Bir suçlu yurt çapında aranıyormuş. Bütün emniyet müdürlüklerine suçlunun bir adet cepheden ve iki adet profilden resmi dağıtılmış. İki gün sonra Trabzon Emniyet Müdürlüğünden bir fax gelmiş:- Suçlulardan ikisini yakaladık. Üçüncüsünün yakalanması an meselesi 0 0 0
Bir toplantıda, bir genç, Mehmet Akif'i küçük düşürmek ister:- Af edersiniz, siz veteriner misiniz?Mehmet Akif hiç istifini bozmadan şöyle yanıtlamış:- Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu? 0 0 0
Adamın biri gezdiği yerlerdeki olayları anlatmaktadır; su baskınları, yangınlar, kudurmuş köpekler, cinayetler... Hoca bir süre dinledikten sonra sözünü keser:- Taş üstünde taş kalmazdı dolaşsaydın hala taşrada" 0 0 0
Öğretmen öğrencilere sordu.- Cesaret ne demektir?Arka sıralardan bir öğrenci yanıtladı:- Bir şeyi bilmediği halde, biliyormuş gibi yapıp parmak kaldırmaktır. 0 0 0
Hâkim, kaza yaparak birkaç kişinin ölümüne yol açan bir şoförün ehliyetini iptal edince, şoför:- Aman hâkim bey, diye sızlanmış. Benim yaşayabilmem, şoförlük yapmama bağlı.Hâkim cevap vermiş:- Başkalarının yaşaması da sizin şoförlük yapmamanıza bağlı. 0 0 0
Öğretmen sormuş:- Hangi ayda yirmi sekiz gün var? Cenk cevap vermiş:- Bütün aylarda öğretmenim. 0 0 0
Temel 60 katlı bir gökdelenden aşağıya düşmüş. 50-40-20-10-5-4-3-2 derken 1. kata geldiğinde aklından şu geçmiş:- Allah'ım sana şükürler olsun. Bu kata kadar ölmeden geldiysem zaten 1. kattan düşsem de ölmem 0 0 0
Temel ve Fadime uzun yıllar nikahsız yaşamaktadır. Bir gün Fadime:- Temel bu iş böyle olmuyor, evlenelim artık, demiş. Temel gayet sakin:- Bizi bu yaştan sonra kim alır Fadimem 0 0 0
Öğretmen derste “anonim” kelimesinin manasını anlatıyordu;- Anonim, isimsiz demektir. Yani kime ait olduğu belli değildir. Tam o esnada bir kahkaha duyuldu, öğretmen sordu;- Kim güldü? Temel cevap verdi:- Anonim! 0 0 0
Temel aynalı sigaralığından bir tane sigara çıkarmış, o anda gözü aynaya takılmış;- Ula dursun, ha bu aynadaki adam baa tanıdık geliy demiş.Dursun aynayı temelden almış, şöyle bir bakmış,- Ula salak, tabi tanıdık gelir bu benim... 0 0 0
Temel araba sürerken kırmızı ışıkta geçmiş. Tabii bunu gören polis Temel'i durdurmuş. Polis:- Ehliyet ve ruhsat beyefendi!Temel:- Verdunuzda mi isteysunuz... 0 0 0
Adam, kitapçı dükkanındaki bayan tezgahtarla dalga geçmek için sormuş:- Hanımefendi Evin Reisi Erkektir adlı kitap var mı?Tezgahtar bayan gülümseyerek:- Maalesef beyefendi masal kitabı satmıyoruz 0 0 0
- "Papà, sai firmare ad occhi chiusi?" chiede Pierino al padre. - "Certo!" - "Allora chiudi gli occhi e firma la mia pagella!" - Mamma, kan du skriva när du blundar? - Ja? - Då kan du skriva under mitt matteprov nu. "Sag mal Papa, kannst du deinen eigenen Namen ganz schnell schreiben?" - "Aber sicher, mein Sohn." - "Und kannst du das auch mit geschlossenen Augen?" - "Natürlich." - "Gut. Dann mach jetzt fest... Son: Dad You Are My Hero. Dad: Really! Son: Yes. Son: Can You Give Me An Autograph With Your Eyes Closed? Dad: Well, Yes. Son: Then Sign My Report Card With Your Eyes Closed. Fiona asks her daddy, “Dad, can you write with your eyes closed?” “I believe I could, child, if I tried.” “Excellent, do you think you would like to try it on my school report?” Татко, можеш ли да се подписваш със затворени очи? Jaimito y la firma en la oscuridad Στο σκοτάδι Έλεγχος. Οι τυφλοί βαθμοί - Мамо, можеш ли да се подписваш на тъмно? Fritzchen: Little Johnny asked his father, "Dad, can you write in the dark?" Papà, tu sei capace di scrivere al buio ? Forse sì, perché? Ecco..allora mi firmeresti la pagella ? O garoto chega da escola e logo pergunta ao pai: — Papai, papai... Você sabe escrever no escuro? — Não, meu filho... Por quê? — É que eu queria que você assinasse o meu boletim! Noch mehr einfache Witze: Elfriede: "Papa, kannst du mit geschlossenen Augen schreiben?" Papa: "Ja, ich denke, dass ich das kann". Elfriede: "Ok, dann unterschreib mal bitte mein Zeugnis." Jasio pyta tatę: - Czy potrafisz podpisać się z zamkniętymi oczami? - Potrafię. - To świetnie. Trzeba podpisać się kilka razy w moim dzienniczku. “Dad, can you write in the dark?” “I think so. What is it you want me to write?” “Your name on this report card.” Toto dit à son père : - Papa, je suis prêt à parier que tu n'es pas capable d'écrire les yeux fermés ! - Bien sûr que si, je suis capable de le faire ! Tu me prends pour une bille, ou quoi ? -... - Тату, а ти можеш поставити підпис із закритими очима? - Так, синку. - Тоді закрий очі та підпиши мій щоденник. Un copil il intreaba pe tatal sau: - Tata, tu poti sa scrii cu ochii inchisi? - Nu stiu, sa incerc. - Bine, atunci sting lumina si sa imi semnezi si mie Carnetul de note. - "Papà sai firmare ad occhi chiusi? ... Allora firma la mia pagella!" - Babacığım, karanlıkta yazı yazabilir misin?- Sanırım yazabilirim. Ne yazmamı istersin?- Karneme adını yazıp imza atar mısın! 0 0 0
Temel ve Dursun gece bekçisi olarak görevliymiş. Tam konservatuvarın önünden geçerken ölü bir adamın yerde yattığını görmüşler. Temel telsizi açmış durumu polise bildirecekken;- Dursun, konservatuvar nasıl hecelenir?- İnan bilmiyorum.- O zaman bu ölüyü eczanenin önüne çekelim... 0 0 0
Temel bir gün kabız olmuş. Eczaneye gitmiş, eczacı Temel'e cır cır ilacı vermiş. Temel hemen orada ilacı içmiş. Eve doğru giderken bir adam;- Ha uşağum eczane nerededeur da, demiş Temel ise;- Ha şu yerdeki kahverengi şeyleru takip et, demiş. 0 0 0
Motosikletli turist yolda üşümüş, ceketini ters giymiş. Virajı dönerken Temel'in arabası ile çarpışmış ve yuvarlanmış. Önemli bir şeyi yokmuş.Temel hemen yardımına koşmuş ama adam birden ölmüş. Çevredekiler yetişip durumu sormuş;- Ne yaptın?- Kafası geri dönmüştü, düzelttim öldü... 0 0 0
Drückende Schuhe блондинка покупает туфли. продавец: - первые два-три дня туфли... Продавача към клиента: Die Verkäuferin zum Kunden: Verkäufer: "Die neuen Schuhe werden in den ersten Tagen vielleicht noch etwas drücken." In a shoe shop: Turkulainen osti uudet kengät, mutta pani ne heti kotiin päästyään kaappiin. - Mikset sinä käytä uusia kenkiä? miehen vaimo ihmetteli. - Olkoon nyt jonkin aikaa kaapissa, turkulainen tuumi. Myyjä... Verkoopster: "De eerste dagen zullen de schoenen wel een beetje knellen." Klant: "Geeft niet, Ik doe ze toch pas over een week aan!" Bir gün Temel bir ayakkabıcıya gider ve istediği ayakkabıyı alır. Parasını verir, tam giderken ayakkabıcı Temel'e derki:- Ayakkabı yeni olduğu için ilk hafta sıkabilir, der. Temel de der ki;- Ben de bir hafta giymem 0 0 0
Temel bir gün ölür ve cehenneme gider, cehennem zebanisi Temel'e tekme tokat girişir. Temel.- Uyyy daa siz böyle yaparsaniz buraya kimse gelmez. 0 0 0
Automobiliu važiuoja blondinė ir brunetė. Briunetė sako: - Pažiūrėk, koks gražus miškas! Blondinė: - Nematau, medžiai užstoja. Važiuoja blondinė su brunetė už vairo ir sako: - Blondine, tu pasisžiūrėk, kokie gražūs Lietuvos miškai. Blondine atsako: - Nematau, medžiai užstoja.. Двама борци пътуват в една кола и единия казва: Две блондинки си говорят и едната вика: Две плавуши шетаат на Водно и едната и кажува на другата: A brunette and a blonde are walking in the park. The brunette asks: "Hey can you see that forest over there?" The blonde looks that way and answers: "I can't, the trees are covering the view." Det var två killar som körde förbi en skog och då säger den ena killen: - Ser du skogen? - Nej, för alla träd är i vägen Jadą dwie blondynki pociągiem. Jedna mówi do drugiej: - Patrz, jaki piękny las. Na to druga: - Nie widzę, bo mi drzewa zasłaniają. Temel ve Dursun ormanda yürüyorlar. Bir ara Temel Dursun'a sesleniyor :- Dursun ormanın güzelliğine bak.Dursun:- Ağaçlardan göremiyorum ki. 0 0 0