en iyi fıkralar

Yüzü gözü mosmor bir kadın doktora gider. Doktor:
- Hanımefendi ne oldu size? Kadın:
- Doktor bey, ne yapacağımı bilemiyorum. Kocam ne zaman içip de eve sarhoş dönse beni bayıltana kadar dövüyor. Doktor:
- Bu konuda size çok işe yarayan bir çözümüm var hanımefendi.
Kocanız sarhoş olarak eve geldiğinde elinize bir bardak şekerli çay alın ve kocanız yatıp uyuyana kadar ağzınıza alacağınız bir yudum çayı ağzınızın içinde sürekli dolaştırın.
İki hafta sonra, aynı kadın, eli yüzü düzgün şekilde doktoru ziyaret eder. Kadın:
- Evet doktor, harika bir çözümdü bu. Kocam eve sarhoş geldiği her seferinde, yatıp uyuyana kadar ağzıma bir yudum çay alıp ağzımı çalkalar gibi ağzımda dolaştırdım; ve kocam bana hiç dokunmadı. Doktor:
- Gördünüz mü, ağzınızı kapalı tutmak ne kadar çok işe yarıyor.
Bir gün derede yüzlerce kurbağa vrak vrak vrak diye hep bir ağızdan neşeli bir şekilde oynaşırken yukarıdan bir kartal dalmış ve kurbağalardan bir tanesini yakaladığı gibi havalanmış. diğer kurbağalar şok içinde arkadaşını kaybetmenin verdiği üzüntüyle bakakalmışlar.
Ertesi gün yine aynı saatlerde kartal yine gelmiş ve yine bir kurbağa alıp havalanmış. 3. gün, 4. gün derken sürekli bir kurbağa eksiliyormuş dereden.
Kurbağalardan bir tanesinin aklına bir fikir gelmiş;
- “gidelim şu derenin karşısında yaşlı bir kaplumbağa var ona soralım. o yüzyıldır burada yaşıyormuş bir akıl verir bize” demiş
Kurbağalar vrak vrak vrak diye zıplayarak kaplumbağaya gidip durumu anlatmışlar. kaplumbağa biraz düşünmüş;
- “bu işin çok kolay bir yolu var”
- “nedir?”
- “aranızdan bir tane gözcü kurbağa seçin o sürekli gökyüzünü kontrol etsin gözetlesin”
- “evet, sonra?”
- Kartalı gördüğünüz an hepiniz birden sımsıkı el ele tutuşun.
- “eeeeee”
- “ama sakın bırakmayın tamammı kartalın gücü yetmez o zaman”
- “pekala vrak vrak vrak” (diyerek dereye dönmüşler)
Ertesi gün aynı saatlerde gözcü kurbağa vıraklayarak kartalın geldiğini haber vermiş. deredeki tüm kurbağalar bir anda sımsıkı el ele tutuşmuşlar. kartal derye daldığı gibi bir kurbağadan yakalamış ve zincir misali hepsini tutarak yükselmiş. derede gözcü kurbağa zik gibi tek başına kalmış zıplaya zıplaya kaplumbağaya gitmiş;
- “lan şerefsiz kaplumbağa biz de seni bir bok biliyo sanırdık nasıl öğüt verdin. kimse kalmadı hepsini "götürdü kartal”
- “ya ne olacakti, akşama kadar vırak vırak beynimi s*kip duruyordunuz. ”