İnanmayan arkadaşlara örnektir. Bu olay askerde başımdan geçti. Askerde çavuştum yani nöbet tutma olayım yoktu. Usta birliğine yeni gelen adanalı bir çocuk vardı. Çok sakin ama neşeli bir çocuktu. Neyse geldikten yaklaşık bir ay sonra buna nöbet yazmışlar. Ama taburun en sakaç yerinde kıranlık, adamı kesseler farkında olmaz kimsenin. Yanınada üst devre bir devremi vermişler. Tabi benim devre başlamış uyumaya bunuda dikmiş nöbete. 1 saat sonra taburda bir karışıklık bir panik silah sesleri geliyor onun tuttuğu nöbet kulesinden. Çocuğu zar zor getirdiler koğuşa.
Bağırmalar titremeler Gözlerini patlatıp bir noktaya bakmalar. Arkadaşa cinlerin düğününü gördüğünü söylemiş tepenin eteğinde. İlk baş hava değişimine gitmek için numara yapıyor dedim ama gözlerimle bir şeyleri görmeden önce. Çocuk cılız zayıf bir şey ama 3 kişi yatakta zor tutuyoruz adamı yatakta. Kendini boğmaya çalışıyor acaip acaip bir şeyler mırıldanıyor, gözleriyle odada sanki bir şey varmış gibi onu takip ediyor. Ama ona gerçekten inaİmamın tek bir sebebi vardı. Uyumaya başladığı zaman aniden ellerini boğazına götürdü. Kendini boğmaya çalışıyor. Nerden еsтi bilmiyorum içimden 3 kulluvallah bir elham okudum ama kimseye farkettirmeden. Çocuğun gözleri kapalı elini dudaklarına götürdü ve bana sus işareti yaptı. Başımdan sanki kaynar sular döküldü. O gün bugündür yatmadan önce mutlaka bu duaları okurum. İster inanın İster inanmayın. Ama gercek. Onlar her yerde.
Ünlü şovmen Cem Yılmaz, gösterilerinde:
- "Buradan çıkınca anlatılanların hepsini unutacaksınız" der. Ama star muhabiri unutmamış. Okuyun, gülmekten ölün. Bir buçuk aydır sahnelere çıkmayan Cem Yılmaz, dün Ankara'daydı. Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonu'nda sahne aldı. Kırdı, geçirdi.
- "Evde espri yapamıyorum. Eve iş getirme diyorlar" diyerek başladığı programında politik esprilere de yer verdi. İşte, kahkaha makinesinin unutulmaz esprileri:
- "Bir komedyenin programını izledim. Kadın sünnetçi çıkarmıştı. İlk kadın sünnetçi. Ben 1978'de sünnet oldum ve sünnetçi kadındı. Böyle hatıraların olması gerekiyor komedyen olman için. Ben 30 sene sonra anlatırım diye kendime 5 yaşında sünnet organize etmiş olamam. Beni kadın sünnet etti. Bundan bahsederken belden aşağı bir şeyden bahsetmiyorum. Sünnet bir hadisedir.
Erkek çocuğun mürüvvetinin görüldüğü yer. Erkek çocuğun mürüvvetinin görüldüğü yerler sünnet, askerlik, evlilik. Gerçi sünnette daha net görülür mürüvvet. Ona mürüvvet diyorlar, enteresan bir şey. Kadın ismi vermiş olmaları tuhaf. Gerçi rahim diye de adam var olsun. Diyarbakır'a  gidiyordum uçakla. Hostesle muhabbet ediyoruz. Business'ta oturuyorum.
Hep Business'ta otururum. Buraya da Business geldim. Ankara'ya business açılmış çok süper bir şey. Bilmeyen varsa söyleyeyim. Business iş amaçlı gidilen seyahat manasına gelmiyor. Portakal suyu veriyorlar sen de kendini bir b. k zannediyorsun. aynı uçağın içinde ne sınıf yapıyorsun ulan. Portakal suyu içerken kendini ne zannediyorsun. 'Mersi canım. Bunu içmeden uçamıyorum.' Bir de perdeyle ayırmıyorlar mı tavım ona.
