Skip to main content
Japonlar hakkında fıkralar
Çinli bir bara girer ve orada steven spielberg’i görür onun bir hayranı olduğu için yanına koşar ve imzalı bir fotograf ister spielberg beklenmedik bir sekilde çinli’yi tokatlar şaşkın çin’li sorar:
- "neden böyle yaptınız?"
- Spielberg "siz ii. dünya savaşında bizim pearl harbour limanını bombaladınız" çin’li daha da şaşkın:
- "ama onlar japonlardı, ben ise çin’liyim.!.." spielberg:
" çin’li, japon, koreli, vietnamlı, hepsi aynı bok" bunun üzerine çin’li de spielberg’e bir tokat atar. bu defa şaşkın.
- Spielberg sorar:
"Peki sen beni niye tokatladın?"
- Çin’li:
"Siz de titanic’i batırdınız, titanik’deki yolcular arasında benim atalarım vardı"
- Spielberg:
"Manyak mısın, titanik’i batıran bir ‘aysberg’di"
- Çin’li:
"Aysberg, spielberg, carlsberg, hepsi aynı bok"
Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir. Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz? Sevgi üç türlüdür. Birincinin adı "
EĞER"türü sevgi. Belli beklentileri karşılarsak bize veriçecek sevgi.
Örneğin: eğer iyi olursan baban, annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsın seni severim. En çok rastlanan sevgi türü budur. Bir şarta bağlı sevgi. Karşılık bekleyen sevgi. Sevenini, istediği bir şeyin sağlanması karşılığı olarak vaat edilen bir sevgi türüdür. Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karşılığı bir şey kazanmaktır.
Evliliklerin pek çoğu " Eğer"türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları bağlıyor. Sevgi nefrete dönüşüyor. En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile " Eğer"türüne rastlanıyor. Bir genç Tokyo Üniversitesi giriş sınavlarını kazanarak babasını mutlu etmek için çok çalışıyor. Okul dışında hazırlama kurslarına da gidiyor. Ama başarılı olamıyor. babasının yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir haftalığına Hakone kaplıcalarına gidiyor. Eve döndüğünde babası öfşöyle sınavları kazanamadın. Bir de utanmadan Hakone'ye gittin? diye bağırıyor. Delikanlı "Ama baba vakşöyle sende bir ara kendini iyi hissetmediğinde Hakone kaplıcalarına gittiğini anlatmıştın diyor. Baba daha çok kızarak delikanlıyı tokağlıyor. Çocuk da intihar ediyor.
Gazeteler intiharın anlık bir sinir krizi sonucu olduğunu söylediler, yanılıyorlardı. Delikanlı babasının kendisine olan sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bağlı olduğunu anlamıştı. İnsanlar " Eğer"türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı içindeler aslında. Bu sevginin varlığını ve nerede aranması gerektiğini bilmek bu genç adamın yaptığı gibi yaşamı sürdürmekle ondan vazgeçmek arasında bir tercih yapmakla karşı karşıya kaldığımızda önemli rol oynayabilir. İlginç değil mi?.
İkinci türe geçiyoruz:
"ÇÜNKÜ"türü sevgi. Bu tür sevgide kişi bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır.
Örnek mi? Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin (Yakışıklısın). Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki.
Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki. Seni seviyorum.
Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar romantik yerlere götürüyorsun ki.
"Çünkü"türü sevgi " Eğer"türü sevgiye tercih edilir. " Eğer"türü sevgi bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz hoş bir şeydir egomuzu okşar. Bu tür olduğumuz gibi sevilmektir.
İnsanlar oldukçarı gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır. Ama derin düşünürseniz, bu türün "
Eğer"türünden Temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki bu tür sevgi de, yükler getirir insana. İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Haaranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar.
Seviçecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece yaşama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer. Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler. Sınıfının en güzel kızı, yeni gelen kıza içerler. Üstü açık BMW'si ile hava atan delikanlı, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler. O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi? "Çünkü"türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz. Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var.
