Skip to main content

  • Home
  • Categories
  • Popular
  • Komik Resimler
  • en iyi fıkralar
  • En son şakalar
  • Sarışın fıkraları
  • Asker Fıkraları
  • Deli Fıkraları
  • Dini Fıkralar
  • Çorum Fıkraları
  • Doktor Fıkraları
  • Çocuk Fıkraları
  • Bayburt Fıkraları
  • Elazığ Fıkraları
  • Erzurum Fıkraları
  • Erkek Fıkraları
  • Evlilik Fıkraları
  • Nasrettin Hoca Fıkraları
  • Avcı Fıkraları
  • Bektaşi Fıkraları
  • Belaltı Fıkraları
  • Hayvan Fıkraları
  • İngiliz Alman Türk Fıkraları
  • Kadın Erkek Fıkraları
  • Kayseri Fıkraları
  • Kurban Fıkraları
  • Mühendis Fıkraları
  • Namık Kemal Fıkraları
  • Okul fıkraları
  • Politika Fıkraları
  • Ramazan Fıkraları
  • Seçim Fıkraları
  • Spor Fıkraları
  • Polis Fıkraları
  • Dursun Fıkraları
  • Trakya Fıkraları
  • Tarih Fıkraları
  • Soğuk Espriler
  • Sarhoş Fıkraları
  • Mardin Fıkraları
  • Komik Sözler
  • Komik Hikayeler
  • Karadeniz Fıkraları
  • Kamyon Yazıları
  • Kadın Fıkraları
  • Duvar Yazıları
  • Cimri Fıkraları
  • İngiliz Alman Türk Fıkraları
  • Fıkra Gibi Komik Olaylar
  • Kapak Edici Fıkralar
  • Karı Koca Fıkraları
  • Kısa Fıkralar
  • Köylü Fıkraları
  • Matematik Fıkraları
  • Meslek Fıkraları
  • Şoför Fıkraları
  • Ünlüler Fıkraları
  • Sekreter Fıkraları
  • +18 Fıkralar
  • Temel Fıkraları
  • Büyük Fıkraları
  • Kaynana fıkraları
  • Futbol fıkraları
  • Chuck Norris fıkraları
  • Yahudiler hakkında fıkralar
Вицове за Политиката Political Jokes Politikerwitze Chistes de políticos Политические анекдоты Blagues sur la Politique Barzellette Politiche Πολιτικά ανέκδοτα Политички вицеви Politika Fıkraları Анекдоти про Політику Piadas de Políticos Dowcipy polityczne Politiska skämt Politiek moppen Politikvittigheder Politivitser Poliittiset vitsit Politikai viccek Bancuri politice românești Vtipy o politicích Politiniai juokai Politiskās anekdotes un joki Politički vicevi
My Jokes Edit Profile Logout
  1. Home
  2. Politika Fıkraları

Politika Fıkraları

Bu kategoride en popüler fıkralar
CIA, Rusya"da bir kasabaya casus yerlestirecek, cevrede Ruslar"in nukleer arastirma merkezleri var. Ama oyle bir casus olacak ki, tipki bir Rus gibi…
Once Amerika"da, Rusya"daki kasabanin bir benzeri yapilmis, yuzlerce kisi arasindan secilen casus adayi, yillarca bu yapma kasabada yasamis… Rusca"yi o bolgenin lehcesiyle ogrenmis… Ruslar ne yer, nasil icer,nasil sakalasir, nasil kizar, hepsi en ufak ayrintisina kadar ogretilmis ve zamani gelince bir imtihandan gecirilip, ucakla kasabanin cevresine atilmis. Amerikali casus, kasabaya adimini atar atmaz, eliyle koymus gibi meyhaneyi bulmus, dalmis iceri, herkesi Rus uslulu selamlamis ve meyhaneciye votka soylemis… Meyhanede de fazla kisi yokmus, biraz sonra ondan baska kimse kalmamis…
Meyhaneciyle oradan, buradan, sagdan soldan konusmaya baslamislar, vakit gecmis, meyhaneci casusun omuzuna elini atmis!
"Haydi Co, kalkip karakola gidelim, seni teslim edeyim." Amerikan casus sasirmis, ama bakmis kurtulus yok, kacamayacak, yola cikmislar…
Amerikali dayanamamis, sormus:
"Сок merak ediyorum, benim Amerikali oldugumu nasil anladin? O kadar guzel Ruslasmistim ki !"
