Skip to main content
Çok zengin adam çok lüks bir restauranta gider garsona siparis olarak kırmızı et, beyaz şarap ve salata istiyorum der. Tam o sırada çok güzel bir kadın gelir ve adamın ön masasına oturur ve adamın verdiği siparişin aynısından ısmarlar. Adam yemeği yedikten sonra hesabı ister. 75 milyon hesap gelir. Adam 25 milyon da bahsis olarak toplam 100 milyon bırakır. Aynı hesap kadına da gelmiştir. Fakat kadın 75 milyon bahşiş bırakır. Bunu gören adam kadına yanaşır, -'Hanımefendi, afedersiniz bir şey sormak istiyorum. Benim fabrikalarımın sayısını, paramın hesabını bilemezken 25 milyon bahşiş bırakıyorum. Siz kim oluyorsunuz da 75 milyon bahşiş bırakabiliyorsunuz ?' Kadın adama gülümser ve, -'Benim bankalarım var...' der. Adam, -'Öylemi, ben bütün banka sahiplerini ve müdürlerini tanırım, ama sizi hatırlayamadım' der. Kadın tekrarlar, -'Benim bankalarım var ,bakın size anlatayım', Kadın dudaklarını okşayarak :
- 'Bunlar var ya bunlar, Şekerbank...' Ellerini göğüslerine koyarak :
- 'Bunlar Pamukbank' Elini eteğinin önüne tutarak:
- 'Burası İş Bankası', der Adam, Ya bu bankalar iflas ederse, diye sorar. Kadın :
- 'Arkada Garanti Bankası var..'
İmamın biri imamlık yaptığı bölgedeki bir evli kadına göz koymuş. Nasıl yapsa nasıl etse de bu kadını halletse bir türlü çare bulamamış. En sonunda dayanamayarak kadına durumu açmış. "Hiç kaçarı yok seni halledeceğim. İsterim ki bu senin gönlünle olsun" demiş. Kadın bakmış ki durum ciddi ve kurtuluşu yok, hiç olmazsa buna yerine getiremeyeceği şartlar ileri süreyim ki kurtulabileyim demiş. Bunun üzerine imama:
"Tamam ama üç şartım var. Bu üç şartımı yerine getirebilirsen helal olsun her şey sana" demiş ve şartları sıralamış.
1. Bütün ahalinin gözleri önünde içki içeceksin.
2. Bütün ahaliye erkeklik organını çıkarıp göstereceksin.
3. Beni hallederken kocamın gözleri önünde halledeceksin demiş.
İmam bu zor şartlar karşısında çok sıkışmış, çok hal çaresi aramış. Sonunda camide vaaz verirken içkinin haram edilmesinin sarhoş edici özelliklerini göstermek amacıyla eline aldığı içki bardağını kafaya dikmiş ve "Ey cemaat işte bazıları bu zıkkımı böyle içip içip avare gibi sokaklarda dolaşıyorlar, benim sarhoşluğum sizlere kötü örnek olsun sizler de içmeyin" demiş. Bunu duyan kadın biraz telaşlanmış ama nasıl olsa geride yerine getirmesi imkânsız olan iki şart daha var diye düşünmüş. İmam geri kalan iki şartı nasıl yerine getireceğini düşüne düşüne, sonunda mahallenin orta yerinde kalabalığın arasında bağırmaya başlamış:
"Ey ahali, son zamanlarda ortalıkta bir söylentidir kol geziyor. İmam hötöröf, malını kestirmiş, erkek kılığında dolaşan kadın diye, ve işte görün erkek miyim ibne miyim demiş ve erkekliğini çıkararak halka karşı sallamış. Bunu duyan kadın biraz daha endişelenmiş ama nasıl olsa son şartı yerine getiremeyeceğini düşünerek biraz rahatlamış. Bir gün imam minareye ezan okumaya çıktığında, caminin karşısında bulunan kadının evinin bahçesinde kocasıyla birlikte bahçeyi çapalayıp, düzelttiklerini görmüş ve bağırmış:
- Heeeey! Komşu, güpegündüz, mahallenin orta yerinde evin bahçesinde herkesin gözü önünde karınla iş tutmaya utanmıyor musun?
- Komşu:
"Ne iş tutması imam efendi? Bahçeyi işliyoruz burada görmüyor musun? Hiç öyle şey olur mu?"
- İmam:
"Ne bahçesi utanmadan iş tutuyorsunuz işte, buradan öyle görünüyor, inanmazsan gel bir de sen bak" demiş.
Bunun üzerine imamla koca yer değişmişler ve imam kadının işini bahçede ve kocasının gözleri önünde bitirivermiş. Daha sonra aşağıya inen koca ise:
- "Hocam kusura bakma, gerçekten de oradan öyle görünüyormuş."
Değişik ülkelerden gelmiş insanlar aynı masada birer kadeh şarap ısmarlarlar. Şaraplar gelince bakarlar ki, her birinin kadehinde birer karasinek vardır. Acaba kim nasıl tepki verecek?
İşte bu sorunun cevabı :
· İsveçli, aynı kadehte yeni şarap getirilmesini ister.
· İngiliz, yeni kadehte yeni şarap getirilmesini ister.
· Finlandiyalı, sineği kadehten alır ve şarabı içer.
· Rus, şarabı sinekle içer.
· Çinli, sineği yer fakat şarabı içmez.
· İsrailli, sineği yakalar ve Çinliye satar.
· Yunanlı, şarabın üçte ikisini içer ve yeni şarap ister.
· Norveçli, sineği yakalar ve yem olarak kullanmak üzere balığa çıkar.
· İrlandalı, sineği ezerek şaraba karıştırır ve İngiliz´e ikram eder.
· İskoç, farkında olmadan şarabı sinekle içer, sinek boğazına takılınca; ´Allah kahretsin şimdi içtiğimi kusacağım!´ der.
· Amerikalı, lokantaya tazminat davası açar ve 65 milyon dolar tazminat talep eder.
· Türkleri masada temsil etmekte olan Temel ise yandaki eczaneden bir sinek ilacı almaya gider.