Birincisi acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz korkusu. Tüm insanların iki yanı vardır. Biri dışa gösterdikleri öteki yalnızca kendilerinin bildiği. İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terk ederlerse korkusu buradan doğar. İkincisi de ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa endişesidir. Japonya'da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın yüzü patlayan kazanla parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişana bozup onu terk etmiş. Daha acısı aynı kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler, artık çirkin olan kızlarını. Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik Temeli üstüne bina edilmiş olduğundan bir günde olmuş. Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamış. Kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş. Toğlumlardaki sevgilerin çoğu "Çünkü"türündendir ve bu tür sevgi, kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür. Peki o zaman, gerçek sevgi, güveniçecek sevgi ne? Ve işte sevgilerin en gerçeği. Üçüncü tür:
"RAĞMEN" diye adlandırdığım türdür. Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için? Eğer türü sevgiden farklı bu. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp şöyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için Çünkü türü sevgi de değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan Bir şey olduğu için değil, bir şey olmasına rağmen sevilir. Güzelliğe bakar misiniz. Rağmen sevgi.
Esmeralda, Quasimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına "Rağmen"sever. Asil, yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda'ya çingene olmasına "Rağmen"tapar. Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insani olabilir. Bunlara rağmen sevilebilir. Tabii bu sevşöyle karşılanması şartı ile. Burada insanin, iyi, çekici ya da zengin konum edinerek sevgiyi kazanması görekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine rağmen olduğu gibi, o haşöyle sevilebiliyor. Bütüşöyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor. Yüreklerin en çok susadığı sevgi budur.
Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı ya da ünden daha önemlidir.
Bunun şöyle olduğundan nasıl emin olursunuz? Haklı olduğunu kanıtlamak için sizi bir теsте davet ediyorum. Şu soruma cevap verin: Kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini düşünseydiniz, yiyecek, elbise, ev, aile, zenginlik, başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz? Kendi kendinize yaşİmamın ve yararı var diye sormaz mıydınız? Şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün. Dünya birden bire başınızın üstüne çökmez miydi?. O an yaşam size anlamsız gelmez miydi?. Diyelim sıradan bir yaşamınız var. Günlük yaşıyorsunuz.
Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacağınızdan umudunuz olmasa, kalan hayatınızı nasıl yaşardınız?. Şöyleleri ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlar ya da iyice dağıtıp yaşayan ölü haline geliyorlar. Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni "Rağmen"türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da bir gün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır. Bugün yaşadığımız toğlumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var. Kimsede başkasına verecek fazlası yok. Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama o da aynı şeyi başkasından beklemektedir. Peki bu dünyada sevgi ne kadar var?. Açlığımızı biraz bastıracak kadar. Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi. Bu minnacık tadım, bizi daha müthiş bir sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor. Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz. Hani nerede?.
Hepsi o. Dünyadaki en büyük kıtlık, "RAĞMEN"türü sevginin yeterince olmayışıdır.
JAPON OLMANIN FAYDALARI - Bakkalınızdan Japon yapıştırıcısı isterken gururla "- Şu bizim yapıştırıcıdan versene" dersiniz. - Çok kiloluysanız zayıflamak için milyonlarca lira harcamaz aksine Sumo göreşçisi olup üstüne para kazanabilirsiniz. - "- Adamlar yapmış ağbi! " diyerek hep kulaklarınızı çınlatırlar. - Devleti yönetenlerin koltuklarını bırakmaları için ölmelerini beklemezsiniz.
İNGİLİZ OLMANIN FAYDALARI - Her zaman için beyaz atlı prensin kapınızı çalma ihtimali vardır(Prens Charles! ). - Ve üstteki mantığa göre kaynananız bir kraliçe olabilir. - Hiç bir baltaya sap olamazsanız, bir tamirhanede "İngiliz anahtarı "olabilirsiniz. - İngilizceyi su gibi konuşursunuz. (!) AMERİKALI OLMANIN FAYDALARI - Kendinizi iyi hissetmeniz ve Amerikalı olmanın hazzını ve gazzını almak için, herhangi bir Amerikan filmini seyretmeniz yeterlidir. Eğer hala övünmekten böğ gelmemiş ve kuİmamışsanız. - Her zaman ülkeniz Savaşıadır ama size zarar gelmez. - NBA maçlar ını izlemek için sabahın köründe kalkmazsınız. - Her apartmandaki 10 kişiden 5 'i dünyayı kurtaracak güçtedir. Düşman ister uzaylı olsun isterse bir göktaşı. (örnek: Rambo, terminator, v. s.