Soruyorsun 'Somon var mı?' Arkana bakıyorsun. 'Fakirler, ekonomi, Allah belanızı versin. Uçak sizin neyinize.' Bir hava yaratırlar ki sanki uçak düşünce Business'tekiler ölmüyor. Hostesle muhabbet ediyorum. Laf döndü dolaştı sünnete geldi. Eh business'te oluyor böyle şeyler. 'Beni kadın sünnet etti' dedim. Hostes dedi ki, 'Aaa kadınlar bindiği dalı kesmez ama." Hostesin şakasına bak. Biz yapsak, aforoz ederler.
- "Ne yaparsın yap ne olursan ol öleceksin. İnsan ölümlü bir yaratıktır. İnsan öleceğini bilir. Belgesellerde gördüğün kaplanlar aslanlar gibi değil. Belgeselde gördüğün kaplan, aslan hep koşacağım zannediyor. O erkek aslanı görmüyor musunuz. Fönlü böyle. Artık ormanda nerede buluyorsa fönü. Bizimki daha kompleks bir yaşam. Öleceğini biliyorsun ve sıklıkla unutuyorsun. Hani ölümden dönenler anlatır ya; bir ışık geldi falan diye. O, kıça tıkılan pamuk. Senin inancını bilemem. İstersen toteme tap. Herkes ölecek.
Mahşer var ya. Orası işte. Kıyamet kopsun herkes orada olacak. Büyük bir kokteyl gibi düşünün. İlk gün imza almaktan anan ağlayacak. Herkes orada çünkü. Aaa Sezar. Reerkarnasyona inananlar var. Yok öyle bir şey.
Hep böyle yapıyorlar. 'Önceki hayatımda Rus Çariçesiydim' Hiç o... olan yok. Hiç duyuyor musunuz, 'Önceki hayatımda taksi şoförüydüm.' Herkes kral. Herkes yanacak bir kişi hariç. O da Fedon. Çünkü Fedon daha yanamaz. Fedon artık limitte, onu direk cennete alacaklar."
- "Türk Hava Kurumu bizim memleketin en iyi çalışan kurumu. Kurban derisini veriyorsun ondan uçak yapıyor. Artık nasıl katlıyorsa. Bir de tuzlarsın F-16 oluyor diye bir geyik var ama yalan olmasın."
- "Askerde seni mesleğinle yönlendirirler. Terzisin terzi yaparlar. Atom mühendisiysen gazinoda televizyondan sorumlu olursun. Şahsına santral kuracak değil ya. Gençliğin bir lafı vardır, 'En verimli çağımda askere aldılar' Sanki herifi soğuk füzyonu bulurken götürdüler. Bunu söylediği zaman komik durum oluyor. Ama günde sekiz saat antrenman yapması gereken baleti 8 ay botla gezdirirsen Kuğu Gölü'nden manda b. kuna transfer olur. En verimli çağımda askere aldılar. Ne yapıyordun ki? Verimli verimli evde oturuyordum. Ulan ben para basıyordum beni aldılar askere. Niye bedelli yapmadın diyorlar. 15 bin mark veriyordun 28 gün yapıyordun. Ben hiç para vermeden 550 gün yaptım. Bir de orada olanı biteni anlatıyorum senede 2 milyon dolar kazanıyorum. 28 günlük birikiminle single çıkaramazsın. 300 erkek yan yana yatıyorsun abi. Kalabalık bir erkek topluluğu demek, başka bir organizma demek abi. Kadın olmasa b. k içinde yüzeriz. Kadın kendine özenmen için sebeptir. Deodurant mı at gitsin.
Konyalı arkadaşına koksan ne olur ya. Ayaklarını haftada bir mi yıkıyorsun. Ayda bir yıkan Kim senin mantar yetiştirmene birşey diyebilir. Askerliği yapmış olan o kokuyu bilir. Küfür konusunda ben muzdarip bir insanım. Bu konuda bir çifte standart var. Vizontele'de ben bir adamı canlandırdım. Yazıldığı haliyle bir o. ç. O adamı başka türlü canlandırmanın imkanı yok. Bizim eski filmlerimizde falan küfür yoktur.
Trajedi yaşanır, adamın karısına, kızına tecav*z, bir de köyü yakarlar.
