Temel, Amerikaya gider, Fransiz ve Amerikali arkadas edinir. Ne olursa olur üçü beraber ciddi bir suc islerler. Mahkemeleri olur ve mahkeme üçünede ölüm cezasi verir. Infaz sekli once Fransiza usulen sorulur, Fransiz;- "Bizde giyotin gelenektir serefi vardir" der.Giyotine yatirirlar ve kafasi gider. Amerikali arkadasina sorarlar.- "Bizde elektrikli sandalye gelenektir" der.Oda sandalyeye baglanir ve ölür. Sira temele gelir. Ona soruldugunda Temel düsünür.- "Aids'ten ölmek istiyorum!" der. Herkes sasirir. Ama doktorlar siringa getirirler ve aids mikrobunu damardan Temel'e enjekte ederler.Karadeniz'den gelen hemserileri sorar.- "Temel nettin?" Temel cevap veririr.- "Çaktirmayin lan pr*zervatif taktim." 63 0 0
İngiliz,Alman ve Temel bir plajda güneşleniomuş.İngiliz kalkmış denize doğru yürümüş aleti çıkarıp suya sokmuş herkes seyrederken dönmüş:- Deniz sıcaklığı 30 santigrad derece demiş.Alman kalkmış denize doğru yürümüş aleti çıkarıp sokmuş denize sonra dönmüş:- Deniz sıcaklığı tam olarak 30,2 santigrad demiş.Temel kalkmış denize doğru yürümüş aleti sokmuş denize sonra dönmüş:- Valla sıcaklığını bilemicem ama derinliği 32 santim 4 0 0
Temel bir gün fotoğraf çektirmek istemiş. Fotoğrafçıya:- Ben fotoğraf çektirmek istiyorum.Lakin vesikalık olmayacak.Fotoğrafçı:- Olur efendim. 24x32'ye ne dersiniz?Temel:- 768 eder de, bunun konumuzla ne alakası var? 2 0 0
Блондинка се провиква от банята: Блондинка започва мие косата си с шампоан, но в банята влиза нейна приятелка. Шампон La rubia, el shampoo y el pelo mojado Los gallegos y el champu - Петьо, имаме ли друг шампоан? Две блондинки са в квартирата си. Едната се провиква: Две блондинки под душа: Zwei Blondinen unter der Dusche: Sind zwei Blondinen in der Dusche. Sagt die eine zur anderen: Le dice Pepito a su madre: Por que a Loira toma banho com o chuveiro desligado? Después de un partido de tenis Manolo y Pepe se duchan en el club... - Manolo, ¿me puedex dar un poco de tu Champú? - Pero tú tienes el tuyo, ¿se te ha acabado? - No. Pero el mío dice "para cabello seco”, y yo lo tengo lodo mojado. Se están bañando dos atlantes en las regaderas del club, y Manolo dice: ¿Me podéis dar un poco de tu shampoo? Oye, pero si tú tienes el tuyo, ¿Acaso se te ha acabado? No, pero mira, el mío dice:... A blond was taking a shower and her husband called in and asked "did you find the new dry hair shampoo I picked up for you?" And the blond replied "yes but there's a problem I already got my hair wet" -Oye Manolo, ¿Me prestas tu champú? - Pero si tú tienes. - Sí, pero el mío dice para cabellos secos y el mío está mojado... Un atlante le dice a otro: - Oye Manolo, pásame otro champú. - Pero, si ahí en el baño hay uno. - Sí hombre, ¡pero este es para cabello seco y yo ya me lo he mojado! Manuel está tomando banho e grita para Maria: — Ô, Maria, me traz um shampoo. E Maria lhe entrega o shampoo. Logo em seguida, grita novamente: — Ô, Maria, me traz outro shampoo. — Mas eu já te dei... Due bionde fanno la doccia e una chiede all’altra: ‘Puoi passarmi lo shampoo per favore?’. ‘Ma se ne hai già uno!?’. ‘Sì, ma è per capelli secchi e io li ho bagnati!’ Дві блондинки в душі: — Передай мені, будь ласка, шампунь. — Але у тебе ціла пляшка в руці! — Це для сухого волосся, а я їх вже намочила. Estaban dos piuranos bañandose en un club de futfol y... - Oye Pancho ¿me prestas tu shampoo? - Pero Pedro tu tienes el tuyo - Si pero el mio dice para cabello seco y yo lo tengo todo mojado. Дві блондинки у квартирі. Одна у ванній миється й кричить звідти: — Олю, дай шампунь. — Там же у ванній повно шампуню. — Так тут на всіх написано "для сухого волосся", а я вже намочила. Estos son de dos peruanos duchandose y uno le pregunta si le deja su champu y el otro peruano le pregunta por que si el tiene y el le responde Que en el suño pone para cabello seco y el lo tenia... Blondýnka je ve vaně a volá na spolubydlící: „Katko, přines mi, prosím tě, šampon!” „Ale vždyť už jich máš u vany pět,” upozorní ji kamarádka. „Já vím, ale na všech je napsané, že jsou na suché... Temel duş almaya girer, şampuanı saçlarına boşaltıp ovalamaya başlar. Sırtını keselemeye gelen annesi sorar : - Oğlum kafanı ıslatmıyacak mısın ?.. Temel cevap verir : - Yok anne bu şampuan kuru... Blondinen til den anden blondine: Hvad laver du? - Jeg er lige i bad. - Jamen du har ikke tændt vandet? - Nej da, der står “Tørt hår” på denne shampoo Żona do męża: - Kochanie, podaj mi szampon. - Przecież butelka stoi zaraz koło ciebie. - Wiem, ale podaj mi inny, bo ten jest do włosów suchych, a moje są mokre... Deux blondes prennent leur douche ensemble. L'une demande : - Peux-tu me prêter ton shampoing ? L'autre lui dit : - Tu en as un juste derrière toi! Et la première blonde répond : - Oui mais celui... Divas blondīnes dzīvo kopā. Viena no vannas istabas sauc: Atnes man lūdzu šampūnu! Otra: Kāpec? Vannas istaba taču ir pilna ar šampūniem. - Jā, bet te uz visiem rakstīts- sausiem matiem, bet es... Temel bir gün banyoya girmiş. Ama su akmıyormuş. Annesi sormuş.- Oğlum neden suyu açmadan şampuanla saçını yıkıyorsun?Temel:- Anacığım bu şampuan kuru saçlar içinmiş. 2 0 0
Alman, Fransız, İngiliz ve Temel, bir uçakta seyahat ediyorlarmış. Bir süre sonra, pilot heyecanlı bir şekilde seslenmiş:- "Bakın büyük bir sorunumuz var. Uçağın motoru arızalandı. Uçaktaki yükü hafifletmemiz lazım yoksa düşeceğiz. Bu yüzden, içinizden birinin kendini feda etmesi gerekiyor."Kısa bir sessizlikten sonra Alman gururla ayağa kalkmış ve:- "Çok yaşa Almanya!" diyerek bağırmış ve kendini aşağı atmış.On dakika sonra pilot yine seslenmiş:- "İnebilmemiz için yükü biraz daha hafifletmemiz lazım. Bu nedenle, içinizden birinin daha kendini feda etmesi lazım."Bu kez Fransız gururla ayağa kalkmış ve:- "Çok yaşa Fransa!" diye bağırarak kendini aşağı atmış.Biraz sonra pilot yine seslenmiş:- "Maalesef inebilmek için son bir kişinin daha kendini feda etmesi gerekiyor."Bunun üzerine Temel ve İngiliz bir müddet birbirlerine bakmışlar. Bir süre sonra Temel gururla ayağa kalkmış. İngiliz’i tuttuğu gibi aşağı atmış ve bağırmış:- "Çok yaşa Türkiye!" 2 1 0
Temel bir gün İstanbul'dan memleketi Trabzon'a döndüğünde mahalle kahvesine uğrar. Arkadaşlarının oturduğu bir masaya yanaşır ve heyecanla konuşmaya başlar:- Ula uşaklar gelun da size bi şey anlatacağum.Arkadaşları merakla Temel'in etrafına toplanıp sorarlar;- Ula Temel ne oldi?Temel cevap verir;- Haçan uşaklar ben çok akilliyim. İstanbul'dan geluken şoföri kandurdum.- Laa nasi kandurdun?- Haçan ben geluken gidiş donüş bileti aldum... Ama geri donmiceğum... 2 0 0
Komutan sorar:- Söyle bakalım Temel, cephanelik önünde nöbet tutuyorsun, birden cephanelik infilak etti, ne yaparsın?- Herkesin duyması için havaya bi el ateş ederum komitanum! 1 0 0