Sürekli burçların iyi yönleri dile getirilir ve herkes “aa sanki beni anlatıyor” tarzında tepkiler verir. “Allah aşkına bu burçların hiç kötü yanı yok mu?” diyenlerdenseniz bu yazı imdadınıza yetişti… Burçların iyi yanlarını üstlenenler bu yazıdaki burç özelliklerini okuduklarında ne düşünecekler acaba?
· KOÇ- Sana kalsa dünyada herkes aptal bir sen akıllı değil mi! Millete öğütler verir ukalalık taslar, önüne yemek koysan beğenmez… Allah düşmanların başına vermesin…
· BOĞA- Sen ayrı bir panel konususun… Kafayı iş yapmakla bozmuş sanki dünyayı bu kurtaracak…. İnatçı mı inatçı, dik kafalı… komünistsin sen yaa!
· İKİZLER- Sen hızlı ve pratik düşünebiliyorsun, ama insanlar seni bunun için değil bisexuel olduğun için seviyorlar.. Kendinden çok şey verip karşıdakinden az şey bekliyorsun yani salaksın… ayrıca çoğu şizofrenin de ikizler burcundan çıktığı söyleniyor, bilgine…
· YENGEÇ- Sen sempatik ve başkalarının problemleriyle ilgilenir görünmeye çalışan son derece yapmacık birisin, ama biz bu sahte şirinlik numaralarını yemeyiz… Bu arada akıl hastanelerindekilerin %90´ının yengeç burcu olduğu söyleniyor! Haberin olsun!
· ASLAN- Sen kendini dünyanın zirvesindeki kusursuz insan sanmaya devam et, ohoooo millet senle ne dalga geçiyor haberin yok… Eleştiriye hiç gelemeyen, kendini beğenmiş zavallı aslan parçası, sen kendini bir odaya kapat ve hayatının geri kalanını aynada oranı buranı seyrederek geçir bakalım….
· BAŞAK- Sen pek aklı başında otoriter biri olduğun için dağınıklığı pek sevmezsin değil mi? Ama senin her tarafı didik didik kontrol etme huyundan millete fenalık geldi! Amma soğuk, ruhsuz tipsin yaa sen…
· TERAZİ- Sen sanatçı ruhlu olduğun için apayrı saçma salak bir boyutta yaşıyorsun… Böyle aklı bir karış havada gezen adamın iş bulması da pek muhtemel değil, ömrünün sonuna kadar aylak aylak gezersin, sonunda da her büyük sanatçı gibi "kimse beni anlamadı" diye çıldırırsın yarım aklın da gider.
· AKREP- Sen hele sen! Berbatların içinde en berbat olan! İçten pazarlıklı, kıskanç, ahlak anlayışı sıfır! Çoğu Akrep´in eninde sonunda korkunç bir cinayete kurban gittiğini duymuş muydun?
· YAY- Sen her şeyin iyi tarafını gören şen şakrak bir tipsin, kendini buna alıştırmışsın ne de olsa yeteneksizliğini ve şanssızlığını başka türlü örtemezsin değil mi? Çoğu Yay burcu zaten alkoliktir. Seni adam yerine koyup bu kadar yazanda kabahat…
· OĞLAK- Sen tutucu ve risk almaktan kaçan birisin. Böyle biri dünyada ne diye yer işgal eder ki! Şöyle bir etrafına bak bakalım hangi kayda değer insanın Oğlak burcundan çıktığı görülmüş?
· KOVA- Sen güya çok atak birisin ya, bir şeyi elde etmek için her türlü yalanı söylüyorsun, ama yalanı bile beceremiyorsun. Aynı hataları döne döne yapıyorsun çünkü kafasızsın. Ne sinirleniyorsun? Doğruları söyleyince kabahat oluyo di mi…
· BALIK- Senin maşallah hayal gücün pek gelişmiştir. Sürekli FBI´dan ya da CIA´den birilerinin peşinde olduğunu düşüne düşüne sonunda kafayı yiyeceksin. Ama sen en iyisi hayallerinle başbaşa kal, nasılsa arkadaşlarının arasında en ufak bir dikkat çeken tarafın yok, kendine güveni olmayan öyle sessiz sedasız bir tipsin işte.
- Ne var lan? ne istiyon gene… -olm sus, sessiz konuş…çaktırmadan yukarı bak..
- Ne var lan yukar…hasss… -yaa. izliyolar olm, mikroskop bu..
- E napcaz..
- Bölünüp ikiye ayrılalım, izimizi kaybettirmeye çalışalım.
- Hadi bakalım… -hobaaa..
- ———————————-alo nurettin,gel kocum bira mayaliyoruz hikmettinlerle -vay bre kafirler, bekleyin..
- ———————————- – hamza dayı, yengeyi nutrettin in klonuyla görmüşler… – neaaa? parçalarım ulan çekirdeğini, nerde o?
- Aha şu değil mi?
- Yaw o bizim hanımın 4 nesil klonu. yetişkin bir bakteri o.
- Sorun yok o zaman, hadin bölünüp okey oynayalım.
- Ama bu sefer plazmalar senden.
- Ayıpsın abi… ————————————- – naber lan ibibik!
- Saygılı ol… mitoz geçirerek seni ben ürettim!
- Hadi len… asıl ben seni!
- Ama ama ama… ————————————- – hnkkkkhhh!!!
- Abi noluyo?
- Hnnnhhhhh!!
- Iyi misin abi?
- Ya kabız olmuşum da, mitoz geçiremiyorum ————————————- geceyarısı:
- Kız neriman, hişşt kııs, bölünsene fantezi yapalım, ha?
- ———————————-musteri bakteri: bardaki herkese benden bi içki -geri kalanlar: Alllaaah bölünün… ————————————- – ulan bölün dur, bi gün de hayatın anlamı nedir diye düşündünüz mü ?
- Sus bi yav bölünmeye devam et – Nusret abi az ilerde ağzına layık protein molekülü gördüm abi + Eywallah koçum dur hemen koful oluşturayım – Kız Naciye koca bulun mu kız? Kikir de kikir + Ya bulsak nolcak yine mitoz bölüncez – Kanka öyle bir hatun yaptım ki bir Endoplazmik Retukulüm ü var of diyorum sana + Mitokondrileri de büyük mü bari – Ele geliyor abi işte bıngıl bıngıl + Nasıl yani ele geliyor? El de ne ki ——————————-abi kavga var -tamam koç, bölünüp geliyorum hemen -nan olm kosun kosun ayse hanım teyzeler sut koymuşlar dışarı yiyelim -yok nan geçen bizim ahmetlerin sulale gitti hepsi orda yoğurt oldular walla Sercan abi,ablam telefona gelemez,şu an bölünüyo..