Meyhaneci gulmus:
"Her seyin tamam olmasina tamam da, bizim buralarda pek zenci Rus bulunmaz !"
0 0
0
Amerikalı bir hükümet yetkilisi şili’deki darbenin hemen sonrasında ülke hapishanelerini incelemek için şili’ye gitmiş. Herhangi bir hapishanede bir süre inceleme yapan yetkili infaz yerlerini merak etmiş ve hep birlikte hapishanenin mahzenine inmişler.
İner inmez çığlıklar duyan misafir yetkili görevlilere bunun nedenini sormuş. Görevliler de ölüm cezalarını uyguladıklarını söylemiş.
Amerikalı yetkili, kendi ülkelerinde elektrikli sandalye kullandıklarını ve bu konuyu daha kolay hallettiklerini söylemiş, aynı uygulamayı yapabileceklerini uyarıcı bir dille ifade etmiş.
Hapishane görevlisi "efendim, biz de elektrik kullanıyoruz ama elektrikler kesik olduğu için şimdilik mumla idare ediyoruz" demiş.
0 0
0
Amerikali bir turist tatil icin Guney Afrika ya gider. O zamanlarda irkcilik had safhadadir. Bizimki gece bir yerlere gidip eglenmek ister bakar ki ulkede sadece sinemalar da kalabalik var hayat orda herkes orda.
Bu da girer kuyruga bilet almak icin sira buna gelince gorevli saskinlikla sorar ` ilk gelisinizmi Guney Afrika ya? ` evet der adam. Kadin ekler burda sadece zenciler girer kuyruga siz direkt alin giseden bileti adam gider gisedeki kimse sorar nereden diye adam da ucuz olsun diye salondan der.
Görevli ` ilk gelisiniz mi GuneyAfrika ya? ` evet der adam. Burda sadece zenciler salondan alir siz balkondan almalisiniz der ve adam ordan alir bileti. Film baslar ve ara olur adamin ihtiyaci gelir ve tuvaleti arar ama bulamaz, sorar gorevliye tuvalet neredediye gorevli sasirir ` ilk gelisiniz mi Guney Afrika ya? ` evet der adam.
Burda sadece zenciler gider tuvalete siz balkondan asagi yapin der. Adam baslar yapmaya salona, o sirada zencilerden biri kafasini kaldirir ve adam der ki `ilk gelisiniz mi Guney Afrika ya? ` evet der adam. Zenci ekler oole bir yereyapmayin saga sola sallayinki herkese esit gelsin sosyal adalet saglansin der.
0 0
0
İçinde sadece bir yatak, ütülenecek elbiseler ve ütü masası ve çıplak bir kadın olan bir odaya önce bir Alman’ı sokmuşlar. Alman önce elbiseleri ütülemiş sonra kadınla sevişmiş.
Sonra odaya bir Fransız’ı sokmuşlar. Fransız’önce kadınla sevişmiş sonra ütü yapmış. Odaya en son giren TEMEL ütüyü kadına yaptırırken aynı zamanda kadınla sevişmiş.
Alaman’a davranışının nedenini sorduklarında.
- "Bizim ülkemizde önce iş sonra zevk gelir" demiş.
Fransız ise -"Bizde ise önce zevk sonra iş"demiş.
Temel’e sorduklarında ise -"Bizde çalışanı s…. Ler" demiş.
0 0
0
Το μεγάλο ξενοδοχείο България обявява война на Китай. Китайските военни обсъждат ситуацията: Обявила България война на Китай. Съобщават на китайското правителство: Přijde čínský ministr k Mao Ce Tungovi a hlásí: „Vůdce, Češi nám vyhlásili válku.” „Češi? A kolik jich je?” zeptal se Mao. „Asi deset milionů,” odpověděl ministr. „A v kterém hotelu bydlí?” İsviçre her nedense Çİn’e savaş açmaya kalkışır. Bunun haberini alan Çin başbakanının özel kalem müdürü başbakana gelip “efendim İsviçre bize savaş başlatmış pekine kadar gelmişler” der. Başbakan ”...
Isvicre Çin e savas ilan etmis. Bir sekilde Çine kadar gelmisler. Haber Çin basbakanina gec ulasmis.
- Basbakanim Isvicreliler saldirdi Pekine girdiler.
- Isvicre de ne?
- Avrupada bir ülke.
- Kac kisi bunlar?