Bir gün Temel ile Dursun yabancı bir ülkeye giderler. Temel Dursun'a büyük bir kuleyi göstererek:- "Burası dünyanın en yüksek yeridir. Atlarsan, ancak üç günde yere düşersin." demiş.Dursun sormuş:- "Ölür müsün peki?"Temel cevap vermiş:- "Ne zannettin, insan üç gün boyunca, aç susuz yaşayabilir mi?" 1 0 0
Temel çalışmak için İstanbul'a gelir ve boğazda deniz kenarında güzel bir arsa görür. Gecekondusunu yapar ama belediye ile başı derde girer. Temel, arsının kendisinin olduğunu iddia etmektedir. Uzun süren duruşmalar, sonunda Temel'in yapacağı yemin ile çözümlenecektir. Temel, bir 'biz' alır ve ucuna bir sinek geçirir. Ceketinin sağ iç cebine olmuş, sol iç cebine olmamış (ham) birer armut koyar. Ayakkabılarının içine de gurbette iken koklayıp özlem giderdiği Karadeniz toprağından bir avuç yerleştirip, hakimin huzuruna çıkar:- Yemin etmeye geldum. - Peki et bakalım. - Hakim Bey, bak. Habu bizdeki cana; (Elini sağ ve sol göğsüne bastırarak) işte olmuş, işte olacağa, hem vollaha, hem billaha; bastığım toprak benimdur! 1 0 0
Temel, gece vakti mezarlıktan geçmek zorundadır, ama çok korkar. Arkadaşları:- "Korkma yahu. Mezarlıktan geçerken şarkı söylersin; hiç bir şey olmaz." derler. Temel çaresiz bu öneriyi kabul edip mezarlığa girer. Zifiri bir karanlık, Temel korku içinde ve başlamış bir türkü söylemeye:- "Ay akşamdan ışıktır!" Ve hemen ardından müthiş bir koro:- "Yaaaylalar, yaylalar!" 1 0 0
Temel trafik kazasında ölür ve cehenneme gider. Cehenneme girerken kapıda zebaniler bunu dövmeye başlar. Temel:- "Durun durun" diye bağırır. Zebaniler de bir şey anlamazlar ve durup:- "Neden duracakmışız?" diye sorarlar. Temel de:- "Ama ayıp ediyorsunuz böyle yaparsınız buraya bir daha kimse gelmez" der. 1 0 0
La amante y la esposa изневерявала съм ти няколко пъти reines Gewissen Εξομολογήσεις Δηλητηριαση Jakob liegt im Sterben. Seine Frau sitzt auf der Bettkante. Er schaut hoch und sagt ganz schwach: Marco sta morendo e sua moglie gli siede accanto. La guarda e le dice con una debolissima voce: Luigi sta morendo e sua moglie gli siede accanto. Lui non smette di guardarla e con una voce debolissima le dice: My wife was dying. I was by her bedside. Este es un hombre que se esta muriendo y la esposa está al lado de él. Amor, dice él, tengo que confesarte algo, algo que no puedo llevar a la tumba sin decírtelo. La esposa le dice que no se... Lucrezia Borgia satt vid sin man dödsbädd och höll honom i handen medan tårarna strömmade nerför hennes kinder. Plötsligt särade hennes man på de bleka läpparna och viskade: - älskling, jag måste... O marido estava em seu leito de morte e chamou a esposa. Com voz rouca e já bem fraca, diz à mulher: — Meu bem, chegue mais perto. Eu quero lhe fazer uma confissão! — Não, não — respondeu a mulher.... Mąż na łożu śmierci wyznaje żonie swój życiowy sekret: - Przez 20 lat Cię zdradzałem... Żona: - A Ty myślisz, że ja bym Cię tak bez powodu otruła?! Am Sterbebett. Mann: „Schatz, ich muss dir was beichten. Ich habe mit deiner Mutter, Schwester und besten Freundin geschlafen.