) ÇİNLİ OLMANIN FAYDALARI - Çocuğunuzun İsmini tabak çanak kırıp koyabilirsiniz. Çang, Çung, Çing gibi. - Uzaydan görülebilen tek insan eseri olan "Çin Seddi"ni gerçekleştirmiş olmanın gururunu yaşarsınız. - Uzağı net görmek için gözlerinizi kısmanız görekmez. - Tek yataklı oda parası verip üç kişi yatabilirsiniz. aranSIZ OLMANIN FAYDALARI - İngilizce bildiğiniz için değil, bilmediğiniz için hava atarsınız( Yani onlarşöyle sanıyor). - Her şeye aransız kalabilirsiniz. - aransızca küfür bile etseniz şiir okuyosunuz sanırlar. İTALYAN OLMANIN FAYDALARI - Kaybolmazsınız. Çünkü her yol Roma'ya çıkar. - Herkesin sırtını yaslayacak bir dayısı vardır, özellikle Sicilya dolaylarında. - Dünya kızları, yakışıklılıkta hep sizi örnek gösterir. - Doğan SLX fiyatını FERRARİ alabilirsiniz( Abartık ama olsun! Eee. şöyle vergilere şöyle espri!). VE TÜRK OLMANIN FAYDALARI - 2050 yılında dünyanın tek hakimi olabilirsiniz(Çünkü herkes uzaya çıkmış olacak). - Eğer dünyanın hakimi olursanız, uzaydan gelebilecek UFO lara taş atıp onları korkutup, kaçırabilirsiniz( UŞAK da yaşanmıştır). - Restaran, lokanta gibi yerlerde masaları birleştirebilir ortaya bir salata söyleyebilir, masanın kısa bacağının altına katlanmış kağıt koyabilirsiniz. - Otobüs, uçak, hastahane, vb. gibi cep telefonu kullanmanın yasak olduğu yerlerde gizli gizli cep telefonu ile konuşabilir, plajda cep telefonunuzu mayonuza sıkıştırabilir ve herşey çok normalmiş gibi daaranabilirsiniz. - İşsizlik, üretimsizlik, sosyal eşitsizlik, trafik canavarı, enflasyon ve sonu gelmeyen zamlarla canla başla mücadele ederek, "ülke yönetmecilik "oynayan SİYASETçilere yıllarca katlanarak "Varolmanın dayanılmaz eziyeti "ve"insanoğlunun dayanıklılık gücü"konularında bilimsel araştırmalara katkıda bulunabilirsiniz.
Turna Kuşu Japonya'da atom bombası atıldıgında iki yaşında olan bir kız oniki yaşına geldiginde, maruz kaldıgı radyasyon nedeniyle kansüre yakalanmış.
Savaşıa öksüz ve yetim kalan zavallıcık hastaneye yatırılmış. Ancak durumu ümitsizmiş. Hastanedeki tüm doktorlar küçük kızın ölümü için gün sayarken, küçük japon kızı hayat doluymuş. Koridorda koşuyor, oynuyor ve diğer hastalara yardım ediyormuş. Hastaların arasında en sevdigi kişi ise seksen yaşlarında, kendisi gibi kanser olan Yaşlı bir kadınmış.
Küçük Japon kızı, ölüm döşegindeki bu Yaşlı kadını hiç yanlız bırakmamış. Kadın ölmeden hemen önce "Benim için çok geç ama bizim inanışımıza göre, eğer bir kişi kagıttan bin tane turna kuşu yaparsa, her istedigi kabul oluyor. Ben yapamadım, sen yap ve kurtul!" demiş ve son nefesini vermiş. Küçük Japon kızı çok üzülmüş ama hayatta kalma arzusuyla, geleneksel Japon sanatı olan origaşöyle kagıttan turna kuşları yapmaya başlamış. Neşe içinde çalıştıgından ilk başlarda çok hızlı yapıyormuş. Bin tane turna kuşu yapması işten bile degilmiş. fakat bu sırada da saglıgı bozuluyormuş. Bu hazin öykü önce yerel, sonra da uluslararası basında yer almış. Dünyanın dört bir yanından insanlar kıza binlerce turna kuşu göndermeye başlamışlar. Ancak küçük Japon kızı, haberler basında elini kıpırdatamaz hale gelmiş. Hayattaki son saatlerini altı yüz yedinci kuşu yaparak geçirmiş. Kuşu bitirmiş;
Gözleri kapanırken hemşireler ve hastabakıcılar postadan çıkar yüzlerce origami turna kuşuyla odasına girmişler. Küçük Japon kızı, yüzünde bir tebessüm yatagında cansız yatıyormuş. Postacılar aylarca turna kuşu taşımışlar hastaneye. Sayısı milyonlara ulaşan turna kuşları Japonya'da bir müzede sergilenmektedir.