- 5 milyon.
- Hangi otelde kaliyorlar?
0 0
0
Birgün bir Meksikali, Iranli, Amerikali oturmuslar Kahvede Cay iciyorlar.
Cayini ilk bitiren Meksikali Bardagini havata atar ve derki:
Bizim Meksikada Cam o kadar сок ki biz asla bir defa ictigimiz
Bardakta ikinci bir kez Cay icmeyiz.
Buna özenen Iranli da atar bardagini havaya ve derki:
Bizim Iranda okadar сок Кuм varki bizde asla birkez ictigimiz bardaktan ikinci kez cay icmeyiz.
Ve bunlari gören Amerikali sakin bir sekilde silahini cikarip Meksikali ve Iranliyi cekip vurur ve derki:
Bizim Amerikada okadar сок Meksikali ve Iranli varki bizde asla ikinci kez bir Meksikali ve Iranliyla Cay icmeyiz!
0 0
0
İskoçyalı’nın tavuğu İngiliz’in bahçesine yumurtlamış. Biri.
- "Tavuk benim, yumurta da benimdir" diyor.
Diğeri.
- "Benim bahçem, yumurta da benimdir." En sonunda İskoç.
- "Bu böyle sürer gider. En iyisi birbirimize birer tekme atalım. Yerde en kısa süre kalan yumurtayı alsın" diyor. İngiliz de kabul ediyor. İskoç’un önce tekme atmasına karar veriyorlar. İskoç en ağır postallarını giyip geliyor. İyice bir abanıp İngiliz’in bacaklarının arasına bir tekme atıyor. İngiliz yarım saat sonra ancak kalkabiliyor. İngiliz tam tekmeyi atmak için hazırlanıyorken,İskoç yumurtayı uzatıyor:
- "Al senin olsun, bir yumurta için değmez."
0 0
0
Japon, İtalyan ve Türk bir yarışmaya girerler.
Yarışma konusu şöyledir;
Bir odada kırışık bir gömlek, ütü ve bir kadın verdır, yarışmacılar kısıtlı bir süre içinde gömleği ütülemek ve kadını becermek durumundadır.
İlk italyan girer, bakar ki zaman yok gömleği bırakıp kadını becerir, dışarı çıkar, bekleyenlere:
- Üzgünüm başaramadım, bizde aşk işten önce gelir, der.
Japon içeri girer o da bakar ki zaman yok kadını bırakır göleği ütüler, dışar çıkar:
- Üzgünüm başaramadım, bizde iş aşktan önce gelir, der.
Türk içeri girer bakar zaman yok ütüyü kadının eline verir, kadın ütü yaparken bizimkisi de kadını becerir, dışarı çıkar:
- Üzgünüm, der, bizde hep çalışanı sikerler…
0 0
0
Toplu sözlesme pazarligindan yeni çikmis sendika baskani, salonda toplanmis isçilere atesli bir söylev çekmektedir:
- "Yoldaslar! Yönetimle yeni bir sözlesme yaptik. Bundan böyle haftanin dört günü daha çalismayacagiz!" Kalabalik,
- "Yasasiiinn!" diye bagirir.
- "Çalisma saatimiz beste degil, dörtte bitecektiiir!"
- "Yathaaaaaa!!"
- "Çalismaya dokuzda degil, onbirde baslayacagiiizz!"
- "Helaaallll!!"
- "Maaslarimiz yüzde 150 artacaktiiirrr!"
- "Vaaaaaauuuuuvvvv!!"
- "Yalnizca Çarsambalari çalisacagiiiiz!"
Bu sözün ardindan derin bir sessizlik olur. Derken arkalardan bir ses duyulur:
- "Her çarsamba mi !"
0 0
0
Bilim adamları, birgün mağarada yaşı 1.582.903 olan bir insan fosili bulur, bu fosili istihbarat teşkilatlarını sınamak amacıyla kullanma kararı alırlar. Önce Japon istihbaratı mağaraya girer ve 15 dk sonra dışarı çıkıp derler ki;
- Bu fosilin yaşı 1.400.000 ila 1.600.000 arasında…
Daha sonra CIA girer ve 12 saat sonra baya bi havalı şekilde çıkarlar:
- Bufosilin yaşı 1.500.000 ila 1.600.000 arasında, derler…
Hemen ardından KGB girer ve sırf Amerikalılara inat içerde 2 gün kalırlar. 49. saatte çıkar derler ki;
- Bu fosilin yaşı yaklaşık olarak 1.550.000 ila 1.600.000 arasında…
En son olarak bizim MİT girer. Aradan bir hafta geçer mağaradan ses yok, 1 ay olur ses yok, 1.5 ay olur ses yok. Mağaranın dışında bekleşen gazeteciler daha fazla beklemeyip içeri girerken bizimkilerden biri çıkar dışarıya… Yaka paça dağılmış gömleğin yarısı dışarıda… Sigarası için bir ateş ister, sigarasını yakar, o sırada gazeteciler heyecanla;
- İçeride çalışmalar nasıl efendim? Fosilin yaşını bulabildiniz mi?