- Hiii.. Niye söyledin,öldürcem seni!
- Abi okeye dördüncü lazım -nabiim,bölün..
- Ulan yine yanlış adamı yakaladınız -buda mı klon çıktı komserim,of yaa bu kaçıncı..
- Içinizdeki güce inanın atomcuklar!
- Nasıl yani?
- Sizdeki o çekirdeğin içinde öyle bir güç varki,açığa çıktımı dünyayı sarsar. Kendine güven..
- Hadi len ordan..
- Hmm.. Adın mandrake demek.. Ne yaparsın -ikiye bölünebilirim -hadi len ordan..
HMCK nın vücuduna giren bakteriler
1- abi biz bu vücuda girdik ama iyi mi yaptık bilmiyorum 2- keyfini çıkar olm hergün alkolümüz sigaramız geliyor patates kızartmamız geliyor daha ne?
1- onu diyorum abi işte pek sağlıklı bir yaşam değil pek ayık gezmiyoruz hergün alkol… —Orhan ben buralardan sıkıldım artık! Dışarıda başka burunlar, başka mukozalar varmış!!
- Peki hayatım! Şöyle önlere doğru gel. Ben bir hapşurtayım şunu.
- Eyvaaah! Abi antikorlar geliyorrr!!!
- Sus oluum sus! Yere yat hemen.
- Orhan ben buralardan sıkıldım artık! Dışarıda başka burunlar, başka mukozalar varmış!!
- Peki hayatım! Şöyle önlere doğru gel. Ben bir hapşurtayım şunu.
- Eyvaaah! Abi antikorlar geliyorrr!!!
- Sus oluum sus! Yere yat hemen.
Tifosinin vücuduna giren bakteriler..
B1:abi bakteriyisde bu kadr zevksizlik olmaski… b2:ne bilim olm uzaktan ii gözüküyodu… b1:sen sanırım davulla yakından muhattap olmadın..
B2: :confused:
B1:davulun sesi diyorum uzaktan diorum hoş gelir diyorum…kapiş ?
B2: ok b1:abi ben burdan kaçma planları yapıyorum …olayın eğlencesi kalmadı sıfır aksiyon …adamın antikorlar alyuwarlar hiçbişi çalışmıyo…acep öldümüki lan..
HİAnın Vucuda Giren Bakteriler A: Lan burası Neresi Allah Belanı Versin İsmail Ne Biçim yere Getirdin Bizi B: Abi Kusura Bakma Yanlız Abi Dışarıdan pek Bi Karızma Duruyodu Ne Bileyim Ben A: Çık Allah Belanı Versin Çık B: Abi Çıkamıyoruz A: Nasıl çıkamıyoruz Lan?
B: Abi Tıkılı Kaldık Yapacak Bir Şey Yok A: Yapacak bir Şey kaldı Eşşedüenlea… cannibalism vücuduna giren bakteriler -abi ii yer bulmuşsun bu sefer önceki 3 yerdensonra -olm hiç sorma hele o hiamıdır nedir.. Ondan kurtulduğuma şükrediyorum…hmck gene iiidii…tifosi ıyyy hiç hatırlatma… -abi bi sorn war bunun saçları biraz uzun kaybolmasak… -ne kaybolması çök bi yere otur…soluklan biraz..
- Tamam abi..
Cannibalismin kulagına kaca 2 bakteri başta mutludur… + abii bura ne gusel biyermişş yav! =) – vallaf gusel gibi evt lan ilk kes doru bisi dedin ve cannibalism cd calarının kulaklıgını kulagına gecirir!
- Abi karanlık oluo burası korkuorum – korkma gece oldu sanırımmmm hmm bööööööööööööööööööööööööööögggggghkk (Cannibal Corpse – I Will Кill You ) bakterini biri küfür ederken şehit olur, digeri hala küfür etmektedir…
Kelime: Dip – Zıkkımın … neyi deriz?
- Zıkkımın kökü..
- Zıkkımın Kökünün kökünü al!
- Hıımm.. Zık!!?
- Hönk?!! (Topluluk Kopar) Kelime: Çiçek – Burnunla ne yaparsin?
- Karıştırırım – Puuahhaa Kelime: Gardiyan – Ya hani kapalı bi mekanda çalışıyorlar – Bekçi – Ya hayır ya, hani herkes korkar bunlardan – Patron, müfettiş – Ya geri zekalı mısınız bee,… Hani düdükleri vardır?
- Antrenor? Hakeemmm?
- Ulen öküz herifler – Sen kime öküz diyon ya…… Kelime: İstiklal Marşı Anlatan(kız):
- Yaaa.. hani bizim için çok önemli en önemli şeylerden biri..
Cevaplayan(erkek):
- Bekaret?!
Kelime : Sanatçı – Hani bööle Tarkan gibi bisi… – **** !!
- Ayy çok hayvansın murat..
Kelime: Kokteyl – Bazıları evlenmeden önce verir – ?!!!?
Kelime: Bodur – Akdeniz’in bitki örtüsü nasıldır?
- Maki – Peki nasıldır yani?
- Kışlar ılık ve yağmurlu… – Puhahaha…!?!
Kelime: Kafeinsiz Kahve (Son saniyeler) – Yuhhh be, bunu nasıl anlatacam. pas.
(Zaman biter) – Kelime neydi?
- Kefensiz kahpe… – Neeee?
- Pardon,.. kefensiz kahve… (Digerleri karta bakar, grup kopar) Kelime: Dergah – Hani böyle insanlar ulvi bir amaç için bir araya gelir aynı mekanda – Satanist ayinleri – Çarpılırsın valla – Ha tamam trafo – Ohaa.. ( Topluluk iptal ) Kelime: Telepati – Hepimizde var çalar ya da hani izleriz biz bunu, hatta aynı başlayan bi program var iğrenç falan…… – Telefon televizyon televole tele?
