Skip to main content
Birgün; Kamil Paşa, yapılan bir şikayet üzerine, Şair Eşrefi vilayet makamına davet etmişti. Davete icabet eden Eşref, vilayete geldiği zaman, kendisine valinin encümende olduğunu ve biraz beklemesi icap ettiğini söylediler.
Valiyi bekleyen şair, bir ara konuşulanları dinlemeye çalıştı. O esnada; valinin, münakaşa edilen bir mesele hakkında "O kadar incelemeyin, millet eşektir, anlamaz" dediğini duydu. Bu sözlerden fena halde üzülen şair, cebinden çıkardığı bir kağıda şu kıtayı yazdı ve ordaki odacıca valiye verilmek üzere bıraktı, sonra da çıkıp gitti…
Reddolunmaz sözü ama eşşoğlu can sıkar
Millete eşek diyen eşek herif bilmez mi ki
Sadrazamlar da, valiler de milletten çıkar.
Bush ölmüş, cehenneme gitmiş.
Zebanibaşı "Amerikadan gelenler için özel bölmemiz var. Ama üç kişilik. Hepsi de dolu. Senin günahın hepsinden fazla olduğu için seçme şansı senin olacak. Birini affet, yerine sen geç.
"Bush ilk hücreye girmiş, bakmış Nixon elinde balyozla taş kırıyor. Başında da bir Vietnamlı onu kamçılıyor.
"Yok" demiş, "Benim zaten biraz omuzun ağrıyor, taş kıramam".
İkinci hücrede, Babası Bush’u bulmuş. Irak savaşı ardından
Petrole bulanmış Körfez suyundan bir havuza dalıyor, tam çıkınca
Bir daha dalmak zorunda kalıyor. "Aman" demiş Bush, gözü korkmuş,
"Benim yüzmeyle aram öteden beri iyi değildir.
"Üçüncü hücrede Clinton varmış. Sırtüstü bir yatağa İsa vaziyetinde bağlanmış, çıplak, Monica’da yatakta ve Clintona’a en iyi bildiği işi yapıyor.
Bush’un ağzı kulaklarına varmış, "Tamam" demiş, "Bu cezayı kabul ediyorum".
Zebanibaşı bir tuhaf bakmış, "Emin misin?" diye sormuş.
"Eminim" demiş Bush.
"Sen bilirsin"
Diye kafasını sallamış Zebani, sonra hücrenin kapısını açıp bağırmış:
"Tamam Monica, serbestsin!"
İncili Çavuş, Birinci Ahmet'in saray danışmanı. İkisi birlikte Kağıthane'de geziniyorlar. Karşılarına bir koyun sürüsü çıkıyor. Sürünün ardında da eşeğine binmiş çoban. Padişah:
- İncili, diyor, çobanlar bu işi bilir. Sor bakalım, yağmur yağacak mı?
İncili Çavuş, çobanın yanına yaklaşıp soruyor. Çoban, eşeğinin kuyruğunu tuttuktan ve gökyüzüne bir süre baktıktan sonra kestirip atıyor:
- Yağmur yağmayacak!
İncili, padişaha "Yağmayacakmış!" diyor.
Az sonra bir sağanak bastırıyor, ortalığı seller götürüyor. Bir ağacın altına sığınıyorlar. Orada padişah soruyor:
- Hani yağmur yağmayacaktı?
- Eee... Müneccim çoban, eşek kuyruğu da hava tahmin aracı olursa, elbet böyle olur padişahım!
Bir zamanlar oldukca yuksek mevkilere ulasmis bir bayan politikacimiz issiz kalinca sirayla is adamlarinin kapisini calip is aramaya baslar. Once Sabanci’ya gider.
"Efendim ben ayni zamanda ekonomi profesörüyüm, politika da сок onemli gorevlerde bulundum, lutfen bana bir is verirmisiniz " der.
Sabanci dusunur ve
"Sana ayda 50 milyondan fazla maas veremem, istiyorsan gel yarin ise basla " der.
Politikacimiz " aaa, 50 milyon da ne ki, benim cuzdanimin kenarini bile doldurmaz " diyerek bu kez Koc’un kapisini calar.
Koc da "size en fazla 70 milyon verebiliriz bayan " der.
Politikacimiz basi onde eve gelir ve her zaman akil danistigi kocasina
"Sekerim, calmadigim kapi kalmadi ama soyle parasi bol bir is
Bulamadim, sen ne dersin? " der. Kocasi bilmis bilmis basini sallayarak " hanim sen giт birde Matild Manukyan’la konus " der.
Ertesi gun politikacimiz Manukyan’in kapisi onundedir. " efendim,
Ben ekonomi profesörüyüm, ayrica politikada сок onemli gorevlerde
Bulundum bana uygun bir isiniz var mi "der.
Manukyan yuzunde sicak bir gulumsemeyle " tabi hanim kizim yarin gel ise basla sana ayda 2 milyar veririm " der. Politikacimizin gozleri parlar birden, heyecanla " sahiden o kadar edermiyim?" diye sorar.
Manukyan gayet sakin cevap verir:
"Aa, ne demek kizim, 65 milyon senin icin sirada bekliyor!"
Padişah bir gün atıyla kır gezintisi yaparken seyislerine demiş ki:
- Bu atı çok sevdiğimi bilirsiniz. Bu atın ölüm haberini bana getiren seyisin kellesini vururum, atıma çok iyi bakacaksınız. Aradan birkaç yıl geçmiş, seyisler bakmışlar ki padişahın atı ahırda ölmüş. Seyislerden biri padişahın sözünü hatırlamış, telaşlanmışlar, ne yapacaklarını bilememişler.
Birinin aklına İncili Çavuş gelmiş, bu işi ona danışalım demişler. İncili’ye varmışlar, durumu anlatmışlar. İncili demiş ki ben bu işi çözerim, siz işinize gücünüze bakın. İncili, padişahın huzuruna varmış. -Padişahım, senin bir küheylan vardı ya... -Evet... -Ahırda gördüm. Yanına yaklaştım.
Su verdim içmedi, yem verdim yemedi, nalları da havaya dikmiş öylece duruyor. -Yahu sen şuna öldü desene! -Padişahım ben demedim, sen söyledin öldüğünü. Bir ceza vereceksen kendine ver