Bizimki sigaradan bir fırt çeker ve;
- Fosilin yaşı tam olarak 1.582.903, der.
Bunu duyan gazeteciler şaşkınlıkla sorarlar:
- Nasıl başardınız bunu, fosilin yaşını tam olarak nasıl tahmin ettiniz?
Bizimki sigaradan derin bir nefes çeker ve derki;
- Zor oldu ama "Konuşturduk p***vengi"
0 0
0
Türk’e sormuslar:
- Yarin dünyaya dev bir meteor çarpacak. Okyanuslar tasacak, dünya nüfusunun yarisi o anda ölecek. Havaya yükselen tozlar dünyayi karanliga gömecek. Buzul çagi baslayacak. Kalanlar da bu çagda ortadan kalkacaklar. Insanligin sonu gelecek. Böyle bir felaketi önceden haber alsan ne yaparsin?
Türk hiç düsünmeden yanitlamis:
- Bütün paramla dolar alirim!!!!
0 0
0
Pariste bir heykel sergisi açilmis. Bütün ülkelerin heykelleri sergileniyormuz . Tesadüf bu ya Türk heykelinin tam karsisinda Yunan heykeli varmiz. Yunan heykeli aynen söyleymis:
- "Dizlerinin üstüne çökmüs ve iki elini yukari dogru açmis yalvaran bir adam". Türk heykeli ise :
"Ayakta duran bir adam, bir eli seyinde, bir elinde ekmek"
. Yunanli heykeltras bizimkine laf atmis:
- "Yahu ne terbiyesiz adamsiniz, ekmek yerken seyiyle oynuyor..". Bizim heykeltras cevap verir :
- "Sen tasfiri anlayamadin galiba. Sizinki bizimkine yalvariyor."No’lur bir lokma da bana ver, Bizimki ise "Sen benim seyimi alirsin…" diyor."
0 0
0
Adamın birinin bir papağanı varmış. Papağan devamlı televizyon
Seyrediyormuş. Adamda işten eve evden işe giden bir kişiymiş. Bir gün
Adam papağanını kafesiyle birlikte balkona bırakmış ve işe gitmiş…
Bir saat sonra sokaktan polis aracı geçerken papağan bağırmaya
Başlamış. KAHROLSUN PARALI EĞİTİM KAHROLSUN POLİS V. S.
Ekip aracı hemen durup sesin geldiği yere ateş etmeye başlamış. Ev
Darmadağın olmuş. Eve gelen adam hayretler içinde bakakalmış. Neyse
Diyerek evi yaptırmış. Ertesi gün aynı olay tekrarlayınca adam evi
Gözlemeye başlamış. Ekip aracı karşıdan görününce başlamış papağan yine slogan atmaya tabi polis te ateş etmeye. Durumu gören ev sahibi papağanı alıp tavuk kümesine atmış. Papağan kümeste başlamış volta atmaya bunu gören tavuklar gülüyorlarmış.
Papağanın kafasıda atmış, tavuklara dönüp şöyle demiş…
- Ne gülüyonuz lan ben sizin gibi fahişelikten yatmıyorum. Düşünce suçundan yatıyorum…
0 0
0
Fransiz delikanli, Paris’in bulvar kafesinde oturmus, tipik kahvaltisini yapiyor. Kahve, kruvasan, ekmek, tereyag, recel Yan masaya agzinda cikleti ile tipik bir Amerikali turist oturmus, sohbet baslamis.
Amerikali:
- "O ekmegin hepsini yiyecek misin?"
Fransiz:
- "Tabii"
Amerikali : Biz yemeyiz, icinden biraz alir yeriz, kalan bir ficida toplanir,
Fabrikaya gider, kruvasan yapilir, Fransa’ ya satilir."