- Tamam, … bi de kedilerin ayağina ne denir; kes birleştir onları… – Volepati?
- Yuhhh!!
Kelime: Uçak – Havada uçar ya..
- Leylek – Yok bunun kanatları var – Ulen leyleğin yok mu?
Kelime: Kabarmak – Abi, şimdi maddeler ısınınca nolur – Genleşir – Ha tamam, şimdi pasta yapmak için ne lazım – Krema – Başka, pastanın eski hali ne oluyo – Kek – Tamam, simdi annen kek yapıyo, diyo ki bu kek artik "bisey oldu,…alıyım " diyo… Ne der orda, genleşme anlamına geliyo – Genleşti – Hayır lann,… Genleşti anlamına geliyo… – Eeee genleşti işte – Ulan senin anan bu kek genleşti artık alıp yiyelim mi diyo ?
5 sn sessizlik… – Eveet… – Ben oynamıyom bunla yaa… Kelime: Yoyo – Ya simdi hani böyle var ya… Hani böyle aşağı yukarı sallarlar… Bi dakka ya, ben burda anlatırken sen benim telefonumu mu karıştırıyosun!!!!!
- Yoooo – Hahhh şimdi alın bu heceyi ikiyle çarpın!
- Yo-yoooo!!!!!
- Aferim lannn… Kelime: Horoz – Hani abi gece yatarız, sonra dalarız… yaniiii, nasıl anlatsam… – Rüya mı abi?
- Yok değil… Hani sonra işe gitmeniz gerekir..
- Uyanırız..
- Hahhhh,… Nasıl uyanırız abi.?
- Telaşla uyanırız, geç kalmışızdır, alarmla uyanırız….. Sürer gider bu.
(Uzun sure sessiz kalır, kasılır eleman…..) – Amannnn ne kasıyorum ya,… Civcivin babası!!
. – Horozzzzz!.
- Tam isabet..
Kelime : Uyurgezer Kız : Bak hani ben gece yataktan kalkıyorum dolaşıyorum, yemek yiyorum, ama naap´tığımı bilmiyorum filan.
Erkek : (Suratına bakarak) Ohaa! obez!!!
(Topluluk : mu-hah-ha-ha) Kız : İğrençsin,… konuşmuyorum..
Kelime : 1 Nisan – Abi, 31 Mart´tan sonra ne gelir ?
- 32 Mart – Harbiden bravo yani… Senin gibi lama´dan başka cevap beklenemezdi zaten..
Kelime : Cin Tonik – İnle kim top oynar?
- Ciinnn!
- Yanında ne iyi gider?
- Toniiik!
Kelime : Sümüklü Böcek – Hani bi hayvan var spiral şeklinde bi kabuğu var.
- Salyangoz – Hah ona сок benziyo. Ama sen nezle olunca ne akar burnundan – Sümük – Evet evet bu salyangoz benzeri hayvanda bundan var – Nası yani hayvanın sümüğü mü var?
- Evet. karafatma nedir?
- Hamamböceği – Hah 2. kelimeyi kes – Böc – Yok yok kelimenin tamamı – Hamamböc – Allah belanı… Kelime : Vazelin – Hani abi böle yüzüne de sürersin kıçına da sürersin?….
- Vazelin!!!!!! Holeeeeyyy Kelime : Beşik – Hani alttan titretiyosun yavruyu?
- ?!!!!
Kıvrak zekalı Karadeniz insanı, gerek yorumlarıyla, gerek başlarına gelen olaylara getirdikleri pratik çözümlerle, mizahçılara taş çıkartıyor. Fatih Sultan Kar´ın hazırladığı Yaşanmış Rize Fıkraları kitabında yer alan ilginç olaylar, duyanları kahkahaya boğuyor. İşte, fıkra gibi gerçeklerden bazıları…
* Rize eski Milletvekili Fuat Sirmen, bir gün TBMM´de yaptığı bir konuşmada, ´´Milletvekillerinin yarısı aptaldır´´ deyince Meclis´te milletvekillerinin tepkisini çekmiş. Tepkiler üzerine tekrar söz alan Sirmen, kürsüye çıkarak bu kez ´´Meclis´tekilerin yarısı akıllıdır´´ demiş.
* Rizeli Turgay Civelek, aldığı 30 kiloluk buzağıyı, evinin altındaki ahırda beslemeye başlamış. Aradan 14 ay geçtikten sonra 30 kiloluk buzağı tam 240 kiloluk bir boğa olmuş. Talihsiz boğa, ahırda mahsur kalmış.
* Rize Belediyesi´ne ait 100. Yıl Parkı´nın havuzundaki sazan balıkları, sarhoşlar tarafından çalınıp yenilmiş. Bunun üzerine dönemin ANAP´lı Belediye Başkanı Hızır Hop, telsizle Park ve Bahçeler Müdürü´ne, ´´Sazanları yediler, parktaki kazları koruma altına alalım´´ diye seslenmiş.
* Rizeli Tahsin Tuzcu at yarışına çok meraklıymış. Kaybedince, ´´Burun farkıyla kaybettim´´ dermiş. Bir gün eşi dayanamamış ve ´´Oy senin burnuna ne diyeyim. Uzun burunlu bir at bul´´ diye sitem etmiş.
* Rize eski Belediye Başkanı Ekrem Orhon, dönemin valisi ile gezintiye çıkmış. Vali sohbet sırasında, eşini kaybeden Orhon´a ´´Üzülme, sana anamı veririm. Onunla evlenirsin´´ diye takılmış. Üzüntülü başkan da valiye, ´´Ananı almak bir şey değil de, koca valiye ´Oğlum´ demek biraz ağır gelir bana´´ diye cevap vermiş
Kadının Günlüğü :
Bugün üç yıl bitti. Onun karşısına gelinlikle çıktığım günkü kadar mutluyum.
Tanrım, onu ne kadar seviyorum. Mükemmel bir erkek,cazibeli, yakışıklı, anlayışlı,sevecen, her şey var.
