Skip to main content
Üzerindeki kıyafet ve davranışlarından köyden geldiği belli olan bir adam, son dakikada yetiştiği trene binmiş. Bindiği vagon dolu olduğu için oturacak yer bulamamış. Diğer vagonları da tek tek dolaşmış, hepsi dolu.
Tam umudunu kestiği sırada vagonlardan birinin boş olduğunu görmüş ve "milletvekillerine aittir" yazısını da fark etmeden, girip oturmuş. Biraz sonra, biri gelmiş ve adama çıkışmış;
- Ne işin var burada, çabuk kalk!.. Burası, benim yerim!..
- Nereden senin oluyormuş, para verip bileti mi aldım? Burası da boştu, niye kalkayım?
- Bak arkadaş, su levhaya dikkat etsene burada -milletvekillerine aittir- diye yazıyor. Ben milletvekiliyim, sen kimsin?
- Hadi oradan be!.. Sen milletin vekili isen ben de aslıyım. Milletin aslı varken, vekilin ne işi var!..
Adamın biri falcıya gitmiş. Falcı adamın avuç içini inceler incelemez, falcının yüzü karışmış.
Adam telaşla sormuş:
- Hayırdır... Halim, ahvalim çok mu kötü?
Falcıdan cevap:
- Üzgünüm... Pek yakın bir vakitte, tüm Türkiye"nin felaketine sebep olacak bir iş yapacaksın!...
Kendini deccal gibi hisseden adamcağız ne yapsın? Derhal, kendini en yakin demiryoluna atıp rayların üzerinde hayatına son verecek ilk treni beklemeye başlar. Aynen, Anna Karenina misali...
Derkeeeeen, yandaki çayırda top oynayan çocuklardan biri topu demiryoluna kaçırır. Tam o anda da, yaklaşmakta olan trenin çuf çuf sesleri duyulur.
Çocuğu rayların üstünde gören adam, kendi makus talihini unutup çocuğa doğru bir hamle yapar.
Oğlanı kaptığı gibi, son anda rayların dışına yuvarlar.
Tren uzaklaşınca, talihsiz adam döner çocuğa sorar:
- İsmin nedir yavrum?
- .....