Fransiz cevap vermemis.
Amerikali:
- "Recel de yer misiniz?"
Fransiz (Ofkeli):
- "Tabii"
Amerikali : Biz meyveyi taze yeriz. Kabuklarini, cekirdeklerini, curumuslerini bir ficida toplar fabrikaya gonderir, recel yapar, Fransizlar’ a satariz."
Fransiz:
- "Peki siz kullandiginiz prezervatifleri sevistikten sonra ne yaparsiniz?"
Amerikali:
- "Atariz tabii"
Fransiz:
- "Biz atmayiz. Bir ficida icindekilerle biriktirir, fabrikaya gonderir, ciklet yapar, Amerika’ ya satariz!"
0 0
0
Beyazsaray’daki oval bürodayız. Bill çalışıyor. Monica onu seyrediyor. Bu sırada telefon uzun uzun çalar ama sekreter hanım hiç oralı olmaz.
Sinirlenen Bill :
- Telefona niçin bakmıyorsun?.. Diye sorunca
Monika :
- Neden bakacakmışım ki…Nasıl olsa her seferinde seni arıyorlar!
0 0
0
20. yüzyilin basinda bir evde kucuk bir cocuk babasina sormus: – "Baba!, kedilerin kuyruklarini kesip kemer yapmak günah midir?"
Baba ilgisizce;
- "Günahtir evladim" demis.
- "Peki baba zencilerin derilerinden paspas yapmak günah midir?"
- "O da gunahtir evladim"
- "Peki baba japonlarin beyinlerinden corba yapmak gunah midir?"
- "Ooofff! o da günahtir evladim"
- " Peki baba yahudilerin yaglarindan sabun yapmak gunah midir?"
Baba en sonunda dayanamaz:
- "Degildir ulan. oooff bee Adolf , nerden aklina gelir boyle sorular sormak?!…"
0 0
0
Ερωτήσεις.... Οι μέθοδοι του Προέδρου Μπους Μπους Jr After giving a speech at an elementary school, President Bush allows the kids to ask a few questions. One little boy, Billy, gathers the courage to raise his hand and asks: Джордж Буш посетил едно училище, за да се убеди в популярността си сред подрастващите. Произнесъл специално написана реч, след което попитал дали има въпроси. Ο George Bush jr επισκέπτεται ένα νηπιαγωγείο και αρχίζ ει να μιλάει στα παιδάκια για το πόσο μεγάλη είναι η Αμερική, για το πόσο δημοκρατική και σπουδαία χώρα είναι κτλ. Auf einer Propaganda-Tournee durch Amerika besucht Präsident George Bush eine Schule und erklärt dort den Schülern seine Regierungspolitik. Danach bittet er die Kinder, Fragen zu stellen. Der... George Bush kwam nekeer in een school op bezoek, en de kindjes mochten vragen stellen. Nick steekt zijn hand op. Ik heb 3 vragen: 1) Hoe komt het dat je de presidentverkiezingen gewonnen hebt... George Bush skal holde foredrag om krigen George Bush skal i en skole holde et foredrag om krigen. Efter hans indlæg tilbyder han en spørgerunde. En lilledreng rækker hånden i vejret og Bush... George W. Bush se rend dans une école primaire pour parler aux enfants du conflit armé au Proche-Orient. Après son discours, il permet une période de questions. "Alors, qui a une question? "... George Bush was benieuwd of hij nog een beetje poplair was onder de amerikaanse jeugd en bezocht een school. Hij hield een korte toespraak en vroeg de kinderen of ze misschien vragen aan hem wilden... Il presidente George Bush vuole aumentare la sua popolarità. Arriva in una scuola elementare e spiega il suo piano di governo. Chiede nel frattempo che i bambini facciano delle domande. Il piccolo... Presidentti George W. Bush vieraili propagandakierroksellaan eräässä koulussa. Hän selosti politiikkaansa oppilaille ja sen jälkeen sana oli vapaa. Oppilaat saivat esittää kysymyksiä. Pikku Bob... En una ocasión Felipe Calderón llega a la escuela de Pepito y entra en su salón, la maestra le da la bienvenida y les comenta a los alumnos que le podran hacer dos preguntas, enseguida Pepito se...
George Bush bir ilkokulu ziyaret eder. Cocuklara:
- Sorusu olan var mi? der. ve kücük Bob sözü alir.