Bugün Cumartesi,bıraktım arkadaşlarıyla eğlensin. En sevdiği yemek olan pastırmalı Kurufasulye ile pilav yapıyorum. Pişti, demleniyor. Banyo yaptım, en sevdiği kıyafeti giydim. Yemekten sonra, şöminenin karşısına bir şişe kırmızı şarapla uzanacağız.. Eve geldi sonunda. Beni öpüşü biraz soğuktu, aklı başka yerde sanki. Aman Tanrım, yoksa? Tüm cilvelerime rağmen, bana yanaşmadı. Arkadaşlarıyla ne yaptığını sordum, ağzında birşeyler Geveledi. Yemekte biraz keyfi yerine gelir gibi oldu, ama hala dalgın,hala uzak,hala kabuğuna çekilmiş.
Herhalde ÖTEKİNİ düşünüyor. Benden genç mi acaba? İşyerindeki sarışın pazarlama temsilcisi olmasın?
Şöminenin karşısında şarabımızı yudumlarken, artık dayanamadım "neyin var?" diye sordum. Gülümsedi, zoraki bir gülümseme, acı dolu, uzaklık dolu.. "Yok birşeyim" diye geçiştirdi.
O gürül gürül yanan aşkın bu kadar çabuk biteceğine inanamıyorum, daha dün bana ebediyete kadar benimle olmak istediğini söylüyordu. Bugün aramızda iletişim kopukluğu başladı bile. Belki de kilo alıyorum.
Çok mu vır vır yapıyorum? Elini tuttum. Elimi okşadı,ama eller hissiz, parmak uçları soğuk… Stepe başlasam?
Çocuk istesem? Yalan, yalan, yalan. Kendimi kandırmaktan başka bir şey değil bunlar.
Bitti…Bittti…Bitti. Tanrım, ölmek istiyorum. Kendimi son kez onun kollarına attım. Ağlaya ağlaya uykuya dalmışım.
Erkeğin Günlüğü :
Öff be, FENERBAHÇE YİNE yenildi. Ama, kuru fasülye güzeldi..
Sevgili günlük, Bu sabah Hürriyet´in Kelebek ekinde sigarayı bırakmanın vücuda yaptığı olumlu etkileri anlatan bir haber okudum. Bu tarz haberlerden oldum olası tiksinmeme rağmen nedense coşup sigarayı bırakmaya karar verdim. Kararım kesin, sigarayı bırakıyorum. Bu kararımın vücuduma etkilerini gösteren tabloyu başucuma astım. İçimin zehirden temizlenmesini tabloya bakarak daha rahat hissedeceğim. Şimdi masanın üzerindeki dolu sigara paketini buruşturup çöpe sallıyor ve sağlıklı gürbüz bir kişi olma yolundaki ilk adımımı atıyorum.
SEKİZİNCİ SAAT Sevgili günlük, Tabloya göre sigarayı bıraktıktan sekiz saat sonra tansiyon ve nabız normale dönüyormuş. İnanır mısın, bunu hissediyorum sanırım. Tamam, tansiyon ve nabzımın bundan sekiz saat önceki halinde de anormallik hissetmemiştim,ama normale dönmesi iyi bir şey herhalde. Coşkumu paylaşmak için Teoman´ı aradım, sigarayı bırakmama "geçici Ubeyd Korbey sendromu" adını taktı. "Oğlum" dedim, "bak tam sekiz saattir sigara içmiyorum, tansiyonum ve nabzım cillop gibi oldu".
Bunu söyleyince kendi nabzının ve tansiyonunun da harika olduğunu söyledi, meğer sekiz saattir uyuyormuş. Yavşak işte, ben ne diyorum o ne diyor. Yalnız laf aramızda, kafama takıldı gerçekten, demek ki günde sekiz saat uyuyan bir sigara tiryakisinin tansiyonu ve nabzı da günde bir kere normalleşiyor. E peki, tansiyon ve nabız günde üç kez normale dönemeyeceğine göre benim kazancım ne bu işten? Demek ki, savaşı erken bırakmayacaksın. Yoksa Teoman itinden ne farkım kalır? Onun tansiyonu da normal, benimki de…. Neyse, bakıcaz….
ONUNCU SAAT Sevgili günlük, Sigarayı bırakırken başlangıcın çok zor geçtiğini duymuştum. Hiç de değilmiş. Az önce yemek yedim, iştahım açılmış, yemeklerin tadını daha iyi aldım. Yıllardır ilk kez yemeğin üzerine sigara içmeyeceğim.
ON BİRİNCİ SAAT Acaba azaltarak mı bıraksam? Sadece yemeklerden sonra içsem mesela? Yok yok, dayanmam lazım. Kuruyemişçiye gidip kabak çekirdeği alayım, oyalanırım.
ON ÜÇÜNCÜ SAAT İki saattir aralıksız kabak çekirdeği yiyorum. Ve bir de yıldıran dejavu:
"Abi bu çekirdeğe elini sürünce bırakamıyorsun."
ON DÖRDÜNCÜ SAAT Kabak çekirdeğini bırakınca yemekten sonrakine benzer bir sigara içme isteği uyandı. Çöpe attığım sigara paketini ararken telefon çaldı, Teomanmış. "Sağlığında yeni düzelmeler var mı?" diye sorup kahkaha attı . Vay ayı vaaay, sigarayla mücadelemde başarısız olmamı bekliyor demekki. Bu beni sinirlendirmekten çok kamçıladı. Ulan Teoman, görüşürüz bakalım. İlk işim sigara paketinin olduğu çöp torbasını evden atmak ON YEDİNCİ SAAT Sevgili günlük, Kendimden utanıyorum. Az önce kapıdaki çöp torbasını geri almaya karar verdim, kapıcı götürmüş. Kararsızım, sigarayı bırakanların sinirli olmaya başladığı ve kilo aldığı söyleniyor. Şişman ve sinirli biri olup Hüseyin´e benzemeyeyim sakın?
YİRMİ DÖRDÜNCÜ SAAT Sevgili günlük, Biliyor musun, sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra kalp krizi riski yüzde 25 azalıyormuş. Fena değil ha, ne dersin? Teoman´ı aradım az önce, sana en fazla 15 gün veriyorum dedi. Kalp krizi riskinin azalmasından sözettim, güldü. Gül bakalım Teoman efendi, gül… Gidip kabak çekirdeği alayım.