Bizim filmin kahramanı finalde gelir, ‘Alçaklaaar'. Yani hiçbir caydırıcılığı olmayan. Bir e*oin kaçakçısının hayatını yapıyor herif.
Şöyle konuşuyor: Mal geldi mi? Geldi efendim. Fakat, filhakika malımız kantara girdi. Olur mu lan öyle. Bu adamlar öyle konuşmuyor ki. Mal geldi mi? Geldi a. koyum. Malın anasını s. ler."
- "Deniz Harp Okulu'nun kuruluş yıldönümünde sahneye çıkıyorum. İlk mezunlar da gelmiş. Nasıl bir yaş ortalaması anlatamam. İlk 20 dakika eski Türkçe anlattım.
Filhakikat buna mukabil bir sonraki latifede buluşmak üzere. Benden sonra Ajda Pekkan vardı, şöyle sundum: Yeni yetenek Ajda Pekkan. Abicim sıfır reaksiyon. Herkes onaylıyor. 'Bu kız çok tutacak' diyorlar."
- "Al kadehi, ver, al. Lider taklidi yaptım durduk yerde. Eskiden lider taklidi vardı. Şimdi çok zor. İki kişi koluna girecek. Amma zor iş."
- "14 Mart Tıp Bayramı'nda doktor arkadaşlarla sohbet ediyoruz. Bizde sреrм bankası var mı diye sordum. Yok dediler. Dedim isabet. İçinde banka lafı geçtiği için biri hortumlar rezillik olur."
- ++++++++++++++++++++++ Sevgili Hakkuş, mektubunu aldım. Mektubunun gelmesi ne denli sevindiriciyse de okuduklarım o denli üzücüydü. Demek askere gittiğinden beri çavuşun size, özellikle de sana yapmadığı kalmamış. "Suçum olsa yanmam" diyorsun. Sana inanıyorum dostum. Olur olmaz seni dövdüğüne göre, yazdığın gibi o herif asker ocağına yakışmayan sadistin teki. Sen sivilken ağzına kötü söz almazdın. Adamın beşiğinden mezarına kadar nesi varsa sövdüğüne göre gerçekten çok sinirlenmişsin. Ama haklısın. Ben de olsam ondan nefret ederdim. Oysa hepiniz aynı vatanın evladısınız. Neden ayrım yapıp en ağır işleri sana yaptırıyor ki? Senin gibi aklı başında, sorumluluklarının bilincinde olan insana böyle davranmak için çok adi birisi olmalı. Zaten "adinin teki" demişsin. Neyse hakkuş, vatan borcu bu.  Herşeye, insanlıktan uzak olan çavuşuna bile katlanıp vazifeni yerine getirmelisin. Sen yine elinden geldiğince iyi asker olmaya çalış. Beni de mektupsuz bırakma. Mektupları dışardan yollamakla iyi ediyorsun. Çavuş iti okursa bir de mektuplar için dayak yersin sonra. Özlemle gözlerinden öperim.
Dostun Recai +++++++++++++++++++++++ Ulan Recai iti, ben sana ne zaman mektup yazdım da o Allah'ın belası mektubu gönderdin? Mektuplarımızın okunduğunu bildiğin için bu adiliği yaptın di mi köpek? Senin yüzünden gül gibi çavuşumun bana yapmadığı kalmadı. Tonla dayak. Bir hafta da hapis cezası yedim, Çavuş beni bölüğün önüne çıkarıp:
- "Karşınızda ordumuzun en şerefsiz askeri duruyor" dedi. Ne dediysem, senin nasıl adi bir yaratık, mektubunun da o eşşek şakalarından biri olduğuna inandıramadım. Bir daha mektup falan yazma. Zaten, ilk izne gelişimde ellerini un ufak edeceğim. Birkaç yıl eline kalem alamayacaksın. En kısa zamanda başına bir kaza gelmesini, sürüm sürüm sürünmeni dilerim.