- Benim üc sorum olucak:
1- Secimlerde daha az oy almaniza ragmen nasil olduda Baskan oldunuz?
2- Hiroshima’ya atilan atom bombasi sizce dünyanin en büyük terör faaliyeti degilmidir?
3- Hicbir neden yokken neden Irak’a saldirmak istiyorsunuz?
Aniden zil calar ve cocuklar tenefüsse cikarlar. Cocuklar geri döndügünde bu sefer sözü kücük
Tom alir. Benim bes sorum olacak:
1- Secimlerde daha az oy almaniza ragmen nasil olduda Baskan oldunuz?
2- Hiroshima’ya atilan atom bombasi sizce dünyanin en büyük terör faaliyeti degilmidir?
3- Hicbir neden yokken neden Irak’a saldirmak istiyorsunuz?
4- Bugün neden zil 30 dakika erken caldi?
5- Bob nerede?
0 0
0
George W. Bush ölüyor ve hemen cehenneme gidiyor. Orada kendisini seytan karsiliyor ve.
- "Hosgeldin, ancak burada yer sikintisi çekiyoruz, cehennem tamamen dolu. Bu nedenle bir kural koyduk. Yeni birisi geldigi zaman eskilerden bir kisiyi cennete gönderiyoruz. Kimin cennete gidecegine sen karar vereceksin. Ancak seçimini yaparken dikkatli ol, çünkü seçecegin kisinin cezasini sonsuza kadar çekeceksin." diyor. Yürümeye basliyorlar. Seytan ilk kapiyi açiyor: Usame Bin Ladin. Bir direge baglanmis ve sürekli iskence ediliyor.
G. W. Bush:
- "Bu olmaz diyor. Sadece cezanin çok agir oldugunu düsündügümden degil, bu adam çektigi cezanin çok daha fazlasini haketmisti. O nedenle burada kalmali."
İkinci kapi açiliyor: Saddam Hüseyin. Asiri sicak bir yerde gardiyan tarafindan kirbaçlanirken tas kiriyor. Bush’tan yine ayni yanit geliyor. Üçüncü kapi açildiginda Bill Clinton görülüyor. Son derece rahat bir koltuga oturmus,bir elinde büyük bir kanyak kadehi, diger elinde puro ve önünde diz çökmüs bir sekilde Monica Lewinski. George W. Bush mutlu bir sekilde gülümseyerek dönüyor seytan’a:
- "Bence bu çok uygun. Gerçi kendisi politik arenada düsmanim, ama çektigi ceza gayet makul".
Şeytan siritarak içeriye sesleniyor:
- "Tamam Monica sen gidebilirsin!"
0 0
0
Adam kafayi cekmis, sokagin ortasinda, nara atip duruyor,arada bir de
Hukumete agza alinmayacak kufurler savuruyor. Tabii polis hemen yetisiyor ve bizimki, kendini, karakolda Komiserin karsisinda buluyor.
Komiser,adama,sinirli sinirli kafasini sallayarak:
"-Sen" diyor "kimsin be, a kaz kafali, a hayvan; Sen nasil kufur edersin hukumete, a sersem ."
Adamcagiz, akli basina gelmis, durumun farkina varmis,hemen:
"-Komiserim" diyor "ben valla Arjantin hukumetine kufur ettim"
Komiser, hirsla yerinden firlayip, haykiriyor:
- "Ulan it, ulan hayvan, ben kirk yillik komiserim, hangi hukumete kufur
Edilecegini bilmez miyim, a beyinsiz, beni mi kandiracaksin sen ?"
0 0
0
ABD Cumhurbaşkanlarından Abraham Lincoln (1809-1865), başkanlık seçimlerinde, rakibi Douglas ile kıyasıya mücadele etmiş. Birbirlerinin ipliğini pazara çıkarabilmek, seçmenin gözünden düşürebilmek için her imkanı kullanmışlar. Bu arada en çok karşılıklı içki düşkünlükleri üzerinde durmuşlar.
Lincoln, Douglos'ı eleştirdiği bir seçim konuşmasında şöyle demiş:
- Bay Douglas sizlere babasının mesleğinin fıçıcılık olduğunu söylemişti. Bundan zerrece şüphem yok. Çünkü (Douglas'ı göstererek) şimdiye kadar gördüğüm viski fıçılarından en iyisini o yapmış.
0 0
0
  • Önceki Sayfa
  • Sonraki Sayfa
Privacy and Policy Contact Us