“ Sie: „Weiß ich doch. Und jetzt bleib liegen, dass das Gift schön... O femeie pe patul de moarte. Soţul, lîngă ea cu lacrimi în ochi o mîngîie. - Dragă, zice soţia, trebuie să îţi spun ceva. - Nu, dragă, stai liniştită, nu vorbi. - Ba da, trebuie să-ţi spun că te-am... Sotia era pe patul de moarte: - Dragul meu, vreau sa iti zic ceva.. - Lasa, draga mea, nu te obosi.. - Ba da, te rog.. - Bine, zii. - Vreau sa iti marturisesc ca te-am inselat cu toti prietenii... Sul letto di morte, all’ospedale. Lui le tiene la fragile e fredda mano, pregando, con le lacrime agli occhi. Lei muove appena le sue pallide labbra, mentre le parole paiono un lungo sospiro:... Facet na łożu śmierci zwierza się swojej żonie: - Nie mogę umrzeć bez wyznania ci prawdy. Przez całe nasze małżeństwo cię zdradzałem. Te wszystkie wieczory, w które niby pracowałem, spędzałem z... Vīrs guļ uz nāves gultas,mirstot saka sievai: - Gribu tev pirms nāves pateikt visu patiesību. Es pārgulēju ar tavu māsu un māti. - Zinu,dārgais,tāpēc jau es tevi noindēju. A férj halálos ágyán: - Drágám be kell valljak valami! - Mit drágám? - Sajnos megcsaltalak. - Tudom drágám, ezért mérgeztelek meg. "Bak karıcığım, ben ölmek üzereyim. Ölmeden önce sana bir itirafta bulunacağım. Seni aldattım, hem de bu evde senin yatağında." der... "Biliyorum" der kadın da, "Yoksa seni niye zehirlerdim ki?" Un homme est au chevet de sa femme qui va bientôt mourir... - Chéri, dit la dame dans un souffle. - Chut ne parle pas , lui dit son mari Mais la femme insiste : - Chéri je doit avouer quelque... C'est une femme qui est à l'article de la mort. Son mari lui tient la main, près du lit. Le mari a des larmes qui coulent doucement le long de ses joues. Bref, c'est triste. La femme essaie de... Deitada no seu leito de morte, a mulher segura a mão do marido e chora: — Querido, deixe-me falar. Tenho que te confessar algo... por dois anos eu te traí com Daniel, teu melhor amigo... - Tudo... Soţul pe patul de moarte: - Iubito, trebuie să ştii ceva. - Ce, dragă? - Te-am înşelat cu fata de la magazinul de bijuterii. - Ştiu, iubitule, de-aia te-am otrăvit. Je ženská na smrtelný posteli a vedle ní stojí její manžel. manželka říká: miláčku něco důležitého ti musím říct. nenamáhej se a nic mi neříkej. ne já musím nemůžu umřít aniž bych ti to neřekla:... Temel ölüm döşeğindedir. Karısını yanına çağırır:- "Bak Fadime, artık ölmek üzereyim sana söylemek istediğim birkaç şey var."- "Dinliyorum."- "Ben seni birçok kere aldattım."- "Biliyorum."- "Nasıl yani? Bunca zamandır biliyor muydun?"- "Seni neden zehirledim sanıyorsun?" 1 0 0
Sam, Mişa ve Temel uzun zamandır arkadaştır. Bir gün Sam, Temel’e: “Papazın karısıyla buluşacağını bu nedenle kilise ayininden sonra Papazı cemaat dağıldıktan sonra bir saat oyalamasını rica eder.Temel bundan hoşlanmaz ama arkadaşlık deyip kabul eder.Kilise cemaatinin dağılmasından sonra, Temel papazı yakalayıp en anlamsız sorularla oyalamaya başlar. Papaz sıkılır, Temel debelenir neyse geçer bir saat. Eyvallah deyip kalkıp çıkar Temel.Ertesi hafta Mişa yanaşır Temel’e. Başlar aynı edebiyat. Bir saat oyala şu papazı ben karısıyla buluşacağım nakaratı.Temel çeker sineye ve keser yine papazın önünü. Başlar boş boş sorulara. Sonunda saçma sorulardan sıkılan Papaz Temel’e kızıp: “Böyle ne kadar devam edecek oğlum” diye söylenir.Temel utanır, sıkılır ve sonunda Sam’la Mişa’nın kendisini oyalamasını istediğini itiraf edince Papaz arkadaşca elini Temel’in omuzuna koyup gülümseyerek konuşur:"Benim karım iki sene önce öldü. Sen eve gitmek için acele etsen iyi olur oğlum!" 1 0 0