Hakkuş +++++++++++++++++++++++ Merhaba Hakkuş, yanında olamadığım, sorunlarını ve acılarını paylaşamadığım için kahroluyorum. Mektuplarını okudukça içim kan ağlıyor. Manyak çavuş iyice azdı ha. Vay sаdisт vay. Bir de adam bilip çavuş yapmışlar. Böylelerinin eline hiç yetki vermemeli. Sonra ne oldum delisi oluyorlar. "Sivil olsam yapacağımı bilirdim" diyorsun. Ama haklısın Hakkuş. Sinirlerine hâkim ol. Askerlikte üste saygısızlık olmaz. Adama askerliği bitirtmezler vallahi. Uyma o hayvana dostum. Zor ama sayılı günler gelir geçer. Buralar bildiğin gibi eksikliğini hep hissediyoruz. En güzel günler seninle olsun.
Kardeşin Recai +++++++++++++++++++++++ Recai denen hayvan, Lan sana hayvan demek iltifat, hayvanlara hakaret olur, oğlum sen çıldırdın mı? Çavuş fıttırdı. Adamın bir ağzıma yapmadığı kaldı. "Yazmadım komutanım." diyorum, yemin billah ediyorum, dinlediği yok. Ah ulan eşşoğlu eşşek yaktın beni. Askerliğim şimdiden bir ay uzadı. Her gece tuttuğum 8–5 nöbetleri, günde yalnız başıma tam teçhizat 20km koşu, iki çuval ıspanak ayıklamak imanımı gevretiyor. Yeter artık Recai! Şakanın çıkacak suyu muyu kalmadı. Bu gidişle biraz zor ya, izne gelirsem kendine kaçacak delik ara. Tüm kemiklerini kıracağım. Allah belanı versin.
Hakkuş +++++++++++++++++++++++ Hakkuş'cuğum, Yooo, yazdıklarına inanamıyorum. Bu kadarı da olmaz ama. O şerefsiz çavuşun sana yaptıklarını insan yapmaz. Nedir bu eşşoğlu eşşeğin sana çektirdiği? Yani afedersin ama insan sokaktaki uyuz ite bile daha iyi daha merhametli davranır. Bak Hakkuş, sakın benden gerçekleri saklama, yoksa görevden mi kaytarıyorsun? Eninde sonunda ikiniz de bu vatanın evladısınız. Böyle yapması için ya kafadan sakat ya da soysuz olmalı, ne diyeyim Hakkuş, sabredeceksin. Allah sevdiği kuluna çektirirmiş. Seni de seviyor olmalı ki çavuş gibi bir namussuzu başına bela diye salmış.
Can dostun Recai +++++++++++++++++++++++ Recai soysuzu stop, sayende askerliğim bitmeyecek stop, firar ettim stop, seni parçalamaya geliyorum stop.
Hakkuş
Ülkelerin birbirlerine önceden savaş ilan ederek savaştıkları dönemde, bizim "Rize" ilimiz Çin Devletine savaş ilan etmiş! Çinliler uzun uzun araştırmışlar, ancak "Rize" diye bir devleti hiç duymadıkları gibi haritadan da böyle bir devleti bulamamışlar. Daha sonra Çinlinin biri Türkiye'de "Rize" diye bir yerin varlığını öğrenmiş ve bunu yönetime bildirmiş. Rize bir devlet olmasa bile Çin yönetimi, ortada ilan edilmiş bir savaş olduğu için bütün ordularını toplayarak karadan ve denizden Rize'ye doğru gelmeye başlarlar. Bu arada Rize boş durmayıp yaşlılardan oluşan bir savaş komitesi kurmuş. Geride kalan genç, çocuk ve kadınlar da mevzilerdeki yerlerini almış. Çinlileri beklemeye başlamışlar. Derken denizden ve karadan mahşeri bir kalabalıkla Çin askerleri görünmeye başlamış ve o hızla da bütün önlerine çıkan Rizelileri kesip biçmeye başlamışlar. Ancak yaşlılardan oluşan savaş komitesinden ateş emri gelmediği için mevzilerde bekleyen Rizeli milisler Çinlilere karşılık veremiyorlarmış. Bu durum epey uzayınca Rizeli gençlerden biri fazla dayanamayıp mevziden fırladığı gibi doğruca savaş komutasının bulunduğu karargaha girerek, bir hışımla:
- "Çinliler celdi hepumuzi çeseyiler, biz onlara bişe edemeyiruk, bize niye ateş emri vermeyisunuz, yoksa korktunuz mi? aha bu Çinlilerden der." Bunun üzerine Komitenin Başkanı:
- "Uşağum sen ne deyisun, ne korkması, biz aha bu kadar Çinliyi nereye gömeceuk oni karar etmeye çalışıyiruk."
