Delikanlı çalıştığı şirketin mektuplarını postalayacaktı. Postacı mektuplardan birisini tartıp; "Bu çok ağır!" dedi. "Biraz daha pul yapıştırmamız lazım."Delikanlı;"Abi!" dedi. "O zaman daha ağır olmaz mı?" 0 0 0
Yüzme bilmeyen bir turist denize düşmüştü. Suda çırpınırken can havliyle bağırıyordu.- Help! Help!Yoldan geçen Temel onu gördü. Kızgın bir şekilde bağırdı:- Ula İngilizce öğreneceğine, yüzme öğrenseydin ya!.. 0 0 0
Temel satılık papağanları inceliyormuş. En pahalı papağanın önünde durmuş:- Abi bunlar nece konuşuyor?- İngilizce, Fransızca, Almanca.- Kaç paradır?- 200 Türk Lirası.- Lazca biliyor mu?- BilmiyorTemel papağanın burnunu okşamış;- Bu buruna yazuuk! 0 0 0
Adamın biri otele gelir:- Burada bir gece kalmak istiyorum. Fakat oda istemiyorum.- Oda istemiyor musunuz?- Hayır ben uyur gezerim. Uzun bir koridorunuz varsa, mesele yoktur. Sabaha kadar dolaşır dururum. 0 0 0
Automobiliu važiuoja blondinė ir brunetė. Briunetė sako: - Pažiūrėk, koks gražus miškas! Blondinė: - Nematau, medžiai užstoja. Važiuoja blondinė su brunetė už vairo ir sako: - Blondine, tu pasisžiūrėk, kokie gražūs Lietuvos miškai. Blondine atsako: - Nematau, medžiai užstoja.. Двама борци пътуват в една кола и единия казва: Две блондинки си говорят и едната вика: Две плавуши шетаат на Водно и едната и кажува на другата: A brunette and a blonde are walking in the park. The brunette asks: "Hey can you see that forest over there?" The blonde looks that way and answers: "I can't, the trees are covering the view." Det var två killar som körde förbi en skog och då säger den ena killen: - Ser du skogen? - Nej, för alla träd är i vägen Jadą dwie blondynki pociągiem. Jedna mówi do drugiej: - Patrz, jaki piękny las. Na to druga: - Nie widzę, bo mi drzewa zasłaniają. Temel ve Dursun ormanda yürüyorlar. Bir ara Temel Dursun'a sesleniyor :- Dursun ormanın güzelliğine bak.Dursun:- Ağaçlardan göremiyorum ki. 0 0 0
Temel bir gün ölür ve cehenneme gider, cehennem zebanisi Temel'e tekme tokat girişir. Temel.- Uyyy daa siz böyle yaparsaniz buraya kimse gelmez. 0 0 0
Drückende Schuhe блондинка покупает туфли. продавец: - первые два-три дня туфли... Продавача към клиента: Die Verkäuferin zum Kunden: Verkäufer: "Die neuen Schuhe werden in den ersten Tagen vielleicht noch etwas drücken." In a shoe shop: Turkulainen osti uudet kengät, mutta pani ne heti kotiin päästyään kaappiin. - Mikset sinä käytä uusia kenkiä? miehen vaimo ihmetteli. - Olkoon nyt jonkin aikaa kaapissa, turkulainen tuumi. Myyjä... Verkoopster: "De eerste dagen zullen de schoenen wel een beetje knellen." Klant: "Geeft niet, Ik doe ze toch pas over een week aan!" Bir gün Temel bir ayakkabıcıya gider ve istediği ayakkabıyı alır. Parasını verir, tam giderken ayakkabıcı Temel'e derki:- Ayakkabı yeni olduğu için ilk hafta sıkabilir, der. Temel de der ki;- Ben de bir hafta giymem 0 0 0
Motosikletli turist yolda üşümüş, ceketini ters giymiş. Virajı dönerken Temel'in arabası ile çarpışmış ve yuvarlanmış. Önemli bir şeyi yokmuş.Temel hemen yardımına koşmuş ama adam birden ölmüş. Çevredekiler yetişip durumu sormuş;- Ne yaptın?- Kafası geri dönmüştü, düzelttim öldü... 0 0 0
Temel bir gün kabız olmuş. Eczaneye gitmiş, eczacı Temel'e cır cır ilacı vermiş. Temel hemen orada ilacı içmiş. Eve doğru giderken bir adam;- Ha uşağum eczane nerededeur da, demiş Temel ise;- Ha şu yerdeki kahverengi şeyleru takip et, demiş. 0 0 0
Temel ve Dursun gece bekçisi olarak görevliymiş. Tam konservatuvarın önünden geçerken ölü bir adamın yerde yattığını görmüşler. Temel telsizi açmış durumu polise bildirecekken;- Dursun, konservatuvar nasıl hecelenir?- İnan bilmiyorum.- O zaman bu ölüyü eczanenin önüne çekelim... 0 0 0