İKİNCİ GÜN Sevgili günlük, Dün çok kötü geçti. Kuruyemişçiye gidip bir kilo kabak çekirdeği aldım. Gazeteleri çıkmadan okusaydım keşke, Hıncal Uluç köşesinin yarısını "kabak çekirdeğinin cinsel güce katkıları"na ayırmış. Allahım, ya kuruyemişçi de okumuşsa yazıyı? Ulan yüz gram al çık, bir kilo niye alıyorsun? Bundansonra o dükkanın önünden geçemem.
ÜÇÜNCÜ GÜN Sevgili günlük, Çok güzel bir gündeyiz. Sigarayı bırakmamın üzerinden 72 saat geçti, yani sinir uçlarım bugünden itibaren yenilenmeye başlıyor. Daha da güzeli, sevgilim geliyor. Bugün biraz sinirli gibiyim, kızın yanında arıza yapmasam bari… DÖRDÜNCÜ GÜN Sevgili günlük, Dün ne güzel başlamıştı hatırlarsın, ama korktuğum başıma geldi ve sevgilimle kavga ettim. Her şey iyi başlamıştı halbuki. Bir ara dışarı çıktık, ben sosisli sandviç almak istedim, hanımefendi karşı çıktı. Neymiş, yürüyerek yemek yenilmezmiş. Durduk yerde kavga çıktı. Sonunda dayanamayıp karşıdaki lokantaya gittim ve patlıcan musakka söyledim. Garson tabağı getirir getirmez hatunun yanına koştum ve "yürüyerek yemek öyle yenmez böyle yenir" diyerek elimde tabak yürümeye başladım. Bir yandan da musakkayı yemeye çalışıyorum. Kız kaçmaya başladı, ben de peşinden koşuyorum. Bir ara ağzımdan köpükler çıktığını farkedince durakladım. Elimdeki tabağı çöpe atıp eve döndüm. Sevgilimin telesekreterine not bıraktım, umarım arar.
BEŞİNCİ GÜN Sevgili günlük, Bu sabah İstikbal´den çek-yat gelecekti, öğlene kadar bekledim, ne gelen var ne giden. Birden sinirlerim tepeme çıktı, elimde odunla beklemeye başladım. Hayır, niye sözünde durmuyorsun kardeşim? Sabah dediysen sabah getir. Adamlar saat üçte geldiler, ben odunla kapıya çıkınca tedirgin olup kaçtılar. İstikbal´i arayıp siparişi iptal ettim, Seray´ı var Mobella´sı var canım, banane yani… ALTINCI GÜN Sevgili günlük, Sevgilim aradı, bana çok kızgın olduğunu söyleyip bir çuval zır zır yaptı. zaten ona moralim bozuk, bir de Teoman gelip karşımda fosur fosur sigara imesin mi? Dumanı suratıma üflediğinde çaktırmamaya çalışarak içime çekmeye çalıştım. Ulan özlemişim be… YEDİNCİ GÜN Sevgili günlük, Kabul etmem gerekir ki bugün çok sinirliydim. Gevşemek için televizyonu açıp belgesel izlemeye başladım. Discovery Channel´da Timsah Avcısı diye bir lavuk var, 10 dakika dayanamadım herife. Eline bir yılan almış, yılan çıtır çıtır ısırıyor, bu gevrek gevrek gülüyor. Neymiş, yılan zehirsizmiş. Ya arkadaşım, zehirsiz diye ne bu yani? National Geographic´I açıyorum, zürafalar var, daha iyi. Ama zürafalardan, Mary ve ailesi diye söz ediliyor. Allah belanızı versin hepinizin. Süt içip uyumaya karar veriyorum, süt şişesinin üzerine "lütfen çalkalayınız" yazmışlar. Çal-ka-la-mı-yo-ruм. Mecbur muyum lan sizin şişenizi temizlemeye. Para almasını biliyorsunuz eşşoğlueşşekler sizi be! Akşam arkadaşlarla bira içmeye gittik. Buinsanlarne kadar anlayışsız var ya günlük, aklın oynar. Ulan zaten sigarasız bira içiyorum, beynim sulanmış, hala üzerime geliyorlar. Masada ideolojik hadise çıktı, dışarı kadar uzadı. Tartışma sorun değildi de "sigarayı bıraktığındanberi kilo aldın lan kocagöt" deyince dayanamayıp kafa attım Teoman´a. Yapmasam iyiydi.
SEKİZİNCİ GÜN Sevgili günlük, Teoman arayıp bir daha benimle görüşmek istemediğini söyledi. Çok umurumdaydı lavuk. Gereken cevabı verdim zaten. Bu arada, gazetede okudum yine. Sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden bahsediyordu. Azaltarak bırakma ve marka değiştirerek bırakma maddeleri ilgimi çekti. Acaba? Ama yok yok, bu kadar dayandım, gerisini getirmek lazım.
DOKUZUNCU GÜN Sevgili günlük, Sana ne zamandır sevgili günlük diye seslenmediğimi farkettim. Oysa sen bu dünyada beni anlayan tek varlıksın, tek dostumsun. Bugün ne oldu biliyormusun, sevgilim beni terketti. Alçak kadın, Manyaklaştığımı söyleyip ayrıldı benden. Bu arada kabak çekirdeğinin bokunu çıkardım, her tarafımda sivilce çıktı.
ONUNCU GÜN Sevgili günlük, İki gün önce, sigarayı bırakmanın çeşitli yöntemlerinden sözetmiştim. Ben iki yöntemi birleştirip hem marka değiştirdim hem de azalttım. Günde üç tane yemeklerden sonra Parliement içiyorum. O kadar zaman sonra ilk içilen sigaranın bir güzel kafası var, şaşırırısın.
ON BİRİNCİ GÜN Sevgili günlük, Kendime bir iyilik yapıp sigarayı beşe çıkardım. Ha üç, ha beş. Eskiden günde bir paket içiyordum, şimdi beş tane içiyorum. Yine kazançlıyım yani… ON İKİNCİ GÜN Sevgili günlük, Bugün gazetede Amerika´da yapılan bir araştırmayla ilgili haber okudum. Habere göre günde 10 taneye kadar sigaranın çok fazla zararı yokmuş. Üstelik sigaranın markasını değiştirmekten falan da bahsedilmiyordu. Madem öyle günde 10 tane Camel içebilirim.
