Almanlar hakkında fıkralar

Bir Alman bir Fransız birde Temel bir guzergahı hava yolu ile katetmek zorundalar.. Almanya semalarındayken Alman -"bizim buraların patateşi çok meshurdur.. Bizde de adettir" diyip elindeki patateşi camdan aşşağı atar.. Fransadan gecerken de Fransız -"bizim buralarında şarabı meşhurdur.. bizde de adettir" diyip şarap şişesini aşşağı fırlatır.. -Karadenizden geçtikleri sırada Temel dinamiti çıkarır.. Ateşlemek üzereyken diğerleri zıplar.. -"Napıyorsun arkadaşım delirdin mi?" dediklerinde Temelde -bizim buralarında madeni meşhurdur kardeşim" diyerek elindeki dinamiti ateşleyip aşşağı sallar.. Aynı güzergahı karayolu ile gitmek zorunda olan adamlarımız Almanyadan geçerken yol kenarında ağlayan bir çocuk görürler.. kafası bantlıdır.. Alman iner arabadan:
- Noldu evladım neden ağlıyorsun -Amca geçen burda dikilirken kafama patateş düştü kafam yarıldı ühühühü diyerek ağlar.. Alman'ın kalbi sızlamaktadır.. -Ah canım kıyamam al bu parayı giт kendine gazoz gofret filan al.. Fransadan geçerken yine yol kenarında ağlayan bir çocuk.. Fakat bunun kafa bantlı kol alçıda.. Fransız iner.. -Neden ağlıyorsun evladım.. -Gecen burda dikilirken üstüme şarap şişesi düştü amca canım çok acıdı.. Der.. Suçluluk içersindeki Fransız parayı uzatır.. -Giт kendine bişiler al.. ağlama lütfen.. Neyse en son durak Trabzon.. ve yol kenarında yerde tepinen bir çocuk.. Kahkaya boğulmuş gülmekten kıvranıyor.. Temel iner aşağıya.. -Noldi la ne tepineysun ? -Ahahaha amcacum geçen şu karşiki köye doğru bi osurdum havaya uçti daaaa ahahhah !
8 Mart Dünya kadınlar gününde, Dünya Kadın Örgütü toplanmış. Kongreye bir çok ülkeden kadın katılmış. Kadınlar konuşmuşlar, dertleşmişler ve:
- "Kadınları kimse ezemez. Herkes eşittir." demişler. Söz dönüp dolaşıp eve dönünce ne yapacaklarına gelmiş ve:
- "Eve gidince kocalarımıza resti çekeceğiz. Artık ev işlerini kendileri yapsınlar. Bundan sonra kendimizi ezdirmeyeceğiz, kocalarımızın isteklerini yerine getirmeyeceğiz." demişler. Sonuçlarını da gelecek sene tekrar buluşup değerlendirmek üzere kongreyi bitirmişler.
Aradan 1 sene geçmiş. Tekrar toplanmışlar. Sonuçları değerlendirmeye başlamışlar. Önce İtalyan kadın söz almış:
- "Eve ilk gittiğimde kocam benden yemek yapmamı istedi, ben de bundan sonra yemek yapmayacağımı kendisinin yemek yapması gerektiğini söyledim.
Birinci gün bir şey göremedim, İkinci gün kendisine yemek yaptı, Üçüncü gün bana da yemek yaptı.
O günden beri evde yemeği kocam yapıyor."
Sıra Alman kadına gelmiş:
- "İlk gün eve gittim. Kocam benden elbiselerini yıkamamı istedi. Ben de ona bundan sonra temiz elbise giymek istiyorsa kendisinin yıkayacağını söyledim.
Birinci gün bir şey göremedim, İkinci gün kendi elbiselerini yıkadı, Üçüncü gün benimkileri de yıkadı.
O günden beri evdeki bütün elbiseleri kocam yıkıyor."
Sıra bizim Türk kadına gelmiş:
- "İlk gün eve gittim. Kocam bulaşıkları yıkamamı istedi. Ben de ona bundan sonra temiz tabakta yemek yemek istiyorsa bulaşıkları yıkaması gerektiğini söyledim.