Manevra varmış. Temel elde tüfek yerde yatıyormuş. Komutan gelip sormuş :- Düşman önden gelirse ne yaparsın Temel?Temel cevaplamış.Şu yandan, bu yandan,Arkadan gelirse, diye tekrar sormuş komutan.Temel bunları da cevaplamış. Komutan en sonunda :- Ya düşman tepeden gelirse? deyince.Temel dayanamamış ve :- Habu memleketin tek askeru ben miyum koomitanum daa! 0 0 0
Рангел се буди след едногодишна кома. La mujer que siempre acompañaba al marido Ein Mann liegt nach einem Autounfall wochenlang im Koma. Жена седи до леглото на умиращия си съпруг. Той я пита: Ein alter, sehr kranker Mann sagt zu seiner Frau: Жена седи до леглото на умиращия си съпруг. Той ѝ казал: Um homem estava em coma algum tempo, sua esposa ficava a cabeceira dele dia e noite. Até que um dia o homem acorda, faz um sinal para a mulher, para se aproximar e sussurrar-lhe: Ein Mann lag seit längerem im Koma, aus dem er ab und zu erwachte. Lei: "Ti devo parlare..." Un homme se trouvait dans le coma depuis un certain temps. Son épouse était à son chevet jour et nuit. Un jour, l'homme se réveilla. Il fit signe à son épouse de s'approcher et lui chuchota : "Durant tous ces malheurs tu étais à mes côtés. Lorsque j'ai été licencié, tu étais la pour moi. Lorsque... A woman's husband had been slipping in and out of a coma for several months, yet she had stayed by his bedside every single day. One day, when he came to, he motioned for her to come nearer. As... Een man ligt al een tijdje in coma en zijn vrouw wijkt geen minuut van zijn ziekbed. Op een dag komt de man bij bewustzijn en wenkt zijn vrouw meteend ichterbij. Hij fluistert haar in het oor: "In... Cafer komadadır. Yanında ise karısı... Cafer’in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:"İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın...Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi."Şimdi komadayım yine başucumdasın. Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın" 0 0 0
- Е, как беше в Лондон? Имаше ли проблеми с английския? Temel İngiltere'ye gitmişti. Arkadaşları Temel'e:- "İngilizce bilmezdin İngiltere'de çok sıkıntı çektin mi?"Demişler. Temel:- "Hayır, sıkıntıyı asıl İnciluzlar çekti..." 0 0 0
Temel trene ilk kez binecekmiş. Cemal ona uyarılarda bulunuyormuş.- Ula Temel son vagona pinmek çok tehlikeludur.- O zaman son vagonu niye takarlar trene... 0 0 0
Temel sevgilisiyle gidiyormuş. Sevgilisi bir mağazada gördüğü kürkü istemiş. Temel hemen vitrin camına bir tuğla atıp içinden kürkü alıp sevgilisine vermiş. Daha sonra sevgilisi otomobil galerisinde bir de araba görmüş ve busefer de onu istemiş. Temel de bunun üzerine-Ben bu tuğlaları sokaktan mı topluyorum? demiş... 0 0 0
Temel kırtasiye`ye girmiş, tezgahtara :- Pana pir roman lazum, demiş.Kırtasiye tezgahtarı sormuş :- Efendim agır mı olsun hafif mi?Temel :- Farketmez, nasul olsa arabam dısarudadur. 0 0 0
Портиер в американски хотел Обажда се една жена на рецепцията и ми казва: Една жена ми се обажда на рецепцията и казва: - Ту ти ту рум ту! - Тарирари рам пам!- отговорих ... аз хилейки се.... и тутакси ме уволниха. Откъде да се сетя, че искала два чая за стая №2! Anglik przychodzi do recepcji hotelowej i mówi do recepcjonistki: - Two teas to room two two. A recepcjonistka na to: - Pam param pam. Temel ingiltere'de lüks bir otele yerleşmiş.. oda servisini arayıp:- "Tu ti tu tu tu tu" demişOteldekiler telaşa kapılmış. bu mesajı çözmek için oraya buraya haberSalmışlar. sonunda konsolosluktan bir çevirmen bulmuşlar ve temel'in neDediği anlaşılmış:- "2 çay, 222'ye !" 0 0 0