ON ÜÇÜNCÜ GÜN Sevgili günlük, Sevgilimi ve Teoman´ı arayıp özür diledim. Sevgilim, bir süre daha görüşmek istemediğini söyledi. Ağzımdan köpükler çıkarken koşturduğum sahneyi unutamıyormuş. Haklı kız, bir şey söyleyemedim. Teoman aramızda geçen hadiseyi sigaraya yordu, ona göre yavaş yavaş sigara içmeye başlayınca beynim tekrar faaliyete geçmiş. Neyse barıştık ve yarın akşam buluşmaya karar verdik.
ON DÖRDÜNCÜ GÜN Sevgili günlük, Teoman´la ocakbaşına gittik. İçtiğim sigaraları saymadım. Teoman´ın da dediği gibi, sigaranın zararlarını bilerek içiyorum, kime ne? Sana da soruyorum günlük, sana ne?
ON BEŞİNCİ GÜN Sevgili günlük, Püfür püfür içiyorum sigaraları. Bir de, "sigaraya tekrar başlayınca ne olur" tablosu yapmaya başladım. Sevgilim de bir daha sigarayı bırakmayacağım sözünü verince geri döndü. Elveda günlük, bir daha işim olmaz seninle.
- Türk pilotlar araçlarının bagajlarında mangal bulunduramayacak.
- Otomobilde teyp ve anfi teşkilatı varsa söktürülecek, mini vantilatör, kafasını sallayan köpek ve dikiz aynalarında boş CD bulunduran pilotlar yarışa alınmayacak.
- Araçların arkasında yazılı bulunan "Canısı, Var Ya, Deli Yürek, Bir Doyamadım Bir de Sabah Uykusuna, Günahkar Sokakların Tövbekar Çocuğu Muhittin; O Şimdi Asker, Tertip İdris, Anan da sollardı" gibi ibareler acilen çıkartılacak.
- Pitstop anında (tamir bakım amaçlı kısa mola) teknik ekipten, "Usta gelmişken bir karbüratöre bakıver", ya da Diferansiyelden ses geliyor, alt takımlara el atıver" gibi taleplerde bulunulmayacak.
- Ülkemize gelen hiçbir yabancı pilotun arabasına yaklaşıp, "Usta kaç yapıyo bu?", "Bizim Almanya´daki kayınçoda bunun aynısından vardı", Bunların ikinci elleri kaça gidiyo hoca" gibi sorular sorulmayacak.
- Start verildiği anda arkadan Daaaaat" diye kornayla uyarı yapılmayacak.
- Yarış sırasında yabancı pilotlarla çarpışmak suretiyle kaza yapan pilotlarımızın, "Trafik gelmeden yerinden kıpırdatmam arabayı", ya da "Sana sanayiden tanıdık bi ustanın kartını vereyim, giт ona yaptır, faturayı ben hallederim" gibi yaklaşımlar göstermelerine kati surette izin verilmeyecek.
- Yabancı sigara reklamlarıyla birlikte, milli menfaatler uyarınca, sigara ve içkilerin yanı sıra Vefa Bozacısı gibi reklamlar alınabilecek. Ancak, yarış sırasında kesinlikle çay sigara içilmeyecek.
- Cam silici çocuklar pistten uzak tutulacak.
- Yine startta bekleyen arabaların arasına, trafik tıkalı zanneden sucu, kağıt helvacı, simitçi gibi seyyar satıcıların girerek sürücülere satış yapması engellenecek.
- Piste kati surette hız engelleyici tümsek konmayacak.
- Pistin çevresinde büyük veya küçük baş hayvanların, sürücülerle virajı aldığında karşı karşıya gelmesine engel olunacak.
- Seyircilerin bir kaza anında piste fırlayıp, kazma, kürek ve levyelerle sürücüyü yaka paça arabadan çıkarmalarına engel olunacak.
- Pitstoplarda duran otomobillere kapkaççıların yaklaşmasına izin verilmeyecek.
- Starttan önce otomobillerin başında bekleyen Pit Bebeklerine "Yavrum hepsi senin mi?", "Bebek akşam musun?" gibi tacizlerde bulunanlar kesin diskalifiye edilecek.
- Otopark mafyasının, pistin etrafındaki 10 kilometre çapındaki alana girmesine kolluk kuvvetleri engel olacak.
Şehirlerarası otobüste gece 23:00’dan sabah 05:00’a kadar nefes almadan konuştuktan sonra, şoföre; ”Kaptan bey evladım, kusura bakma seni de uyutmadık!” diyen yurdum teyzesine alkışyokmu?
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Annemin damatları için yorumu:
“Bütün öküzler de bizi buluyor; nasıl ot yetiştirdiysem artık..