Birinci gün bir şey göremedim, İkinci gün bir şey göremedim, Üçüncü gün gözümün birisi azıcık açıldı da görmeye başladım."
Dünyada insanlar, çok çeşitli nedenlerle firmalara ve kurumlara dava açıyor. Aynı davalar Türkiye'de açılsa neler olurdu, işte araştırma sonuçları:
* Eline kahve dökülen kadın, üzerinde 'Sıcaktır' yazmadığını iddia ederek, dava ettiği Mc. Donald's dan 2.5 milyon dolar tazminat kazandı.
BİZDE OLSAYDI: Kadının eline diş macunu sürülür. Kadın yaygaraya devam edince de garsonlar kadını bir temiz döver, sonra da derin dondurucuya kapatırlardı.
* San Diego'da bir adam, erkekler tuvaletinde kadın gördüğünü söyleyerek, duygusal travma geçirdiği iddiasıyla dava açtı.
BİZDE OLSAYDI: Öncelikle travmayı erkek değil, erkekler tuvaletine gören kadın geçirirdi. Hem de duygusal olmayanından. Hatta başına daha neler gelirdi Allah bilir.
* Bir soyguncu, kendisine bedava deodorant vermediği için hapishane yönetiminden şikayetçi oldu. BİZDE OLSAYDI: Adam Önce "Burası Migros mu lan" cümleleri eşliğinde güzelce bir ıslatılır, adamın ter kokusu hafifletilir, ceza evinde parasız hiçbir şeye sahip olamayacağı bir güzel anlatılırdı. Ertesi gün de mahkuma sadece deodorant değil, cep telefonundan tabancaya kadar satın alabileceği her türlü ürünün listesi verilirdi.
* Gene Amerika'da bir kanser hastası, öngörülen süre içerisinde ölmediğini söyleyerek sağlık müdürlüğünü dava etti. Doktorların koyduğu teşhise göre çoktan ölmesi gerektiğini söyleyen davacı tazminat istedi.
BİZDE OLSAYDI: Hasta tazminat talebinin ardından yetkililerce apar topar Devlet Hastanelerinden birine yatırılır, kanserden olmasa da kaptığı başka bir enfeksiyondan ölmesi kesin olarak sağlanırdı.
* Bira düşkünü bir Alman, Anheuser - Busch biraları üreten şirkete 10 bin dolarlık dava açtı. Biracıya göre reklamda birayla kadınların tavlanacağı söyleniyordu. Ancak kendisi başarılı olamamıştı. BİZDE OLSAYDI: Açtığı davanın ardından, derhal ana haber bültenlerine çıkar. Magazin programlarına konuk olur ve kendi çapında ciddi bir şöhrete ulaşırdı adam. Ve bu sayede kadın bulduğundan bira şirketi de tazminat ödemekten kurtulurdu.
* Florida'da bir balıkçının ailesi, hava tahmini tutmadığı için fırtınada ölen babalarının ardından, hava tahmini yapan kanalı mahkemeye verdiler.
BİZDE OLSAYDI: Dava asla açılamaz ve sonuçlanamazdı. Çünkü Türkiye'de hava tahminleri her türlü ihtimal göz önüne alınarak yapılır. "Yarın hava kar yağışlı olacak ve zaman zaman da güneşli geçecek." Veya "denizlerimizde hava 2 ile 6 kuvvetinde olacak." (Bu hava tahmini gerçekten yapılır bizde ve inanın yaşayan bilir, ama 2 ile 6 hava arasında dağlar kadar fark vardır.) * Bir kadın sürücü, çarptığı ve öldürdüğü adamın eşinden, kaza anında kendisine şok yaşattığı için tazminat talebinde bulundu.
BİZDE OLSAYDI: Sık sık olan bir vakadır bizde bu. "Önüne baksaydı kardeşim" ile başlayan ve "onlar da dikkat etseydiler birader" denilerek salınan çok trafik canavarı vardır bu ülkede.
Tazminat istemediklerine dua edelim.