Asker Fıkraları, Askerlik Fıkraları
Askerlik anıları V. 2011 * Sabah 07:30 da kalktım ( bu askerlik işi hiç güzel değil sabahın bu saatinde kalkılır mı) babam geceden tembihlemişti traş ol diye (baktım sakallar tam kirli sakal kıvamında dokunmadım) Annemi askere gidişimi görmek ister diye uyandırayım dedim hıı tamam oğlum güle güle kapıyı çekersin dedi gözlerim doldu
Evden çıktım arabaya binecektim ki Apartman görevlisi Hikmet efendi ile karşılaştım sabah sabah hayırdır dedi Askere gidiyorum dedim Gözleri doldu, benim oğlumda Hakkari ‘de, 6 ayı kaldı, nereye düştün dedi Aksaray ‘a gidiyorum dedim Allah´a emanet ol dedi gözleri doldu, biran sarılmak istedim ama sonra vazgeçtim otoparktan çıkarken arabanın arkasından su döküyordu herhalde çamur kalmış tamponda, sağ olasın Hikmet efendi
Sabah trafiğinde askerlik şubesine gitmek epey zamanımı aldı yolda çok sıkıldım, bu saatte uyanık arkadaşım olmadığı için telefonla da konuşamadım her giden söylüyordu telefon yasak diye demek böyle oluyormuş.
Askerlik şubesine geldim kapıda elinde silah tutan askere müracaatı nereye yapacağımı sordum, cevap vermedi yanında ondan daha büyük olan üniformalı bir abi vardı bu sefer ona sordum, gel bakalım böyle dedi, sert birine denk geldim herhalde üzerimi aradılar sonra eliyle bir yeri gösterdi benim gibi 3-5 kişi bekliyordu arkalarına takıldım. Aradan 25-30 dakika geçti hala bekliyordum demek askerlikte zaman hiç geçmiyormuş önümdekilerle konuşayım dedim tam önümde hafifi uzun saçlı eleman gazeteciymiş ülke sorunlarından bahsetmeye başladı çok vatansever birine benziyor, bu kadar ilgili olduğuna göre tamam dedim ÇOK memnun oldum tanıştığıma telefonlarımızı verdik birbirimize, askerden sonrada görüşelim istedim nede olsa askerde en yakın arkadaşımdı sıra ilerlemeye başlamıştı, tam bana geliyordu ki iri yapı sert görünümlü biri bunlar ne yapıyor burada diye çıkıştı müracaatı bekliyorlar komutanım cevabı geldi bankodaki askerden burada gürültü yapmasınlar çıksınlar dışarıda beklesinler diye çıkıştı işte dedim komutan bize taktı ah ah sivilde karşıma çıkarsın elbet ben bunun intikamını almaz mıyım diye içimden söylendim
Saat 12ye geliyordu evraklarımı verdiler banka dekontunu getirmemi istediler binadan dışarıya çıktım yemek saatiymiş orada duran askerlere midpoint var mı diye sordum, acıkmıştım yine cevap vermediler, bu üst devreler yeni askerleri çok eziyorlar
Her neyse açlığa biraz daha dayanabilirdim zaten havada serindi bir an önce banka işini halletmeliydim şafak sıkıştırmaya başlamıştı bankada sıra beklerken, sevgilimi aradım onu çok özlediğimden buradaki zorlu koşullardan bahsettim esneyerek sonra konuşalım dedi, beni unutmaya mı başlamıştı ne yine gözlerim doldu, ağlamamak için başımı yukarılara çeviriyordum ki buyurun işlem nedir diye veznedar sordu Hesabımdan vatan borcu ödeyeceğim dedim işlemi yaptı, dekontu verdi vatan sağ olsun dedim, cevap vermedi
Tekrar şubeye gittim artık ayaklarıma kara sular inmişti, 5 saattir askerliğin kralını yapıyordum oradan oraya koştur, aç kaldım zaten bir de hava soğuk bankodaki askere dekontu verdim 5 dakika bekle teskereni vereceğiz dedi şafak 5 dedim gülerek, o gülmedi komutanın odasına çağırdı beni komutan al bakalım teskeren dedi yarım ağızla vatan size minnettar diye söylendi yine gözlerim doldu, vatan sağ olsun diyecektim ki, çıkabilirsin dedi
Bankonun önünden yavaş yavaş dışarı doğru yürümeye başladım artık zaman geçmiyordu, avludan geçip kapıdan dışarı çıkarken son bir kez dönüp arkama baktım ne anılarım vardı bu koca nizamiyede artık hür generaldim koşa koşa evime gitmek istiyordum arabama atladım ki telefonum çaldı, benim kanka derse gelip gelmeyeceğimi soruyordu nasıl unutmuştum bunu üniversitemin 8. Senesindeydim dersler bitmek bilmiyordu her ne kadar zorlu bir askerlikten yeni çıkmış olsam da hayata devam etmeliydim direksiyonu Yeditepe ye doğru kırdım ve hayatın zorlu basamaklarını tırmanmak için kaldığım yerden devam etmeye yola koyuldum..
