Kadın gece uyanıyor ve kocasının yatakta olmadığını görüyor. üzerine sabahlığını atıp, aşağıya iniyor. kocası mutfakta oturmuş, önünde bir fincan kahve, derin düşüncelere dalmış görünüyor. Gözlerinden süzülen iki damla gözyaşını elinin tersi ile silerken, kahvesinden de bir yudum alıyor.
- Hayırdır, gecenin bu saati aşkım? nedir derdin? diyor kadın.
Adam, kahvenin üzerinden ona bakarken;
- Hatırlar mısın aşkım, çıkmaya başladığımızda sen henüz 16 yaşındaydın! ne kadar duygusal, ne kadar şevkat ve sevgi doluydun!
Kadının gözleri doldu;
- Evet tabii ki hatırlıyorum.
Kocasının sözleri gırtlağında düğümleniyordu;
- Hani arabanın arka koltuğunda babana basılmıştık!!
Adam devam etti;
- Ve silahı kafama dayayıp, ‘ya kızımı alırsın, ya da 20 yıl hapislerde çürürsün!!’ dediğini.
Yumuşacık bir sesle ‘hımmm’ dedi kadın..
Adam yanağından bir gözyaşı daha silip, sözlerine devam etti;
- Işte bugün çıkıyor olacaktım!!!
Anne deve ve çocuk deve hayata dair sohbet ederler. Meraklı çocuk deve annesine:
- Anne, neden 3 parmaklı, kıllı ve geniş ayaklarımız var?
- Devasa çölleri geçerken ayaklarımızın kumlara saplanmaması için. Diye cevap verir anne.
- Aaa! Anladım anne. Diye hayretle söylenir.
Birkaç dakika sonra çocuk deve tekrar annesine dönerek:
- Anne! Neden uzun kaşlarımız var peki?
- Bu uzun kaşlarımız, кuм fırtınalarına kumun göz kapaklarımıza girmesini engellemek için yavrucuğum.
- Aaa! Anladım anne. Yine hayretle söylenir.
Biraz daha vakit geçtikten sonra, çocuk deve tekrar annesine döner ve:
- Anne söylesene, neden sırtımızda kocaman bir hörgücümüz var?
Anne deve çocuğunun sorularından bıkmış bir halde:
- Bu hörgücümüz uzun çöl gezilerimizde su depolamak için. Bu hörgüç sayesinde çok uzun günler susuz yaşabiliyoruz!
- Tamam anne: eğer doğru anladıysam; geniş ayaklarımız var, kuma batmamak için. Uzun kirpiklerimiz var, kumdan korunmak için. Ve hörgücümüz var çok uzun çöl gezilerinde susuz kalmamak için. Fakat anne, bir de bana şunu söylesene:
- Evet yavrucuğum, sor?
- Peki bizim burada ne işimiz var, Gülhane hayvanat bahçesinde?
Şehrin hayırsever vakıflarından birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark etti.
Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bagışta bulunmasi için ikna etmeye çalışıyordu:
"-araştırmalarımıza göre yillik geliriniz en az 500 000 dolar, ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bagışta bulunmamışsınız. o paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?"
Avukat bir süre düşündü, sonra:
"-önce, araştimalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi?"
Görevli utandı:
"-şey, hayır."
"-sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkum oldugunu?"
Görevli utancından kıpkırmızı kesilmiş bir halde özür dilemeye çalışırken avukat onun sözünü kesti:
"-ya da kızkardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?"
Görevli yerin dibine geçmişti, sadece,
"-hayır, hiç bir bilgim yoktu …" diye mırıldanabildi.
Avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti:
"-pekala, ben onlara zerre miktar para vermezken size niçin vereyim?