* Dünyadaki fotokopi makinelerinde meydana gelen arizaların %23 unun, makinenin ustune oturup kendi popolarının fotokopisini cekmek isteyen insanlar sayesinde meydana geldigini? İnsan Elinde; En Yavaş Uzayan Tırnak Baş Parmağınki, En Hızlı Uzayan Tırnak İse Orta Parmağınkidir. Eiffel Kulesinin Tepesine Çıkana Kadar 1792 Basamak Vardır. İnsan Saçı 3 Kilo Ağırlık kaldırabiçecek Esnekliktedir. Bir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar. Yataktan Düşerek Ölme Olasılığı 2 Milyonda 1'dir. İnsanlar Vücutlarında 300 Adet Kemikle Doğuyorlar Ama Yetişkin oldukçarında Bu Sayı 206'ya Düşüyor. Bir Karınca Kendi Ağırlığının 50 Katı Ağırlığı kaldırabilir. Filler Zıplayamayan Tek Memelilerdir. Zürafaların Ses Telleri Yoktur. Zürafalar 35 Cm Uzunluğunda Siyah Bir Dile Sahiptirler. Kangurular Geri Geri Yürüyemezler. Kelebekler Ayaklarıyla Tat Alırlar. Kadınlar Erkeklere aranla 2 kaç Fazla Göz Kırpar. İnsan Vücudundaki En Güçlü kaç Dildir. Gözleri Açık Tutarak Hapşırmak İmkansızdır. Hapşururken Burnu yada Ağızı Kapamak, Felçe Neden Oluyor. Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar. değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur. Kedilerin beyninde 32 adet kaç vardır. Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kaç daha uzundur. Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer cin şehirlerinde büyük sellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak. Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır. Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladir. Sümüklü böceklerin dört tane burnu vardır. Bir devekuşunun gözu beyninden büyüktür. İnek sütünün pH değeri 6'dır. Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir. Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir. Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar. Meşe ağaçları elli yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler. Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler. İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak baş Parmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir. Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır. Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde "başkent"anlamına gelmektedir. Kanada, Kızılderili dilinde "büyük koy"anlamina gelmektedir. İngilizcedeki Wendy ismi, Peter Pan hikayesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur. Avustralya'daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar. ABD'de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin ücte biri ya hapiste ya da gözaltinda tutulmaktadır. Ortalama bir erkek, hayatinin 3350 saatini tiraş olmak için harcar. Gecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır. Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir. Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır. İnsan saçı, üç kilo ağırlik kaldırabiçecek esnekliktedir. Gunumuzde, evlenenlerin yuzde ellisi bo$anmaktadir. Beethoven beste yapmadan Önce kafasini soguk suya sokardi. Her 25 ki$iden biri astim hastasidir. Dunyadaki hayvanlarin yuzde sekseni alti ayaklidir. aranus, ciplak gozle gorulebilen bir gezegendir. Kaptan Cook, Antarktika haric Bütün kitalara ayak basan ilk insandir. Guni$igindan daha fazla yararlanmak icin saat uygulamasini Benjamin aranklin ba$latmi$tir. Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe cokmesi bir saatten uzun sürer. Bugune kadar olculmu$ en büyük buz dagi, 200 mil uzunlugunda ve 60 mil geni$ligindedir ve Belcika'dan daha büyük bir yuzolcumune sahiptir. Bugune kadar kaydedilmi$ en büyük dalga, 1971 yilinda Japonya'nin ishigaki Adasi'nda 85 metre yuksekligine ula$mi$tir. Acik bir gecede, ciplak gozle iki bin ayri yildizi gormek mumkundur. Sahra colundeki Tidikelt kasabasina on yıl boyunca hic yagmur yaİmami$tir. Ba$kaç John F. Kenndy, yirmi dakikada dort gazete okuyabilirdi. Mumyaların ayak parmaklari tek tek sarilarak mumyalanmi$tir. Dunyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almi$ti. 1878 yilinin $ubat ayinda Connecticut New Haven'da yayimlanmi$ti. Yataktan du$erek olme olasiligi iki milyonda birdir. Ünlu cizgi film kahramani Temel Reis, 1919 yilinda Elzie Crisler Segar tarafından yaratildi. İlk cama$ir makinesi 1907 yilinda Hurley Machine Co. tarafından pazarlandi. Kita isimlerinin hepsi aynı harfle ba$layip aynı harfle biter. Herhangi bir okyanusun en uzak olduğu nokta cin'dir. Ki$ aylarinda, Moskova'daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alani kaplar. Rusya'da dogudan batiya dogru seyahat edilirse, yedi saat ku$agi gecilir. Norvec'in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gunduz gune$li geçer. Sadece di$i sivrisinekler isirir. Dunyada her dakika iki tane du$uk $iddette deprem olmaktadir. Hindistan'daki yıllık dogum sayisi, Avustralya'nin toplam nufusundan fazladir. Rusya'nin dortte biri ormanlarla kaplidir. Tarih boyunca yeryuzunde bulunan altin 200 kaç daha fazlasi okyanuslarda bulunmaktadir. Kopeklerin ter bezleri ayaklarindadir. Yazar Rudyard Kipling sadece siyah murekkep kullanirdi. Mickey Mouse'dan Önce en me$hur cizgi film kahramani Felix The Cat'di. Larry Hagman (JR. )Dallas dizisinin setinde hic kimsenin sigara icmesine izin vermezdi. Salataligin yuzde 96'si sudur. Bir kilo limonda bir kilo cilekten daha fazla $eker vardir. Peru'da hic umumi tuvalet yoktur. Timsahlar renk korudur. Yarim kilo bal yapabilmek icin arilar iki milyondan fazla cicekten bitki ozu toplamak zorundadirlar. Sadece di$i kanaryalar otebilir. Tarantulalar iki bucuk yıl yiyeceksiz ya$ayabilirler. Havuca rengini karoten verir. İnciler sirkede erir. Venus saat yonunde dönen tek gezegendir. İnternetin yıllık buyume yuzdesi 314. 000'dir. Rodin'in unlu ‘Du$unen Adam' heykeli aslinda İtalyan $air Dante'nin portresidir. En fazla asfaltli yola sahip ulke aransa'dir. Sihirli sozcuk ‘abrakadabra' ilk olarak yüksek ate$li hastaların ate$lerini du$urmek icin şöylenmi$ti. Marilyn Monroe'nun alti ayak Parmağı vardi. Albert Einstein dokuz ya$ina kadar duzgun konu$İmami$ti. Her iki taraf da kaç bagi$inda bulunursa, Paraguay'da duello yapmak yasaldir. Eiffel Kulesi'nin tepesine cikana kadar 1792 basamak vardir. Hindistan`da oyun kağıtlari yuvarlaktir. çocuklar baharda daha fazla buyuyor. Odemeli telefon konuşmalarının cogu babalar gununde ediliyor. Ortalama bir pire, kendi buyuklugunun 150 katiyukseklige ziplayabiliyor. Bu arani tutturmak icin bir insanin yaklasik 30 metre ziplamasi görekli. eğer barbie gercekten yasasaydi vucut olculeri 97 - 72 82 cm olacakti. insanlar vucutlarinda 300 adet kemikle doguyorlar ama yetişkin oldukçarinda bu sayi 206 ya dusuyor. Her dort amerikalidan biri mutlaka televizyonda gorunuyor. Uyurken, televizyon seyrederken yaktigimizdan daha fazla kalori harciyoruz. Kelebekler ayaklariyla tat alırlar. Sari$inlarin esmerlere göre daha fazla saci vardir. Yillara göre ortalama alindiginda, her sene esekler tarafından oldurulen insan sayisi ucak kazalarında olenlerin sayisindan dahafazla. kadınlar erkeklere aranla iki kaç fazla goz kirpar. insan vucudundaki en guclu kaç dildir. Gozleri acik tutarak hapsirmak imkansizdir. insanlar beyinlerinin sadece %10`unu kullanirlar. Filler ziplayamayan tek memelidir. Elektrikli sandalye bir disci tarafından icat edilmistir. Bir karincanin koku alma yetenegi en az bir kopeginki kadar gelismistir. Amerikan havayollari, ucuslarda yolculara sundugu kahvaltilarda hertepsiden bir zeytini kaldırarak 1987 yilinda 40 bin dolar kaç etmiştir. yetişkin bir ayi, bir at kadar hızlı