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ On bir yaşındaki oğlum babasına, ileride kıllı bir erkek olmaktan çok korktuğunu söylüyor. Kocam da “Ne var kıllı olmakta oğlum, benim de çok kılım var.” diyerek endişesinin gereksiz olduğunu vurgulamaya çalışırken oğlumdan gelen cevap:
“Baba kusura bakma ama senin kılın değil kürkün var!” ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Ben oruçluyum, karım değil. Trafikte ilerlerken trafik magandalarına orucum bozulmasın diye küfürleri karım ediyor.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Anneme mızmızlanıp, “Karnım ağrıyor, sev beni…” diyorum. Diğer odadan bizi dinle(me)yen babam sesleniyor, ” Hanım! Evet, karnıyarık yap, ben de çok seviyorum.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Bugüne kadar hiçbir işinde torpile başvurmayan annemin, mahşerde şehitlerin şefaat edeceğini duyunca verdiği tepki:
“Dedem şehit, bizi aldırır.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Yeter artık, atacağım boğaz köprüsünden kendimi!” diyen bir annem, “Yol parası çıkarma şimdi, camdan atla.’ diyen bir de babam var.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Bu favorim ; Komşumuzun yeni doğan bebeğine “Toprak Su” ismini koydular. Biz de kısaca “Çamur” diyoruz.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ 25 aylık oğlumun net olarak bildiği iki şey var; pipi ve baba. Sorduğumda bazen karıştırıyor ama o kadar kusur kadı kızında da var.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Genelde gençler hoşlandığı kızı etkilemek için arabayla gezer, tozar. Kardeşim ve arkadaşı ise bu işi “tır”la yapıyor. Çok etkileyiciler canım, çok .▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Evlendiğimiz ilk günden beri istisnasız sabah erken kalkar ve kocamın kahvatısını hazırlarım. Bir gün hazırlamazsam ne yapacak diye kalkmadım, “Sen hep böylesin zaten!” deyip kapıları çarptı ve gitti.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Lisedeyken Türkçe, İngilizce ve Almanca derslerinden başarısız olmuştum. Karneye bakan babamın sitemini hala unutamıyorum:
“Bari birini geçseydin de hangi milletten olduğunu anlasaydık!” ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Ramazanın yaza denk gelmesi ve bu sebeple havaların sıcak olması nedeniyle çoğu insan maalesef oruç tutamıyor. Buna abim de dahil. Ama abim için sorun değilmiş. Nasıl mı? Sevgili abim emekli olduktan sonra, 5 yıl boyunca sürekli oruç tutarsa, tutmadığı günlerin hepsini karşılamış olacakmış. Bir de Cuma namazı var. Yine emekli olduktan sonra her Cuma öğle namazını kılarken, fazladan 3 rekat eklerse yine kılmadığı günleri karşılamış olacakmış. Valla ne diyeyim abiciğim, Allah kabul etsin.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Arkadaşım ilk defa oruç tutmuş, orucunu açarken de şöyle dua ediyor:
“Tanrım, sana inanıyorum, sana tapınıyorum, işlediğim tüm günahlar için de pardon diyorum” Senin Paris’ten bizim mahallenin camisine kadar daha gelecek çok yolun var arkadaşım, çok..
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Bir anda normal değerin üstüne fırlayan, sonra tekrar normal değerin altına inen tansiyonuna canım annemim müthiş yorumunu aynen aktarıyorum:
“O*rospu g*tü gibi oynuyor bugün yine!” ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Cenaze namazına başlamak üzereyken, imamın “Saf olalım” anonsuyla bana dönüp gözlerini pertleterek saf taklidi yapan saygıdeğer kardeşim, Allah cezanı verecek!
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Sevdiğim kadını aracıyla takip ediyorum, Zekeriyaköy orman yolunda sanırım şüphelenip aracı sağa yanaştırıp bekliyor. 100 mt. kadar gerisindeyim. O bekliyor, ben bekliyorum, o bekliyor, ben bekliyorum,… Derken cebime bir mesaj geliyor :
“Arkamdaki sen misin?” Salak kafam cevap veriyor:
“Saçmalama! Ne işim var orman yolunda…” ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Anneme sürekli “Seni çok seviyorum” diye mesaj atan babama “Hep anneme mesaj atıyorsun! Biz neciyiz, insan bir kere de çocuğuna mesaj gönderir…” türü bir ton sitemde bulunuyorum, gülüp geçiştiriyor. Beş, on dakika sonra telefonum bipliyor, babamdan mesaj geliyor:
“Anneni çok seviyorum.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Şu sıralar hangi kitabı okuduğunu sordum. “O kadar yeni başladım ki adını hatırlamıyorum.” dedi. Okumuyorum desene şuna!
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Nişanlım geçenlerde hal hatır sormak için babamı aramış, annem o esnada uyuyormuş. Bir önceki aramasında da annemle konuşmuş ve babam uyuyormuş. Bunca zamandır neden iyi anlaştıklarını bulmuş:
“Tabii ki 30 senedir mutlu bir evlilikleri olur. Birbirlerini görmüyorlar ki.” Çok mantıklı geldi, sustum.
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Abim, hızlı araba kullanan enişteme yolu tarif ediyor; “Birazdan yuvarlanacağımız şarampolün sonundan ilk sağa dön enişte…” ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Rahmetli anneannem sahuru geç bitirsin “Olsun daha Kabe’de ezan okunmadı” derdi. Namaza geç kalsın “Olsun daha Kabe’de okunmadı” derdi. Ya bizim islamdaki imtiyazlardan(!) onun kadar haberimiz yoktu ya da ben çocukluğumu Kabe’de geçirdim, haberim yok!
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Allah aşkına yeter hanım. Bir kerecik de iç de bana. Rakı iç, viski iç, sigara iç de.” diyen babam; “Öyle hepsini tek tek söyleyemem; topluca zıkkımın kökünü iç diyeyim, anlaşalım!” diyen de annem olur .▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ 4 kişi iş için Suriye’deyiz. Akşam bir lokantaya götürdüler bizi, yemeğimizi yedik, muhabbet ediyoruz. Bir kedicik dolanıyordu yanımızda ve hayvan doğal olarak “miyav” dedi. Şefimiz “Aaa, miyav diyor lan bu!” dedi. Üstümüz olduğu için bir şey diyemedik, kıkırdayabildik sadece. Şimdi ona buradan içimde kalanı söylemek istiyorum:
“Ne diyecekti lan kedi, ‘el arabiye miyaouv’ mu? Mal herif!” ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Sosyal Bilgiler 4. sınıf sınavında, “Savaşa gidip, savaştan sağ dönen askere ……. denir.” sorusuna, “Hoşgeldin” yazan benim canım öğrencimdir., ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Beni arayıp telefonumdaki ringayı dinledikten sonra annemi arayan ve “Kızınız galiba müzikli bir yerde, telefonunu duymuyor.” diyen adam, koskoca bankanın koskoca müdürüdür efendim. Hani alkış..
▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ Oğlumu yıkarken lifi uzatmasını istiyorum. Hangi lifi istediğimi soruyor. “Sarıııı!” diyorum, “Laciveeeert!” diyor. “En büyüüük?” diyorum, “Feneeeer!” diyor. “En küçük?” diyorum, oturduğu yerde başını eğiyor, önüne bakıyor ve “Pipiiim…” diyor ▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬ 123 km ile radara girilir, ceza itinayla ödenir, dönüşte arabada “Radara yakalanmışız” deyince babaannem yanıtlar:
“Allah Allah, o kadar da hızlı gidiyorduk nasıl yakalamışlar?”