Ülkenin birinde kitap okumak yasakmış, okuyan asılıyormuş. Devriye çavuşu bir akşam kır saçlı bir adamı çevirmiş, bakmış elinde acaip kalın bir kitap, hemen kelepçeleri takacakmış ki adam bilmiş bir tavırla:
- "Oğlum bu sizin bildiğiniz kitaplardan değil" demiş. Asker de:
- "Lan kitabın ölesi bölesi olmaz yürü gidiyoruz" demiş. Adam tekrar:
- "Oğlum bu mantık kitabı" demiş. Asker merakla:
- "Mantık nedir?" diye sormuş. Adam:
- "Bilmiyomusun?" demiş. Asker:
- "Yoo" deyince, askeri kolundan tutarak:
- "Gel anlatayım sana" demiş. Başlamış anlatmaya:
- "Senin evde akvaryumun var mı?" diye sormuş. Asker de:
- "Var" demiş. Adam:
- "Akvaryuma bakınca aklına ne geliyor?" demiş. Asker de:
- "Deniz, kumsal falan" demiş.
- "Peki, kumsal deyince ne geliyor aklına?"
- "Bikinili hatunlar ve se*x" demiş asker.
- "Kadınlara düşkünsün" demiş adam. Asker:
- "Evet" demiş.
- "O zaman sen *bne değilsin" Asker de:
- "Tabiki" demiş.
- "Işte sorularla sonuca ulaşmaya mantık denir" demiş. Bu askerin çok hoşuna gitmiş. Arkadaşlarına hava yapmak için kitabı alıp adamı göndermiş. Zar zor kışlaya sokmuş kitabı. Yat emri verildiğinde çıkarmış ve başlamış okumaya. Diğer askerler panik yaparak:
- "Oğlum sen bizi öldürtecek misin? çabuk yok et o kitabı" diye çırpınırken bizimki hiç istifini bozmadan:
- "Oğlum bu kitap ötekilerinden değil. Bu mantık kitabı" demiş. Sazan askerlerden biri hemen atlamış:
- "Mantık nedir yav?"demiş. Asker de:
- "Bilmiyor musun? Otur yanıma da anlatayım sana" demiş ve sormuş:
- "Senin evde akvaryumun var mı?" Asker:
- "Yooo" diyince gayet bilmiş bir tavırla:
- "Oğlum sen *bnesin"demiş.
Kadının biri Maldivlerde bir kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, kadın lambayı kumların içinden çıkarmış ve lambayı ovalamış.  Lambadan cin çıkmış. Kadın hemen:
- "Üç hakkım var değil mi?" diye sormuş. Cin:
- "Tamam, tamam. Beni lambadan kurtardın ama yüksek enflasyon, iç piyasadaki daralma, üçüncü dünya ülkelerindeki düşük maaş oranları ve Güney Doğu Asya'daki Tsunami felaketi yüzünden sadece sana bir dilek hakkı verebilirim. Söyle bakalım nedir dileğin?" Kadın hiç tereddüt etmeden, cebinden bir harita çıkararak:
- "Orta Doğu'da barış istiyorum. Bu haritadaki ülkeleri görüyor musun? Bu ülkelerin birbiriyle savaşmayı bırakmasını barışın tesis edilmesini diliyorum." Cin haritaya bakmış ve dehşetle:
- "Tanrı aşkına Kadın! Bu ülkeler binlerce yıldır savaşıyorlar. Tamam işimde iyiyim ama o kadar da değil! Bunun yapılabileceğini sanmıyorum. Başka bir dilekte bulun." Kadın birkaç dakika düşünür ve:
- "Hayatım boyunca doğru erkeği bulamadım, bilirsin hem düşünceli, hem eğlenceli biri, mutfağı sevecek, ev işlerinde yardım edecek, yatakta kaplan, annemin yanında kuzu olacak, sürekli futbol izlemeyecek ve sadık olacak bir erkek diliyorum." der. Cin derin bir iç çeker ve:
- "Uzat şu kahrolası haritayı."