en iyi fıkralar

Zenginler kulübü özel bir yarışma düzenlemişti. Açık havada yapılacak olan bu yarışmanın etapları şu şekildeydi, ortada bir masa ve masanın üzerinde çok sert bir içki olacaktı, yarışmacı bu içkiyi bir dikişte içecek, ondan sonra koşarak karşıdaki mağaraya girecek, mağaranın içindeki çok vahşi bir ayının ensesine bir tokat vurup mağaranın diğer kapısından dışarı çıkacak ve dışarda bekleyen çok güzel bir kadınla sevişecekti. Bu etapları tamamlayabilen yarışmacı birinci olacaktı... İlk olarak Alman yarışmacı tezahüratlar içinde masanın yanına gelir, seyircileri selamladıktan sonra içkiyi kafasına diker. Fakat içki o kadar serttir ki Alman bunu içer içmez olduğu yere yığılıp kalır. İkinci olarak masanın başına Fransız gelir, o da seyircileri selamladıktan sonra kendinden gayet emin bir şekilde içkiyi kafasına dikip mağaraya doğru fırlar, fakat tam mağaranın ağzına geldiğinde içkinin tesiriyle sızıp kalır. Onu da alıp götürürler. Son olarak Nam-ı Kemal masanın yanına gelir. Diğer yarışmacılar iri yarı izbandut gibi adamlar olduğu halde, Nam-ı Kemal ufak tefek, tok karnına 48 kg. gelen bir adamdır. Seyirciler epey gülüşürler fakat bizimki gayet kendinden emin bir şekilde içkiyi kafasına dikip gözlerini 15-20 saniye kapalı tuttuktan sonra yıldırım gibi fırlayıp mağaradan içeri girer. Biraz sonra içerden hırıltılar, gürültüler, bağrışmalar, feryatlar gelmeye başlar. Aradan 20 dakika geçer Kemal ortada yoktur, 30 dakika yok derken tam 45 dakika sonra diğer kapıdan kan-ter içinde çıkan Nam-ı Kemal, elinin tersiyle alnındaki teri silerek bağırır:
- "Nerede ensesine vurulacak kadın?"
Brandi adında sarışın bir iş kadınının işleri çok kötü gidiyormuş. İflas edince yardım için Tanrıya başvurmaya karar vermiş. Gece yatmadan başlamış duaya; "Tanrım, iflas ettim ve işyerimi kaybettim. Eğer yakın zamanda elime para geçmezse evimi de laybedeceğim. Lütfen Lotoyu kazanmamı sağla." Ertesi gün o haftanın loto çekilişi yapılmış ve başka biri kazanmış. Yine bir loto çekilişi öncesinde kadın yine dua etmiş;"Tanrım, işyerimi kaybettim, evim, kaybettim, eğer yakın zamanda elime para geçmezse arabamı da kaybedeceğim. Lüften yarınki lotoyu kazanmamı sağla." Ertesi gün lotoyu yine bir başkası kazanmış. Sonraki loto arefesinde kadın yine dua etmeye başlamış;"Tanrım, beni neden unuttun? İşyerimi, evimi, arabamı kaybettim, çok zor durumdayım, lütfen, lütfen bu seferki lotoyu kazanmamı sağla da işlerimi yoluna koyayım."
Birdenbire ortalık ilahi bir beyaz ışıkla aydınlanırken gök aralanmış ve Tanrı seslenmiş:
- Brandi kızım, Lotoyu kazanmak için önce Loto bileti alman lazım...
Tanrı tanımamayı hayatındaki en büyük övünç haline getirmiş bir ateist varmış.
Adam bir gün ormanda gezerken gördüğü güzellikler karşısında her zamankinden fazla hayrete düşmüş.
Bir yandan "Evrim ne güzellikler yaratmış!" diye düşünürken diğer yandan da bu güzelliklerin tesadüflerle oluşmasının sandığından çok daha zor olduğunu kavramış.
O DA NE? O böyle dalgın dalgın yürürken aniden arkasında kocaman bir ayı belirmesin mi?
Hemen bütün gücüyle tabanları yağlamış.
Ayı arkada bizim ateist önde uzun süre koşmuşlar.
Kovalamaca uzadıkça ayı aradaki mesafeyi kapatmaya başlamış.
Adam, korkudan doğan telaşla nereye bastığını bile göremez hale gelmiş.
Derken ayağı bir dal parçasına takılmış ve düşmüş.
Ayı da son darbeyi indirmek içi atlamış avının üstüne.
Adam havadaki dev pençeyi görür görmez hayatında ağzına almadığı bir kelimeyi haykırmış:
- ALLAH!
Bu kelimenin bir ateistin ağzından dökülmesiyle her şey bir anda donmuş, ayı havada asılı kalmış.
Adam şaşkın şaşkın etrafına bakınırken bir ses ona hitap etmiş:
- Ey Allah'ın kulu! Yıllarca ona inanmadın, yaratılışı aptal kozmik tesadüflere bağladın, Allah adının geçtiği meclislerden kaçtın ve ona inanları aşağılayıp bir de bunu böbürlenme vesilesi yaparak ömrünü heder ettin. Şimdi başın sıkıştığı anda ondan yardım istiyorsun.
Yine de onun sonsuz merhameti sana kucak açıyor. Şu anda iman edersen öbür cihanda seni cennetine kabul edecek...
Adam iman etse bile öleceğini anlayınca, bir zeka oyunu ile bulunduğu durumdan sıyrılmayı düşünmüş ve:
- Yok, ben can havliyle öylesine bağırmıştım. Ama eğer tanrının varlığına imam etmem isteniyorsa onun mucizelerini görmem gerekiyor. Eğer bu kudret bu kadar güçlü ise şu an beni yemek üzere olan ayıyı imana getirsin" demiş.
Ses ona:
- Emin misin? O her şeyi bilir ve görür ona göre düşün, demiş. Adam da:
- Eminim, demiş ve tabiat yeniden canlanmış. Ayı da kocaman bir külçe halinde adamın üstüne düşmüş. Avını bacaklarının arasına alarak üstüne oturmuş ve ellerini gökyüzüne açarak duaya başlamış:
- Allah’ım, sana hamd olsun! Senin rızan için oruç tuttum ve senin verdiğin rızıkla orucumu açıyorum...