Skip to main content
Üzerindeki kıyafet ve davranışlarından köyden geldiği belli olan bir adam, son dakikada yetiştiği trene binmiş. Bindiği vagon dolu olduğu için oturacak yer bulamamış. Diğer vagonları da tek tek dolaşmış, hepsi dolu.
Tam umudunu kestiği sırada vagonlardan birinin boş olduğunu görmüş ve "milletvekillerine aittir" yazısını da fark etmeden, girip oturmuş. Biraz sonra, biri gelmiş ve adama çıkışmış;
- Ne işin var burada, çabuk kalk!.. Burası, benim yerim!..
- Nereden senin oluyormuş, para verip bileti mi aldım? Burası da boştu, niye kalkayım?
- Bak arkadaş, su levhaya dikkat etsene burada -milletvekillerine aittir- diye yazıyor. Ben milletvekiliyim, sen kimsin?
- Hadi oradan be!.. Sen milletin vekili isen ben de aslıyım. Milletin aslı varken, vekilin ne işi var!..
Adam kafayi cekmis, sokagin ortasinda, nara atip duruyor,arada bir de
Hukumete agza alinmayacak kufurler savuruyor. Tabii polis hemen yetisiyor ve bizimki, kendini, karakolda Komiserin karsisinda buluyor.
Komiser,adama,sinirli sinirli kafasini sallayarak:
"-Sen" diyor "kimsin be, a kaz kafali, a hayvan; Sen nasil kufur edersin hukumete, a sersem ."
Adamcagiz, akli basina gelmis, durumun farkina varmis,hemen:
"-Komiserim" diyor "ben valla Arjantin hukumetine kufur ettim"
Komiser, hirsla yerinden firlayip, haykiriyor:
- "Ulan it, ulan hayvan, ben kirk yillik komiserim, hangi hukumete kufur
Edilecegini bilmez miyim, a beyinsiz, beni mi kandiracaksin sen ?"
Padişah bir gün atıyla kır gezintisi yaparken seyislerine demiş ki:
- Bu atı çok sevdiğimi bilirsiniz. Bu atın ölüm haberini bana getiren seyisin kellesini vururum, atıma çok iyi bakacaksınız. Aradan birkaç yıl geçmiş, seyisler bakmışlar ki padişahın atı ahırda ölmüş. Seyislerden biri padişahın sözünü hatırlamış, telaşlanmışlar, ne yapacaklarını bilememişler.
Birinin aklına İncili Çavuş gelmiş, bu işi ona danışalım demişler. İncili’ye varmışlar, durumu anlatmışlar. İncili demiş ki ben bu işi çözerim, siz işinize gücünüze bakın. İncili, padişahın huzuruna varmış. -Padişahım, senin bir küheylan vardı ya... -Evet... -Ahırda gördüm. Yanına yaklaştım.
Su verdim içmedi, yem verdim yemedi, nalları da havaya dikmiş öylece duruyor. -Yahu sen şuna öldü desene! -Padişahım ben demedim, sen söyledin öldüğünü. Bir ceza vereceksen kendine ver
Bir zamanlar oldukca yuksek mevkilere ulasmis bir bayan politikacimiz issiz kalinca sirayla is adamlarinin kapisini calip is aramaya baslar. Once Sabanci’ya gider.
"Efendim ben ayni zamanda ekonomi profesörüyüm, politika da сок onemli gorevlerde bulundum, lutfen bana bir is verirmisiniz " der.
Sabanci dusunur ve
"Sana ayda 50 milyondan fazla maas veremem, istiyorsan gel yarin ise basla " der.
Politikacimiz " aaa, 50 milyon da ne ki, benim cuzdanimin kenarini bile doldurmaz " diyerek bu kez Koc’un kapisini calar.
Koc da "size en fazla 70 milyon verebiliriz bayan " der.
Politikacimiz basi onde eve gelir ve her zaman akil danistigi kocasina
"Sekerim, calmadigim kapi kalmadi ama soyle parasi bol bir is
Bulamadim, sen ne dersin? " der. Kocasi bilmis bilmis basini sallayarak " hanim sen giт birde Matild Manukyan’la konus " der.
Ertesi gun politikacimiz Manukyan’in kapisi onundedir. " efendim,
Ben ekonomi profesörüyüm, ayrica politikada сок onemli gorevlerde
Bulundum bana uygun bir isiniz var mi "der.
Manukyan yuzunde sicak bir gulumsemeyle " tabi hanim kizim yarin gel ise basla sana ayda 2 milyar veririm " der. Politikacimizin gozleri parlar birden, heyecanla " sahiden o kadar edermiyim?" diye sorar.
Manukyan gayet sakin cevap verir:
"Aa, ne demek kizim, 65 milyon senin icin sirada bekliyor!"