kosabilir. Atlarin insanlardan 18 tane fazla kemigi vardir. Fareler kusamaz. Hapsirdiginiz zaman, kalbiniz de dahil olmak üzere Bütün vucut fonksiyonlarınız bir an icin durur. Tom sawyer daktiloda yazilan ilk romandir. Hİmambocekleri yaklasik olarak 250 milyon yildir yasadiklari halde hiçbir değişime ugrİmamislardir. Gozlerimiz hiçbir zaman buyumez. Ama burnumuz ve kulaklarimizin buyumesi asla sona ermez. Kediler ultrason seslerini duyarlar. Zurafaların ses telleri yoktur. Bir hİmambocegi kafasi koptuktan sonra acliktan olmeden dokuz gün yasayabiliyor. ingiltere`deki Bütün kugular kralicenin malidir. Kutup ayilari solaktir. Amerika`da satisa sunulan ilk cd, bruce springsteen`in "born in theusa"albumudur. Bir karinca kendi agirliginin elli kati agirligi kaldırabilir. Timsahlar dillerini disari cikaramazlar. Zurafa 35 cm uzunlukta siyah bir dile sahiptir. Yunuslar bir gozleri acik uyurlar. Kangurular geri geri yuruyemezler. Zebralar beyaz uzerine siyah cizgilidir. Dunyanin bir numarali domuz ureticisi ve tuketicisi cinliler. Bugune kadar bilinen en agir bobrek tasi 1. 36 kg. Dunyanin en hızlı buyuyen bitkisi bambu, bir gunde 90 cm kadar uzuyor=. 18 subat 1979 yilinda sahra colune kaç yagmisti. İnsanlar yasamlari boyunca alti filin agirligina esit miktarda yiyecek tuketiyorlar. Dunyanin en büyük seker ihracatcisi kuba`dir. Eskimo dilinde kaç yagislarının farklarını tarif etmek icin kullanilan yirmiden fazla sozcuk vardir. En yakin oldukçari noktada, rusya ve amerika`nin birbirlerine uzakliklari dort km `den daha azdir. Mexico city her sene 25 cm kadar batiyor. Buckingham sarayi`nda 602 oda bulunuyor. Yeni zelanda, dunyadaki her turlu iklimin yasandigi tek ulke. Peru `da hic umumi tuvalet yoktur. Newton, yer cekimi kanununu fark ettigi zaman 23 yasindaydi. Dunyada insan basina dusen karinca sayisi bir milyon. Sag elini kullanan insanlar sol elini kullananlara göre ortalama dokuzyil daha fazla yasiyorlar. Bir big mac hamburgerin ekmeginde ortalama 178 adet susam bulunuyor. Bir insan yasami boyunca iki yuzme havuzunu dolduracak kadar tukuruk salgilar. Central park`ta yuzmek yasalara aykiridir. Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir. Pablo picasso, parasizlik cektigi genclik gunlerinde yaptigi resimleri yakarak isinirdi. Suudi arabistan`da hic irmak yoktur. Monakonun ulusal orkestrasi ordusundan daha genis bir kadroya sahiptir. Zurafalar yuzemez. Ortalama olarak, amerika`da gunde uc adet cinsiyet değiştirme operasyonu gerceklesmektedir. İnsan beyninin % 80`i sudur. Amerika`da her saat 40 kisi kanserden hayatini kaybediyor. Bir kromozom bir genden daha buyuktur. ileri dogru bir adim atildiginda, insan vucudundaki 54 kaç calisir. insan beyninin ortalama agirligi 1. 3kg`dir. Birinin yuzunu hatirlamak icin beynin sag tarafi kullanilir. Ortalama bir insan hayati boyunca iki yilini telefonda konusarak harciyor. Ortalama bir buzdaginin agirligi 20 milyon ton. New york bir zamanlar amsterdam`di. Virginia woolf kitaplarının cogunu ayakta yazmistir. Pablo picasso, parasizlik cektigi genclik gunlerinde yaptigi resimler yakarak isinirdi. Sigirlarin dort tane midesi vardir. Zurafalar yuzemez. Yuzse bile kesin bogulur Sadece bir tane kovboy filmi kadın yonetmen tarafından cekilmistir. Dollenmeden sonra cocugun boyu 5 milyon kaç buyur. yetişkin bir insan gunde ortalama olarak 23 bin kez nefes alır. Kaslari yukari kaldırmak icin 30 kasi harekete gecirmek görekiyor. Erkekler kadınlara göre on kaç daha fazla renk koru oluyorlar. Penguen yuzebilen ama ucamayan tek kustur. Sineklerin bes gozu vardir. Baykus mavi rengi görebilen tek kustur Bugune kadar bilinen en agir bobrek tasi 1. 36 kg bu yaziyi okuyan insanlarin %75 inden fazlasinin, dirseklerini yalamaya calisacaklarını.
