıp bakar ve tekrar ağzına koyar.
39. Ütü fişi, teyp fişi veya televizyon fişi kablosunun bakır teli dışarı çıkmış ise çocukları elektrik çarpmasın diye bakır teli seloteyple yapıştırır.
40. Yemeğini yedikten sonra tatlı yiyecekse, bulaşık çıkarmamak için çatalını veya kaşığını iyice yaladıktan sonra tatlısını yer.
41. Ailece televizyon izlenen bir evde kumanda babanın elindeyse ve o ne izlerse diğerleri de onu izlemek zorunda kalır.
42. Ceket giyecekse gözükmez diye gömleğini ütülemez, kazağının altına giyecekse gömleğin sadece yakasını ütüler.
43. Çantasının içinde yeni tanıştığı birisine bile çekinmeden göstermek üzere en güzel fotoğraflarını ve aile albümünü taşıyan birisini görürseniz hemen boynuna sarılmayın yoksa çantayı kafanıza yiyebilirsiniz, çünkü o kişi bir Türk kızıdır.
44. Bir Türk esnafı, müşterisinden aldığı parayı önce iki ucundan tutup iki defa gerginleştirir daha sonra da güneşe doğru tutup bakarak sahte olup olmadığını anlar.
45. Fayton, at arabası ve el tezgâhına bisiklet kornası takma fikrinin patenti yüzde yüz bir Türk e aittir.
46. Evin bir odasının ampulü patladığı zaman yenisini almayıp da fazla kullanmadığı bir odanın ampulünü onun yerine takar.
47. Evinde bulunan saksıların dibini kül tablası olarak kullanır.
48. Dişlerini gazoz açacağı, fındık ve ceviz kıracağı olarak kullanır.
49. İşinde iyi olan birisini överken hakaretle iltifat eden bir Türk ten başkası olamaz. ( Şerefsizin oğlu ne iş yapmış be kardeşim, helal olsun) 50. Aracın sinyal lâmbaları dururken kolunu çıkararak "dönüyorum" işareti verir.
51. Yemeğin etini en sona bırakır.
52. Trafik ışıkları kırmızıdan yeşile döndüğünde önündeki herkesi kör veya salak sanarak kornaya basar.
53. Dingildeyen bir masanın ayağına kâğıt sıkıştırma fikri bir Türke aittir.
54. Dişlerinin arasından "vııj vııj" diye ses çıkarabilir.
55. Tv de film seyrederken filmin oyuncularıyla diyalog kurabilen (dur oraya gitme öldürecekler seni) Türk sinemaseverlerdir.
56. Kulağını kalem ya da örgü şişiyle karıştırabilir.
57. Arabasına öküz, köpek, horoz sesli korna taktırma gibi bir buluşun sahibidir.
58. Gazete kâğıdını en iyi şekilde kullanır.(Cam silme bezi, külah, mendil, sofra bezi) 59. Ancak bir Türk kadını, denize dikkat çekmemek için elbiseleriyle girip, bütün dikkatleri üzerine çekebilir.
60. Plastik yoğurt kabını saksı yapar.
61. Arabasının arkasına yazı yazar. (Rahmetli de sollardı, tek rakibim THY, kıroyum ama para bende) 62. Uçakta bulunan tanıdıklarına uçak havalandıktan sonra görmeyeceğini bildiği halde el sallar.
63. Çiğnediği sakızı daha sonra çiğnemek üzere kafasındaki tülbente yapıştıran bir Türk kadınından başkası değildir.
64. Tek abdestle beş vakit namaz kılmak için iki büklüm kıvranır.
65. Desenlerini çok beğenerek aldığı yeni bir mobilyanın üstünü başka bir örtü örterek kullanır.
66. Çayı, çay tabağına döküp içer.
67. Geçirdiği bir trafik kazasından sonra kanlar içinde çıkıp çarpılmış arabasına üzülür.
68. Tüp kaçırıyor mu, kaçırmıyor mu diye kibrit yakıp kontrol eder.
69. Yemekte eti bıçakla değil, çatalın yanıyla kesmeye çalışır.
70. Kırmızı ışıkta durduğunuz için size ancak bir Türk bağırabilir.
71. Otoyolda, otomobilin gaz pedalına tuğla koyup, yorulmadan kullanma fikri bir Türk ündür.
72. Cola yı çalkalayıp fışkırtarak asitsiz içmeyi akıl edebilir.
73. Elektronik hesap makinesini, uzaktan kumandasını naylona sarmış, üzerine de ambalaj lastiği geçirmiş birini görürseniz Türk tür.
74. On yıllık bir otomobilin koltuk ambalaj naylonlarını çıkarmadan kullanma becerisini gösterir.
Bunlar dışında aklına gelen ekleyebilir…