Askerliğini doktor olarak yapan bir er komutanın karısıyla her gece cinsel ilşkiye girmektedir. Ve komutanın karısı, ere; "Ya bu böyle gitmez. Bu işi kocamın haberi olacak şekilde yapsak daha iyi olur" der.
Er de "Nasıl olacak bu iş?" diye sorar ve kadının aklına şahane bir fikir gelir ve de bunu ere anlatır. Komutanın karısı hasta numarası yaparak kocasını çağırır ve kocası da tabi ki doktor olan erini çağırır "Karım hasta" diye.
Er gelir ve komutanı, erine "Ya karıma bir bak. Ne oldu acaba, çok hasta galiba" der. Er de karısına bakar ve "Komutanım, karınız çok hasta" der. Komutanı " Ne oldu oğlum, ne var" diye sorar.
Er "Söyleyemem" der. Komutanı "Söylesene oğlum ne var?" der. Er de "Şey komutanaım karınızın rahiminde akrep var" der.
Komutanı korkmuş ve heyecanlı bir şekilde "Oğlum, ne yapacağıze diye sorar. Er:
- Komutanım, karınızı *ikerken akrep sizin *ikinizin kafasını tutacak ve akrebi oradan alacağız..
- Oğlum ben yapamam.
- Yapmanız lazım komutanım, karınızın çok az bir ömrü var.
Komutanı utanarak:
- Ya erim, sen yapsan olmaz mı?
- Sizin için olur komutanım. Der.
Er, komutanın karısına girip çıkmaya başlar. 1 olur, 2 olur, 3 olur ve komutanı sorar:
- Oğlum, daha yakalamadı mı?
- Yakalamadı komutanım.
4 olur, 5 olur, 6 olur ve komutanı biraz daha sinirlenerek ve bir o kadar da utanarak "Oğlum yakalamadı mı?" der. Er de "Yakalamadı komutanım" der.
Neyse, 10 olur, 11 olur, 12 olur. Komutan yine aynı soruyu sorar, er de zevkten dört köşe olmuş şekilde aynı cevabı verir ve komutan sinirlenir:
- E be oğlum, boğ bari akrebi…
Temel, Amerikanin durduk yerde Irak’a saldirmasindan rahatsiz olmustur. Bir yolunu bulup baskan Bush’a telefon eder:
"Alooo! Ben, Temel olarak size savas acayrum haberunuz olsun!"
Bush, gülerek yanitlar:
"Hehehe…kac kisilik bir ordun var ki?"
Temel düsünür:
"Hmmm…kayinpirader Idrus, halaogli Tursun, kaavedeki arkadaslar…"
Ve yanit verir:
"9 kisidur daa!"
Bush icinden kis kis güler ve ciddi olmaya calisarak:
"Temel bey, sizin 9 kisilik ordunuza karsilik Amerikan ordusu tam 2 milyon askerden olusmaktadir!" der.
"Hmmm…"
Der Temel:
"Sizu pir süre sonra arayacagum."
Aradan birkac gün gecer ve Temel, Bush’u yeniden arar:
"Baskan, savas ilanimuz gecerlidur. Bir miktar ekipman hazirladuk size karsi!"
Bush, ilgiyle sorar:
"Neymis bunlar?"
"Hacan, bizim Tursun’un tiraktörü, benim cakaralmaz tüfek bi de kavedeki arkadaslardan birinin bicerdöveri…"
Bush güler:
"Iyi ama benim tam 150 bin tankim, 30 bin ucagim ve 10 bin askeri gemim var! Haaa, ayrica bu arada askerlerimizin sayisi da 3 milyon oldu!"
Temel yeni gelisme karsisinda biraz sikilmistir:
"Tamam, bir müddet sonra sizu yeniden arayacagum."
Birkac hafta sonra Temel, Bush’u yeniden arar:
"Baskan, savas ilanumuzu ceri alayrum."
Bush merakla sorar:
"Neden?"
Temel, moralsiz bicimde yanitlar:
- "Cenevre anlasmasinu incelemisuzdur. 3 milyon savas esirini barinduracak yerimiz yoktur!"