* "Nerelisin?" sorusuna cevap aldıktan sonra otomatikman "içinden mi?" diye sormak.
* Amca, hala, dayı, teyze, görümce, kayınço, enişte, elti, bacanak, kaynana, kayınpeder, baldız, yenge, amcaoğlu, halaoğlu, dayıoğlu, vb. gibi akrabalık terimleri.
* Sigarayı çoraba veya kulak arkasına koymak.
* Düğünlerde, eğlencelerde, toplantılarda vb. içip içip olay çıkartmak.
* Yabancı dil öğrenirken önce küfürleri öğrenmek, yabancılara Türkçe öğretirken önce küfürleri öğretmek.
* Yolculuk esnasında yanındakine "Yolculuk nereye hemşerim?" diye sorarak muhabbete başlamak.
* Mektuplarda "büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden" öpüp, "kestane kebap, acele cevap" beklemek.
* Kendini tanıttıktan sonra diğer yarışmacı arkadaşlara başarılar dilemek.
* Japonları kastederek "Adamlar yapmış abi!" demek.
* Ortaokul ve lisedeki anı-hatıra defterlerine yazarken "bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için..." diye başlamak.
* "Bizim askerdeyken bir çavuş vardı..." diye başlayan askerlik anıları.
* "Kim o?" sorusuna "Ben!" diye cevap vermek.
* Telefonu açan kişiye kendini tanıtmadan "Orası neresi?" veya "Sen kimsin?" gibi sorular sormak.
* Neredeyse herkese, her şeye takma isim bulmak.
* Misafir gelince hemen çay suyu koymak.
* "Senin paran burada geçmez!" deyip karşıdakinin eline sarılmak.
* Düğün, lokanta vb. gibi yerlerde masaları birleştirerek oturmak.
* Düğünlerdeki takı merasimleri.
* Otobüs, uçak, hastane vb. gibi cep telefonu kullanmanın yasak olduğu yerlerde gizli gizli cep telefonu ile konuşmak.
* Yüzsüzce rüşvet istedikten sonra abartıp "Helal et!" demek.
Bir Japon, New York ta bir bara girip oturur. Sol avucunu acip sag eliyle avucunun icine telefon tuslar gibi yapar sonra sol elini kulagina getirip konusmaya baslar. Barmen meraklanip yanina gelir.
"Ne yapiyorsun sen? diye sorar. Japon, "Japonyada yeni bulus. Artik cep telefonu kullanmak yok. El telefonu var diyerek elini acar gosterir. Avucunun tam ortasinda ufak bir hoparlor monte edilmistir.
Barmen, "Inanmiyorum. Boyle bir sey olamaz. Japon, "Gostereyim. Bana bir telefon numarasini soyle, cevireyim. Barmen numarayi soyledikten sonra, Japon yine avucunun icini tuslayip elini kulagina getirir. Biraz bekledikten sonra elini barmene uzatir "Konusabilirsin der. Barmen Japon un elini kulagina getirerek "Alo? sesi duyar sonra "Joe? Sen misin?... Ya inanmiyacaksin ama su anda seninle bir Japon un elinden konusuyorum... Hayir sarhos filan degilim.... Neyse sonra anlatirim. Haydi hoscakal deyip Japon un elini birakir.
Hayretler icinde, - "Harika bir sey bu! Pahali midir? Japon, "Biraz ama deger der, sonra ickisini ismarlar. Ama ickisini yudumlarken birden bire dikiliverip "Afedersin tuvalet ne tarafta? sorar. Barmen yolunu gosterir. Japon kalkip gosterilen kapidan girer. 5 dakika gecer ama Japon donmez. 10 dakika gecer... Barmen merak etmeye baslar. 20 dakika gectikten sonra barmen "Basina kotu bir sey mi geldi diyerek tuvalete girer ve...
Japon u yerde gorur. Pantalonu dizlere kadar indirilmis secdeye durur gibi yere egiliyor. Kicinda bir rulo tuvalet kagidi var. Barmen:
"Aman Tanrim! Sana ne oldu boyle? Saldiriya mi ugradin? Yaralandin mi?
Japon:
"Hayir. Ben iyiyim. Japonyadan uzun bir faks aliyorum, o kadar.