- "Papà, sai firmare ad occhi chiusi?" chiede Pierino al padre. - "Certo!" - "Allora chiudi gli occhi e firma la mia pagella!" - Mamma, kan du skriva när du blundar? - Ja? - Då kan du skriva under mitt matteprov nu. "Sag mal Papa, kannst du deinen eigenen Namen ganz schnell schreiben?" - "Aber sicher, mein Sohn." - "Und kannst du das auch mit geschlossenen Augen?" - "Natürlich." - "Gut. Dann mach jetzt fest... Son: Dad You Are My Hero. Dad: Really! Son: Yes. Son: Can You Give Me An Autograph With Your Eyes Closed? Dad: Well, Yes. Son: Then Sign My Report Card With Your Eyes Closed. Fiona asks her daddy, “Dad, can you write with your eyes closed?” “I believe I could, child, if I tried.” “Excellent, do you think you would like to try it on my school report?” Татко, можеш ли да се подписваш със затворени очи? Jaimito y la firma en la oscuridad Στο σκοτάδι Έλεγχος. Οι τυφλοί βαθμοί - Мамо, можеш ли да се подписваш на тъмно? Fritzchen: Little Johnny asked his father, "Dad, can you write in the dark?" Papà, tu sei capace di scrivere al buio ? Forse sì, perché? Ecco..allora mi firmeresti la pagella ? O garoto chega da escola e logo pergunta ao pai: — Papai, papai... Você sabe escrever no escuro? — Não, meu filho... Por quê? — É que eu queria que você assinasse o meu boletim! Noch mehr einfache Witze: Elfriede: "Papa, kannst du mit geschlossenen Augen schreiben?" Papa: "Ja, ich denke, dass ich das kann". Elfriede: "Ok, dann unterschreib mal bitte mein Zeugnis." Jasio pyta tatę: - Czy potrafisz podpisać się z zamkniętymi oczami? - Potrafię. - To świetnie. Trzeba podpisać się kilka razy w moim dzienniczku. “Dad, can you write in the dark?” “I think so. What is it you want me to write?” “Your name on this report card.” Toto dit à son père : - Papa, je suis prêt à parier que tu n'es pas capable d'écrire les yeux fermés ! - Bien sûr que si, je suis capable de le faire ! Tu me prends pour une bille, ou quoi ? -... - Тату, а ти можеш поставити підпис із закритими очима? - Так, синку. - Тоді закрий очі та підпиши мій щоденник. Un copil il intreaba pe tatal sau: - Tata, tu poti sa scrii cu ochii inchisi? - Nu stiu, sa incerc. - Bine, atunci sting lumina si sa imi semnezi si mie Carnetul de note. - "Papà sai firmare ad occhi chiusi? ... Allora firma la mia pagella!" - Babacığım, karanlıkta yazı yazabilir misin?- Sanırım yazabilirim. Ne yazmamı istersin?- Karneme adını yazıp imza atar mısın! 0 0 0
Adam, kitapçı dükkanındaki bayan tezgahtarla dalga geçmek için sormuş:- Hanımefendi Evin Reisi Erkektir adlı kitap var mı?Tezgahtar bayan gülümseyerek:- Maalesef beyefendi masal kitabı satmıyoruz 0 0 0
Temel araba sürerken kırmızı ışıkta geçmiş. Tabii bunu gören polis Temel'i durdurmuş. Polis:- Ehliyet ve ruhsat beyefendi!Temel:- Verdunuzda mi isteysunuz... 0 0 0
Temel aynalı sigaralığından bir tane sigara çıkarmış, o anda gözü aynaya takılmış;- Ula dursun, ha bu aynadaki adam baa tanıdık geliy demiş.Dursun aynayı temelden almış, şöyle bir bakmış,- Ula salak, tabi tanıdık gelir bu benim... 0 0 0
Öğretmen derste “anonim” kelimesinin manasını anlatıyordu;- Anonim, isimsiz demektir. Yani kime ait olduğu belli değildir. Tam o esnada bir kahkaha duyuldu, öğretmen sordu;- Kim güldü? Temel cevap verdi:- Anonim! 0 0 0
Temel ve Fadime uzun yıllar nikahsız yaşamaktadır. Bir gün Fadime:- Temel bu iş böyle olmuyor, evlenelim artık, demiş. Temel gayet sakin:- Bizi bu yaştan sonra kim alır Fadimem 0 0 0
Llega un niño con su papá y la dice: - Papá, ¿Me puedes hacer mi tarea? - No hijo, no estará bien. Y el niño responde: -¡ Pero, inténtalo! ¿Sí? Dad, will you help me with my homework?" "I'm sorry," replied the father. "It wouldn't be right." "Well, " said the boy, "at least you could try." Dad," said Little Johnny, "I'm late for football practice. Would you please do my homework for me?" Little Johnny's father said irately, "Son, it just wouldn't be right." "That's okay," replied... - Papá, papá, ¿Puedes hacerme la tarea de Matemática? - No hijo, no estaría bien. - Bueno, por lo menos inténtalo hacer. Çocuk babasından matematik ödevini yapmasına yardım etmesini ister ve.- Doğru olmaz oğlum, cevabını alır fakat o ısrarlıdır:- En azından dene baba... 1 3 0
Temel 60 katlı bir gökdelenden aşağıya düşmüş. 50-40-20-10-5-4-3-2 derken 1. kata geldiğinde aklından şu geçmiş:- Allah'ım sana şükürler olsun. Bu kata kadar ölmeden geldiysem zaten 1. kattan düşsem de ölmem 0 0 0
Öğretmen sormuş:- Hangi ayda yirmi sekiz gün var? Cenk cevap vermiş:- Bütün aylarda öğretmenim. 0 0 0